Yaşlılıkta uykusuzluk

Yaşın ilerlemesiyle birlikte uykusuzluk daha sık görülmeye başlar. Yaşlılıkta uykusuzluk yaşam kalitesini önemli ölçüde bozar.

Yaşın ilerlemesiyle birlikte uykusuzluk daha sık görülmeye başlar. Yaşlılıkta uykusuzluk yaşam kalitesini önemli ölçüde bozar.

Uykusuzluk, uyuma imkanı olduğu halde uykuya dalamama veya uykuyu sürdürememe olarak tanımlanır. Kronik uykusuzluk dendiğinde ise, en az haftada üç gece ve en az üç ay süreyle uykusuzluk çekmek anlaşılır. Uykusuzluk başlıca iki şekilde kendisini gösterir. Kimi insanlarda uykusuzluk uyuyamama şeklinde görülürken, kimi insanlarda ise uykuya daldıktan bir süre sonra uyanma ve yeniden uyuyamama şeklinde görülür.

Uykusuzluk sık rastlanan bir yakınmadır ve erişkin insanların yaklaşık yarısı en az haftada bir geceyi uykusuz geçirir. Erişkinlerin %10-30‘unun kronik uykusuzluk çektiği tahmin edilmektedir.

Uykunun dönemleri

Uykuyu temel olarak iki kısma ayırmak mümkündür: REM Evresi (Rapid Eye Movement – Hızlı Göz Hareketi Evresi) ile NREM Evresi (Non-Rapid Eye Movement – REM-Olmayan Evre). Bu fazlar isimlerini gözlerimizin kapalı olmalarına rağmen göz yuvaları içindeki hareketlerinden alırlar.

REM ve NREM evreleri bir uyku boyunca periyodiktir. Yani vücudumuz uyku sırasında ortalama 90 dakikalık döngüler halinde REM ile NREM evreleri arasında gidip gelir. Rüyaların da genellikle görüldüğü REM evresi, NREM evresinden çok daha kısa sürer ve genellikle uykunun %80’i NREM döneminden oluşur.

Uykunun 4 evresi

NREM uykusu

Yavaş dalga uykusu olarak da bilinen NREM evresinde sinir aktivitesi giderek azalır, metabolik hız ve vücut ısısı en düşük düzeylere iner. Bu evrenin alt fazları ve genel süreçleri şöyle sıralanabilir: 

Hafif uyku (NREM evre 1)

  • Uyanık olmakla uyku arasındaki dönemdir.
  • Sadece 5-15 dakika arası sürer.
  • Uykunun % 5’ini oluşturur.

Derinleşen uyku (NREM EVRE 2)

  • Uykunun başlangıcıdır.
  • Ortam ile olan ilişik kesilir.
  • Nefes alımı ve kalp atışları sabitleşir.
  • Vücut sıcaklığı düşer.
  • Uykunun %50-60’ını oluşturur.

Derin uyku (NREM EVRE 3)

  • Kan basıncı düşer.
  • Nefes yavaşlar.
  • Kaslar gevşer.
  • Kaslara gönderilen kan miktarı artar.
  • Doku büyümesi ve tamiri hızlanır.
  • Enerji yenilenir.
  • Büyüme hormonu, gelişim hormonları (özellikle kas ile ilgili olanlar) salgılanır.
  • Uykunun %15-20’sini oluşturur. 

REM Uykusu

REM uykusu gece uykusunun %20-25’ini oluşturur. Buna karşılık uykuda beynin en aktif olduğu dönemdir. Bu devrede:

  • Beyne ve vücuda enerji sağlanır.
  • Gündüz performansına arttırmaya yönelik düzenlemeler yapılır.
  • Beynin farklı bölgeleri aktive edilir ve rüyalar görülür.
  • Gözler hızlıca hareket eder.
  • Vücut gevşer ve hareket edemez, kaslar tamamen kapatılır.
  • Ayrıca ghrelin ve leptin hormonları sayesinde mutluluk, tokluk gibi durumlar düzenlenir.
  • Karanlıkta salgılanabilen melatonin hormonu salgılanır.

Yaş ilerledikçe sadece uykunun süresi kısalmaz, derin uyku ve REM uykusu dönemleri de kısalır.

