Düşük tansiyon

Düşük tansiyon şikayetiyle çok sık karşılaşılıyor. Bu durum bazen çok masum sebeplerden, bazen de çok ciddi nedenlerden kaynaklanabilir.

Tansiyon nedir sorusunun kısaca yanıtı kalp tarafından damarlara pompalanan kanın damar duvarına yaptığı basınçtır şeklinde ifade edilebilir. Tansiyon diye kısaca söylediğimiz kavramın asıl adı “arter kan basıncı”dır.

Belirli sınırlar içinde kalmak kaydıyla, “tansiyon ne kadar düşükse o kadar iyidir” prensibi geçerlidir. Herhangi bir şikayete yol açmadığı takdirde tansiyonun kaç olduğunun bir önemi yoktur.

Düşük tansiyon tipleri

Dört ana tip düşük tansiyon vardır:

  • Ortostatik (postural) düşük tansiyon: Vücut pozisyonundaki ani değişmeler sonucunda ortaya çıkan ve sersemlik yaratan düşük tansiyona verilen isimdir. Genellikle yataktan veya oturulan yerden hızlı kalkıldığında görülür.
    • Yemek sonrasında olan düşük tansiyon: Özellikle ağır yemekler sonrasında kanın sindirim sisteminde yoğunlaşması sonucu oluşan ortostatik düşük tansiyona denir.
  • Sinir sistemi bağlantılı düşük tansiyon: Uzun süre ayakta kaldıktan veya aynı pozisyonda oturduktan sonra görülen düşük tansiyondur.
  • Ağır hipotansiyon: Genellikle ağır kan kaybı, enfeksiyon veya şiddetli allerji sonucunda ortaya çıkar ve yaşamı tehdit edebilir.

Düşük tansiyon nedenleri

Tansiyonun düşük seyretmesine yol açan nedenler

  • Gebelik
  • Hormonal sorunlar
    • Hipotiroidi (tiroidin yavaş çalışması)
    • Diyabet
    • Hipoglisemi
    • Böbreküstü bezi yetersizliği (Addison hastalığı, hipokortisizm)
  • İlaçlar
    • İdrar sökücüler
    • Tansiyon ilaçları
    • Ağrı kesiciler
    • Anksiyete ilaçları
    • Trisiklik antidepresanlar
    • Prostat ilaçları
    • Erektil disfonksiyon ilaçları
    • Parkinson ilaçları
  • Kimi reçetesiz ilaçlar, bitkisel ilaçlar ve besin takviyeleri
  • Kalp yetersizliği
  • Kalp ritm bozuklukları
  • Sıcak çarpması
  • Damarlarda genişleme
  • Karaciğer yetersizliği

Ani düşük tansiyon nedenleri

  • Kanamaya bağlı ani kan kaybı
  • Vücut ısısının düşmesi (hipotermi)
  • Ateş (vücut ısısının yükselmesi)
  • Ani kalp yetersizliğine neden olan durumlar
    • Kalp krizi
    • Kalp yırtılması
  • Sepsis (kana mikrop karışması)
  • Aşırı susuzluk
    • Kusma
    • İshal
    • Ateş
    • Sıcak çarpması
  • Hipoglisemi
  • Anaflaksi
  • Panik atak

Postural düşük tansiyon nedenleri

  • İlaçlar
    • İdrar sökücüler
    • Tansiyon ilaçları
    • Ağrı kesiciler
    • Anksiyete ilaçları
    • Trisiklik antidepresanlar
    • Prostat ilaçları
    • Erektil disfonksiyon ilaçları
    • Parkinson ilaçları
  • Kimi reçetesiz ilaçlar, bitkisel ilaçlar ve besin takviyeleri
  • Kalp yetersizliği
  • Kalp ritm bozuklukları
  • Sıcak çarpması
  • Damarlarda genişleme
  • Hipoglisemi
  • Susuzluk
    • Kusma
    • İshal
    • Ateş
    • Sıcak çarpması
  • Kan kaybı
    • Mide- barsak kanaması
    • Aşırı adet kanamaları
  • Yaşa bağlı olarak tansiyon ayarlanmasında oluşan bozukluklar
  • Shy- Drager sendromu veya çoklu sistem atrofisi gibi merkez sinir sistemi sorunları
  • Periferik nöropati veya otonom nöropati gibi çevresel sinir sorunları
  • Alkolizm
  • Kalp sorunları
  • Alkolizm
  • Beslenme bozuklukları
  • Kronik yorgunluk

Düşük tansiyon belirti ve bulguları

  • Özellikle ayağa kalkınca olan dengesizlik ve sersemlik
  • Görme bulanıklığı
  • Güçsüzlük
  • Yorgunluk
  • Bulantı
  • Soğuk, soluk ve nemli cit
  • Konsantrasyon ve hafıza sorunları
  • Yalpalama
  • Bulantı
  • Bayılma

Yukarıdaki belirtilerden biri bile varsa doktora müracaat edilmelidir. Eğer düşük tansiyon tanısı konduysa ve düşme veya bayılma gibi belirtilerde artış olduysa veya ilaç veya reçetesiz destekler sonrasında belirtiler görülüyorsa yine doktorla görüşmekte yarar vardır.

Aşırı düşmüş tansiyon ise hayati tehlike yaratması bakımından acil bir durumdur ve acil tıbbi müdahale gerektirir.

Düşük tansiyon için tedavi yaklaşımı

Düşük tansiyon için tedavi yaklaşımı altta yatan nedenlerle yakından ilişkilidir.

  • Altta yatan nedeni sapta ve gider
    • Susuzluk: Sıvı alımını, egzersizi, barsak fonksiyonlarını ve terlemeyi sorgula
    • Diyete bağlı nedenler: Demir, protein, vitaminler, sodyum ve kalsiyum alımını araştır
    • Böbreküstü bezi fonksiyonu
    • Tiroid fonksiyonu
    • Hipoglisemi
    • İlaçlar

Yine altta yatan nedenle ilişkili olarak doktorunuz aşağıdaki önerilerde bulunabilir.

  • Diyetteki tuz miktarını arttırmak
  • Alkolsüz sıvı alımını arttırmak
  • Alkolden uzak durmak
  • Sıcak havada veya ateşli hastalık geçirirken sıvı alımını daha da arttırmak
  • İlaçları ve kullanılan diğer maddeleri gözden geçirmek
  • Egzersizi arttırmak
  • Yatılan veya oturulan yerden ayağa kalkarken dikkatli olmak
  • Ayağa kalkmadan önce ayakları ve ayakbileklerini birkaç kez kasıp bırakmak
  • Uyunan yatağın başının yüksek olmasını sağlamak
  • Ağır kaldırmaktan kaçınmak
  • Tuvalette ıkınmaktan kaçınmak
  • Uzun süre hareketsiz ayakta durmaktan kaçınmak
  • Sıcak suyla banyo yapmaktan veya sıcak su havuzu, sauna, buhar odası gibi yerlerden kaçınmak
  • Tuvalet ve banyo güvenliği için gerekli tedbirleri almak
  • Sık ve küçük porsiyonlar halinde yemek, karbonhidratları azaltmak, yemekten sonra dinlenmek, tansiyon düşürücü ilaçları yemekten önce almamak
  • Gerekirse basınçlı çoraplar giyerek kanın bacaklarda toplanmasına engel olmak
  • Boyna baskı yapabilecek sert yakalı gömlek veya sıkı boyunlu kazak gibi giyeceklerden kaçınmak
Banyo ve tuvalet güvenliği
Banyo ve tuvalet güvenliği

Bu yöntemler yeterli olmazsa, zaman zaman ilaç desteği gerekebilir. Kullanılacak ilaçların cinsine ve dozuna doktor karar verecektir. Ancak, iyi bir yaklaşım çoğu zaman sorunu çözer ve istenmeyen olayları önler.

Yaz ve kalp hastalıkları

Sıcak yaz günleri kapıda. Yaz ve kalp hastalıkları bu dönemde dikkat edilmesi gereken konular içinde. Özellikle kalp hastalarının nasıl davranacağı konusu önemli.

Sıcak yaz günleri kapıda. Yaz ve kalp hastalıkları bu dönemde dikkat edilmesi gereken konular içinde. Özellikle kalp hastalarının nasıl davranacağı konusu önemli.

Sıcak kalbi nasıl etkiler?

Havanın sıcak olması, vücudun kendi iç ısısını korumak için daha fazla uğraşması ve kalp, akciğerler ve böbrekler üzerine daha fazla yük bindirmesi anlamına gelir. Bu durum, sıcak havaların kalp hastaları için daha büyük risk teşkil etmesi sonucunu getirir.

Terlemek, derinin sıcaklığının vücuda eşit olarak dağıtılma çabasıdır. Bu çaba kalp hızını artırır ve tansiyonun düşmesine neden olarak kalbin üzerine ek yük bindirir. Bu durum bilinen kalp hastalığı olan kişilerde belirtilerin kötüleşmesine neden olabilir. Örnek olarak koroner kalp hastalığı olan bir insanda göğüs ağrısı başlayabilir ya da kalp yetersizliği olan birinde tablo ağırlaşabilir.

Serin kalmak için neler yapılabilir?

