COVID-19 GEÇİRDİKTEN SONRA

Covid-19 geçirdikten sonra testiniz negatifleşti ve iyileştiğiniz söylendi. Ancak sizin hala şikayetleriniz var. Peki bunlara yaklaşım nasıl olmalı?

Covid-19 geçirdikten sonra testiniz negatifleşti ve iyileştiğiniz söylendi. Ancak sizin hala şikayetleriniz var. Peki bunlara yaklaşım nasıl olmalı?

Covid-19 iyileşme süreci

Ağır bir hastalık geçirmiş ve hastanede yatmış olmak ciddi bir stres sebebidir. Kimi insanlar hastalığı kolay atlatır ve fazla desteğe gerek duymaz. Kimi insanlarda ise hastalık sonrasında ciddi fiziksel ve/veya psikolojik desteğe gerek duyulur. Bazen tümüyle düzelmek aylar alabilir. Bu duruma Long Covid de denmektedir.

Herkeste bu süreç farklıdır. Kendinizi başkalarıyla kıyaslamak doğru değildir.

Covid-19 sonrası yorgunluk
Covid-19 sonrası yorgunluk günlük hayatı etkileyebilir.

Covid-19 geçirdikten sonra ortaya çıkan sorunlar

Fiziksel sorunlar

  • Virüs sonrası yorgunluk sendromu
  • Kas güçsüzlüğü ve eklemlerde tutukluk
  • Nefes darlığı
  • Fiziksel kapasitede azalma
  • Balgam
  • İştahsızlık ve kilo kaybı
  • Koku ve tat duyularında kayıp
  • Yutma güçlüğü
  • Sindirim sistemi sorunları

Bilişsel ve duygusal sorunlar

  • Uyku sorunları
  • Duygusal algılamalarınızda değişiklik, anksiyete veya depresyon
  • Hafıza ve konsantrasyon sorunları
  • Kabuslar ve kötü anılar
  • Travma sonrası stres bozukluğu
  • Konfüzyon veya delirium

Covid-19 geçirdikten sonra fiziksel sorunlara yaklaşım

Virüs sonrası yorgunluk

Virüs enfeksiyonları sonrasında uzamış yorgunluk şikayetleri olabilmektedir. Bu şikayetler bazen bir yıla kadar uzayabilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü bu durumu “virüs sonrası yorgunluk sendromu (ICD-10: C93.3)” olarak isimlendirmiş ve sinir sistemi hastalıkları arasında sınıflandırmıştır. Covid-19 geçirdikten sonra da insanların yaklaşık yarısı yorgunluk hissetmeye devam etmekte ve bu şikayetleri hastalıktan 10 hafta sonra bile sürmektedir.

Bu tablonun özel bir tedavisi yoktur. Ancak, bu konuda yapılması gerekenler kronik yorgunlukla mücadele için yapılması gerekenlerle aynıdır.

Covid-19 geçirdikten sonra kas güçsüzlüğü

Covid-19 geçirdikten sonra en belirgin sorunlardan biri kas güçsüzlüğü ve bunun getirdiği eklem tutukluğudur.

Nedenleri

  • Virüsün kaslarda yaptığı tutulum ve tahribat sonucu kaslardaki iltihaplanma (miyozit)
  • Virüsün yaptığı sinir sistemi tutulumu sonucunda beyin- kas ilişkisinde ortaya çıkan sorunlar: Kaslara gelen iletinin virüsün yaptığı sinir sistemi tutulumu sonucunda myasthenia gravis benzeri kas sorunları.
  • Virüsün yarattığı protein yıkımı ve iştahsızlık ve beslenme sorunları sonucunda enerji eksikliğinin yol açtığı kas erimesi: Yatakta geçirilen her gün, vücuttaki kas kitlesinin % 1-15 kadar azalması anlamına gelir. Enfeksiyon, miyozit ve beslenme bozuklukları bu durumu ağırlaştırır.