Yaşlılarda uykusuzluk nedenleri

Yaşlılar çeşitli nedenlerle uykusuzluğa daha eğilimlidirler. 60 yaşından sonra geçen her 10 yılda gece uyku süresinin ortalama 27 dakika azaldığı saptanmıştır.

Bu nedenler aşağıdadır.

  • Uyku düzeninde değişiklik: Yaşlanmayla birlikte uyku daha az dinlendirici olmaya başlar ve insanlar çevrelerindeki ses, ışık veya ısı farklılıkları gibi değişimlerle daha kolay uyanmaya başlarlar. Ancak, yaşlı insanlar da daha gençlerin gereksindiği miktarda uykuya gereksinim duyarlar.
  • Aktivite değişiklikleri: Yaş ilerledikçe fiziksel ve sosyal aktivite azalır, bu durum da kaliteli gece uykusunu güçleştirir. Ayrıca, günlük aktivitenin azalması sonucunda genellikle gündüz de uyunur ve bu da gece uykusunu da azaltır.
  • Sağlık durumu değişiklikleri: Artrit ve benzeri kronik ağrılar, depresyon ve anksiyete nedeniyle uyku süre ve kalitesi azalır. Uyku apnesi ve huzursuz bacak sendromu sıklığı da ilerleyen yaşla artar. Bunun dışında, prostat veya mesane problemleri nedeniyle sık idrara gitme zorunluluğu da yaşlılıkta uykusuzluk nedeni olur.
  • İlaçlar: Çeşitli kronik problemler nedeniyle kullanılan ilaçlar da yaşlılıkta uykusuzluk nedeni olabilir. Bunlar arasında:
    • Bazı antidepresanlar
    • Bazı tansiyon ilaçları
    • Allerji ve soğukalgınlığı ilaçları bulunur.
Yaşlılıkta uykusuzluk nedenleri

Yaşlanmanın uykuya etkileri

Yaşlılıkta uykusuzluk çeşitli şekillerde ortaya çıkar. Bunların başlıcaları şunlardır:

  • Uyku düzeninin değişmesi: Yaşın ilerlemesiyle biyolojik saat değişim gösterir ve insanlar genellikle daha erken saatte yorgun hissedip yatarlar ve sabah daha erken kalkmaya başlarlar. Bu da yaşlılıkta uykusuzluk nedeni olur.
  • Gece uyanmaları: Yaşlandıkça uykunun hafif dönemleri daha ön plana çıkar ve derin uyku ve REM dönemleri kısalır. Buna bağlı olarak gece uyanmaları sıklaşır ve çevreden gelen ses ve ışık gibi uyarılar daha uyandırıcı olur.
  • Gündüz uykuları: Yaş ilerledikçe gündüz uykuları artar. Bu durum kimi yararları olsa da, gece uykusunun süre ve kalitesini azaltır.
  • Uyku düzenindeki değişikliklerden daha fazla etkilenme: Uzun süre uykusuz kalma veya denizaşırı yolculuk gibi uyku düzenini bozan olaylardan sonra yaşlılarda adaptasyon daha geç olur.

İyi bir uyku düzeni için başlıca kurallar

Yaşlılar da, tıpkı diğer insanlar gibi, belli koşulları oluşturarak uyku düzenlerini iyileştirebilirler.

