Blog

Hazır kahve

Hazır kahve kolay hazırlanması ve fazla donanım gerektirmemesi nedeniyle dünyanın pek çok bölgesinde oldukça populer.

Hazır kahve kolay hazırlanması ve fazla donanım gerektirmemesi nedeniyle dünyanın pek çok bölgesinde oldukça populer.

Hazır kahveler dünyanın pek çok bölgesinde oldukça populer. Kimi ülkelerde tüm kahve tüketiminin % 50’sinden fazlasını bu kahveler oluşturuyor. Bu kahve kolay hazırlanması ve fazla donanım gerektirmemesi dışında ucuz olması nedeniyle de populerliğini koruyor.

Normal kahvenin gerek genel sağlık, gerekse kalp damar sağlığı açısından olumlu ve olumsuz yönlerini biliyoruz. Hazır kahvelerin olumlu ve olumsuz yönlerini incelemek ve normal kahveler ile karşılaştırmak da bu yazının konusunu oluşturuyor.

Hazır kahve pratik ve ucuzdur
Hazır kahve pratik ve ucuzdur

Hazır kahve nedir?

Kurutulmuş kahve ekstresinden yapılan suda eriyebilir kahvelere hazır kahveler adını veriyoruz. Kahve ekstresi kahve çekirdeklerinin tıpkı normal kahvenin demlenmesi gibi ancak daha yoğun şekilde demlenmesi sonucu elde edilir. Demleme sonrasında ekstrenin suyu uçurularak kuru kahve ekstresi tozu veya granülleri elde edilir. Suda eriyebilen bu toz veya granüller hazır kahve adını alır.

Hazır kahve yapmanın başlıca iki yolu vardır:

  • Püskürterek kurutma: Kahve ekstresinin sıcak kuru havaya ince bir sprey halinde püskürtülerek suyunun hızla uçurulması ve kahvenin toz veya küçük parçacıklar halinde elde edilmesi ile yapılır. Bu yöntemle genellikle klasik olarak bilinen koyu renkli toz kahve elde edilir.
  • Dondurarak kurutma: Kahve ekstresi dondurularak küçük parcalara ufalanır ve daha sonra düşük ısılı ve düşük basınçlı bir ortamda kurutulur. Bu yöntemle de genellikle “gold” olarak bilinen granül kahve elde edilir.

Her iki yöntem de kahvenin kalitesini, kokusunu ve lezzetini korur. Sonrasında bir fincan (150 ml) sıcak suya bir çay kaşığı hazır kahveyi karıştırarak içmek kalır. Sertlik, suya katılan hazır kahvenin miktarını azaltıp çoğaltarak ayarlanabilir.

Hazır kahve ve antioksidanlar

Modern diyetteki en önemli antioksidan kaynaklarından biri kahvedir. Hazır kahveler de iyi antioksidan kaynağıdır. Hatta, hazır kahvelerde diğer kahvelerden daha fazla antioksidan bulunur.

Hazır kahve ve kafein

Dünyada en fazla tüketilen uyarıcı kafeindir ve bunun en önemli kaynağı da kahvedir. Buna karşılık, hazır kahveler normal kahvelere oranla yaklaşık olarak üçte bir oranında daha az kafein içerir. Bir fincan (bir çay kaşığı) hazır kahve 30-90 mg kafein içerirken, bir fincan normal kahvede 70-140 mg kafein bulunur.

Fazla kafeinin anksiyete, uykusuzluk, huzursuzluk, midede kaynama, ellerde titreme ve çarpıntı yapabildiği bilinmektedir.

Hazır kahveler ve akrilamid

Akrilamid, kahve çekirdeklerinin kavrulması sırasında ortaya çıkan ve zararlı olma potansiyeli taşıyan bir bileşiktir. Bu bileşik ayrıca çeşitli gıdalarda, hava kirliliğinde, ev eşyalarında ve kişisel bakım ürünlerinde de bulunur ve sinir hasarı yapabilme ve kansere yol açabilme potansiyeli taşır.

Hazır kahvelerde normal kahvelere oranla neredeyse iki kat fazla akrilamid bulunur. Buna karşılık; gerek normal ve hazır kahvelerle, gerekse diğer gıdalarla alınan akrilamid miktarı tehlikeli olduğu gösterilmiş miktarlardan çok daha azdır.

Hazır kahve içmenin yararları

Hazır kahveler de tıpkı normal kahvelere benzer sağlık yararlarına sahiptir. Bu yararlar şu şekilde sayılabilir:

Bu çalışmaların tümünün gözlemsel olduğunu belirtmekte yarar vardır. Bu çalışmaların sonuçlarına göre nedensellik bağlantısı kurmak güçtür, ancak kahve tüketimi ile yukarıdaki durumlar arasındaki birliktelik ifadesini gösterir.

Bu yararları elde etmek için tüketilmesi tavsiye edilen hazır kahve miktarı günde 3- 5 fincandır. En iyi tüketim şekli şekersiz içmektir. İstenirse süt veya laktoz intoleransı olanlarda laktozsuz süt ilave edilebilir, yada tatlandırıcı kullanılabilir, ancak toz kahve kreması kullanımından kaçınmak önerilir.

Düşük tansiyon

Düşük tansiyon şikayetiyle çok sık karşılaşılıyor. Bu durum bazen çok masum sebeplerden, bazen de çok ciddi nedenlerden kaynaklanabilir.

Tansiyon nedir sorusunun kısaca yanıtı kalp tarafından damarlara pompalanan kanın damar duvarına yaptığı basınçtır şeklinde ifade edilebilir. Tansiyon diye kısaca söylediğimiz kavramın asıl adı “arter kan basıncı”dır.

Belirli sınırlar içinde kalmak kaydıyla, “tansiyon ne kadar düşükse o kadar iyidir” prensibi geçerlidir. Herhangi bir şikayete yol açmadığı takdirde tansiyonun kaç olduğunun bir önemi yoktur.

Düşük tansiyon tipleri

Dört ana tip düşük tansiyon vardır:

  • Ortostatik (postural) düşük tansiyon: Vücut pozisyonundaki ani değişmeler sonucunda ortaya çıkan ve sersemlik yaratan düşük tansiyona verilen isimdir. Genellikle yataktan veya oturulan yerden hızlı kalkıldığında görülür.
    • Yemek sonrasında olan düşük tansiyon: Özellikle ağır yemekler sonrasında kanın sindirim sisteminde yoğunlaşması sonucu oluşan ortostatik düşük tansiyona denir.
  • Sinir sistemi bağlantılı düşük tansiyon: Uzun süre ayakta kaldıktan veya aynı pozisyonda oturduktan sonra görülen düşük tansiyondur.
  • Ağır hipotansiyon: Genellikle ağır kan kaybı, enfeksiyon veya şiddetli allerji sonucunda ortaya çıkar ve yaşamı tehdit edebilir.

Düşük tansiyon nedenleri

Tansiyonun düşük seyretmesine yol açan nedenler

  • Gebelik
  • Hormonal sorunlar
    • Hipotiroidi (tiroidin yavaş çalışması)
    • Diyabet
    • Hipoglisemi
    • Böbreküstü bezi yetersizliği (Addison hastalığı, hipokortisizm)
  • İlaçlar
    • İdrar sökücüler
    • Tansiyon ilaçları
    • Ağrı kesiciler
    • Anksiyete ilaçları
    • Trisiklik antidepresanlar
    • Prostat ilaçları
    • Erektil disfonksiyon ilaçları
    • Parkinson ilaçları
  • Kimi reçetesiz ilaçlar, bitkisel ilaçlar ve besin takviyeleri
  • Kalp yetersizliği
  • Kalp ritm bozuklukları
  • Sıcak çarpması
  • Damarlarda genişleme
  • Karaciğer yetersizliği

Ani düşük tansiyon nedenleri

  • Kanamaya bağlı ani kan kaybı
  • Vücut ısısının düşmesi (hipotermi)
  • Ateş (vücut ısısının yükselmesi)
  • Ani kalp yetersizliğine neden olan durumlar
    • Kalp krizi
    • Kalp yırtılması
  • Sepsis (kana mikrop karışması)
  • Aşırı susuzluk
    • Kusma
    • İshal
    • Ateş
    • Sıcak çarpması
  • Hipoglisemi
  • Anaflaksi
  • Panik atak

Postural düşük tansiyon nedenleri

  • İlaçlar
    • İdrar sökücüler
    • Tansiyon ilaçları
    • Ağrı kesiciler
    • Anksiyete ilaçları
    • Trisiklik antidepresanlar
    • Prostat ilaçları
    • Erektil disfonksiyon ilaçları
    • Parkinson ilaçları
  • Kimi reçetesiz ilaçlar, bitkisel ilaçlar ve besin takviyeleri
  • Kalp yetersizliği
  • Kalp ritm bozuklukları
  • Sıcak çarpması
  • Damarlarda genişleme
  • Hipoglisemi
  • Susuzluk
    • Kusma
    • İshal
    • Ateş
    • Sıcak çarpması
  • Kan kaybı
    • Mide- barsak kanaması
    • Aşırı adet kanamaları
  • Yaşa bağlı olarak tansiyon ayarlanmasında oluşan bozukluklar
  • Shy- Drager sendromu veya çoklu sistem atrofisi gibi merkez sinir sistemi sorunları
  • Periferik nöropati veya otonom nöropati gibi çevresel sinir sorunları
  • Alkolizm
  • Kalp sorunları
  • Alkolizm
  • Beslenme bozuklukları
  • Kronik yorgunluk

Düşük tansiyon belirti ve bulguları

  • Özellikle ayağa kalkınca olan dengesizlik ve sersemlik
  • Görme bulanıklığı
  • Güçsüzlük
  • Yorgunluk
  • Bulantı
  • Soğuk, soluk ve nemli cit
  • Konsantrasyon ve hafıza sorunları
  • Yalpalama
  • Bulantı
  • Bayılma

Yukarıdaki belirtilerden biri bile varsa doktora müracaat edilmelidir. Eğer düşük tansiyon tanısı konduysa ve düşme veya bayılma gibi belirtilerde artış olduysa veya ilaç veya reçetesiz destekler sonrasında belirtiler görülüyorsa yine doktorla görüşmekte yarar vardır.