  • Öncelikle bol sıvı almak gerekir. Sıvı almanın en iyi şekli su içmektir, ancak zararlı içeceklerden kaçınmak gerekir. Kahve, çay ve enerji içecekleri gibi kafeinli içeceklerde de ölçülü olmak önerilir.
  • Sıvı alımının kısıtlandığı ağır kalp yetersizliği veya böbrek yetersizliği gibi bir durum varsa, alınacak sıvı miktarı açısından doktorun görüşünü almakta yarar vardır.
  • Kan basıncını artırabileceği ve kalp yetersizliği bulgularını kötüleştirebileceği bilinen soda ve maden suyu ölçülü tüketilmelidir.
  • Fazla alkolden kaçınmakta yarar vardır. Alkol sıvı kaybı nedenidir.
  • Salatalar ve zeytinyağlı sebzeler gibi soğuk yemekleri tercih edilmelidir. Hem sıvı içerikleri fazladır, hem de iyi birer vitaminn ve mineral kaynağıdırlar.
  • Evi serin tutmak için tedbir alınmalıdır. Doğrudan güneş alan camları perde veya panjurlarla kapatmak ve ancak dış ortam sıcaklığı evden daha serin olduğunda camları açmak önerilir. Evdeki lambalar ve ısı yaratabilecek diğer elektrikli cihazlar da ancak gerektiğinde kullanılmalıdır.
  • Oturmak ve özellikle de uyumak için evin en serin bölgesi seçilmelidir.
  • Hafif, bol ve terlemeye engel olmayan doğal kumaşlardan giysiler giyilmelidir.
  • Denize sabah 11:00den önce ve akşam 15:00’den sonra ve mümkünse aç olarak girilmelidir.
  • Gölgede kalındığı sürece dış ortam evden daha serin olabilir. Gölgede olunsa bile bir güneş koruyucu sürmek, şapka takmak, şemsiye kullanmak ve su içmeyi sürdürmek önerilir.
  • Saat 11:00 ile 15:00 arasında güneşe çıkılmamalıdır.
  • Aşırı fiziksel egzersizden kaçınılmalıdır.

Sıcakta rahatsız hissedince ne yapmalı?

Sıcağa bağlı rahatsızlıkların belirtileri aşağıdadır:

  • Başağrısı
  • Sersemlik
  • Dengesizlik
  • Baş dönmesi
  • İştah kaybı

Bu belirtilerle karşılaşıldığı zaman aşağıdaki uygulamaların yapılması genellikle yarım saat içinde rahatlama sağlar:

  • Serini bir yere geçmek
  • Uzanmak ve ayakları yüksekçe bir yere uzatmak
  • Bol su içmek
  • Deriyi soğutmak
    • Deri üzerine bir spreyle soğuk su sıkmak veya deriyi ıslak soğuk bir bezle silmek
    • Boyna ve koltuk altlarına buz torbaları koymak

Sıcak hava, yaz ve kalp hastalıkları

Koroner kalp hastalığı

Eğer koroner kalp hastalığı nedeniyle nitrat tipi bir ilaç veya nitrat spreyleri kullanılıyorsa, dikkatli olmak gerekir. Nitratlar damarları hızla genişlettikleri için tansiyonu düşürür. Bu durum sıcakta sıvı kaybıyla birlikte olursa bayılmaya (senkop) bile yol açabilir. Ayrıca yine sıcak ortam ve sıvı kaybı, kanın yoğunlaşması sonucunda kalp krizlerinin artmasına neden olabilir.

Kalp yetersizliği

Kalp yetersizliği olan kişilerin serin yerde olması çok önemlidir. Ağır kalp yetersizliğinde hastanın aldığı sıvıyı da kısıtlı tutmak gerekebilir. İdrar sökücü ilaç kullananlarda da halsizlik ve ayağa kalkarken baş dönmesi gibi vücutta sıvı azalması belirtileri olursa ilaçların yeniden düzenlenmesi için doktorla görüşmek gerekir.

Hipertansiyon

Hipertansiyonlu hastalarda sıcak ortamların ve sıvı kaybının iki yönlü etkisi vardır. Öncelikle, sıvı kaybının ortaya çıkması ve idrar sökücü tansiyon ilaçlarının da bu durumu arttırmasıyla vücut sıvı kaybını engellemek için damarları büzücü ve tansiyonu yükseltici mekanizmaları devreye sokar. Bunun sonucu olarak da tansiyon yükselir.

Sıvı kaybının artışı ve damar genişletici veya idrar sökücü tansiyon ilaçlarının kullanılmaya devam edilmesi sonucunda özellikle ayağa kalkarken ani tansiyon düşmeleri ve sersemlikler ortaya çıkar ve bu durum tansiyon dalgalanmalarını belirgin şekilde arttırır. Kan basıncının aşırı dalgalanması kalp krizi ve inme riskini ciddi oranda arttıran bir durumdur.

Ritm bozuklukları

Yaz ve kalp hastalıkları hakkında dikkat edilmesi gereken konulardan biri de ritm bozuluklarıdır. Terlemeyle birlikte vücuttan potasyum, magnezyum gibi minerallerin de atılması bu minerallerin vücutta azalmasına neden olur. Bu durum da, özellikle kalp hastalarında, çarpıntıyı ve hayatı tehdit eden ritim bozukluklarını tetikleyebilir. Sağlıklı bireylerde de yaz aylarında çarpıntı şikayetlerinde artış olur. Bu çarpıntılar günlük yaşamı etkiler, rahatsız edici olur, uzun sürer, sık tekrarlar ve birlikte tansiyon düşmesi ve bayılma gibi şikayetler olursa mutlaka doktora başvurulmalıdır.

Sıcak çarpması

Aşırı sıvı kaybı vücudun iç ısısını yükselterek hayati tehlike yaratabilir.

Sıcak çarpmasının belirtileri

  • Terleme
  • Soğuk ve terli cilt
  • Sersemlik
  • Ayağa kalkarken baş dönmesi
  • Bayılma
  • Kas krampları
  • Ciltte sıcağa bağlı kızarıklık
  • Ayakbileklerinde ödem
  • Hızlı ve/veya yüzeysel solunum
  • Bulantı ve kusma

Bu gibi durumlarda tıbbi yardım gereklidir.

Kalp hastaları sıcak havalarda dikkatli olmalıdır.
Kalp hastaları sıcak havalarda dikkatli olmalıdır.

Kimler risk altında

  • Yaşlıların ve küçük çocukların vücut ısılarının ayarlanması normal erişkinlerden daha güçtür, dolayısıyla aşırı sıcaklardan korunmaları gerekir.
  • Özellikle 75 yaşın üzerindeki yanlız yaşayan kişiler
  • Kalp ve dolaşım sorunları olanlar, akciğer hastaları, böbrek yetersizliği olanlar, diyabetliler ve Parkinson hastaları
  • Yatağa bağımlı olanlar, fiziksel veya zihinsel engelliler, demanslılar (Alzheimer ve diğer demans tipleri) veya açık havada çalışanlar

Çoğu kişi, sıcak çarpması riski altında oldukları halde bu durumdan habersizdir. Bu nedenle, çevredeki risk altındaki kişiler düzenli olarak kontrol edilmelidir.

Korunma

  • Açık renkli ve terlemeyi artırmayan doğal kumaştan giysiler tercih edilmelidir.
  • Meyve ve sebze tüketiminin ön planda olduğu Akdeniz diyetine uygun şekilde beslenilmelidir.
  • Günlük sıvı ihtiyacının arttığı göz önünde bulundurularak, günlük 2-2.5 lt civarında sıvı tüketilmelidir.
  • Kan basıncını artırabileceği ve kalp yetersizliği bulgularını kötüleştirebileceği bilinen soda ve maden suyunun kontrolsüz tüketiminden kaçınılmalıdır.
  • Güneş ışınlarının dik olarak geldiği saatlerde dışarı çıkılmamalı, denize 11:00’e kadar veya 15:00’den sonra girilmeli ve mümkünse tok olarak suya girilmemelidir.
  • Egzersiz sabah ve akşamın nisbeten serin saatlerinde yapılmalıdır.
  • Soğuk su damarlarda spazm yaparak kan akışını bozabildiğinden soğuk deniz, havuz veya duşa girmekten kaçınılmalıdır.
  • Klimalı ortamlarda klima ayarı 20oC’nin üzerinde olmalı, aşırı ısı değişimleri arasında geçişlerden kaçınılmalıdır.
  • Göğüs ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı, baygınlık hissi gibi şikayetler olduğunda en yakın sağlık kurumuna başvurulmalıdır.
  • Düzenli sağlık kontrolleri aksatılmamalıdır.

DASH Diyeti

Hipertansiyonda yaşam tarzı değişikliklerinin önemi yadsınamaz. DASH diyeti bu yaşam tarzı değişikliklerinin en önde gelenlerinden biridir.

Hipertansiyonda yaşam tarzı değişikliklerinin önemi yadsınamaz. DASH diyeti bu yaşam tarzı değişikliklerinin en önde gelenlerinden biridir.

Hipertansiyon önemli bir sağlık sorunudur. Bu sorunun yönetilmesinde yaşam tarzı değişikliklerinin önemi uzun zamandır bilinmektedir. Sözkonusu yaşam tarzı değişikliklerinin içinde diyet önemli bir yer tutar.

Hipertansiyonun gidişi üzerine sadece tuz kısıtlamasının değil, diyetin içeriğinin de önemli olduğunu gösteren DASH (Dietary Approaches to Stop Hypertension) çalışması, 2001 yılında yayınlandı. Bu çalışma diyet içeriğinin de tuz kadar önemli olduğunu vurguladı.

DASH diyetinin prensipleri oldukça basittir.

  • Daha fazla sebze, meyve ve yağsız süt ürünleri tüketmek
  • Tuzu, şekeri, tatlıları, şekerli içecekleri ve kırmızı eti belirgin olarak azaltmak
  • Doymuş yağdan, kolesteroden ve trans yağdan zengin besinleri belirgin olarak azaltmak
  • Tam tahıllı yiyeceklerin, tavuk ve benzeri beyaz etlerin, baklagillerin ve kuruyemişlerin tüketimini arttırmak

DASH diyeti ne işe yarar?

Çalışmalarda, DASH diyetinin 2 hafta içinde kan basıncını düşürdüğü gösterilmiştir. Bu diyet aynı zamanda kolesterolü ve fazla kiloyu azaltmaya da yardımcı olur. Bol sebze, meyve ve yağsız süt ürünleri içermesi ve yağdan, kolesterolden ve şekerden fakir olması sayesinde DASH diyeti tansiyonun ve kolesterolün yüksek olmadığı durumlarda bile sağlıklı bir yaşam sürmeye büyük katkı sağlar.

DASH diyeti nasıl uygulanır?

DASH diyeti çeşitli yiyecek gruplarından oluşur. Bu diyette öğün sayısı veya özel öğünler yoktur. Temel prensipler ve porsiyon miktarları aşağıdaki şekillerde gösterilmiştir.