Kas zayıflığının en önemli belirtisi üst kaslardaki güçsüzlüktür (proksimal kas zaafı). Bu durum en kolay çömeldikten sonra bir yere tutunmadan yeniden ayağa kalkmayı başaramamak şeklinde gözlenir.

Kas zayıflığı ile mücadele

Bu durumla mücadelenin üç ana prensibi vardır.

Bunlar yeterli olmazsa, doktor kontrolu altında yürütülecek fizyoterapi programı gerekebilir.

Nefes darlığı

Hastalık geçtikten sonra nefes darlığı bir süre daha devam edebilir. Bu durum normal iyileşme sürecinin bir parçasıdır. Nefes darlığının ana nedenleri şunlardır:

  • Akciğerlerdeki enfeksiyon sonrası uzamış iyileşme süreci ve sekeller
  • Enfeksiyon nedeniyle solunum kaslarında güçsüzlük
  • Biriken balgamın dışarı atılamaması

Nefes darlığı şiddeti bazen giyinmek, tuvalete gitmek veya basit ev işlerini yapmak gibi aktiviteleri engelleyecek ölçüde şiddetli olabilir. Nefes darlığı anksiyete ve panik nedeni olabilir, bunlar da nefes darlığını arttırır.

Nefes darlığı hissettiğiniz zaman

  • Yaptığınız işi bırakın ve konuşmayı kesin
  • Nefes darlığının düzelmesi için kendinize zaman tanıyın
  • Kendinizi rahatlatmak için başka konulara odaklanın

Nefes darlığı ve solunum rehabilitasyonu için yapabilecekleriniz için Türk Toraks Derneği’nin “Solunumsal Rehabilitasyon” kılavuzundan yararlanabilirsiniz. Ayrıca düzenli solunum egzersizleri ve doğru nefes teknikleri de oldukça yararlı olur.

Koku ve tat kaybı

Covid-19 sırasında koku ve tat kaybı hastaların % 80’inden fazlasını etkileyebilmektedir. Bu durum, virüsün burun mukozası ile koku ve tat sinirlerini tutması sonucu olur. Virüs sadece burun mukozasını etkilemişse, hastalığın iyileşmesiyle bu durum genellikle düzelir. Buna karşılık, koku ve tat sinirlerinin etkilenmesi durumunda bu hislerin düzelmesi oldukça uzun (bazen aylar) sürebilir. bu his genellikle virüs sonrası yorgunluk ve kas güçsüzlüğü ile paralellik gösterir.

Koku ve tat kaybının düzelmesi için yapılabilecekler şunlardır:

  • Burnu düzenli temizleyerek açık tutmak
  • Koku rehabilitasyonu: Gün içinde zaman zaman kahve, parfüm veya baharat kokuları gibi farklı kokuları değişimli olarak kısa süreli koklamak
  • Tat rehabilitasyonu: Yediklerinizde zıt lezzetlere ve farklı baharatlara yer vermek
  • Bunlar yeterli olmazsa bir kulak burun boğaz uzmanıyla görüşmek

Mide barsak sorunları

COVID-19 geçirdikten sonra mide ve barsaklarınızda yanma, şişkinlik, gaz, ishal veya kabızlık gibi sorunlar ortaya çıkabilir veya devam edebilir. Bu durum enfeksiyonun kendi etkisine bağlı olabileceği gibi kullanılan ilaçlar (özellikle aspirin ve antibiyotikler) veya uzun süreli hareketsizlik sonucu olabilir.

Bu durumların düzelmesi için:

  • Az ve sık yemek yiyin ve mideyi tahriş edecek asitli veya acı yiyeceklerden, süt ürünlerinden, alkolden ve gazlı içeceklerden uzak durun.
  • Yediklerinizin lif içeriğinin ve besleyici değerinin yüksek olmasına dikkat edin.
  • Gerekirse bir gastroenteroloji uzmanıyla görüşün.