Temel kurallar

  • Uykunuz gelmeden yatağa gitmeyin: Yatma vaktinde uykulu hissetmiyorsanız, başka birşey yapın. Kitap okuyun, hafif bir müzik dinleyin veya bir dergiye bakın. Zaten iyi bir uyku disiplini oluşturduğunuz zaman yatma zamanında uykunuz gelir. 
  • Yattıktan 20 dakika sonra halen uykuya dalamadıysanız, yataktan çıkın: Kitap okuyun, meditasyon yapın, rahatlatıcı bir bitki veya meyve çayı için veya duş alın. Buna karşılık telefonunuzdan veya televizyondan uzak kalın. Eğer mümkünse, başka bir odaya geçin. Yatak odanız uyumak için gittiğiniz yer olmalı. Tekrar uykunuz gelince yatağa geri dönün.
  • İyi bir uyku düzeni için her sabah aynı saatte kalkın: Bunu tatillerde ve hafta sonlarında da yapın.
  • Düzenli olarak tüm gece uykusuna sahip olmaya çalışın: Gün içinde iyi dinlenmiş hissetmenizi sağlamaya yetecek süre uyuyun.
  • İyi bir uyku düzeni için belli bir günlük programı takip edin: Yemek, ilaçlar, ev işleri ve diğer düzenli aktiviteler vücut saatinin düzgün olarak çalışmasına yardımcı olur.
  • Yatağınızı sadece uyku ve cinsel aktivite amacıyla kullanın: Adı üstünde, orası yatak odası.
  • Öğle yemeğinden sonra kafein almayın: Kafein vücutta 8 saat kadar etkisini sürdürür, dolayısıyla akşam üzeri içeceğiniz çay veya kahve gece uykunuzu bozacaktır.
  • Yatma vaktinden altı saat öncesinde bira, şarap veya diğer alkollü içeceklerden kaçının: Alkol uykuya dalmanızı kolaylaştırsa da, uyku kalitenizi bozar, sık uyanma nedeni olur ve REM uykusuna geçişinizi güçleştirir.
  • Yatma vakti öncesinde sigara içmeyin veya diğer nikotin içeren gıdalar almayın: Sigara uyarıcıdır ve bu etkisi 1- 2 saat kadar sürer. Son sigaranızı akşam yemeğinden önce için veya daha iyisi sigarayı toptan bırakın.
  • Yatağa aç girmeyin, ancak yatma vaktine yakın saatlerde ağır yemek de yemeyin: Tercihan akşam yemeği ile uyku saati arasında 3- 4 saat olmalıdır. Akşam yemeğinden sonra bitki veya meyve çayları haricinde birşey yiyip içmeyin.
  • Yatma vaktinden önce altı saat içerisinde ağır egzersizden kaçının: Egzersizi günün daha erken saatlerinde yapın, genelde akşam 17:00’den sonra egzersiz yapmayın.

Uyku öncesi rutini

Yatmadan önceki bir saatte 20 dakikayı huzur veren (sakin müzik dinlemek veya evcil hayvanınızla oynamak gibi) veya odaklanmanızı değiştiren (bulmaca veya sudoku çözmek gibi) bir faaliyete, 20 dakikayı gevşemeye (mümkünse meditasyon veya yoga) ve son 20 dakikayı da özbakımınıza (diş fırçalama, makyaj temizleme gibi) ayırın. Bu dönemde tüm ekranlardan uzak durun.

Şekerlemeler

Yapabilirseniz, gün içinde şekerlemeden kaçının. Eğer mutlaka şekerleme yapmak zorunda kalırsanız, kısa tutun (bir saatten az). Öğleden sonra saat üçten sonra şekerleme yapmayın.

Kaygı ve stres

Endişelerinizi bir aile üyesi veya arkadaşınızla paylaşın. Duygularınızı bir günlüğe yazarak ifade edin. Meditasyon ve yoga da stresi azaltmaya yardımcı olur. Eğer endişeleriniz kalıcı bir problem ise profesyonel destek almayı düşünün.

İyi bir uyku düzeni için yatak odası

Bunu hatırlamanın kolay yolu, yatak odanızın bir mağara gibi olmasıdır. Camınıza ışık geçirmeyen (blackout) perde takın ve dışarıdan ışık sızmadığından emin olun. Odada veya odanın dışındaki koridorda gece lambaları dahil ışık kaynağı olmasın. Buna karşılık, gerektiğinde kullanmak için başucunuzda gerektiğinde açabileceğiniz bir lamba bulundurun. Yatmadan bir saat kadar önce yatak odanızı havalandırarak veya bir süre klima çalıştırarak serin hale getirin.

Yatak odasında çalışırken ses çıkartan veya ışık yayan saat veya benzeri eşyalar kullanmayın. Ekranlı çalar saatleri yatmadan önce ters çevirin. Yatak odanızda televizyon bulundurmayın.

Rahat ettiğiniz yatak ve yastık seçin. Serin tutan ve pamuk veya keten gibi doğal malzemelerden yapılma çarşaf, yastık kılıfı ve nevresimler kullanın.