Aşırı düşmüş tansiyon ise hayati tehlike yaratması bakımından acil bir durumdur ve acil tıbbi müdahale gerektirir.

Düşük tansiyon için tedavi yaklaşımı

Düşük tansiyon için tedavi yaklaşımı altta yatan nedenlerle yakından ilişkilidir.

  • Altta yatan nedeni sapta ve gider
    • Susuzluk: Sıvı alımını, egzersizi, barsak fonksiyonlarını ve terlemeyi sorgula
    • Diyete bağlı nedenler: Demir, protein, vitaminler, sodyum ve kalsiyum alımını araştır
    • Böbreküstü bezi fonksiyonu
    • Tiroid fonksiyonu
    • Hipoglisemi
    • İlaçlar

Yine altta yatan nedenle ilişkili olarak doktorunuz aşağıdaki önerilerde bulunabilir.

  • Diyetteki tuz miktarını arttırmak
  • Alkolsüz sıvı alımını arttırmak
  • Alkolden uzak durmak
  • Sıcak havada veya ateşli hastalık geçirirken sıvı alımını daha da arttırmak
  • İlaçları ve kullanılan diğer maddeleri gözden geçirmek
  • Egzersizi arttırmak
  • Yatılan veya oturulan yerden ayağa kalkarken dikkatli olmak
  • Ayağa kalkmadan önce ayakları ve ayakbileklerini birkaç kez kasıp bırakmak
  • Uyunan yatağın başının yüksek olmasını sağlamak
  • Ağır kaldırmaktan kaçınmak
  • Tuvalette ıkınmaktan kaçınmak
  • Uzun süre hareketsiz ayakta durmaktan kaçınmak
  • Sıcak suyla banyo yapmaktan veya sıcak su havuzu, sauna, buhar odası gibi yerlerden kaçınmak
  • Tuvalet ve banyo güvenliği için gerekli tedbirleri almak
  • Sık ve küçük porsiyonlar halinde yemek, karbonhidratları azaltmak, yemekten sonra dinlenmek, tansiyon düşürücü ilaçları yemekten önce almamak
  • Gerekirse basınçlı çoraplar giyerek kanın bacaklarda toplanmasına engel olmak
  • Boyna baskı yapabilecek sert yakalı gömlek veya sıkı boyunlu kazak gibi giyeceklerden kaçınmak
Banyo ve tuvalet güvenliği
Banyo ve tuvalet güvenliği

Bu yöntemler yeterli olmazsa, zaman zaman ilaç desteği gerekebilir. Kullanılacak ilaçların cinsine ve dozuna doktor karar verecektir. Ancak, iyi bir yaklaşım çoğu zaman sorunu çözer ve istenmeyen olayları önler.

Safra taşları

Safra taşları ultrason tetkiklerinin yaygınlaşması sonucunda daha sık rastlanır oldu ve bu durum pek çok şüphe ve korkuyu beraberinde getirdi.

Safra taşları ultrason tetkiklerinin yaygınlaşması sonucunda daha sık rastlanır oldu ve bu durum pek çok şüphe ve korkuyu beraberinde getirdi.

Safra kesesi, karaciğerin altında yer alarak safrayı depolayan ve gerektiğinde barsağa gönderen bir organdır.

Safra taşları, normalde barsağa akması gereken safranın safra kesesinde yoğunlaşıp çökmesi sonucunda oluşan yapılardır. Her 5 erkekten birinde ve her 3 kadından birinde yaşamlarının bir döneminde safra taşlarına rastlanır.

Safra taşları kum tanesi boyundan pinpon topu boyuna kadar değişen boyutlarda olabilir.

Safra kesesi
Safra kesesi

Safra taşı tipleri

  • Kolesterol taşları: Tüm safra taşlarının % 80’ini oluşturur. İçinde kolesterol (%70), safra tuzları, safra boyaları ve inorganik kalsiyum tuzları bulunur.
  • Siyah pigment taşları: Safrada kan hücrelerinin yıkım ürünü olan kalsiyum bilirubinattan oluşurlar.
  • Kahverengi pigment taşları: Safra kesesi ve yollarında oluşan bakteri veya helmint (barsak kurdu) enfeksiyonları sonucunda oluşurlar.

Safra taşları belirti ve bulguları

Normalde safra taşları ağrı yapmaz. Ağrı, safra kesesi kanalının veya diğer safra yollarının taş tarafından tıkanması sonucunda safra akışının engellenmesiyle oluşur. Tüm safra taşlarının % 80’i belirtisiz seyreder ve başka amaçlarla yapılan görüntülemeler sonucunda saptanırlar.

Safra taşlarının ağrısı “biliyer kolik” adıyla da bilinir ve daha ziyade karnın sağ üst kısmında yoğunlaşır. Bu ağrılar zaman zaman, özellikle de kızartmalar gibi yağdan zengin gıdalar yendiği zaman olur ve genellikle birkaç saatten daha uzun sürmez.

Belirtiler şu şekilde sayılabilir:

  • Karnın özellikle sağ üst kısmında ve kaburgaların hemen altında ağrı
  • Sağ omuz veya sırt ağrısı
  • Midede dolgunluk hissi ve ağrı
  • Bulantı ve kusma
  • Hazımsızlık, şişkinlik, reflü ve gaz gibi diğer sindirim sistemi sorunları

Ancak, aşağıdaki şiddetli enfeksiyon veya enflamasyon belirtileri ortaya çıkarsa hastaneye müracaat etmek gerekir.

  • Birkaç saatten daha uzun süren karın ağrısı
  • Ateş ve üşüme- titreme
  • Ciltte veya gözlerde sarılık
  • İdrar renginin koyulaşması ve dışkı renginin kil rengine dönmesi

Safra taşları için risk faktörleri

Safra taşları için risk faktörleri yaşam tarzına bağlı olanlar, kontrol edilemeyenler ve tıbbi risk faktörleri olarak üçe ayrılır.

Yaşam tarzına bağlı risk faktörleriKontrol edilemeyen risk faktörleriTıbbi risk faktörleri
Fazla kilolu veya obez olmakKadın olmakSiroz varlığı
Yağdan ve kolesterolden zengin, liften fakir beslenmekKimi etnik gruplara mensup olmak (hispanikler, kızılderililer gibi)Gebelik
Kısa zamanda çok kilo vermek Ailede safra taşı öyküsüKimi kolesterol ilaçları (kolestiramin, kolesevelam gibi safra tuzu bağlayıcı ilaçlar)
Şeker hastalığı (diyabet)40 yaş üzerinde olmakYüksek doz östrojen içeren ilaçlar, doğum kontrol hapları ve menopoz sonrası hormon tedavisi
Yeterli egzersiz yapmamakCrohn ve benzeri enflamatuar barsak hastalıkları
Açlık diyetleri ve obezite cerrahisiHemolitik anemi gibi kan hücrelerinin vücut içinde yıkımının arttığı hastalıklar
Safra taşları için risk faktörleri

Hernekadar kimi ilaçlar safra taşı riskini arttırıyor olsalar da, doktorun onayını almadan ilaç kesilmemelidir.

Komplikasyonlar ve uzun dönem riskler

Akut kolesistit

Taş safra kesesi kanalını tıkadığı zaman kesede enflamasyon ve enfeksiyona neden olur. Akut kolesistit denen bu tablo acil bir durumdur. Bu tabloya belirti veren safra taşlarının % 1- 3 kadarında rastlanır.

Akut kolesistit belirtileri şunlardır:

  • midenin üst kısmında, karnın sağ- üst kadranında veya sırtın sağ- orta kısmında ağrı
  • Ateş ve üşüme-titreme
  • Bulantı- kusma
  • İştah kaybı

Bu durumda vakit geçirmeden acile başvurmak gerekir.

Diğer komplikasyonlar

Tedavi edilmemiş safra taşları aşağıdaki sorunlara da yol açabilir:

  • Safra yollarının tıkanmasına bağlı sarılık
  • Kolanjit, yani safra yolları iltihabı
  • Sepsis, yani kana bakteri karışması sonucu olan ağır sistemik enfeksiyon
  • Pankreatit, yani pankreasın iltihaplanması
  • Safra kesesi kanseri
Safra taşlarının safra kanallarını tıkaması
Safra taşlarının safra kanallarını tıkaması

Safra taşları tanısı

  • Kan testleri: Enfeksiyon ve tıkanmanın derecesini saptamak veya diğer nedenleri dışlamak amacıyla yapılır.
  • Ultrason: Karaciğer ve safra kesesini görüntülemek üzere yapılır.
  • BT incelemesi: Daha ayrıntılı görüntüleme sağlar.
  • MR kolanjiopankretografi: Safra yolları ve pankreasın daha ayrıntılı görüntülenmesini sağlar.
  • Kolesintigrafi (HIDA): Safra kesesi kasılmasını görüntülemek amacıyla yapılır.
  • Endoskopik retrograd kolanjiopankreatografi (ERCP): Endoskopi ile safra yollarını boyayla doldurup görüntülenmesini sağlar.
  • Endoskopik ultrason: Özel bir endoskopla safra taşlarını görüntülemek amacıyla yapılır.

Hangi tetkikin ne zaman yapılacağına doktor karar verecektir.