Hipertansiyonda DASH diyeti
Hipertansiyonda DASH diyeti
DASH diyetinde porsiyon miktarları
DASH diyetinde porsiyon miktarları

Tuz kısıtlaması

Tuz alımını günde 1500 mg sodyum (yaklaşık 3,8 gram NaCl, yani 2/3 çay kaşığı tuz) ile sınırlamak gerekir. Bunu başlangıçta yapmak zor olabilir. O yüzden ilk iki hafta 2400 mg sodyum (yaklaşık 6 gram NaCl, yani bir çay kaşığından biraz fazla tuz) ile başlamak doğru olabilir. Bu miktar yemeklere katılan ve hazır yiyeceklerden alınan tuzun tamamını kapsar.

Tuz miktarı kalp sağlığı için önemlidir.
Tuz miktarı kalp sağlığı için önemlidir.

Tam tahıllar

Tam buğday içeren ürünler, esmer pirinç, yulaf ve benzeri tam tahllları içeren gıdaları tüketmek bu diyetin bir parçasıdır. Bu ürünlerin içindeki lifler barsakları düzenler ve daha uzun süre tok kalmayı sağlar. Ancak miktara dikkat etmek gerekir. Bu gıdaların bir porsiyonu için ölçü bir dilim tam buğday ekmeği, bir fincan pişmiş esmer pirinç veya bir fincan yulaf ezmesi olabilir. 2000 kalorilik bir diyet için günde 6- 8 porsiyon önerilir.

Tam tahıllar
Tam tahıllar

Sebzeler

Sebzeler fazla kalori veya yağ içermezler ama lif, vitamin ve mineral kaynağıdırlar. Normal porsiyon ölçüsü bir fincandır ve çiğ veya pişmiş olarak günde 4-5 porsiyon tüketilmeleri önerilir.

Sebzeler sofradan eksik olmasın
Sebzeler sofradan eksik olmasın

Meyveler

Meyveler lif ve vitamin kaynağıdırlar, ayrıca içerdikleri potasyum ve magnezyum kan basıncının düşmesine yardımcı olur. Ancak, meyvelerin aynı zamanda şeker de içerdikleri unutulmamalıdır. Normal porsiyon ölçüsü bir elma veya portakal yada yarım fincan küçük meyvedir. çeyrek fincan şekerlenmemiş kuru meyve de bir porsiyon sayılır. Meyvelerin günde 4- 5 porsiyon tüketilmesi önerilir.

Meyveler
DASH diyeti elemanlarından biri de meyvelerdir

Yoğurt

Yağsız mandıra ürünleri, özellikle de yoğurt mükemmel protein ve kalsiyum kaynağıdır ve bunlar tansiyonunuzu düzenli tutmaya epeyce katkıda bulunur. Yoğurt ayrıca barsak sağlığı için de çok yararlıdır. Bir porsiyon ölçüsü 1 fincandır (150 ml). Günde üç porsiyon yoğurt veya bunun yarısı kadar yağsız (ve tuzsuz) peynir tüketmek önerilir.

Yağsız et ve balık

Et yiyebilirsiniz, ama yağsız olmasına dikkat edin. Et iyi bir protein ve magnezyum kaynağıdır. Derisiz tavuk ve balık da iyidir. Et cinslerinin hiçbiri yağda kızartılmamalıdır, normal yemeğin içinde pişmeli veya yağı aşağı akacak şekilde ızgara yapılmalıdır. Bir porsiyon et, tavuk veya balık 25 gram kabul edilir. Günlük tüketim 6 porsiyon, yani 150 gramla sınırlandırılmalı, bir öğünde en fazla 3 porsiyon, yani bir cep telefonu boyunda et tüketilmelidir. Et cinsleri taze olmalı ve şarküteri ürünleri tüketiminden kaçınılmalıdır.

Yağsız et çeşitleri
DASH diyeti yağsız et çeşitlerini de içerir

Baklagiller ve kuruyemişler

Baklagiller ve kuruyemişler zengin protein, lif ve magnezyum kaynaklarıdır. Bir porsiyon miktarları baklagiller için yarım fincan, kuruyemişler için bir avuç hacmi veya 1/3 fincan kadardır. Önerilen tüketim miktarı haftada 5 porsiyon kadardır.

Kuru baklagiller
DASH diyeti içinde baklagiller önemli yer tutar

Yağlar

Fazla yağ tüketiminin damar sertliği riskini arttırdığını biliyoruz. Bu nedenle, yağ tüketimi kısıtlanmalıdır. Bir porsiyon yağ ölçüsü bir çay kaşığı zeytinyağı veya kanola yağıdır. Günlük önerilen tüketim 2- 3 porsiyon kadardır. Katı yağlardan uzak durulması önerilir.

Tatlılar

Tüm tatlılardan vazgeçmek gerekmez, ancak büyük ölçüde sınırlamak gerekir. Porsiyon ölçüsü 1 tatlı kaşığı şeker veya reçeldir ve haftalık tüketimin 5 porsiyon veya daha az olması önerilir. Şekerli içecekleri kesmeyi de unutmamalıdır. Seçilen tatlılar yağdan da fakir olmalıdır. Hamur tatlıları veya kremalı tatlılar yerine meyveli dondurma veya jöleler tercih edilmelidir.

Meyveli jöleler
Meyveli jöleler az miktarda tüketilebilir

Potasyum

DASH diyeti için önemli bir eleman da potasyumdur. Yeterli potasyum almak kan basıncının düşmesine yardımcı olur. Günde 5 gram civarında potasyum alınması önerilir. Bu amaçla patates, tatlı patates, muz, avokado ve ıspanak gibi potasyumdan zengin sebzeler sık tüketilmelidir.

Sessiz katil hipertansiyon

Sessiz katil hipertansiyon her an size de zarar verebilir. Hipertansiyon ihmal edilmemesi gereken bir sağlık sorunudur.

Sessiz katil hipertansiyon her an size de zarar verebilir. Hipertansiyon ihmal edilmemesi gereken bir sağlık sorunudur.

Bu satırları okuyan her 10 okuyucudan biri hipertansiyon hastası, her 5 okuyucudan biri de tansiyon hastası olmaya aday. Tansiyon hastalarının yarısı rahatsız olduğunun farkında değil. Bu ürkütücü tablo yapılan çeşitli çalışmalar sonucunda ortaya çıkarıldı.

Toplum sağlığını bu denli tehdit eden sessiz katil hipertansiyon genç, çocuk, yaşlı demeden her yaş grubunu etkiler. Ortaya çıkarken herhangi bir sinyal vermeden tüm vücudu etkisi altına alması ise hastalığa ilişkin bir başka korkutucu gerçektir. Tedavi edilmediğinde ise kalp krizi, inme, körlük, böbrek rahatsızlıkları gibi sorunlara yol açabilir.

Hipertansiyon nedir?

Hipertansiyon, kan basıncının yani tansiyonun normal sınırlar üzerinde seyretmesidir. Dinamik bir fizyolojik değişken olan kan basıncı, çeşitli koşullar altında zaman zaman kısa sürelerle normal seviyelerin üzerine çıkabilir. Ancak kan basıncı yükselmesinin kalıcı hale gelmesi durumuna hipertansiyon denir.

Normal ve anormal kan basınçları nelerdir?

Normal ve anormal kan basınçları ayrımı için önerilen sınırlar aşağıdadır:

KATEGORİSİSTOLİK KAN BASINCI (MMHG)DİYASTOLİK KAN BASINCI (MMHG)
Normal <120 ve <80<120ve<80
Artmış 120–139 ve/veya 80-89120- 139ve/veya80-89
Hipertansiyon ≥140 ve/veya ≥90≥140ve/veya≥90
Evre 1 Hipertansiyon≥140–159ve/veya≥90-99
Evre 2 Hipertansiyon≥160ve/veya≥100

Ancak, bu kan basınçlarının standart koşullarda ölçülmüş ve zaman içinde tutarlılık gösterir nitelikte olması gerekir. Bu koşullar altında büyük (Sistolik kan basıncı) tansiyonu 140 mm civa, küçük (diastolik kan basıncı) tansiyonun 90 mm civa üzerinde olan kişiler hipertansiyonlu olarak nitelendirilir.

Hipertansiyon belirtileri nelerdir?

Aslında bu hastalık çok sinsi seyreder. Birçok hasta, yüksek tansiyon hastası olduğunu bilmeden yaşamını sürdürür. Örneğin tansiyon hastalarının yarısı yüksek tansiyon hastası olduğunu bilmez.

Normal olarak kan basıncının yükselmesi hiç bir belirti vermez. Bu nedenle adı “sessiz katil hipertansiyon” olarak konulmuştur.

Buna karşılık aşağıdaki belirtilere sık rastlanır.

  • Sabahları ensede hissedilen ağrı
  • Nefes darlığı
  • Çarpıntı
  • Baş dönmesi
  • Baş ağrısı
  • Sık idrara çıkma
  • Bacaklara sık sık kramp girmesi
  • Ayakların şişmesi
  • Kulaklarda uğultu
  • Çınlama
  • Görmede bozukluk
  • Göğüste baskı hissi
  • Vücudun yarısında uyuşma hissi ve güç kaybı

Bu belirtiler son derece sık rastlanan ve hipertansiyona özgü olmayan belirtilerdir ve kimi zaman kan basıncı yüksekliğinin nedeni, kimi zaman da hipertansiyonun sonucu olarak ortaya çıkabilir, hatta çoğu zaman hipertansiyonla hiç ilgisi olmayan sorunlar nedeniyle bulunurlar. O nedenle hipertansiyon tanısı için en önemli kriter doğru koşullarda ölçülmüş kan basıncının uzun vadeli olarak yüksek bulunmasıdır.

Sessiz katil hipertansiyon sıklığı

Bu hastalık ülkemizde her 10 erişkinden birinde görülür. 40 yaşın üzerindeki kişileri göz önüne alırsak görülme oranı % 40 üzerine çıkar. Kentsel farklılıklara göre de bu hastalıkla karşılaşma oranı değişir. Örneğin yoğun sanayi yaşantısının olduğu bölgelerde yüksek tansiyon sıklığı biraz daha fazladır.