Evcil hayvanlar stresi azaltır ve uykuyu kolaylaştırır. Ancak onları yatak odası dışında sevin, yatak odanızda olmasınlar. Evcil hayvanları yatağınıza asla almayın.

Evcil hayvanları yatağa almayın
Evcil hayvanları yatağa almayın

Teknoloji

Yatmadan bir saat önce televizyonu ve bilgisayarı kapatın ve telefonu elinizden bırakın. Telefonun yanınızda olması gerekiyorsa, sessize alın ve yakınınızdaki bir çekmecenin içine koyun. Yattıktan sonra asla mailinizi, mesajlarınızı veya sosyal medyanızı kontrol etmeyin.

Göz maskeleri ve kulak tıkaçları

Eğer çevreden gelen ışık veya sesleri engelleyemiyorsanız, göz maskeleri ve kulak tıkaçları oldukça yardımcı olur.

Göz maskeleri ve kulak tıkaçları
Uyku maskesi ve kulak tıkacı

Uyku ilaçları

Uyku ilaçları bir çare gibi dursa da, pek çok yan etki ve sakıncaya sahiptir. Bu nedenle uyku ilaçlarını kolay bir çözüm gibi görmektense, uyku disiplinini sağlamak daha önemlidir.

Benzer şekilde, uyumayı kolaylaştıran bitkisel çay ve ilaçlar da bir çözüm gibi görülebilir. Ancak bunların da mevcut sağlık koşullarıyla ve kullanılan ilaçlarla etkileşimleri olabileceği göz ardı edilmemelidir. Bu nedenle uyku ilaçları ve uykuyu kolaylaştırıcı doğal ajanlar doktorun görüşü olmaksızın kullanılmamalıdır.

Yaşlılar için uyku güvenliği

Yaşlılıkta uykusuzluk düşme ve kaza riskini arttırır. Bu nedenle, ilave güvenlik önlemleri de gerekir.

  • Yatağın yanında bir telefon bulundurun. Bu şekilde acil bir durumda yardım çağırabilirsiniz.
  • Yatağın yanında her an yakılabilecek bir lamba olsun. Bu şekilde gece yataktan kalkarken yakıp karanlık ortamı aydınlatabilirsiniz.
  • Yatak odasındaki tehlikeleri azaltın. Asla yatakta sigara içmeyin. Odada çarpıp veya takılıp düşmeye yol açabilecek mobilya, halı, kablo gibi şeyler bulunmasın.

ANKSİYETE BOZUKLUĞU

Anksiyete bozukluğu, psikolojik rahatsızlıklar arasında yer almaktadır. Toplumun %18’ini etkisi altına alan bu problem bazen günlük hayatı etkileyerek çok yorucu ve hayat kalitesini düşüren bir durum oluşturur.

Anksiyete bozukluğu, psikolojik rahatsızlıklar arasında yer almaktadır. Toplumun %18’ini etkisi altına alan bu problem bazen günlük hayatı etkileyerek çok yorucu ve hayat kalitesini düşüren bir durum oluşturur.

Anksiyete bozukluğu (kaygı bozukluğu) nedir?

Psikolojide anksiyete olarak bilinen kaygı, tehlikeli durumlarda, vücuda kavgaya hazırlanması gerektiğini haber veren sinyaldir. Kaygı doğaldır ve hissedilmeye başlandığında nefes alış verişi ve kalp atışı hızlanarak kaslara daha fazla oksijen gitmesi sağlanır ve kaslar mücadeleye hazırlanır. Tehlikenin sezilmesi için bu dürtü tetikte beklemeyi sağlar. Doğal anksiyete olarak adlandırılan bu dürtü sayesinde sorunlara ve tehlikelere hızlı tepki vermek mümkün olur.

Anksiyete bozukluğu ise kaygı duygusunun bir tehlike yokken ortaya çıkması ve uzun süre ve güçlü olarak hissedilmesidir. İleri derecede anksiyete bozukluğu kişilerin günlük hayatını ve sosyal yaşamını fazlasıyla etkiler. Bu kişiler genellikle hissettiklerinin abartılı olduğunun farkındadır, ancak bu durumu kontrol edemezler. Özellikle çocukluk çağı travmaları beyindeki korku işleme mekanizmalarının duyarlılığını arttırarak strese karşı aşırı duyarlılık ortaya çıkartır.