Tedavi

Korunma

Safra taşı oluşumunu engellemek veya olan safra taşlarının sorun yaratacak hale gelmesinden korunmak için normal sağlıklı yaşam koşulları gereklidir. Bunlar şu şekilde sayılabilir:

  • Kilo fazlalığından ve obeziteden korunmak, sağlıklı kiloda kalmak
  • İnsülin direnci ile mücadele etmek
  • Diyabette kan şekerini kontrol altında tutmak
  • Hızlı kilo vermekten kaçınmak, yavaş ve sağlıklı kilo vermek
  • İşlenmiş, fazla yağlı, rafine karbonhidrat ve şeker içeren ve kızartılmış gıdalardan uzak durmak
  • Bitkisel ağırlıklı, bol lifli ve antienflamatuar gıdalardan zengin sağlıklı bir beslenme düzeni
  • Zeytinyağı gibi sağlıklı yağları ve omega 3 içeren gıdaları (ceviz, ketentohumu vs.) çiğ olarak tüketmek
  • Küçük porsiyonlar halinde ve sık yemek, öğün aralarında çiğ kuruyemiş ve taze meyve gibi sağlıklı atıştırmalıklar tüketmek
  • Bol su içmek
  • Yaşa ve koşullara uygun, aerobik ağırlıklı düzenli egzersiz yapmak
  • Safra taşı riski yüksek kadınlarda doğum kontrol haplarından veya menopoz sonrası hormon tedavisinden kaçınmak
Safra taşlarından korunma
Safra taşlarından korunma

Tedavi

  • Belirtisiz safra taşlarında düzenli takip
  • Ağrı yapan veya diğer belirtileri veren safra taşlarında ameliyat
  • Ameliyatı tolere edemeyecek veya ameliyat olmak istemeyen hastalarda safra taşı eriten ilaçlar
  • Akut kolesistit varlığında ameliyat
  • Safra taşı ve pankreatit birlikteliği varsa ameliyat
  • Safra kanallarının tıkanmasına bağlı sarılık varsa hastanın durumuna göre ameliyat veya önce ERCP ile taşın alınması ve sonra ameliyat yöntemleri kullanılabilir.

Demans

60 yaş üzerinde % 5-8 oranında görülen ve 85 yaş üzerindeki kişileri ciddi oranda etkileyen demans yaşlı sağlığı için önemli bir tehdittir.

60 yaş üzerinde % 5-8 oranında görülen ve 85 yaş üzerindeki kişileri ciddi oranda etkileyen demans (bunama) yaşlı sağlığı için önemli bir tehdittir.

Demans nedir?

Yaşlanmayla birlikte hafoza zayıflar. Bu durum “yaşa bağlı hafıza zayıflaması” olarak bilinir ve normal yaşlanma sürecinin bir parçası olarak kabul edilir.

Buna karşılık demans, yani bunama tümüyle farklı bir kavramdır. Her ne kadar en sık yaşlılarda görülse de, temel özelliği kognitif fonksiyonda yani işlevsel düşünce yeteneğinde kötüleşmedir.

Demans soklığı
Demans soklığı

Çoğu insanın düşündüğünün aksine, demans bir hastalık değil, bir sendrom yani belirtiler bütününi içeren bir şemsiye deyimdir. Bu kapsamda hafıza, düşünme, uyum gösterme, anlama, hesap yapabilme, öğrenme kapasitesi, dil, karar verme yeteneği ve günlük faaliyetleri sürdürebilme yer alır.

Demans tipleri

İnsanlar çoğu zaman Alzheimer hastalığı ve demans deyimleri aynı anlamda kullanılsa da, ikisi aynı şey değildir. Alzheimer hastalığı demans şemsiyesi altındaki pek çok klinik tablodan sadece bir tanesidir. Demans şemsiyesi altında 400 üzerinde tablo yer alır.

Demans şemsiyesi
Demans, pek çok kognitif bozukluk tipini içeren bir şemsiye deyimdir.

Aşağıdaki şekilde en sık rastlanan başlıca 10 demans tipi görülmektedir.

On farklı demans tipi
On farklı demans tipi

Alzheimer hastalığı

Beyin hücrelerinin ölümü ve beyinde amiloid ve tau proteinlerinini oluşturduğu plaklarla seyreden Alzheimer hastalığı tüm demans olgularının yaklaşık dörtte üçünü oluşturur. Bu hastalığın erken belirtileri depresyon, kısa dönem hafızanın kaybı, konfüzyon, duygudurum değişiklikleri ile konuşma ve yürüme güçlüğüdür.

Vaskuler demans

İkinci en sık rastlanan demans tipi olan vaskuler demansın nedeni, beyindeki yetersiz kan akımıdır. Genellikle inme sonrasında ve damar sertliğinin bir sonucu olarak ortaya çıkar. Belirtiler sebebe bağlı olarak yavaş yavaş veya aniden ortaya çıkabilir. Erken dönemlerde konfüzyon ve idrak bozukluğu ile başlayan belirtiler, daha sonra konsantrasyon bozukluğu ve iyi bildiği işleri yapma güçlüğü ile devam eder. Birlikte görme sorunları ve halusinasyonlar da bulunabilir.

Lewy cisimcikli demans

Lewy cisimcikleri, beyindeki sinir hücrelerinin içinde oluşarak hücrelerin işlev yapmasını ve sinyal iletişimini engelleyen protein birikimleridir. Bunun sonucunda hafıza kaybı, idrak bozukluğu ve görsel halusinasyonlar ortaya çıkar. Uyku düzeni de bozulabilir ve tüm gece uyanık kalıp gündüzleri uyumalar ortaya çıkabilir. Belirtilerin çoğu diğer demans tipleriyle aynıdır.

Parkinson hastalığı

Normalde beynin hareket fonksiyonu ile ilgili bölgeleri ile ilgili bir sorun olan Parkinson hastalığı ileri dönemlerinde demansa da neden olabilir. Önce karar verme sorunları ile başlayan demans belirtileri daha sonra depresyon, halusinasyonlar, konfüzyon, paranoya ve konuşma bozukluğu ile devam eder.

Frontotemporal Demans

Frontotemporal demans veya diğer adıyla Pick hastalığı beynin ön ve yan bölümlerini tutan bir sorundur. Bunun sonucunda öncelikle konuşma ve davranışlar bozulur. Başlangıç yaşı bu hastalıkta 45’e kadar düşebilir.

Creutzfeldt-Jakob hastalığı

Creutzfeldt-Jakob veya diğer adıyla deli dana hastalığı, demansın en nadir rastlanan tiplerinden biridir ve yaklaşık bir milyonda bir rastlanır. Hızlı seyirli bir tablo olan bu durum genellikle bir yıl içinde ölümle sonuçlanır. Bulguları genel demans belirtileriyle aynıdır, ayrıca kas sertlikleri ve seğirmeleri de bulunabilir.

Wernicke-Korsakoff Sendromu

Wernicke Korsakoff sendromu aslen bir demans tipi olmasa da, belirtilerinin benzer olması nedeniyle o grupta sayılan bir durumdur. Temel nedeni beynin alt kısımlarında oluşan B1 eksikliğine bağlı kanamadır. Bu durum en sık alkolizmde görülür, ancak beslenme bozukluğuna veya kronik enfeksiyonlara bağlı olarak da ortaya çıkabilir.

Normal basınçlı hidrosefali

Normal basınçlı hidrosefali, beynin ventriküllerinde aşırı sıvı artışı sonucunda beyin dokusunu baskı altına alarak demans belirtilerine yol açan bir durumdur. Buna yol açan nedenler kaza, kanama, enfeksiyon, beyin tümörleri veya geçirilmiş beyin ameliyatları olabilir. Başlıca belirtileri denge bozuklukları, unutkanlık, duygudurum değişimleri, depresyon, düşmeler ile idrar ve dışkı kaçırma şeklindedir. Bu durum erken dönemde farkedilirse cerrahi müdahale ile kalıcı hasar bırakmadan düzeltilebilir.

Huntington hastalığı

Huntington hastalığı belirtileri genç erişkinlerde başlayan genetik bir durumdur. Beyin hücrelerinin ölümü sonucunda hareket bozuklukları ve demans belirtileri ortaya çıkar.

Karma demans

Karma demans, bir kişide birden fazla demans tipinin birlikte olmasıdır. En sık rastlanan tipi Alzheimer hastalığı ile vaskuler demans birlikteliğidir. Karma demansı olan kişilerin yarıya yakınında bu birlikteliğin farkına varılamaz.

Demans belirtileri

Demans her kişide farklı özellik gösterir. Bu farklar beynin tutulan bölgesine ve hastanın kişilik yapısına bağlı olarak ortaya çıkar.

Her ne kadar en iyi bilinen belirti hafıza sorunları olsa da, başka belirtiler de gözden uzak tutulmamalıdır. Erken belirtilerin başlıcaları aşağıdaki şekilde gösterilmektedir.

Demansta 10 erken belirti
Demansta 10 erken belirti

Hafıza kaybı

Normal unutkanlıkla demanstaki hafıza kaybı arasındaki fark, demansta yakın dönem hafızanın kaybolmasıdır. Eskiden olan olaylar çok iyi hatırlanırken, birkaç dakika veya birkaç saat önce olan olaylar unutulur, bunun sonucunda aynı soru tekrar tekrar sorulur. Bu nedenle, bu kişilerin günlük hayatlarını idame ettirecek faaliyetleri sürdürmeleri güçleşir. Örneğin, bu kişiler öğle yemeği yiyip yemediklerini veya torunlarının adlarını unuturlar.

Bilindik işleri yapma güçlüğü

Diş fırçalama veya sofrayı hazırlama gibi günlük basit işleri yaparken fazla düşünmeyiz. Ancak, demansı olan kişiler bu gibi basit işleri yaparken bile güçlük çeker ve işleri doğru sırayla yapmayı beceremezler. Örneğin, daha yıkanmamış bir gömleği ütüler veya tabağı yemek masasına değil de yatak odasına götürürler.