Aslında durum gelişmiş ülkelerde de farklı değildir. Yüksek tansiyon bu ülkelerde yüzde 20 oranında görülür.

Hipertansiyonlu hastaların ancak yüzde 50’si hasta olduğunun farkındadır, hipertansiyonu olduğunu bilenlerin ancak yarısı bu nedenle ilaç kullanır ve ilaç kullananların da ancak yarısında tedavi etkili olur. Bu durum hipertansiyonda yarılar kuralı olarak bilinir.

Hipertansiyon nasıl oluşur?

Esansiyel (primer) hipertansiyon

Tüm hipertansiyon hastalarının yüzde 95 kadarında hipertansiyonun kökeni belli değildir. Ancak, yine de hipertansiyonun altyapısında bulunan risk faktörleri bellidir.

İlk grup risk faktörü kalıtım, yaş, cinsiyet, şeker hastalığı gibi değiştiremeyen faktörlerden oluşur. İkinci grupta ise şişmanlık, sigara, tuzlu yiyecekler, stres, hareketsizlik, fazla alkol alma gibi değiştirilebilen faktörler bulunur. Bu faktörlerin de etkisiyle, hipertansiyon zamanla ortaya çıkar.

Sekonder hipertansiyon

Hastaların % 5 kadar bir kısmında ise, hipertansiyon nedeni olan bir sorun bulunur. Bu hastalar da tıpkı esansiyel hipertansiyon hastaları gibi, kan basıncı çok yüksek düzeylere çıksa bile genellikle pek belirti vermezler. Ancak, feokromositoma gibi kimi durumlarda zaman zaman tansiyonun ani yükselmesi ile gelen sıcak basması, kozarma, çarpıntı gibi belirtiler olur.

Sekonder hipertansiyon belirtileri

Tansiyonu yüksek olan bir kişide aşağıdaki belirtilerin bulunması durumunda sekonder hipertansiyon yönünden araştırma yapmak gerekir.

  • İlaç tedavisine rağmen düşmeyen kan basıncı (dirençli hipertansiyon)
  • Çok yüksek kan basıncı (sistolik 180 mmHg veya diastolik 120 mmHg üzerinde)
  • Daha önceden tansiyonu düşüren ilaçların artık ilaç tedavisine cevap vermez olması
  • 30 yaşından önce veya 55 yaş yaşından sonra ani başlangıçlı hipertansiyon
  • Hipertansiyon için aile hikayesinin bulunmaması
  • Obezitenin bulunmaması

Sekonder hipertansiyon nedenleri

Çeşitli nedenler sekonder hipertansiyon nedeni olabilir. Bunlar aşağıda sıralanmıştır.

Uyku apnesi hipertansiyon nedenidir
Uyku apnesi hipertansiyon nedenidir
  • Uyku apnesi
  • Böbrek yetersizliği
  • Böbrek damarlarında darlık
  • Aort koarktasyonu
  • Cushing sendromu
  • Primer aldosteronizm
  • Feokromositoma
  • Hiperparatiroidi
  • Tiroid fonksiyon bozuklukları
  • Obezite
  • Gebelik
  • İlaçlar
  • Diğer nedenler

Sekonder hipertansiyondan şüpheleniliyorsa, doktor bunlarla ilgili ayrıntılı inceleme yapıp durumu açıklığa kavuşturacaktır.

Hipertansiyonun yarattığı riskler

Hipertansiyon zaman içinde ciddi sorunlara zemin hazırlama riski taşır. Bu riskler aşağıda belirtilmiştir.

Hipertansiyon ve yaşlanma

Yaş ilerledikçe hipertansiyon görülme sıklığı artar. Kadınlarda menopoz zamanına kadar genellikle erkeklerden daha az görülür, ancak menopoz sonrasında kadın/erkek oranı eşitlenir ve 70 yaş üzerinde oran neredeyse % 70’lere ulaşır. Ancak, hipertansiyonun bir yaşlı hastalığı olmayıp, çocuklarda bile görülebildiğini unutmamak gerekir.

EVDE KAN BASINCI ÖLÇÜMÜ

Ev tipi tansiyon aletleri çok yaygınlaştı. Peki evde kan basıncı ölçümü yapmak için gerekenleri biliyor musunuz?

Ev tipi tansiyon aletleri çok yaygınlaştı. Peki evde kan basıncı ölçümü yapmak için gerekenleri biliyor musunuz?

Klinik kan basıncının sorunları

Hipertansiyon tanısı ve tedavisi ile ilgili kararların standard koşullar altında ölçülmüş doğru kan basıncı sonuçlarına göre verilmesi zorunludur. Bu konuda geçerli tüm tanı ve tedavi kriterleri hekim tarafından ölçülen klinik kan basıncı değerlerine dayalıdır ve büyük ölçüde kan basıncı ve kardiyovaskuler olaylar arasındaki ilişkileri araştıran büyük çalışmaların sonuçlarına göre düzenlenmiştir.

Buna karşılık, klinikte tansiyon ölçümü ile ilgili çeşitli problemler vardır. Takipte hekimin tarafgirliği problem yaratabilmekte ve çeşitli hekimlerin ölçtüğü kan basınçları arasında önemli farklar bulunabilmektedir. Beyaz gömlek etkisi ile çok sık karşılaşılmakta ve bu durumda da hastanın hekim ofisi dışındaki kan basınçlarını bilmek ciddi sorun yaratabilmektedir. Kan basıncının değişken yapısı ve tansiyonu yükselten nedenler de bu sorunlara katkıda bulunur.

Kan basıncının bu değişken yapısı ve bu değişken yapıyı etkileyen faktörlerin çeşitliliği kan basıncı ölçümlerindeki hassasiyeti belirgin şekilde etkilemektedir. Bu nedenle, hipertansiyonun tanı ve takibinde ölçüm sayısı kadar, ölçümlerin yapıldığı koşullar da büyük önem taşır. Ölçümleri yaygınlaştırmanın başlıca iki pratik yolu da ambulatuar kan basıncı monitorizasyonu ve evde kan basıncı ölçümleridir.

Evde kan basıncı ölçümü

Kullanılacak Cihazlar

Gerek civalı, gerekse aneroid tansiyon aletleri evde ölçüm için uygun değildir.

Evde kan basıncı ölçmek için otomatik cihazlar geliştirilmiştir. Bu cihazlarla ilgili pazar inanılmaz bir hızla büyümekte ve piyasada çok çeşitli marka ve modelde otomatik tansiyon aleti bulunmaktadır. Güvenilirliği onaylı bir cihazın kullanılması tercih edilmelidir.

Evde kan basıncı ölçümünün tekniği

Evde kan basıncı ölçülmesi için uyulması gerekli koşullar ofiste kan basıncı ölçülmesi sırasında uygulanması gereken koşullardan farklı değildir. Bu koşullar şu şekilde sıralanabilir:

  • Hasta oturmuş, sırtını yaslamış ve kolları kalb hizasında bir desteğe yaslanmış halde iken ölçüm yapılmalıdır. Ölçümden yarım saat öncesine kadar sigara veya kafeinli içecekler içilmemeli, yemek yenilmemelidir.
  • Hasta ölçümden önce en az 5 dakika dinlenmelidir.
  • Hastanın kol çevresinin en az % 80’ini saracak bir manşon kullanılmalı, manşonun üzerindeki arter işaretinin arter üzerine gelmesine dikkat edilmelidir. Çoğu manşonun üzerinde hangi kol çaplarında kullanılabileceği yazılıdır. Bunun yazılı olmaması halinde aşağıdaki tabloda belirtilen ölçüler kullanılabilir.
  • Hasta ileri obez ise, kolun konik bir hal alması nedeniyle ölçüm sırasında manşonun aşağı kayması ile sık karşılaşılır. Bu durumda, dirsek hizasında kola manşonun kaymasını önleyecek bir parmak kadar kalınlığında bir bez veya sünger gevşek şekilde sarılmalıdır. Bu şekilde, manşonun bu desteğe dayanarak kayması engellenir.
  • Tercihan onaylı ve ölçüm hafızası olan bir elektronik cihaz kullanılmalıdır, bilekten ya da parmaktan ölçüm yapan cihazlar tercih edilmemelidir. Eğer cıvalı veya aneroid bir cihaz kullanılıyorsa, hastanın kendisi kan basıncını ölçmemeli, kann basıncını ölçmeyi bilen bir başkası tarafından ölçüm yapılmalıdır.
  • Hem sistolik, hem de diastolik kan basıncı kaydedilmelidir.
  • İki dakika arayla yapılacak iki veya daha fazla sayıdaki ölçümün ortalaması alınmalıdır. Eğer ölçümler arasındaki fark 5 mmHg üzerindeyse, fark ortadan kalkana kadar ilave ölçümler yapılmalıdır.

Günlük pratikte ne kadar ölçüm yapılması gerektiği konusunda tam bir fikir birliği olmamakla birlikte, sabahtan ve akşam üzeri yapılacak iki ölçüm genelde yeterlidir.

Azami kol çevresiManşon boyutu
Küçük çocuklar< 17 cm4 x 13 cm
Büyük çocuklar17- 26 cm8 x 18 cm
Adolesan ve erişkinler26- 42 cm13 x 35 cm
Şişmanlar> 42 cmUygun manşon + manşon desteği
Kan basıncı ölçümü sırasında kol çevresine uygun manşon seçimi

Evde kan basıncı ölçümü özellikleri

Klinikte ve evde ölçülen ve ambulatuar takiple saptanan kan basınçları karşılaştırıldığında, evdeki ölçümlerin klinik ölçümlerinden daha düşük olduğu ve ambulatuar kan basıncı ile saptanan ortalama gündüz kan basıncıyla benzer olduğu görülmüştür. Klinikte ölçülen kan basıncıyla evde ölçülen kan basıncı arasındaki fark, klinikteki kan basıncının düzey, arttıkça artış gösterir.