Anksiyete bozukluğu belirtileri

  • Kişisel belirtiler
    • Özgüvensizlik ve değersizlik duygusu
    • Gerginlik, kaygı, sıkıntı ve tanımlanamayan huzursuzluk hissi
    • Çabuk gerilmek
    • Umutsuzluk hissi
    • Ağlama isteği
    • Konsantrasyon güçlüğü
  • Sosyal belirtiler
    • Başkaları ile konuşmanın zor gelmesi
    • Toplum içinde konuşmaktan ve yemek yemekten çekinmek
    • Başkalarının sözlerine gereksiz ölçüde önem vermek
    • Çevreden kendisini izole etmek
  • Somatik (bedensel) belirtiler
    • Elde, başta veya vücudun diğer bölgelerinde titremeler (tremor)
    • Sebepsiz sırt, bel, boyun ve vücut ağrıları
    • Sık ve yüzeyel nefes alıp vermek
    • Yorgunluk hissi
    • Uykusuzluk veya kalitesiz uyku
    • Hafıza sorunları

Anksiyete bozukluğu tipleri

Anksiyete bozukluğu çeşitli şekillerde ortaya çıkabilir. Bazı kişilerde bu tablolardan biri bulunur, ancak genellikle birkaç tablo değişen ağırlıklarla bir arada olur ve bunlardan biri daha öncelikli olarak kendisini gösterir.

Saplantı bozukluğu (obsesif kompulsif bozukluk)

Bu durum yineleyen takıntılı ve saplantılı davranışlardır. İstem dışı korku hissi nedeniyle takıntılar gelişir. Sonuçta çok sık elleri yıkar, kapı kilidini, ocağı, ütüyü vs. sık ve gereksiz olarak kontrol eder. Bu takıntılara bağlı kontroller gerçekleştirilemediği zaman anksiyete daha da şiddetlenebilir. Bunun sonucunda kontrol ve ayrıntılarla fazla uğraşmak sonucunda verim ve konsantrasyon düşer, buna karşılık yorgunluk olur.

Panik atak

Herhangi bir tehlike olmamasına karşılık güçlü bir korku ve panik duygusu hissedilmesidir. Panikle birlikte kalp atışları hızlanır ve güçlenir, solunum sıklaşır ve kaslar gerilir. Bunun sonucunda bu kişiler kalp krizi veya inme geçirdiklerini sanabilir. Panik reaksiyonu bazen uykuda bile gelişebilir. Ataklar birkaç dakikadan birkaç saate kadar değişen sürelerde olabilir.

Travma sonrası stres bozukluğu

Güçlü bir fiziksel veya psikolojik travma sonrasında hissedilen korku ve sonucundaki bedensel tepkilerdir. Yaşananlar tekrar tekrar yeniden hatırlanarak aynı korku ve tepkiler tekrar tekrar ortaya çıkar. İlk kez 1. Dünya Savaşında cepheden dönen askerlerde tanımlanmıştır.

Yaygın kaygı bozukluğu

Her konuda tedirgin ve kaygılı hissetme durumudur. Deprem, soygun, hastalanma, sevdiklerini kaybetme, ödeme güçlüğüne düşme gibi kontrol edemeyeceği olaylardan korkarak, bu olaylar olmadığı halde tedirginlik duyma sözkonusudur. Bunun sonucunda kişiler sürekli bir huzursuzluk çeker, hatta buna bağlı uyku bozuklukları ortaya çıkar.

Korkular (Fobiler)

Kişinin bazı ortam veya olaylardan anlamsız şekilde korkmasıdır. Bunun nedeni yardım alamayacağını, olayların gidişini kontrol edemeyeceğini veya çevreden gelen olayların kendisine zarar vereceğini düşünmek olabilir. Örneğin yalnız kalma korkusu (monofobi), insanların toplu bulunduğu yerlerden korkma (agorafobi), toplum içinde küçük düşürülme veya zarar görme korkusu (sosyal fobi), asansörden/uçaktan/evcil hayvanlardan korkma gibi durumlar bu kapsamdadır.