Zaman ve mekan uyumsuzluğu

Ara sıra haftanın hangi günü olduğunun şaşırılması mümkündür. Ancak, demansı olan kişiler gündüzü ve geceyi karıştırabilirler veya çok iyi bildikleri yerlerde kaybolabilirler.

Karar algısının kaybı

Herkes hayatta zaman zaman kötü kararlar verir. Ancak demansta basit kararlar bile sorun olur. Örneğin demanslı kişi kendi evini ederinin yüzde birine satabilir veya yaz ortasında palto giyebilir.

Duygudurum, kişilik veya davranış değişiklikleri

Yaşamdaki çeşitli olaylar karşısında duygudurum değişiklikleri olması normaldir. Ancak, demans varlığında duygudurum değişiklikleri alışılmadık olur. Belli bir neden olmaksızın duygudurum değişimleri yaşanabilir ve tepkiler aşırı olabilir. İlgisiz bir konu büyük üzüntü veya kızgınlığa neden olabilirken, ciddi bir konu hiç tepkiye yol açmayabilir.

Görüntü ve derinlik algısında bozulma

Demansı olanlarda görüntülerle veya derinlik algısı ile ilgili bozulmalar olur. Örneğin, mesafe ve derinlik kararları hatalı olur veya renk yada kontrast algısı bozulabilir. Bu durum yaşlılıkta sık rastlanabilen katarakt benzeri problemlerden bağımsızdır ve demanslı yaşlılarda çok sık düşme nedeni olur.

Eşyaların yerini karıştırma

Herkes zaman zaman kullandığı eşyaları alışılmadık yerlere koyup sonra arayabilir. Buna karşılık, demansı olanlarda eşyaları olması gereken yerlere koyma ile ilgili uç sorunlar görülebilir. ütüyü buzdolabına, kol saatini şeker kavanozuna koyma gibi durumlar sıktır. 

İşten ve sosyal faaliyetlerden uzaklaşma

Demansı olan bir kişi genellikle çevresine olan ilgisini yitirir. Örneğin, uzun saatler boyunca televizyonun önünde oturabilir, alışılmadık ölçüde uzun süre uyuyabilir veya sevdiği faaliyetlere karşı tüm ilgisini yitirebilir.

Dil ve iletişim sorunları

Demans kişilerin konuşma sırasında kullanılması gereken kelime veya deyimleri bulamamasına veya onların yerine alışılmadık kelime veya deyimleri kullanmasına neden olabilir. Örneğin, “lamba” yerine “ışık veren alet” diyebilirler.

Planlama ve sorun çözme güçlüğü

Demans kişilerde basit işler için bile planlama ve takip güçlüğü yaratır. Örneğin alışveriş listeleri oluşturma veya aylık faturaları takip etme gibi işler sorun haline gelir.

Demansın evreleri

Demans gidişini evrelendirmek için çeşitli yollar vardır, ancak en sık kullanılan evreleme yöntemi başkalarına bağımlılık derecesi ölçütlü olandır.

Demans evreleri
Demans evreleri

Hafif kognitif bozukluk

Yaşlı kişilerin çoğunda görülebilen hafif kognitif bozukluk unutkanlık, isim bulma güçlüğü ve kısa dönem hafıza problemleri ile seyreder. Bu kişilerin bir kısmı demansın daha ileri evrelerine doğru ilerler, ancak çoğu bu aşamada kalır. Bu kişiler genellikle herhangi bir yardıma gerek duymadan yaşamlarını sürdürebilir.

Hafif demans

Hafif demans aşamasında isim ve kelime bulma güçlüğü, eşyaların yerini karıştırma, kafa karışıklığı ile planlama ve sorun çözme güçlüğü basit hafıza sorunlarına eklenir. Sıklıkla duygudurum dalgalanmaları ve sosyal uyumsuzluklar da görülür. Buna karşılık, bu kişiler hala genellikle başkalarına bağımlı olmadan yaşamlarını sürdürebilir ve sadece zaman zaman desteğe ihtiyaç duyarlar.

Orta derecede demans

Orta derecede demansta hafıza kaybının, konfüzyonun ve karar algısının ilerlemesinin yanısıra bu kişilerde alınganlık, şüphecilik ve uyku bozuklukları ortaya çıkar. Belirtilerin genellikle öğleden sonra ve gece artış gösterdiği gözlenir. Bu kişiler günlük yaşamlarında sıklıkla yardıma gerek duyarlar.

Ağır demans

Daha ileri dönemde aşırı hafıza kaybı, hareketliliğin sınırlanması, yutma ve mesane ve barsak kontolü gibi işlevlerin güçleşmesi sözkonusu olur. Bu kişiler gece gündüz desteğe ihtiyaç duyarlar.

Demanstan korunma

Demanstan korunmanın belli bir yöntemi yoktur. Ancak temel sağlıklı yaşam koşullarının demansın hem oluşumunu önlediği, hem de ilerlemesini yavaşlattığı bilinen bir gerçektir.

Demanstan korunma
Demanstan korunma

Düzenli egzersiz

Düzenli aerobik egzersiz hem demans oluşma riskini azaltır , hem de demansın ilerlemesini geciktirir. Aerobik egzersize denge ve esneklik egzersizlerinin de eklenmesiyle yaşlılarda çeviklik artar ve düşme riski azalır.

Sağlıklı diyet

Şekerden, rafine karbonhidratlardan ve doymuş yağlardan fakir, diğer taraftan omega 3 ve vitamin ve minerallerden zengin bir diyet uygulanması sağlıklı bir metabolizma, antienflamatuar ve antioksidan etkiler ve sonuçta demans riskinin azalması anlamına gelir. Genellikle bu iş için en uygun diyet Akdeniz diyetidir.

Stres yönetimi

Uzun süreli stres ve anksiyetenin demans riskini arttırdığı bilinmektedir. Bu nedenle, anksiyete ve stres ile mücadele yollarını uygulamak demanstan korunmada çok önemli rol oynar.

Uyku süre ve kalitesi

Yetersiz uyku süre ve kalitesi beyinde demans oluşumunu hızlandırır. Bu nedenle, uykusuzlukla mücadele demanstan korunmak için çok önemlidir.

Demans tedavisi

Genellikle geri döndürülemez ve tümüyle iyileştirilemez bir durum olan demansta yapılan tedavilerin amacı belirtileri hafifletmek ve gidişi yavaşlatmaktır.

İlaçlar

Demansta ilaç kullanımının amacı gidişi yavaşlatmak, belirtileri hafifletmek ve birlikte bulunan depresyon ve gerginlik gibi durumları kontrol etmektir. İlaç tedavisi sırasında başka nedenlerle kullanılan ilaçlarla ve bitkisel desteklerle etkileşimlere özellikle dikkat etmek gerekir.

Zihni çalıştıran aktiviteler

Tıpkı vücut gibi, beyin de kondisyonda kalmak için çalışmaya ihtiyaç duyar. Bu nedenle bulmacalar, kitap okuma, bilgisayar ve masa oyunları oldukça yararlı olur. Bu tip faaliyetlerin kognitif fonksiyonun kötüleşmesini yavaşlatıcı etkisi olduğu gösterilmiştir.

Psikoterapi

Çeşitli psikoterapi yöntemleri demanslı kişinin hafızasını canlandırmada yardımcı olabilir. Ayrıca eski hatıraların canlandırılması, sevilen müzikler ve eğlenceli filmler yaşam kalitesinin artışını sağlar.

Yaşam tarzı değişiklikleri

Korunma bölümünde de belirtildiği gibi sağlıklı beslenme düzeni, fiziksel aktivite ve yeterli ve kaliteli uyku hem davranışsal belirtileri azaltır, hem de olayın ilerlemesini yavaşlatır.

Demans olan kişinin bakımı

Demanslı kişinin bakımı bakan kişi açısından da pekçok zorluk içerir. Her şeyden önce, demansın kesin tedavisi olmayan ilerleyici bir hadise olduğunun akılda tutulması gerekir. Bu nedenle, hastayla ilgilenen kişinin de neredeyse hasta kadar desteğe ihtiyacı vardır. Bu konuda profesyonel yardım almak her durumda yararlı olacaktır. Genel olarak yapılması gerekenler konusunda Alzheimer Derneği’nin web sayfası bilgi vermektedir.

Yoyo fenomeni

Zayıflama diyeti uygulandıktan sonra kaybedilen ağırlığın aynını veya daha fazlasını kazanmaya yoyo fenomeni denir. Kilo verip geri alma şeklindeki bu döngüler yoyo isimli oyuncağın hareketlerine benzediği için bu ismi alır.

Zayıflama diyeti uygulandıktan sonra kaybedilen ağırlığın aynını veya daha fazlasını kazanmaya yoyo fenomeni denir. Kilo verip geri alma şeklindeki bu döngüler yoyo isimli oyuncağın hareketlerine benzediği için bu ismi alır.

Bir kişiye yoyo fenomeni denmesi için hayatı boyunca en az iki kez zayıflama gayretine girmiş olması ve her seferinde verdiği kilonun daha fazlasını tekrar almış olması gerekir. Bu kişiler başlangıçta diyet ve diğer yöntemleri çok iyi uygulayarak hızla kilo verir, ancak sonrasında eski alışkanlıklarına geri dönerek yeniden kilo alırlar. Bu duruma kadınlarda erkeklere oranla 3 kat daha sık rastlanır.

Yoyo fenomeninin oluşumu
Yoyo fenomeninin oluşumu

Yoyo fenomeni nedenleri

  • Yaşam tarzına uymadığı için sürdürülemeyen diyet ve yöntemleri kullanma
  • Psikolojik durum değişiklikleri
  • Açlığın tetiklediği yeme atakları
  • Sık aralıklarla ve düzensiz yapılan diyetler
  • Bilinçsiz kullanılan zayıflama ilaçları
  • Kişiye özgü olmayan “konfeksiyon” zayıflama yöntemleri
  • Kısa vadeli hedeflere, örneğin yaz tatili, düğün, parti vb. gibi sosyal olaylara yönelik zayıflama gayretleri
Alışkanlıklara uymayan yemek düzeni genellikle kalıcı olmaz.
Alışkanlıklara uymayan yemek düzeni genellikle kalıcı olmaz.