Yapılan bir meta analizde incelenen 17 kesitsel çalışmanın sonucu olarak klinikte 140/90 olarak ölçülen kan basıncının karşılığının ev ölçümlerinde 135/85 mmHg olduğu hesaplanmıştır. Dolayısıyla, gerek sistolik ve gerekse diastolik kan basıncı için ofis ölçümlerinden 5 mmHg daha düşük değerler sözkonusudur.

Evde kan basıncı ölçümü doğru yapılırsa çok yararlıdır
Evde kan basıncı ölçümü doğru yapılırsa çok yararlıdır

Günlük pratikte ev ölçümleri beyaz gömlek hipertansiyonunun tesbit ve takibinde, ve genellikle kötü uyumun neden olduğu dirençli hipertansiyonda son derece kullanışlıdır. Ayrıca, bu yöntem kognitif fonksiyon bozukluğu olmadığı takdirde yaşlılarda da gençlerdeki kadar güvenilirdir. Sınırda veya hafif hipertansiyonlu gebeler ile sıkı kan basıncı kontroluna ihtiyaç duyan diabetlilerde de bu yöntemin kullanımı büyük yarar sağlar.

Evde kan basıncını takip etmenin hastanın tedaviye uyumunu arttırır ve bu durum kan basıncı kontroluna da yansır. Hipertansiyonda tedavi etkilerinin kontrolu için de son derece kullanışlı olan bu yöntem hipertansiyonun uygun kontrolunu sağladığı için tedavi maliyetlerini de düşürür.

Evde kan basıncı ölçümü sakıncaları

Klinikteki kan basıncıyla evde ölçülen kan basıncı arasındaki fark gençlerde, antihipertansif tedavi görmeyenlerde, nabız basıncı yüksek olanlarda ve sigara içmeyenlerde daha fazladır, ayrıca kan basıncı arttıkça aradaki fark da artmaktadır. Ancak, atrial fibrillasyon özellikle elektronik (fuzzy logic) cihazlarla yapılan ölçümlerdeki en önemli hata kaynağı durumundadır.

Evde kan basıncı ölçümü ile elde edilen güvenilir neticeler, bu sonucun doktora bildirilmesi aşamasında bu ölçüde güvenilir değildir. Hastaların yarıya yakını ölçümlerin bir kısmını doktora bildirmemekte, bir kısmı da ölçülmemiş değerler bildirmektedir. Bu ilginç fenomenin nedenleri arasında kontrolsüz hipertansiyon ve düşük eğitim seviyesi gelmektedir. Bu durumu önlemenin en gerçekçi yolu, ölçülen değerleri tarih ve saatiyle hafızasında tutan veya yine tarih ve saat belirterek yazılı şekilde veren cihazlar kullanmak olacaktır.

Evde kan basıncı ölçümü hipertansiyon tanısında ise kullanışlı değildir ve hipertansiyon tanısı yine klinik ölçümlerine dayanmak durumundadır.

Evde kan basıncı ve komplikasyonlar

Yapılan çalışmalar, hipertansiyonlu hastada risk belirlemesi açısından ambulatuar kan basıncı ile tesbit edilen gündüz ortalama kan basıncının en güçlü parametrelerden biri olduğunu göstermektedir. Evde ölçülen kan basınçlarının da, ambulatuar kan basıncı gündüz ortalamaları ile benzer sonuç vermesinden ötürü, benzer değerde bir prognostik gösterge olması beklenmelidir. Nitekim, bunu doğrulayan bulgular da mevcuttur. Dolayısıyla, ev ölçümü sonuçlarının da prognoz belirleme açısından ambulatuar kan basıncı sonuçları ile benzer değerde olduğu kabul edilebilir. Klinik kan basıncı, ambulatuar kan basıncı ve evde kan basıncı ölçümlerinin pratik uygulamadaki farkları Tablo 3‘de gösterilmiştir.

 Klinikte Ölçülen Kan BasıncıAmbulatuar Kan BasıncıEvde Ölçülen Kan Basıncı
Ölçüm sayısıAzÇokÇok
Ölçüm çelişkisiVarYokVar/yok
Beyaz gömlek etkisiVarTesbit edilebilirYok
Hedef Organ Hasarını YansıtmaZayıfİyiİyi
Prognozu belirlemeZayıfİyiİyi
Kompliansı arttırma??Mümkün
Klinikte ölçülen, ambulatuar ve evde ölçülen kan basınçlarının karşılaştırılması

Sonuç

Hipertansiyonun toplumdaki yaygınlığı göz önüne alındığında tanı ve tedavide çeşitli problemlerle karşılaşılacağı muhakkaktır. Bunların üstesinden gelmenin en kolay yollarından birisi olarak hastanın evde kendi kan basıncını takip etmesi görülmektedir. Oldukça kolay ve ucuz olan bu yöntem, uygun cihazlar ve hasta eğitimi ile son derece yararlı sonuçlar verebilmektedir. Bu nedenle, evde kan basıncı takibinin yaygınlaştırılmasında yarar vardır.

KAN BASINCI DEĞİŞKENLİĞİ

Kan basıncının yapısı itibariyle değişken bir tabiatı vardır. Kan basıncı değişkenliği adı verilen bu durum hasta hakkındaki kararları etkileyebilir.

Kan basıncının yapısı itibariyle değişken bir tabiatı vardır. Kan basıncı değişkenliği adı verilen bu durum hasta hakkındaki kararları etkileyebilir.

Kan basıncı değişkenliği boyutları

Kişinin kan basıncı zaman içinde çeşitli faktörler etkisiyle değişkenlik gösterir. Bu değişkenlik solunum ritmine ya da egzersiz durumuna göre kısa süreli veya kan basıncının sirkadiyen değişiminde olduğu gibi tüm güne yayılmış da olabilir. Mevsimlere ya da kişinin fizik kondisyonunda yıl içinde görülecek değişikliklere göre de kan basıncı yıl içinde de değişkenlik gösterebilir.

Kan basıncı değişkenliği tipleri
Kan basıncı değişkenliği tipleri

Gün içinde kan basıncı değişkenliği

  • 24 saatte 50- 60 mmHg değişkenlik olabilir.
  • Genellikle 15- 20 mmHg değişkenlik söz konusudur ve 24 saatlik ortalamanın + %10’u civarında değişkenlik gözlenir.
  • Kan basıncında sabah uyanmayla birlikte belirgin bir yükselme saptanır. Sonradan günlük ortalamalar seviyesine düşen kan basıncı genellikle akşam üzeri daha düşük oranlı ikinci bir pik yaratır ve uykuyla birlikte en düşük seviyeye iner.
  • Sistolik kan basıncının değişkenliği diastolik kan basıncının değişkenliğinden miktar olarak daha fazladır, ancak değişkenlik % olarak ifade edilince bu fark ortadan kalkar.
  • Kan basıncı değişkenliği 24 saatlik kan basıncı değişikliklerinin standard sapması olarak ifade edilir.
  • Kan basıncı değişikliği yaşın ilerlemesi ve kan basıncının yükselmesi ile artar. Bu yükselme sadece gece gündüz farkına başlı değildir, daha çok kısa dönemli dalgalanmaların arttığı gözlenir.

Bu genel değişimler yanında, kişisel yapı ve davranış farklarına bağlı olarak kan basıncında değişkenlikler olmasına da son derece sık rastlanır. Bu durum da, kan basıncının ölçüldüğü koşullara bağlı olarak hipertansiyon tanısında ve tedavi planlamasında hatalara yol açabilmektedir. Hatta, kan basıncının normal değişkenlik patterninin bozulması uç organ hasarı düzeyiyle de yakın ilişki göstermektedir.

Kan basıncı değişkenliği mekanizması

Kan basıncı değişkenliğinin oluşumunda pek çok faktör yer alır. Bu faktörler aşağıdaki şekilde ana hatlarıyla belirtilmiştir.

Kan basıncı değişkenliği mekanizması
Kan basıncı değişkenliği mekanizması

Beyaz gömlek etkisi

Klinik koşullarda gözlenen en tipik değişkenlik, beyaz gömlek etkisidir. Beyaz gömlek etkisi, kan basıncının hekim viziti sırasında yükselmesi olarak tanımlanabilir ve hipertansiyonlularda normal kan basıncına sahip olanlardan daha belirgindir. Hemşirelerin ölçtüğü kan basıncında beyaz gömlek etkisi daha az belirgindir. Bu etkinin şiddeti hekimin cinsiyeti ve akademik pozisyonu ile de yakından ilgilidir.

Beyaz gömlek etkisi önemli bir kan basıncı değişkenliği tipidir.
Beyaz gömlek etkisi önemli bir kan basıncı değişkenliği tipidir.

Hastanın artan mental stresine karşı kan basıncının cevabı olarak tanımlanabilecek olan beyaz gömlek etkisi, hipertansiyonlularda görüldüğünde “beyaz gömlek hipertansiyonu” veya “izole klinik hipertansiyon” isimlerini alır. Beyaz gömlek etkisi hipertansiyonun tanı ve tedavisini yakından etkileyen bir tablodur ve yeni tanı konmuş hipertansiyonlulardaki sıklığı % 20 ile % 60 arasında değişebilmektedir.

Çevresel etkiler

Ortamın ısısı, gürültü düzeyi, ağrı ve daha pekçok neden kan basıncını etkiler. En sık etkileyen faktörlerin başında emosyonel nedenler gelir. Panik atak, kaygı, korku ve diğer stres faktörleri kan basıncı değişkenliğini arttıran faktörlerdir.

Yeme içme de değişkenliği arttırır. Genellikle alkol, içilirken hafif kan basıncı düşmesi yapsa da, bir süre sonra kan basıncını arttırıcı etki yapar. Kahve kısa süreli olarak kan basıncı yükselmesine yol açar, sigara ise kan basıncını daha uzun süre arttırır. İkisinin birlikte olması kan basıncının hızlı yükselip uzun süre yüksek kalmasına neden olur.