Covid-19 geçirdikten sonra bilişsel ve duygusal sorunlar

Covid-19, hastalık stresi nedeniyle anksiyete bozukluğu, panik ve depresyonu tetikleyebilir. Bu yakınmalar hafifse basit kişisel önlemlerle atlatılması mümkündür. Ancak anksiyete, panik ve depresyonun şiddetli olduğu durumlarda psikiatrist ve psikolog yardımı gereklidir.

Konfüzyon ve hafıza bozuklukları genellikle anksiyete ve depresyon kökenli olsa da, bazen virüsün sinir sistemini tutması sonucu da olabilir. Bu duruma bazen delirium, konvulsiyonlar, miyasteni benzeri kas sorunları veya tremor eklenebilir. Bu durumda mutlaka bir nöroloji uzmanının durumu değerlendirmesi gerekir.

Covid-19 geçirdikten sonra kardiyolojik kontrol

Covid-19 kalp damar sisteminde çeşitli sorunlara yol açabilen bir hastalıktır ve bu sorunların etkileri uzun vadeli sonuçlara yol açabilir. Dolayısıyla, hastalık geçtikten sonra kalp damar sistemini gözden geçirmekte yarar olabilir.

Covid-19 geçiren hastaların % 12- 15 kadarında kardiyak Troponin I seviyeleri yüksek çıkmakta, ağır hastalarda bu oran % 30’dan fazla bulunmaktadır. Yapılan kardiyak MR incelemelerinde kalp tutulumu %78, sessiz miyokardit % 60 olarak saptanmıştır. Kısacası, sorun sanıldığından daha büyüktür.

Enfeksiyon sonrasında kalp damar hastalığı açısından kontrol için belli hasta gruplarında yaklaşım farklıdır.

  • Bilinen bir kalp damar hastalığı, diyabet veya hipertansiyon mevcut olanlarda veya 55 yaş üzeri erkek veya 65 yaş üzeri kadınlarda hiç bir şikayet olmasa bile hastalık geçtikten bir ay kadar sonra kardiyolojik kontrol uygun olur. Bu kontrol klinik muayene, EKG, ekokardiyografi ve gerekirse efor testini içermelidir.
  • Profesyonel sporcular, rekabetli sporları yapanlar veya kas geliştirici (izometrik) sporları yapanlarda da enfeksiyon sonrasında kardiyolojik klinik muayene, EKG, ekokardiyografi ve gerekirse efor testi yapılmalıdır.
  • Bilinen bir kalp damar hastalığı olmayanlarda hastalık sonrasında yeni ortaya çıkan eforla göğüs ağrısı, eforla nefes darlığı veya çarpıntı şikayeti varsa, vakit geçirmeden bir kardiyologla görüşmekte yarar vardır.
  • Bilinen bir kalp damar hastalığı olmayan ve hastalığı atlattıktan sonra göğüs ağrısı, çarpıntı veya nefes darlığı şikayeti olmayanlar için kardiyolojik kontrol şart değildir.
  • Klinik açıdan anlamlı belirtileriniz varsa ve diğer tetkiklerde herhangi bir sorun bulunamamışsa, doktorunuz kardiyak MR incelemesi isteyebilir.

Kalp hastaları ve Covid-19 konusunda daha önce belirtilen önerilerin izlenmesi sürdürülmelidir.

Yeniden Covid-19 geçirilebilir mi?

Yeniden enfekte olmak, bulaşıcı hastalıkların büyük kısmında mümkündür. Grip gibi bazı hastalıklarda bu durum virüsün nitelik değiştirmesiyle ilişkilidir. Bir kısım hastalıklarda ise mikroorganizma vücutta sessiz kalabilir ve vücut direncinin düşmesiyle yeniden alevlenir (örn. tüberküloz, herpes, hepatit B, sıtma). Ancak, insanların büyük çoğunluğunda bir enfeksiyon geçirildikten sonra o etkene karşı uzun süreli bağışıklık sağlanır.