Yoyo fenomeninin yarattığı sorunlar

  • Kişinin kendi vücuduyla sağlıksız ilişki kurmasına neden olması: Vücut yapısı ile ilişkili takıntıların oluşması, ruh sağlığını büyük ölçüde etkiler. Kilo verildiği zaman oluşan kendi vücudundan mutlu olma hissi, yeniden kilo alınması sonucunda yerini karamsarlığa, başarısızlık hissine ve kişinin kendisine karşı öfke duyması hissine bırakır. Bunun sonucunda anksiyete veya depresyon tetiklenebilir.
  • Sonuçların tutarlı ve kalıcı olmaması: Uygulanan diyetlerin çoğu zaman kısıtlayıcı olması ve vücudun gerek duyduğu pek çok besini dışlaması nedeniyle sonuç genellikle sağlıksız olur.
  • Uygulayanı suçlayıcı olması: Uygulanan yöntemler sonucunda kilo verilmesi yöntemin başarısı olarak kabul edilirken, yeniden kilo alınması uygulayıcıyı kilo almanın sorumlusu olarak suçlar. Kısacası, yöntem iyi ama uygulayan kötü algısını yaratır.
  • Tartı rakamlarına karşı takıntı yaratması: Kilo vermenin diğer yararlarının tümü gözardı edilerek hedef sadece kilo verme miktarı olarak saptanır. Oysa, sağlıklı kişilerde bile dengeli beslenme ve orta dereceli aktivite ile 3- 5 kg arası kilo değişikliği son derece normaldir.
  • Farklı yemek yeme paternlerine uyum gösterme güçlüğü: Alışkanlıklara aykırı yemek yeme zorlaması genellikle sürdürülebilir değildir.
  • Metabolizmanın etkilenmesi: Hızlı diyet yapma sonucunda bazal metabolizma hızı düşer ve vücut daha fazla depolama gayreti içine girer. Bunun sonucunda vücut enerji tasarrufuna girer ve az kalori almaya rağmen kilo verme hızı yavaşlar.
  • Kas kaybı: Kısıtlayıcı diyetler, özellikle de yeterli egzersizle desteklenmedikleri zaman, yağ dokusu ile birlikte kas kaybına da yol açarlar. Sonradan kilo alma döneminde yağ dokusu yeniden artar, ancak kas dokusu için aynı şey sözkonusu değildir.
  • Enflamasyon artışı: Aşırı kalori kısıtlamasının yarattığı metabolik stres kortizol salınımına yol açarak vücutta enflamasyon artışına neden olur. Bu durum da romatizmal hastalıklardan kalp sorunlarına ve hatta kansere kadar pek çok olayı tetikleyebilir.
  • Karaciğer yağlanması: Birbirini izleyen kilo verme ve alma dönemleri karaciğer yağlanmasına yol açabilir.
  • Diyabet riskinde artış: Yoyo fenomeni sonucunda insülin direncinin tetiklenmesi diyabet riskini arttırır.
  • Kalp hastalığı riskinde artış: Yoyo fenomeni tarafından yaratılan metabolik stres ve tetiklenen enflamasyon artışı koroner kalp hastalığı riskini arttırır. Yapılan bir çalışmada, kı kilo verip alan menopoz sonrası kadınlarda ani ölüm riskinin 3,5 kat, ölümcül kalp krizi riskinin % 66 arttığı saptanmıştır.
  • Hipertansiyon oluşumunun kolaylaşması: Yoyo fenomeninin oluşturduğu insülin direnci ve metabolik stres hipertansiyon oluşumunu kolaylaştırır.
Yoyo fenomeni ve kalp hastalığı
Yoyo fenomeni ve kalp hastalığı

Sonuç

Obezite çok faktörlü bir sorundur ve kişiye özel yaklaşım gerektirir. Obeziteden kurtulmak için mucize bir yol yoktur. Kilo vermenin anahtarı sağlıklı, dengeli ve ölçülü beslenme, düzenli egzersiz, birlikte bulunan faktörlerin kontrolü ve sağlıklı yaşamın diğer koşullarının yaşam tarzına uyarlanmasıdır.

Kilo vermek için mucizelere güvenmektense, herkesin uzman gözetiminde kendi savaşını vermesi ve kendi başarı öyküsünü yazması gerekir. Kilo vermek bir muharebeyi kazanmaktır, kazanılan kiloyu geri almaksızın sağlıklı yaşam koşullarını uygulamak ise savaşı kazanmak demektir.

Hızlı kilo verme

Yazın gelmesi ile birlikte, çoğu kişi alınan kilolardan kurtulmak için hızlı kilo verme çabalarına girişti. Bu gayret ne kadar gerçekçi?

Yazın gelmesi ile birlikte, çoğu kişi alınan kilolardan kurtulmak için hızlı kilo verme çabalarına girişti. Bu gayret ne kadar gerçekçi?

Reklamlara ve medyadaki haber ve programlara bakılırsa hızlı kilo vermek çok kolay. Mucize diyetler ve kilo vermeyi sağladığı iddia edilen çeşitli yöntem ve maddeler her an göz önüne getiriliyor.

Bu durum ciddi bir pazar da oluşturuyor.

Hızlı kilo verme sektörü

  • ABD’de zayıflama gayreti içinde olan insan sayısı 75 milyon kişi.
  • 2015 yılında zayıflama amacıyla harcanan para miktarı 60 milyar dolar, yani kişi başı 800 dolar. Üstelik bu rakam her yıl % 6 artış gösteriyor.
  • Zayıflama gayretindeki bir kişi yılda ortalama 4 kez kilo verme çabasına giriyor. Bu rakam, bu çabaların en az üç tanesinin hiç bir işe yaramadığı anlamına geliyor.
  • Hızlı kilo vermeyi sağladığı iddia edilen desteklerin piyasa payı yılda 3 milyon dolar.
  • Harcanan paranın büyük kısmı “diyet” olduğu iddia edilen ürünlere (örn. diyet kola) gidiyor.
  • Kilo verme gayreti içinde olanların % 80’i bu işi kendi başlarına yapmaya uğraşıyor. Profesyonel yardım alanların oranı sadece % 20.

Ülkemizde ise rakamlar şu şekilde (TÜİK 2016):

  • Nüfusun % 20’si yani 15.8 milyon kişi obez, % 34’ü yani 26.7 milyon kişi ise fazla kilolu
  • Kadınların % 23.9’u, erkeklerin ise % 15.2’si obez.
  • 2016 yılında obezite cerrahisi için yapılan harcama tahminen 400 milyon TL.
  • Tekstil sektöründe büyük beden için piyasa büyüklüğü yaklaşık 4 milyar dolar.

Hızlı kilo verme yöntemleri

Pek çok yöntem piyasada hızlı kilo verdirme iddiasıyla yer bulma çabasında. Bu yöntemleri belli bir şekilde sınıflandırmak bile güç olabiliyor.

Bu yöntemlerin başlıcalarını şu şekilde sıralamak mümkün:

Açlık diyetleri

Uzun süreli açlık ile kilo verdirmeyi amaçlayan diyetlerdir. Bu diyetler aynı zamanda kimi “detoks” yöntemleriyle de birleştirilerek vücudu toksinlerden temizlediklerini iddia ederler. Detoks amacıyla zaman zaman müshiller ve/veya lavmanlar da bu diyetlere eklenir.

Zayıflama ilaçları ve kilo verdirici gıda destekleri

Sayısız “doğal” gıda desteği ve doğal ilaç olma iddiası olan ürünü piyasada bulmak mümkün. İlaç niteliğinde olmayan bu ürünler gıda desteği oldukları iddiasıyla Tarım Bakanlığından ruhsat alırlar ve şikayet olmadığı sürece herhangi bir denetime tabi değildirler. Bu ürünler genellikle metabolizmayı arttırdıkları, yağ yaktıkları veya gıda emilimini azalttıkları iddiasıyla satılırlar. Bu ürünlerin bir kısmının, içinde çeşitli sağlık sakıncaları nedeniyle yasaklanmış olan zayıflama ilaçları olduğu saptanarak piyasadan toplatıldığı haberleriyle sık sık karşılaşılabilmektedir.

Çok düşük kalorili diyetler

Çok düşük kalorili diyetler genellikle en sık kullanılan yöntemler arasındadır. Buna karşılık, bu diyetler hakkında bildiklerimiz uygulayan insanların anlattıklarından daha öteye geçmez.

Kremler, cihazlar, mucize uygulamalar ve benzerleri

Bunların, diyet ve egzersize ihtiyaç bırakmadıklarını iddia etmeleri dışında bir özellikleri yoktur.

Hızlı kilo vermenin sakıncaları

Sağlıklı olmak, zayıf görünmekten çok daha önemlidir
Sağlıklı olmak, zayıf görünmekten çok daha önemlidir
  • Safra taşları: Hızlı kilo veren insanların %12- 25 kadarında görülür.
  • Sıvı kaybı: Bol sıvı almayı gerektirir.
  • Beslenme bozuklukları: Genellikle yeterli protein, enerji ve mikrobesleyici almamanın sonucudur.
  • Elektrolit dengesizliği: Yaşamı tehdit edici boyutta olabilir. İdrar sökücüler, lavmanlar ve müshiller en önemli nedenlerdir.
  • Yo-yo fenomeni
  • Başağrıları
  • Duyarlılık artışı ve anksiyete
  • Yorgunluk: Sıvı ve enerji eksikliğinden kaynaklanır.
  • Sersemlik ve başdönmesi: : Sıvı ve enerji eksikliğinden kaynaklanır.
  • Kabızlık: Yeterli lif ve sıvı almamanın sonucudur.
  • Karaciğer yağlanması
  • Kas kaybı
  • Adet düzensizlikleri
  • Saç dökülmesi

Hızlı kilo verme hakkında son söz

Obezite çok faktörlü bir sorundur ve kişiye özel yaklaşım gerektirir. Obeziteden kurtulmak için mucize bir yol yoktur. Kilo vermenin anahtarı sağlıklı, dengeli ve ölçülü beslenme, düzenli egzersiz, birlikte bulunan faktörlerin kontrolü ve sağlıklı yaşamın diğer koşullarının yaşam tarzına uyarlanmasıdır.