Kan basıncı üzerine kahve ve sigara etkisi
Kan basıncı üzerine kahve ve sigara etkisi

Sonuç

Kan basıncının değişken yapısı ve bu değişken yapıyı etkileyen faktörlerin çeşitliliği kan basıncı ölçümlerindeki hassasiyeti belirgin şekilde etkilemektedir. Bu nedenle, hipertansiyonun tanı ve takibinde ölçüm sayısı kadar, ölçümlerin yapıldığı koşullar da büyük önem taşır. Ölçümleri yaygınlaştırmanın başlıca iki pratik yolu da ambulatuar kan basıncı monitorizasyonu ve evde kan basıncı ölçümleridir.

İnme hakkında bilmeniz gerekenler

Çevrenizde mutlaka inme geçirdiği için felçli kalan tanıdıklarınız vardır. Peki inme hakkında bilmeniz gerekenler nelerdir?

Çevrenizde mutlaka inme geçirdiği için felçli kalan tanıdıklarınız vardır. Peki inme hakkında bilmeniz gerekenler nelerdir?

İnme nedir?

İnme, kalp krizinin beyindeki karşılığıdır. Beynin belli bir bölgesine giden damarın tıkanması veya patlaması sonucunda o damarın beslediği beyin bölgesi ölür. Bunun sonucunda da, beyinde o bölgeyle ilişkili vücut faaliyetleri devre dışı kalır. Bu duruma inme (stroke) adı verilir.

Sorunun boyutu

İnme nasıl oluşur?

İnme beynin bir kısmına giden kanın kesilmesiyle ortaya çıkan beyin hasarına verilen isimdir. Oksijen alamayan beyin hücreleri birkaç dakika içinde ölmeye başlar. Bunun sonucunda da, beyin hasarı ortaya çıkar.

Belli bir beyin bölgesine giden kanın kesilmesinin iki ana nedeni vardır. Bunlardan ilki o bölgeye giden damarın tıkanması, ikincisi ise beyin damarlarından birinin yırtılarak beyin kanaması ortaya çıkmasıdır.

İnme tipleri
İnme tipleri

Tüm inmelerin %80’i, tıkayıcı inmelerdir. Tıkayıcı inmelerin nedenleri TOAST kriterlerine göre sınıflandırılır. Buna göre:

Beyne giden büyük atardamarlardan birinin tıkanmasıDamar sertliği%20
Beynin içindeki küçük uç damarlardan birinin tıkanmasıLaküner inme%25
Kalp veya diğer damarlardan gelen pıhtılarEmbolik inme%15
Sebebi bilinmeyen inmelerKriptojenik inme% 5-10
Diğer nedenlerEnfeksiyonlar, ilaç etkileri vb.%20-25
Tıkayıcı inme nedenleri

Bazı durumlarda inme belirtileri ortaya çıktıktan sonra 24 saat içinde düzelir. Bu duruma “geçici iskemik atak” adı verilir. Tüm belirtilerin düzelmesine rağmen, geçici iskemik atak inme eşdeğeridir ve bu kişiler inme geçirmiş gibi kabul edilerek takip ve tedavi planlaması yapılmalıdır.

Bazı kişilerde ise, inme hiçbir belirti vermez. “Sessiz inme” adı verilen bu durum ancak belli incelemelerle ortaya çıkar. Bu kişiler de yine inme geçirmiş gibi kabul edilerek takip ve tedavi planlaması yapılmalıdır.

İnme belirtileri

İnmede erken müdahalenin önemi çok büyüktür. Bu nedenle aşağıdaki durumlarda derhal ve tercihan 112 aranarak acil servis müracaatı yapılmalıdır.

  • Yüz ve/veya kol ve/veya bacakta ani ortaya çıkan tek taraflı (sağ veya sol) hareket veya his kaybı
  • Görmede, güçte, koordinasyonda, duyularda, konuşmada veya konuşulanları anlamada ani ortaya çıkan kayıp veya bozukluk.
  • Tek gözde ani görme kaybı
  • Ani denge kaybı, birlikte bulantı, kusma, ateş, hıçkırık veya yutma güçlüğü
  • Herhangi bir neden olmaksızın ani ve şiddetli başağrısı ve ardından bilinç kaybı
  • Kısa süreli bilinç kaybı
  • Sersemlik veya nedensiz düşme
İnmede 5 ana belirti
İnme hakkında 5 ana belirtiye dikkat edilmeli

İnme hakkında risk faktörleri

Kimi faktörler inme hakkında riski belirgin şekilde arttırır. Bu risk faktörlerini bilmek inme hakkında doğru davranmak açısından önemlidir.

Risk faktörlerini değiştirilebilir ve değiştirilemez olarak iki bölümde incelemek daha doğru olur. Aşağıdaki şekil başlıca inme risk faktörlerini özetlemektedir.

Başlıca inme risk faktörleri
Başlıca inme risk faktörleri

İnme hakkında Değiştirilebilir risk faktörleri

  • Hipertansiyon
  • Atriyal fibrilasyon
  • Kontrolsuz diyabet
  • Yüksek kolesterol
  • Sigara kullanımı
  • Aşırı alkol alımı
  • Obezite
  • Kimi kalp kapak hastalıkları ve doğumsal kalp hastalıkları
    • Mitral kapak hastalığı
    • Enfektif endokardit
    • Sağ ve sol kalp arasında geçişe yol açan doğumsal kalp hastalıkları
  • Koroner arter hastalığı veya karotis hastalığı
    • Taze veya önceden geçirilmiş kalp krizi
    • Kronik koroner arter hastalığı
    • Karotis darlıkları
  • Kimi kan hastalıkları
    • Polisitemi
    • Esansiyel trombositoz
    • Orak hücreli anemi
  • Östrojen içeren ilaçlar ve doğum kontrol hapları (risk doz ve süreyle bağlantılıdır)
  • Uyuşturucu madde kullanımı
  • Uyku apnesi ve diğer kronik uyku bozuklukları

İnme hakkında değiştirilemez risk faktörleri

  • 65 ve üzeri yaş
  • Cinsiyet (Erkekler daha sık inme geçirir, ama kadınlarda inme daha tehlikelidir)
  • Etnisite (Siyah ırkta daha sık görülür)
  • Ailede inme öyküsü

Değiştirilebilir risk faktörlerinin kontrolu inme riskini belirgin şekilde azaltır. Bu nedenle kişinin kendisini bu risk faktörleri konusunda değerlendirmesi ve gereğini yapması önemlidir.

İnmenin önlenmesi

Uygun tedbirlerle ve tedavilerle inme riski % 50 azaltılabilir. Bu amaçla yapılabilecekler şunlardır:

  • Tansiyonunuzun normal olmasını sağlayın
  • Tütünün her çeşidinden uzak durun
  • Kolesterol seviyelerinizin normal olmasını sağlayın
  • Diyabetinizi kontrol altında tutun
  • Sağlıklı bir vücut ağırlığına sahip olun
  • Sağlıklı bir uyku düzenine sahip olun, uyku apneniz varsa tedavi edin.
  • Atrial fibrilasyonunuz varsa, kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlarınızı uygun şekilde kullanın

İnme hakkında son söz

İnme ölüm veya maluliyet yaratabilen önemli bir sorundur. Tüm inmelerin yaklaşık yarısı uygun tedbirler ve tedaviyle önlenebilir. Bu nedenle, inme riskini hafife almamak gerekir.

TANSİYON ALETLERİ

Tansiyon aletleri artık hemen hemen her evde bulunmaya başladı. Kan basıncı ölçmenin başlıca aracı olan tansiyon aletleri hakkında neler bilmek gerekiyor?

Tansiyon aletleri artık hemen hemen her evde bulunmaya başladı. Kan basıncı ölçmenin başlıca aracı olan tansiyon aletleri hakkında neler bilmek gerekiyor?

Kan basıncı ölçümünün tarihçesi

Kan basıncı yani tansiyon, sistemik arteriyel dolaşımdaki kanın damar duvarına yaptığı basıncı ifade eder. Bu basıncın ölçümünün tarihçesi oldukça eskiye dayanmaktadır.

İlk kez 1714 tarihinde Stephen Hales bir atın boyun arterine (karotis) yaklaşık 3 metre uzunluğunda bir kamış sokarak kan basıncını ölçmüştür. Sonra uzun süre uygulanmayan kan basıncı ölçümü, 1896 yılında Riva-Rocci tarafından indirekt ölçüm prensipleri uygulamaya konarak pratik hayatta kullanılmaya başlamıştır. Daha sonra 1969 yılında direkt invaziv kan basıncı monitorizasyonu ve 1989 yılında da ambulatuar kan basıncı monitorizasyonu (tansiyon holteri) uygulamaları başlamıştır. Halen günlük hayatta kullanılan yöntem, Riva-Rocci’nin kullanıma soktuğu indirekt yöntemdir.

Stephen Hales tarafından atın tansiyonunun ölçülmesi
Stephen Hales tarafından atın tansiyonunun ölçülmesi

Büyük ve küçük tansiyon nedir?

Her kalp vurusu (sistol) sırasında damar sistemine atılan kan miktarı dolayısıyla kan basıncı artar (sistolik kan basıncı/büyük tansiyon), iki kalp vurusu arasındaki dönemde (diastol) kan basıncı daha düşük olur (diastolik kan basıncı/küçük tansiyon). Sistolik kan basıncını kalbin attığı kan hacmi, diastolik kan basıncını da doku beslenmesini ayarlayan kılcal damar öncesi atardamarların direnci (periferik direnç) belirler.

Sistolik ve diastolik kan basıncı
Sistolik ve diastolik kan basıncı

Sistolik ve diastolik kan basınçları arasındaki farka “nabız basıncı” adı verilir. Sistolik ve diastolik kan basınçlarının bir kalp döngüsü sırasındaki ortalamasına da “ortalama kan basıncı” denir ve kabaca nabız basıncının ⅓’ünün diastolik kan basıncına eklenmesiyle bulunur.

Günlük kullanımda kan basıncı dendiği zaman üst koldan indirekt olarak ölçülen kan basıncı anlaşılır ve sistolik/diastolik kan basıncı olarak ve milimetre cıva (mmHg) olarak ifade edilir.

Kan basıncı ölçüm yöntemleri

Kan basıncı direkt veya indirekt olmak üzere 2 yöntemle ölçülebilir.