Anksiyete bozukluğu kökenleri

Anksiyete bozukluğunun nedeni kesin olarak bilinmemekle birlikte, genetik yatkınlık ve eski veya yeni travmatik olayların birlikteliği temel neden olarak söylenebilir. Son zamanlarda, ebeveynlerin veya daha eski aile üyelerinin geçirdikleri travmaların etkilerinin epigenetik olarak sonraki kuşaklara aktarıldığı ve onlarda anksiyeteye yatkınlık nedeni olabildiği gösterilmiştir.

Bu nedenlerin tetiklediği beyindeki nörotransmitter adı verilen noradrenalin ve serotonin gibi kimi maddelerdeki dengesizlik anksiyete bozukluğunun belirtilerinin ortaya çıkmasına yol açar.

Anksiyete bozukluğu kökenleri
Anksiyete bozukluğu kökenleri

Anksiyete bozukluğu tanısı

Belirli bir ölçüde kaygı ve korku duymak günlük yaşam içinde normal sayılabilir. Ancak, bu durum kişinin günlük yaşamını, iş performansını ve sosyal ilişkilerini etkilemeye başladığı zaman müdahale edilmesi gerekir.

Anksiyete bozukluğunun tanısı ve derecesini saptamak belli testlerle mümkündür. Bu testlerin bazıları kişinin kendisi tarafından uygulanabilirse de, bunların bir uzman denetiminde yapılması daha doğrudur. Aşağıdaki Beck anksiyete sorgusu gibi tarama testleri kişinin kendisi tarafından uygulanabilir. Sonuçta anksiyete bozukluğu hafifse basit davranış terapileriyle bu durum yönetilebilir. Ancak, orta derecede veya ağır anksiyete bozukluğu varsa, mutlaka bir uzman tarafından değerlendirme yapılarak tedavi kararı verilmelidir. Bu nedenle, testlerdeki soruları gerçekçi ve doğru yanıtlamak çok önemlidir.

Anksiyete belirtileri ile gerçek fiziksel hastalık ayrımı her zaman kolay olmayabilir. O nedenle, anksiyete bozukluğu tanısını koymadan önce fiziksel hastalık olasılığını ekarte etmek için gerekli incelemeleri yapmak uygun olur.

Anksiyete tedavisi nasıl yapılır?

Anksiyete bozukluğu tedavisinde ilaç ve psikolojik terapi yöntemlerinin ikisi de ayrı ayrı veya birlikte kullanılabilir. Anksiyetenin şiddeti ve tedavi seçimi psikiyatri uzmanı tarafından yapılır, sonrasında psikiyatrist ve klinik psikolog tarafından tedavi uygulanır ve sonuçlar izlenir. İlaç tedavisinde çeşitli anksiyolitik ve antidepresan ilaçlar yerine göre kullanılabilir. Bilişsel davranış terapisi ve konuşma terapisiyle de anksiyetenin kökenlerini saptamak ve olumsuz davranışları olumlu olanlarla değiştirmek mümkün olabilir.

Anksiyete tedavisi kişiden kişiye değişir. Bu nedenle tedavi kararı ve uygulaması konunun uzmanları tarafından yapılmalıdır.

Hafif anksiyete ile başa çıkmak

Hafif dereceli anksiyete ataklarında kimi pratik yöntemler sorunu çözmek veya atak şiddetinin azaltılması için oldukça yararlı olabilir. Bu yöntemler yukarıdaki linktedir.

Beck Anksiyete Sorgusu

Anksiyetenin değerlendirilmesi için Beck ve arkadaşları tarafından 1988 yılında geliştirilmiş bir testtir. Fazla ayrıntı içermemesine karşılık, kişinin kendisini değerlendirmesi için de kullanılabilen bir tarama testidir. Bu testteki soruların yanıtları aşağıdaki şekilde puanlanır:

  • Hiç: 0 puan
  • Hafif- Beni pek Etkilemedi: 1 puan
  • Orta- Hoş değildi ama katlanabildim: 2 puan
  • Ciddi- Dayanmakta çok zorlandım: 3 puan

Test yanıtlarında toplam 21 sorudan elde edilen puanlar toplanıp toplam skor elde edilir. Bu skorun değerlendirilmesi aşağıdaki şekildedir:

0- 21 puan = düşük anksiyete
22- 35 puan = orta derecede anksiyete
36 puan ve üstü = şiddetli anksiyete

Hafif anksiyete için stres azaltıcı basit teknikleri kullanabilirsiniz. Bunlar yeterli olmazsa profesyonel destek almanızda yarar vardır. Orta derecede veya şiddetli anksiyeteniz varsa, bunu kendiniz çözemezsiniz, mutlaka profesyonel destek gerekir.