Obezite cerrahisi veya başka bir sağlıkla ilgili amaca yönelik değilse, kısa sürede çok kilo vermeye uğraşmanın bir gereği yoktur. Bu gibi durumlarda hızlı kilo vermek için doktor gözetiminde çok düşük kalorili diyetler uygulanabilir. Ancak, istenen hedefe ulaştıktan sonra yukarıda belirtilen sağlıklı yaşam koşullarının uygulanması erişilen kiloyu korumak için zorunludur.

Kilo vermek için mucizelere güvenmektense, herkesin uzman gözetiminde kendi savaşını vermesi ve kendi başarı öyküsünü yazması gerekir. Kilo vermek bir muharebeyi kazanmaktır, kazanılan kiloyu geri almaksızın sağlıklı yaşam koşullarını uygulamak ise savaşı kazanmak demektir.

Karaciğer yağlanması

Karaciğer yağlanması deyimi giderek daha sık duyulur oldu. Gerçekten de, yağlı karaciğer hastalığı dünyanın birçok yerinde giderek yaygınlaşmakta ve dünyadaki insanların yaklaşık% 25’ini etkilemektedir.

Karaciğer yağlanması deyimi giderek daha sık duyulur oldu. Gerçekten de, yağlı karaciğer hastalığı dünyanın birçok yerinde giderek yaygınlaşmakta ve dünyadaki insanların yaklaşık% 25’ini etkilemektedir.

Zamanında tedbir alınmazsa, bu bozukluk karaciğer yetersizliği ve karaciğer kanserine kadar ilerleme potansiyeli taşır. Bu bozukluk obezite, tip 2 diyabet ve insülin direnci ile karakterize diğer bozukluklarla da bağlantılıdır.

Karaciğer yağlanması nedir?

Karaciğer yağlanması, karaciğer hücrelerinde olması gerekenden fazla yağ birikmesi anlamını taşır. Bu hücrelerde normalde de az miktarda yağ olmasına karşılık, yağ miktarı % 5’den fazlaysa karaciğer yağlanması olarak adlandırılır. 

Karaciğer yağlanması
Karaciğer yağlanması

Alkolsüz karaciğer yağlanması nedenleri

Karaciğer yağlanmasının en iyi bilinen nedeni alkoldür. Fazla alkol tüketimi karaciğer yağlanmasının önemli bir nedenidir. Buna karşılık, karaciğer yağlanması olan kişilerin çoğunda alkol tüketimi ya hiç yoktur, veya çok azdır. Altyapısında alkol tüketimi bulunmayan karaciğer yağlanmasına “alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı (non-alcoholic fatty liver disease– NAFLD) adı verilmektedir.

Kronik hepatit B ve hepatit C infeksiyonlarında da sıklıkla karaciğer yağlanması bulunur. Ancak, burada nedensellik ilişkisinden ziyade, birlikte bulunma durumu vardır ve ikisi birlikte karaciğerde siroz ve karaciğer kanserine gidişi hızlandırır.

Diğer başlıca karaciğer yağlanması nedenleri aşağıdadır.

Karaciğer yağlanması nedenleri
Başlıca karaciğer yağlanması nedenleri

Karaciğer yağlanması süreci

Alkolsüz yağlı karaciğer (NAFL), kronik karaciğer hastalığının ilk aşamasıdır. Ne yazık ki, sıklıkla teşhis edilmez. Zamanla NAFL, alkolsüz steatohepatit veya NASH olarak bilinen daha ciddi bir soruna doğru gelişebilir. NASH, karaciğer hücrelerine zarar veren daha fazla yağ birikimi ve enflamasyon demektir. Yağlanan karaciğer hücreleri hasar görüp öldükleri için zaman içinde fibröz doku ve skar (nedbe) oluşumu gündeme gelir. Bu olaylar dizisinin son aşaması karaciğer sirozudur. Karaciğer sirozu ile birlikte primer karaciğer kanseri (hepatoma) riski de çok büyük ölçüde artar.

Karaciğer yağlanmasından siroza gidiş
Karaciğer yağlanmasından siroza gidiş

Tüm NAFLD hastalarının dörtte biri ikinci evreye, onların da yine yaklaşık dörtte biri fibroz aşamasına gelir.

Karaciğer yağlanması belirti ve bulguları

İnsanların % 25’ini etkileyen bir durum olan yağlı karaciğer çoğu zaman son derece sessiz gider ve herhangi bir belirti vermez. Ortaya çıkan belirtiler ve bulgular genellikle karaciğer yetersizliği ile veya yağlanmaya neden olan faktörlerle ilgilidir. Bu belirtiler ve bulgular şu şekilde sayılabilir:

  • Yorgunluk ve halsizlik
  • Sağ veya orta karın bölgesinde hafif ağrı veya dolgunluk
  • AST ve ALT dahil yüksek karaciğer enzimleri
  • Yüksek insülin düzeyleri
  • Yüksek trigliserit düzeyleri

Yağlı karaciğerin karaciğer yetersizliğine doğru ilerlemesi ile aşağıdaki bulgular görülebilir:

  • İştah kaybı
  • Bulantı ve kusma
  • Karın ağrıları ve şişkinlik
  • Gözlerin ve cildin sararması
  • Karında su toplanması ve bacaklarda ödem
  • Aşırı yorgunluk ve konfüzyon

Yağlı karaciğer için erken ve geri dönüşümlü aşamada tanı koyabilen taramalar büyük önem taşır.

Karaciğer yağlanmasında korunma ve tedavi

Karaciğer yağlanması için kullanılabilecek özel bir ilaç yoktur. Yaşam tarzını ve birlikte bulunan diğer faktörleri düzeltmek olayın gidişini yavaşlatmak, durdurmak ve hatta geriletmek için çok önemlidir. Bu faktörler şunlardır:

  • Alkolden uzak kalmak
  • Kilo vermek
  • Diyabet ve kan yağları yüksekliğini uygun şekilde kontrol etmek

Yağlı karaciğer için en uygun beslenme şeklinin Akdeniz Diyeti olduğu yönünde yaygın bir kanı vardır. Aynı şeklide, bu amaçla DASH diyeti veya Flexitarian diyet de kullanılabilir. Unutulmaması gereken nokta, bu diyetlerin dönemsel olarak uygulanması değil, bir yaşam tarzı haline gelmesi gerektiğidir.

Düzenli egzersiz de yaşam tarzı değişikliğinin bir parçası olmalıdır. Yapılan çalışmalarda düzenli egzersizin karaciğerin yağ içeriğini azalttığı gösterilmiştir.

Yaşam tarzının dışında, kimi durumlar için ilaç kullanılması gerekebilir. Bu duruma, karaciğer yağlanmasının dönemi ve birlikte bulunan diğer faktörler ışığında doktor karar verecektir.

Son söz

Yağlı karaciğer, yaşam tarzının bir sonucu olarak pek çok soruna yol açabilecek bir klinik durumdur. Bu konuda yaşam tarzı başta olmak üzere gerekli önlemleri almak ve olayı yakından izlemek büyük önem taşımaktadır.

Yaz ve kalp hastalıkları

Sıcak yaz günleri kapıda. Yaz ve kalp hastalıkları bu dönemde dikkat edilmesi gereken konular içinde. Özellikle kalp hastalarının nasıl davranacağı konusu önemli.

Sıcak yaz günleri kapıda. Yaz ve kalp hastalıkları bu dönemde dikkat edilmesi gereken konular içinde. Özellikle kalp hastalarının nasıl davranacağı konusu önemli.

Sıcak kalbi nasıl etkiler?

Havanın sıcak olması, vücudun kendi iç ısısını korumak için daha fazla uğraşması ve kalp, akciğerler ve böbrekler üzerine daha fazla yük bindirmesi anlamına gelir. Bu durum, sıcak havaların kalp hastaları için daha büyük risk teşkil etmesi sonucunu getirir.

Terlemek, derinin sıcaklığının vücuda eşit olarak dağıtılma çabasıdır. Bu çaba kalp hızını artırır ve tansiyonun düşmesine neden olarak kalbin üzerine ek yük bindirir. Bu durum bilinen kalp hastalığı olan kişilerde belirtilerin kötüleşmesine neden olabilir. Örnek olarak koroner kalp hastalığı olan bir insanda göğüs ağrısı başlayabilir ya da kalp yetersizliği olan birinde tablo ağırlaşabilir.

Serin kalmak için neler yapılabilir?