Direkt ölçüm

Bu ölçüm atardamar içine bir kateter yerleştirilerek yapılır. Kateter içi sıvı dolu bir boru sistemi ile alıcıya (transducer) iletilerek monitörde basınç saptanır. Transducer kullanımı basıncın sürekli takibini ve kaydedilmesini olanaklı kılar.

Arter içi kanulasyon girişim gerektiren bir yöntem olup hastaların kan basıncının sürekli izlenmesinin gerekli olduğu birim ve durumlarda (anjiografi laboratuvarı, yoğun bakım üniteleri, ameliyathaneler gibi) uygulanır.

İndirekt ölçüm

Bu yöntem kişilerin günlük hayatta veya poliklinik şartlarında kan basınçlarını ölçmede kullanılır. Kan basıncı ölçümü sfigmomanometre denilen tansiyon aletleri ile dolaylı olarak yapılır.

Sfigmomanometreler, hava pompalamaya yarayan lastikten yapılmış bir puvar, puvarın boyun kısmında bir kontrol valvi, değişik boyutlarda olabilen bir manşon, havayı ileten lastik tüpler ve bir manometreden oluşmuştur. Ölçüm, manşon içindeki hava basıncının arter içindeki kan basıncı ile karşılaştırılması prensibine dayanır. Yüksek basınçla şişirilen manşon ile kemik arasında sıkışan arterden geçen kanın oluşturduğu türbülansın yarattığı düşük ve orta frekanslı sesler (Korotkoff sesleri) değerlendirilerek kan basıncı bulunur.

İndirekt kan basıncı ölçüm prensibi
İndirekt kan basıncı ölçüm prensibi

Tansiyon aletleri tipleri

Tansiyon aletleri civalı, aneroid ve elektronik (yarı veya tam otomatik aletler) olmak üzere üç tiptedir.

Cıvalı tansiyon aletleri

Standard olarak kabul edilen cıvalı tansiyon aletleri güvenilir olmalarına karşılık büyüktürler ve ofis dışında kullanım için elverişsizdirler, cıva içerdikleri için tehlike yaratabilirler, ölçüm sırasında mutlaka dik durmaları ve manometreye dik olarak karşıdan bakılması zorunludur, bu nedenlerle de sadece sabit kullanılabilirler.

Eğer yaylı halkalı manşon kullanılmıyorsa, kişinin kendisine manşonu sarması zordur, manşona sabitlenmiş stetoskop olmadıkça stetoskop da yerinde sabit tutulamaz. Buna karşılık manşona sabitlenen stetoskoplar ise ölçüm doğruluğunu bozarlar. Yine de cıvalı manometreler en doğru ölçümü yapma ve tüpü kırılmadığı müddetle yaşam boyu güvenilir olma özelliğini taşırlar.

Civa barometreli sfigmomanometreler kalibrasyon gerektirmezler ve en güvenilir ve standart alet durumundadırlar. Büyük olmaları ve cıva içermeleri dolayısıyla halen pratik uygulamada nadiren kullanılmaktadırlar. Buna karşılık diğer cihazların kalibrasyonu cıvalı tansiyon aletlerine göre yapılır.

Aneroid sfigmomanometreler

Daha küçük ve kullanışlı olan aneroid manometreli cihazların ise karmaşık bir mekanik yapıları vardır, bu nedenle her 6 ayda bir veya düşme ve çarpmalar sonrası cıvalı bir cihaz ile kalibre edilmeleri gereklidir, ancak buna pratikte çok az uyulur. Kolayca bozulabilirler ve yapılmaları ancak kendi teknik servislerince mümkündür. Cıvalı manometrelerde sözkonusu olan manşon ve stetoskop sorunlarını da aynı şekilde taşırlar. Klinik pratikte en yaygın kullanılan cihazlar aneroid sfigmomanometrelerdir.

Gerek cıvalı, gerekse aneroid manometreli cihazlarla kişinin kendi kan basıncını ölçmesi gerek kullanışlılık ve gerekse de sonuç açısından doğru değildir. Bunun nedenleri arasında birincisi, yukarıda da belirtildiği gibi yaylı manşon kullanılmadığı takdirde manşonun doğru sarılma güçlüğüdür. İkinci olarak, stetoskobu yerinde tutma problemi gelir. Manşon altına sokulan veya manşona sabitlenmiş stetoskoplar manşon içindeki basıncın damara iletilmesine mekanik engel oluşturdukları için genellikle basıncın olduğundan farklı ölçülmesine neden olurlar, manşonun brakial arter üzerinde tutulması ise, kişinin kendisinin başarabileceği bir iş değildir. Ayrıca, duyma zorluğu çekenler Korotkoff seslerini doğru algılayamaz. Görme zorluğu çekenler tarafından manometrenin doğru okunma güçlüğünü de hesaba katmakta yarar vardır.Ayrıca, manşon puarının kişinin kendisi tarafından pompalanması handgrip etkisi yaratacağından kan basıncının yükselmesine neden olacaktır.

Gerek analog, gerekse elektronik manometreli olanları vardır. Her iki tip manometreli tansiyon aletleri en geç altı ayda bir bir civalı manometre ile kalibre edilmelidir.

Yarı veya tam otomatik elektronik aletler değişken sonuç vermekle beraber, kalibre edilmiş olmaları şartı ile klinik pratikte aneroid aletler kadar güvenilir kabul edilebilirler ve özellikle hastaların klinik dışı kan basıncı takiplerinde yararlıdırlar.

Otomatik elektronik tansiyon aletleri

Tüm bu nedenler evde kan basıncı ölçmek için otomatik cihazların geliştirilmesine neden olmuştur. Bu cihazlarla ilgili pazar inanılmaz bir hızla büyümekte ve piyasada çok çeşitli marka ve modelde otomatik tansiyon aleti bulunmaktadır. Bu cihazlarda stetoskop ihtiyacı yoktur ve manşonun içindeki bir osilometrik algılayıcı Korotkoff seslerini algılayarak sistolik ve diastolik kan basınçlarının otomatik olarak tesbitinin yapılmasını sağlamakta ve sonuçları da ekran üzerinde kolayca okunabilir şekilde yansıtmaktadır.

Tüm bu kolaylıklarına karşılık bu cihazlar da sorunsuz değildirler. Herşeyden önce karmaşık bir mekanizmaları vardır ve düşme, vurma gibi darbelere çok hassastırlar. Doğruluklarının sık olarak kontrol edilmesi ve tıpkı aneroid cihazlar gibi sık sık kalibre edilmeleri gereklidir. Kişisel yapı değişiklikleri, örneğin koldaki anatomik bozukluklar ya da damarın sklerotik olması gibi nedenlerle herkeste doğru netice vermeyebilirler. Ayrıca ölçüm sırasındaki vücut hareketlerinden etkilenirler. Bu cihazlar pille çalıştıkları için pilin gücünün azalması cihazın sonuçlarını etkileyebilir, ayrıca büyük manşonları şişirmek için pil yeterli olmayabilir. Yaylı manşon kullanılmıyorsa manşon yerleştirmek yine sorundur. Ayrıca, şişman kişiler için ihtiyaç duyulacak büyük manşonları elde etmesi güç ve pahalıdır.

Bu cihazların yaygın kullanılan üç tipi vardır. Bunlar, manşonu puarla şişirilen cihazlar, manşonu otomatik olarak şişirip boşaltan (fuzzy logic) cihazlar ve bilekten ölçen cihazlardır. Manşonu puarla şişirilen cihazlar tıpkı aneroid cihazlar gibi puar şişirmenin yarattığı sorunları taşırlar, buna karşılık fiyatları ucuzdur ve büyük göstergeleri sayesinde sonuçlar rahatça okunabilirler. Fuzzy Logic otomatik ölçüm yapan cihazlarda manşon otomatik olarak şişer ve tek bir düğmeye basmak yeterlidir, cihaz kişinin kan basıncına göre manşonu uygun seviyeye kadar otomatik olarak şişirir ve sonucu dijital göstergede yazılı olarak gösterir. Bu cihazlarda kişinin sadece manşonu uygun şekilde sararak düğmeye basması yeterli olur.

Bilekten ölçen tansiyon aletleri

Bunlar temelde elektronik manometreli aneroid cihazlardır. Ancak, bilekten kan basıncı ölçüm tekniğinde gerek ölçüm tekniği, gerekse ölçüm güvenilirliği açısından sorunlar vardır. Aynı sorunlar yeni çıkan kan basıncı ölçen saatler için de söz konusudur. Bu nedenle, bilekten ölçüm yapan cihazların sonuçlarına güvenilmemesi daha doğrudur.

Manşon

Hastanın kol çevresinin en az % 80’ini saracak bir manşon kullanılmalı, manşonun üzerindeki arter işaretinin arter üzerine gelmesine dikkat edilmelidir. Çoğu manşonun üzerinde hangi kol çaplarında kullanılabileceği yazılıdır. Bunun yazılı olmaması halinde aşağıdaki tabloda belirtilen ölçüler kullanılabilir.

Hasta ileri obez ise, kolun konik bir hal alması nedeniyle ölçüm sırasında manşonun aşağı kayması ile sık karşılaşılır. Bu durumda, dirsek hizasında kola manşonun kaymasını önleyecek bir parmak kadar kalınlığında bir bez veya sünger gevşek şekilde sarılmalıdır. Bu şekilde, manşonun bu desteğe dayanarak kayması engellenir.

 Azami kol çevresiManşon boyutu
Küçük çocuklar< 17 cm4 x 13 cm
Büyük çocuklar17- 26 cm8 x 18 cm
Adolesan ve erişkinler26- 42 cm13 x 35 cm
Şişmanlar> 42 cmUygun boyda manşon + manşon desteği
Kan basıncı ölçümü sırasında kol çevresine uygun manşon seçimi

Tansiyon aletleri için güvenlik standartları

Kan basıncı ölçen cihazların güvenilirliğini inceleyen iç protokol mevcuttur. Bu protokoller sırasıyla American Association for the Advancement of Medical Instrumentation (AAMI) ve British Irish Hypertension Society (BIHS)/European Society of Hypertension (ESH) protokolleri ve ISO standartlarıdır. Bu protokollerin her biri farklı parametrelere dayanmaktadır. Halen bu üç protokolü tek bir standart protokol haline getirme çalışmaları sürmektedir.