İlgili konular
Stresi azaltmak için yapılacaklar
Solunum egzersizleri
İyi bir uyku düzeni için 16 kural
Uyku hakkında 6 yanlış inanış

DEPRESYON BELİRTİLERİ

Depresyon belirtileri, yol açtığı sürekli üzüntü ve ilgi kaybına neden olan bir duygu durum bozukluğunun yol açtığı belirtilerdir. Bu durumdan muzdarip bireylerin hissettikleri, düşünceleri ve davranışları etkilenir ve bunlardan dolayı çeşitli duygusal veya fiziksel sorunlar ortaya çıkabilir. Depresyon sadece bir keyifsizlik veya anlık bir zayıflık olmadığı gibi, kişinin kendi kendine çözebileceği basit bir sorun da değildir. Depresyon tıbbi yardım gerektiren ve tedavi edilebilir ciddi bir sorundur. Bu tedavi süreci bazı kişilerde uzun sürebilir.

Depresyon nedir?

Depresyon belirtileri, yol açtığı sürekli üzüntü ve ilgi kaybına neden olan bir duygu durum bozukluğunun yol açtığı belirtilerdir. Bu durumdan muzdarip bireylerin hissettikleri, düşünceleri ve davranışları etkilenir ve bunlardan dolayı çeşitli duygusal veya fiziksel sorunlar ortaya çıkabilir. Depresyon sadece bir keyifsizlik veya anlık bir zayıflık olmadığı gibi, kişinin kendi kendine çözebileceği basit bir sorun da değildir. Depresyon tıbbi yardım gerektiren ve tedavi edilebilir ciddi bir sorundur. Bu tedavi süreci bazı kişilerde uzun sürebilir. 

Depresyon genellikle 20’li veya 30’lu yaşlarda başlarsa da, her yaşta ortaya çıkabilir. Genellikle kadınlarda daha sık görülür, ancak bu gerçek bir fark değildir. Bu durumun daha ziyade kadınların daha fazla tıbbi yardıma başvurması nedeniyle olduğu düşünülmektedir.

Depresyon ciddi bir duygudurum bozukluğudur
Depresyon ciddi bir duygudurum bozukluğudur

Depresyon Belirtileri Nelerdir?

Depresyon belirtileri çok çeşitli ve yaygındır. Bu belirtiler zaman zaman veya sürekli olabilir ve zaman içinde değişkenlik de gösterebilir. Erişkinlerde görülen depresyon belirtileri aşağıda sıralanmıştır.

  • Üzüntü, sebepsiz ağlama, boşlukta olmak veya umutsuzluk duyguları
  • Değersizlik, suçluluk duygusu, geçmiş başarısızlıklarda kendini suçlamaya takılma
  • Düşünme, konsantre olma, karar verme ve bir şeyleri hatırlamada sorunlar
  • Düşünme, konuşma veya hareket etmede yavaşlama
  • En küçük konularda bile öfke patlamaları, sinirlilik hissi veya hayal kırıklığı
  • Hobiler, spor veya cinsellik gibi normal aktivitelerin çoğuna veya tümüne karşı ilgi veya zevk kaybı
  • İştahta azalma ve kilo kaybı ya da artan yeme isteği ve kontrolsüz kilo alımı
  • Kaygı, ajitasyon veya huzursuzluk
  • Sebebi belirsiz fiziksel problemler, sırt veya baş ağrısı gibi
  • Sık veya tekrarlayan ölüm ve intihar düşünceleri, veya intihar girişimleri
  • Uykusuzluk veya çok fazla uyumak da dahil olmak üzere uyku bozuklukları
  • Yorgunluk ve enerji eksikliği, en ufak işlerin bile çaba gerektirmesi

Bu belirtiler genellikle kişinin günklük iş, okul ve aile hayatını etkileyecek boyutta olur. Bireyler kendilerini genellikle nedensiz şekilde mutsuz veya umutsuz hissedebilirler.