  • Öncelikle bol sıvı almak gerekir. Sıvı almanın en iyi şekli su içmektir, ancak zararlı içeceklerden kaçınmak gerekir. Kahve, çay ve enerji içecekleri gibi kafeinli içeceklerde de ölçülü olmak önerilir.
  • Sıvı alımının kısıtlandığı ağır kalp yetersizliği veya böbrek yetersizliği gibi bir durum varsa, alınacak sıvı miktarı açısından doktorun görüşünü almakta yarar vardır.
  • Kan basıncını artırabileceği ve kalp yetersizliği bulgularını kötüleştirebileceği bilinen soda ve maden suyu ölçülü tüketilmelidir.
  • Fazla alkolden kaçınmakta yarar vardır. Alkol sıvı kaybı nedenidir.
  • Salatalar ve zeytinyağlı sebzeler gibi soğuk yemekleri tercih edilmelidir. Hem sıvı içerikleri fazladır, hem de iyi birer vitaminn ve mineral kaynağıdırlar.
  • Evi serin tutmak için tedbir alınmalıdır. Doğrudan güneş alan camları perde veya panjurlarla kapatmak ve ancak dış ortam sıcaklığı evden daha serin olduğunda camları açmak önerilir. Evdeki lambalar ve ısı yaratabilecek diğer elektrikli cihazlar da ancak gerektiğinde kullanılmalıdır.
  • Oturmak ve özellikle de uyumak için evin en serin bölgesi seçilmelidir.
  • Hafif, bol ve terlemeye engel olmayan doğal kumaşlardan giysiler giyilmelidir.
  • Denize sabah 11:00den önce ve akşam 15:00’den sonra ve mümkünse aç olarak girilmelidir.
  • Gölgede kalındığı sürece dış ortam evden daha serin olabilir. Gölgede olunsa bile bir güneş koruyucu sürmek, şapka takmak, şemsiye kullanmak ve su içmeyi sürdürmek önerilir.
  • Saat 11:00 ile 15:00 arasında güneşe çıkılmamalıdır.
  • Aşırı fiziksel egzersizden kaçınılmalıdır.

Sıcakta rahatsız hissedince ne yapmalı?

Sıcağa bağlı rahatsızlıkların belirtileri aşağıdadır:

  • Başağrısı
  • Sersemlik
  • Dengesizlik
  • Baş dönmesi
  • İştah kaybı

Bu belirtilerle karşılaşıldığı zaman aşağıdaki uygulamaların yapılması genellikle yarım saat içinde rahatlama sağlar:

  • Serini bir yere geçmek
  • Uzanmak ve ayakları yüksekçe bir yere uzatmak
  • Bol su içmek
  • Deriyi soğutmak
    • Deri üzerine bir spreyle soğuk su sıkmak veya deriyi ıslak soğuk bir bezle silmek
    • Boyna ve koltuk altlarına buz torbaları koymak

Sıcak hava, yaz ve kalp hastalıkları

Koroner kalp hastalığı

Eğer koroner kalp hastalığı nedeniyle nitrat tipi bir ilaç veya nitrat spreyleri kullanılıyorsa, dikkatli olmak gerekir. Nitratlar damarları hızla genişlettikleri için tansiyonu düşürür. Bu durum sıcakta sıvı kaybıyla birlikte olursa bayılmaya (senkop) bile yol açabilir. Ayrıca yine sıcak ortam ve sıvı kaybı, kanın yoğunlaşması sonucunda kalp krizlerinin artmasına neden olabilir.

Kalp yetersizliği

Kalp yetersizliği olan kişilerin serin yerde olması çok önemlidir. Ağır kalp yetersizliğinde hastanın aldığı sıvıyı da kısıtlı tutmak gerekebilir. İdrar sökücü ilaç kullananlarda da halsizlik ve ayağa kalkarken baş dönmesi gibi vücutta sıvı azalması belirtileri olursa ilaçların yeniden düzenlenmesi için doktorla görüşmek gerekir.

Hipertansiyon

Hipertansiyonlu hastalarda sıcak ortamların ve sıvı kaybının iki yönlü etkisi vardır. Öncelikle, sıvı kaybının ortaya çıkması ve idrar sökücü tansiyon ilaçlarının da bu durumu arttırmasıyla vücut sıvı kaybını engellemek için damarları büzücü ve tansiyonu yükseltici mekanizmaları devreye sokar. Bunun sonucu olarak da tansiyon yükselir.

Sıvı kaybının artışı ve damar genişletici veya idrar sökücü tansiyon ilaçlarının kullanılmaya devam edilmesi sonucunda özellikle ayağa kalkarken ani tansiyon düşmeleri ve sersemlikler ortaya çıkar ve bu durum tansiyon dalgalanmalarını belirgin şekilde arttırır. Kan basıncının aşırı dalgalanması kalp krizi ve inme riskini ciddi oranda arttıran bir durumdur.

Ritm bozuklukları

Yaz ve kalp hastalıkları hakkında dikkat edilmesi gereken konulardan biri de ritm bozuluklarıdır. Terlemeyle birlikte vücuttan potasyum, magnezyum gibi minerallerin de atılması bu minerallerin vücutta azalmasına neden olur. Bu durum da, özellikle kalp hastalarında, çarpıntıyı ve hayatı tehdit eden ritim bozukluklarını tetikleyebilir. Sağlıklı bireylerde de yaz aylarında çarpıntı şikayetlerinde artış olur. Bu çarpıntılar günlük yaşamı etkiler, rahatsız edici olur, uzun sürer, sık tekrarlar ve birlikte tansiyon düşmesi ve bayılma gibi şikayetler olursa mutlaka doktora başvurulmalıdır.

Sıcak çarpması

Aşırı sıvı kaybı vücudun iç ısısını yükselterek hayati tehlike yaratabilir.

Sıcak çarpmasının belirtileri

  • Terleme
  • Soğuk ve terli cilt
  • Sersemlik
  • Ayağa kalkarken baş dönmesi
  • Bayılma
  • Kas krampları
  • Ciltte sıcağa bağlı kızarıklık
  • Ayakbileklerinde ödem
  • Hızlı ve/veya yüzeysel solunum
  • Bulantı ve kusma

Bu gibi durumlarda tıbbi yardım gereklidir.

Kalp hastaları sıcak havalarda dikkatli olmalıdır.
Kalp hastaları sıcak havalarda dikkatli olmalıdır.

Kimler risk altında

  • Yaşlıların ve küçük çocukların vücut ısılarının ayarlanması normal erişkinlerden daha güçtür, dolayısıyla aşırı sıcaklardan korunmaları gerekir.
  • Özellikle 75 yaşın üzerindeki yanlız yaşayan kişiler
  • Kalp ve dolaşım sorunları olanlar, akciğer hastaları, böbrek yetersizliği olanlar, diyabetliler ve Parkinson hastaları
  • Yatağa bağımlı olanlar, fiziksel veya zihinsel engelliler, demanslılar (Alzheimer ve diğer demans tipleri) veya açık havada çalışanlar

Çoğu kişi, sıcak çarpması riski altında oldukları halde bu durumdan habersizdir. Bu nedenle, çevredeki risk altındaki kişiler düzenli olarak kontrol edilmelidir.

Korunma

  • Açık renkli ve terlemeyi artırmayan doğal kumaştan giysiler tercih edilmelidir.
  • Meyve ve sebze tüketiminin ön planda olduğu Akdeniz diyetine uygun şekilde beslenilmelidir.
  • Günlük sıvı ihtiyacının arttığı göz önünde bulundurularak, günlük 2-2.5 lt civarında sıvı tüketilmelidir.
  • Kan basıncını artırabileceği ve kalp yetersizliği bulgularını kötüleştirebileceği bilinen soda ve maden suyunun kontrolsüz tüketiminden kaçınılmalıdır.
  • Güneş ışınlarının dik olarak geldiği saatlerde dışarı çıkılmamalı, denize 11:00’e kadar veya 15:00’den sonra girilmeli ve mümkünse tok olarak suya girilmemelidir.
  • Egzersiz sabah ve akşamın nisbeten serin saatlerinde yapılmalıdır.
  • Soğuk su damarlarda spazm yaparak kan akışını bozabildiğinden soğuk deniz, havuz veya duşa girmekten kaçınılmalıdır.
  • Klimalı ortamlarda klima ayarı 20oC’nin üzerinde olmalı, aşırı ısı değişimleri arasında geçişlerden kaçınılmalıdır.
  • Göğüs ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı, baygınlık hissi gibi şikayetler olduğunda en yakın sağlık kurumuna başvurulmalıdır.
  • Düzenli sağlık kontrolleri aksatılmamalıdır.

Enerji içecekleri

Enerji içecekleri uzun süreden beri enerjiyi, fizik performansı ve uyanıklığı arttırdıkları gerekçesiyle büyük ilgi görüyor ama çok da masum değiller.

Enerji içecekleri uzun süreden beri enerjiyi, fizik performansı ve uyanıklığı arttırdıkları gerekçesiyle büyük ilgi görüyor ama çok da masum değiller.

Enerji içecekleri uzun süreden beri enerjiyi, fizik performansı ve uyanıklığı arttırdıkları iddiasıyla pazarlanıyor ve büyük ilgi görüyor. Yapılan araştırmalar enerji içeceklerinin çoğunun 18- 34 yaş arası erkekler tarafından tüketildiğini ve 12- 18 yaş arası gençler arasında kullanımın çok yaygın olduğunu gösteriyor.

Enerji içecekleri nedir?

Enerji içecekleri, enerjiyi ve mental performansı arttıran maddeler içeren içeceklerdir. Hemen hemen tümünün içerdiği ana içerik kafeindir, ancak miktarı üründen ürüne değişir. Ayrıca çoğu üründe kafeinden başka aşağıdaki maddeler bulunabilir.

  • Şeker: Hemen hemen tüm enerji içecekleri diğer çoğu hazır içecek gibi yüksek miktarda şeker içerir. Şekersiz enerji içecekleri de olmakla birlikte bunlar pek yaygın değildir.
  • B vitaminleri
  • Amino asit deriveleri: En yaygın olan taurin ve L- karnitindir. Ayrıca glukuronolakton gibi kimi doğal maddeler de içerebilirler
  • Bitkisel maddeler: En sık kullanılanları guarana ve ginseng’dir. Ayrıca yohimbin ve turunç özü de bulunabilir

İki ana tip enerji içeceği vardır. Birinci grupta normal içeceklerde olduğu gibi metal kutularda satılan enerji içecekleri bulunur. İkinci grupta ise genellikle 50- 70 cc civarında küçük şişelerde satılan enerji fişekleri vardır. Tümü kafein içerir ve normal enerji içeceklerinde bir kutuda 70- 240 mg, enerji fişeklerinde ise bir şişede 110- 200 mg kafein vardır (normal bir fincan kahvede ortalama 100 mg kafein bulunur).