Özellikle yeni bir tansiyon aleti alırken marka ve model numarası ile protokollere uygunluğu araştırılabilir. Genellikle cihazın kutusunun üzerinde AAMI ve/veya BIHS/ESH logosu bulunur. Ayrıca düşünülen cihaz BIHS web sitesi üzerinde uygunluğu açısından da araştırılabilir.

HİPERTANSİYON OLUŞUMU

“Tansiyonum yükseldi” sözünü çok sık duyuyorsunuz, belki sizinki de zaman zaman yükseliyor. Peki hipertansiyon oluşumu hangi mekanizmalarla ortaya çıkıyor?

“Tansiyonum yükseldi” sözünü çok sık duyuyorsunuz, belki sizinki de zaman zaman yükseliyor. Peki hipertansiyon oluşumu hangi mekanizmalarla ortaya çıkıyor?

Hipertansiyon nedir?

Hipertansiyon, kan basıncının yani tansiyonun normal sınırlar üzerinde seyretmesidir. Dinamik bir fizyolojik değişken olan kan basıncı, çeşitli koşullar altında zaman zaman kısa sürelerle normal seviyelerin üzerine çıkabilir. Ancak kan basıncı yükselmesinin kalıcı hale gelmesi durumuna hipertansiyon denir.

Hipertansiyon sadece kan basıncı yüksekliği değildir. Kan basıncı yüksekliğinin de içinde olduğu ve kalp damar hastalıkları riskinin artışı ile seyreden hemodinamik, hücresel ve metabolik süreçler topluluğunun oluşturduğu bir klinik durumdur. Şeker metabolizması sorunları (diyabet, insülin direnci, metabolik sendrom) ve kan yağları yüksekliği sıklıkla hipertansiyon ile birlikte bulunur.

Kan basıncı yüksekliği hipertansiyonun sadece bir bulgusudur, üstelik erken bulgusu da değildir. Kan basıncının yükselmesine neden olan faktörler, hipertansiyonun yol açtığı koroner kalp hastalığı, kalp yetersizliği, inme, böbrek hastalığı gibi sorunların oluşumuna da zemin hazırlar. Bu nedenle, hipertansiyon tanısı kan basıncı ile konsa bile, hipertansiyon asla sadece kan basıncından ibaret bir durum değildir.

Hipertansiyon oluşumu

Belli bir nedene bağlı sekonder hipertansiyonlar hariç olmak üzere, hipertansiyona yol açan temel mekanizmalar oldukça karmaşıktır. Aşağıdaki şekil bu mekanizmaların kısa bir özetini vermektedir.

Hipertansiyon oluşum mekanizması
Hipertansiyon oluşum mekanizması

Hipertansiyon oluşumu için yatkınlık sağlayan faktörler

  • Yaş
  • Ailevi yatkınlık
    • Genetik nedenler
    • Tüm aileyi etkileyen çevresel nedenler (yaşam koşulları, beslenme alışkanlıkları vb.)
  • Düşük kilolu doğmuş olmak
  • Çevre ve çalışma koşulları (aşırı gürültü, vardiyalı çalışma, çevre kirliliği vb.)
  • Diyabet
  • Obezite
  • Sigara
  • Alkol
  • Uyku bozuklukları (uykusuzluk, uyku apnesi, kalitesiz uyku)
  • Stres ve diğer psikolojik sorunlar
  • Yaşam tarzına bağlı sorunlar
    • Aşırı tuz tüketimi
    • Doymuş yağdan ve hayvansal gıdadan zengin diyet
    • Hareketsiz yaşam tarzı

Hipertansiyonda hem yukarıda sayılan mekanizmalar aynı zamanda hedef organlarda da hasar yapabilir. Bu özellikleri ile hipertansiyon bir hastalık olmaktan ziyade bir eğilim (trait) özelliği taşır.

Sonuç olarak hipertansiyonun tanımı, “Kimi genetik ve çevresel predispozan faktörlerin etkisi ile gelişen ve klinik kardiyovaskuler ve metabolik komplikasyonlara yol açan kalıcı kan basıncı yükselmesi” şeklinde yapılabilir.

Hipertansiyon ve yaşlanma

Giderek yaşlanan dünya nüfusunda hipertansiyon ve yaşlanma birlikteliği çok önemli. Hipertansiyon yaşlanmayı hızlandırdığı gibi, yaşlanma da hipertansiyonu beraberinde getirebiliyor.

Giderek yaşlanan dünya nüfusunda hipertansiyon ve yaşlanma birlikteliği çok önemli. Hipertansiyon yaşlanmayı hızlandırdığı gibi, yaşlanma da hipertansiyonu beraberinde getirebiliyor.

Yaşlanma ve hipertansiyon birlikteliğinin boyutu

Hemen tüm yaşlarda rastlanmasına karşılık, hipertansiyon yaşlılardaki en önemli sağlık sorunlarından birini oluşturur. 60 yaş üzerindeki kişilerin yarısından fazlası ve 70 yaş üzerindekilerin dörtte üçü hipertansiyonludur. 65 yaşında hipertansiyonu olmayan kişilerin sonraki 20 yıl içinde hipertansiyona yakalanma riski % 90 üzerindedir. Üstelik hipertansiyon yaşlılıkta sadece bir hastalık değil, ayrıca koroner kalp hastalığı, inme, kalp yetersizliği ve atrial fibrilasyon için de en önemli risk faktörüdür.

Yaş gruplarına göre hipertansiyon görülme sıklığı
Yaş gruplarına göre hipertansiyon görülme sıklığı

Hipertansiyon riskleri

Yaşla birlikte kolesterol düzeyleri ve vücut ağırlığı düşmesine rağmen koroner kalp hastalığı sıklığı giderek artar. Diğer taraftan, 65 yaş üzerinde inme sıklığında da üç kat artma ortaya çıkar ve bu oran 75 yaş üzerinde bir misli daha çoğalır. Kalp yetersizliği sıklığı da yaşlanma ile büyük artışlar gösterir. Yaşlanma atrial fibrilasyon sıklığını da arttırır ve 60 yaş üzerinde atrial fibrilasyon sıklığı normal populasyondan 10 kat daha fazladır. 

Hipertansiyonun yarattığı riskler aşağıdadır.

Yaşlanma ve hipertansiyon birlikteliğinde mekanizma

Bu durumun temel mekanizması oldukça karmaşıktır ve pek çok faktörü içerir. Aşağıdaki şekil oldukça genel bir özet sağlamaktadır.

Hipertansiyon ve yaşlanma ilişkisinin mekanizması
Hipertansiyon ve yaşlanma ilişkisinin mekanizması

Hipertansiyon ve yaşlanma birlikteliğinin özellikleri

Yaşlanmayla oluşan damardaki sertleşmenin bir sonucu olarak sistolik kan basıncı yaşla birlikte artar, bun karşılık diyastolik basınç aynı kalır ya da aksine azalır. Bu durum kalp damar hastalıkları riskini arttıran nabız basıncı artışını da beraberinde getirir. Bu duruma “izole sistolik hipertansiyon” adı verilir.

İleri derecede kalsifik, aterosklerotik arterler nedeniyle tansiyon aleti manşonu ancak çok yüksek basınçlarda bu damarları baskılayabildiği için klasik ölçümde kan basıncı aslında yüksek olmadığı halde yüksek bulunur. Bu hastalara genellikle kan basıncı yüksek olduğu için ilaç verilir veya mevcut tedavinin dozu arttırılır. Bu durumda da ölçümlerde kan basıncı yüksek olduğu halde hastada düşük tansiyon belirtileri (ayağa kalkınca başdönmesi, halsizlik, hatta bazen düşmeler ve bayılmalar) görülür. Bu durumun nedeni ölçülen kan basıncının hatalı olarak yüksek olması ama kan basıncının düşük olmasıdır. Bu duruma yaşlının yalancı hipertansiyonu adı verilir.

Diğer taraftan, ortostatik hipotansiyon (ayakta kan basıncının otururken veya yatarken ölçülen kan basıncına oranla 20 mmHg veya daha fazla düşük olması) yine yaşlılarda sık görülen bir durumdur. Damarların esnekliğinin azalmasına bağlı olarak gelişen bu durumun nedenleri arasında vücutta sıvı azalması (yeterince su içmeme) veya yemek sonrası hipotansiyon (yemekten 30- 120 dakika sonra aşırı insulin yanıtı sonucu kan basıncında ortaya çıkan 20 mmHg üzerindeki düşme) bulunur. Ayrıca, tedavinin gereğinden yoğun olması da bir başka nedendir.

Tedavi ve izlem

Yaşlılarda hipertansiyon tedavisinin kalp damar sorunlarına bağlı inme, kalp krizi ve benzeri sorunları azalttığı gösterilmiştir. Bu nedenle yaşlılardaki hipertansiyonun tedavisi önemlidir ve ılımlı hipertansiyonu olanlar da buna dahildir. Ancak, yaşlılarda birlikte bulunan hastalık ve sorunların sıklığı nedeniyle ilaç tedavisi bireysel olarak ayarlanmalıdır. Bu kapsamda tuz kısıtlaması, ılımlı egzersiz ve benzeri yaşam tarzı değişiklikleri de ihmal edilmemelidir.

Yaşlılarda hipertansiyon kontrolu için önlemler

Bu kapsamda, sadece hastanın kendisinin değil, hastanın yakınlarının da bilgilendirilmesi ve işbirliği büyük önem taşımaktadır. Yaşlılarda ilaç uyumsuzluğu, yaşam tarzı değişikliklerine uyumsuzluk ve birlikte bulunan diğer hastalık ve koşullar çok sıktır. Bu nedenle tedavi mutlaka hastanın doktoruyla yakın işbirliği ve iletişim ile yürütülmelidir.

Sonuç olarak yaşlanma ve hipertansiyon birlikte seyreden iki durumdur ve birbirlerinin hem nedeni hem de sonucu olarak gözükmektedirler.