Çocuklarda ve Gençlerde Depresyon Belirtileri Nelerdir?

Çocuklarda ve gençlerde yaygın depresyon belirtileri ve semptomları yetişkinler den kısmen farklılık gösterir. Küçük çocuklarda depresyon belirtileri arasında üzüntü, sinirlilik, sürekli birlikte olmaya çalışma, endişe, sebepsiz ağrılar, okula gitmeyi reddetme veya nedensiz zayıflama sayılabilir. Gençlerde ise üzüntü, sinirlilik, olumsuz düşüncelere kapılma ve kendini değersiz hissetme, öfke, okulda zayıf performans, yanlış anlaşılma hisleri, aşırı hassasiyet, uyuşturucu veya alkol kullanma, çok fazla yeme, düzensiz uyku, kendine zarar verme, normal aktivitelere karşı ilgi kaybı veya sosyal etkileşimden kaçınma ön plandaki belirtiler arasındadır.

İleri Yaşta Depresyon Belirtileri Nelerdir?

Depresyon, yaşlanmanın normal bir parçası değildir ve asla hafife alınmamalıdır. Yaşlılarda depresyon belirtileri daha genç bireylere göre farklı olabilir. Bu belirtiler arasında

  • Bir sağlık sorunu veya ilaç kulllanımından kaynaklanmayan yorgunluk, iştahsızlık, uyku problemleri ya da cinsel ilgi kaybı
  • Hafıza güçlüğü veya kişilik değişikliği
  • Özellikle ileri yaştaki erkeklerde intihar düşüncesi ya da yoğun ölüm duyguları
  • Sosyalleşmek ya da yeni şeyler yapmak yerine evde kalma çabası
  • Tıbbi sebebi olmayan fiziksel ağrı veya acı hisleri sayılabilir.

Depresyon tanısı nasıl konur?

Depresyon kişinin kendi çözebileceği bir durum değildir
Depresyon kişinin kendi çözebileceği bir durum değildir

Depresyon, doktor tarafından konabilecek bir tanıdır ve ciddi bir sorunu işaret eder. Bu durum kişinin kendi başına çözebileceği bir sorun değildir ve profesyonel yardım gerektirir. Bu konuda ancak kişi kendisinde hissettikleriyle profesyonel yardıma ihtiyacı olduğuna karar verebilir. Bu konuda yol gösterici kimi testler mevcuttur. Bunlardan biri de, aşağıda belirtilen Beck depresyon sorgusudur.

Beck depresyon sorgusu

Bu sorgu, Beck ve arkadaşları (1961) tarafından geliştirilmiş, kişinin depresyon yönünden riskini ve depresif belirtilerin şiddetini değerlendiren 21 maddeden oluşan bir özbildirim ölçeğidir. Teste verilen yanıtların yanındaki puanların toplanmasıyla bir skor elde edilir. Bu test sonuçları sadece kişinin farkındalığını arttırmak amacına hizmet eder. Gerçek tanı bir psikiyatrist tarafından konulmalıdır.

Beck depresyon sorgusu değerlendirme

Verdiğiniz yanıtların başındaki parantezde o yanıtın puan değeri mevcuttur. Test sonunda o puanların toplamı size sonuç skorunu verecektir. Skoru aşağıdaki şekilde değerlendirebilirsiniz.

  • 10-16 puan = Hafif düzeyde depresif belirtiler
  • 17-29 puan = Orta düzeyde depresif belirtiler
  • 30-63 puan = Şiddetli depresif belirtiler

Snuç olarak, depresyon ciddi bir sorundur. Özellikle orta derecede veya ciddi depresyonunuz varsa, bunu kendiniz çözmeye kalkışmayın, mutlaka bir psikiyatri uzmanından destek alın.

İlgili konular
Ortoreksi- Sağlıklı beslenme takıntısı
Kalp damar hastalıkları ve cinsellik
Kronik yorgunluk nedir?
COVID-19 salgını sizi yordu mu?