Enerji içecekleri: Olumlu etkileri

Enerji içeceklerinin gerçekten de, iddia edildiği gibi, hafızayı ve konsantrasyon yeteneğini uyardığı ve mental yorgunluğu azalttığı gösterilmiştir. Bu etki % 24’e kadar olabilmektedir. Ancak bu etkinin kafeinden mi, şeker veya diğer maddelerin kafeinle etkileşiminden mi olduğu bililinmemekte ve etki kişiden kişiye çok değişmektedir.

Uzun yol şoförleri ve vardiyalı çalışanlar veya nöbet tutanlar tarafından uyanıklığı ve sürüş dikkatini arttırdığı için çokça tercih edilen bu içecekler vardiya sonrasındaki uyku kalitesini de ciddi şekilde bozmaktadır.

Enerji içecekleri ve sağlık sorunları

Güvenlik

Enerji içeceğiyle ilgili acil servis başvurularının 2007- 2011 yılları arasında iki katına çıktığı ve bu başvuruların 1/10’unun hastaneye yatırılmayı gerektirdiği bildirilmiştir.

Üniversite öğrencilerinin yaklaşık dörtte birinin enerji içeceklerini alkolle karıştırdığı ve bunlardaki alkol bağımlılığının diğerlerine oranla daha fazla olduğu bildirilmiştir. Yine bu kişilerde cinsel saldırılar veya cinsel saldırı mağduriyeti, alkollü araç kullanma ve alkolle bağlantılı suçlar ve yaralanmalar daha fazladır.

Enerji içecekleri ile ilgili acil servis başvurularının % 42’si, bu içeceklerin alkolle veya uyuşturucu maddelerle birlikte kullanımı sonucudur.

Kalp sorunları

Enerji içecekleri kalple ilgili sorunları tetikleyebilir ve bu durum acil servis başvuruları arasında önemli yer tutar. Bu durumun en önemli sebebi aşırı kafein alımıdır. Ayrıca bu içeceklerin içinde bulunan guarana da kafein içerir ve bu kutuda belirtilen kafein içeriğinde yazılmaz. Görülen başlıca kalp sorunları tansiyon yükselmesi ve çarpıntıların tetiklenmesidir. Kalp krizinin tetiklenmesi de mümkündür. Bu gibi sorunlar günde üç enerji içeceği veya daha fazlası tüketildiğinde ve/veya alkol ile karıştırıldığı zaman anlamlı şekilde artış göstermektedir.

Enerji içecekleri kalp sorunlarını tetikleyebilir
Enerji içecekleri kalp sorunlarını tetikleyebilir

Şeker yükü

Enerji içeceklerinin 250 ml’sinde 25 gramdan fazla şeker vardır (6-8 kesme şeker). Bu durum kan şekerinin ani yükselmesi, kafein etkisiyle birleşmesi sonucu hipoglisemi, diyabet olasılığının artması, diyabetlilerde kan şekeri düzeninin bozulması ve enflamasyonun tetiklenmesi sonucunu yaratır.

Çocuklar ve ergenler

Ergenlerin dörtte birinden fazlası enerji içeceklerini düzenli olarak tüketmektedir. Ancak, enerji içeceklerinin 18 yaş altı kişiler tarafından tüketilmemesi önerilmektedir. Bunun nedeni bu içeceklerin alkol ve madde bağımlılığı olasılığını arttırması ile, zihinsel ve psikolojik gelişmelerde sorunlara yol açmasıdır.

Enerji içecekleri tüketilebilir mi?

Günde bir kutu kadar (~250 ml) standart enerji içeceği, ortalama bir fincan kahve kadar (80- 100 mg) kafein içerir ve bu ölçüde kullanılmasında sakınca yoktur. Ancak, bundan fazlası veya küçük hacimli enerji fişekleri içerdikleri kafein miktarı nedeniyle sorun yaratabilirler.

Bu nedenle, tüketimi günlük kafein miktarı 200 mg’ı aşmayacak şekilde yapmak önerilir. Enerji içeriğinin yanısıra içilen kahve veya çayın da kafein içerdiği unutulmamalıdır.

Çocuklar, ergenler, gebeler ve süt veren kadınlar enerji içeceği kullanmamalıdır.

Enerji içecekleri ile ilgili Youtube videosu aşağıdadır.

Koroner anjiografi

Koroner anjiografi, kalbi besleyen koroner arterler görüntülemek ve bu damarlarda daralma olup olmadığını saptamak için kullanılan bir görüntüleme yöntemidir.

Koroner anjiografi, kalbi besleyen koroner arterler görüntülemek ve bu damarlarda daralma olup olmadığını saptamak için kullanılan bir görüntüleme yöntemidir.

Anjiografi nedir ?

Anjiografi, X ışınları aracılığı ile vücuttaki damarları görüntülemek amacıyla yapılan bir görüntüleme yöntemidir. Bu yöntemle atardamarların (arter) ve toplardamarların (ven) darlıkları, tıkanıklıkları, genişlemeleri ve diğer sorunları görüntülenir.

Her damar bölgesinin damarlarının (kalp, akciğerler, beyin, boyun damarları, kol ve bacak damarları, iç organların damarları) görüntülenmesinin ayrı bir tekniği vardır. Kalbi besleyen koroner arterlerin görüntülenmesine de koroner anjiografi denir.

Normal koroner arterler
Normal koroner arterler

Koroner anjiografi gerekçeleri

Koroner anjiografi koroner damarlardaki sorunları ortaya çıkartarak bunlara yönelik tedavileri planlamak için yapılır. Başlıca gerekçeleri aşağıdadır:

  • Angina (göğüs ağrısı) gibi koroner arter hastalığı belirtilerini aydınlatarak tanı koymak için
  • Başka şekillerde açıklanamayan göğüs, çene, boyun, omuz ve kol ağrılarında
  • Yeni başlayan veya giderek artan göğüs ağrısında
  • Anormal stres testi sonuçlarını açıklamak için
  • Kalp krizi sonrasında tıkanıklığın nerede olduğunu bulmak için
  • Koroner damar hastalığına bağlı göğüs ağrısında koroner damardaki darlığın nerede olduğunu saptamak için
  • Koroner stent ve bypass cerrahisi gibi girişimler öncesinde işlem planlaması için
  • Koroner arter hastalığı tanısını doğrulamak için
  • Gçğüs travmalarından sonra koroner arterlerin ve kalbin zarar görüp görmediğini saptamak için
  • Kapak hastalıklarında ameliyata hazırlık için
  • Doğumsal kalp hastalıklarında tanı ve ameliyata hazırlık için

Koroner anjiografi nasıl yapılır?

Koroner anjiografi öncesinde hastanın genellikle 8 saat kadar aç kalması ve eğer kasıktan girilecekse kasık tüylerini traş etmesi istenir.

Koroner anjiografi için hastanın bileğinden veya kasığından atardamar içine sokulan ve kateter adı verilen ince bir plastk boru kalbin çıkışına kadar ilerletilir. Daha sonra bu boru koroner arter ağzına oturtularak ucundan kontrast boya enjekte edilir. Enjekte edilen bu boya koroner arterin içini doldurarak damar için görünür hale getirir. Bu şekilde, damarın içinde bir darlık olup olmadığı görüntülenir. Verilen kontrast daha sonra böbreklerden atılır.

Koroner anjiografi uygulanması
Koroner anjiografi uygulanması (Mayo Clinic web sayfasından değiştirilerek alınmıştır)

Bütün işlem genellikle yarım saatten daha kısa sürede biter, ancak bazen teknik veya hastaya bağlı sorunlar nedeniyle uzayabilir. İşlem sırasında hastaya damar yolu açılır ve kalp hızı ve ritmi monitörden izlenir.

İşlem sırasında stent takılmasına karar verilirse, işlem süresi doğal olarak uzar. Bu uzama yapılan işlemin kapsamına göre değişen sürelerde olabilir.

İşlem sonrası hasta birkaç saat veya bazen bir gece hastanede tutulur. Bu sırada, verilen kontrast maddenin atılması için bol su içmesi önerilir.

Eve gitmeden önce hastaya işlem yeri kanaması kontrolünün nasıl yapılacağı ve kanama varsa ne yapacağı gösterilir. Özellikle kasıktan işlem yapılan hastaların bir hafta kadar ağır kaldırmamaları ve o bacağı germemeleri istenir.

Koroner anjiografi komplikasyonları

Koroner anjiografi diğer pek çok girişimsel tıbbı işlem gibi bir takım riskler içerir. Bu nedenle, doktor işlemden işlemin sağlayacağı yararları ve olası riskleri hesaplayıp ona göre karar verir.

Minör komplikasyonlar

  • Giriş yerinde ciltaltı kanaması: Bu durum genellikle birkaç günde kendiliğinden geçer, ancak uzarsa doktorla görüşmek gerekir.
  • İşlem yerinde morluk: İşlem sırasında cilt altına kan sızması nedeniyle olur. Düzelmesi genellikle 2- 4 hafta alabilir.
  • Kontrast maddeye karşı allerji

Daha ciddi komplikasyonlar

Komplikasyon riskinin artmasına neden olan durumlar

  • Yaş: Yaş ne kadar ileriyse, risk o kadar yüksektir.
  • Müdahalenin acil koşullarda yapılması: Hastanın koşullarının çok uygun olmayabilmesi ve planlama için fazla zaman bulunmaması nedeniyle acil müdahaleler her zaman daha risklidir.
  • Böbrek hastalığı
  • Çoklu koroner damar hastalığı
  • Ciddi kalp hastalığı veya kalp yetersizliği bulunması