Covid-19 konusunda da durum farklı değildir. Milyonlarca kişiyi etkileyen bir hastalık için şimdiye kadar bildirilen yeniden hastalık geçiren kişi sayısı oldukça azdır. Üstelik yeniden hasta olanların önemli bir kısmı hastalığı daha hafif atlatmakta, ancak az sayıda hasta hastalığı daha ağır geçirmektedir. Bu durumun vücut direnci veya genetik faktörlerle ilişkisi olduğu düşünülmektedir.

Olasılık düşük olsa bile yeniden hasta olma ihtimali mevcuttur. Bu nedenle iyileşmiş olsanız bile mesafe- maske- hijyen üçlüsüne ve diğer korunma kurallarına uymaya devam etmek gerekir.

Düzeldikten sonra hala testim pozitif çıkıyor

Hastalığı atlattıktan ve test negatif çıktıktan bir süre sonra yaklaşık % 18 kadar hastada test yeniden pozitifleşebilir. Bu durum nadiren yeniden enfekte olmaya bağlıdır. Bu kişilerin çoğunda bu durum vücutta bulunan inaktif virüs parçacıklarının vücuttan atılmasına bağlıdır. Bu pozitiflik hastalıktan sonra 2 ay kadar sürebilir.

Eğer yeni bir belirti ortaya çıkmamışsa ve yapılan antikor testlerinde IgM negatife dönüp IgG antikorları pozitif olarak devam ediyorsa genellikle korkacak bir durum olmadığını işaret eder.

Sonuç

Covid-19 geçirdikten sonra görülen sorunların kolay bir tedavisi yoktur. Bu sorunların bir yıla kadar uzayabilmesi mümkündür. Bu durum ancak sizin kendi çabalarınızla düzelebilir. Bunun için mücadeleyi bırakmayın.

VİRÜS SONRASI YORGUNLUK

Virüs enfeksiyonları sonrasında uzamış ağır yorgunluk sıktır. Bu durum virüs sonrası yorgunluk sendromu olarak da bilinir.

Virüs enfeksiyonları sonrasında uzamış ağır yorgunluk sıktır. Bu durum virüs sonrası yorgunluk sendromu olarak da bilinir.

Tanım

Virüs enfeksiyonları sonrasında uzamış yorgunluk şikayetleri olabilmektedir. Bu şikayetler bazen bir yıla kadar uzayabilmektedir.

Dünya Sağlık Örgütü bu durumu “virüs sonrası yorgunluk sendromu (ICD-10: C93.3)” olarak isimlendirmiş ve sinir sistemi hastalıkları arasında sınıflandırmıştır. Bu durum “kişinin normal günlük faaliyetlerini engelleyebilecek ölçüde olan uzun süreli yorgunluk ve diğer belirtiler” şeklinde tanımlanmaktadır.

Covid-19 geçirdikten sonra virüs sonrası yorgunluk

Covid-19 geçirdikten sonra insanların yaklaşık yarısı yorgunluk hissetmeye devam etmekte ve bu şikayetleri hastalıktan 10 hafta sonra bile sürmektedir. Bu oran başka virüs enfeksiyonları sonrasındaki yorgunluk oranlarından daha fazladır. 2003 yılındaki SARS salgını sonrasında yorgunluk süresinin bir yıla kadar uzayabildiği gözlenmiştir.

Yorgunluğun şiddetiyle hastalığın şiddeti, hastaneye yatma, oksijen ihtiyacı arasında da pek paralellik yoktur. Bu kişilerin yaklaşık üçte biri hastalığı atlattıktan dört hafta sonra bile işlerine geri dönememektedir. Yorgunluk hissi ile kişinin mesleği arasında da ilişki kurulamamıştır.

Covid-19 sonrası yorgunluk
Covid-19 sonrası yorgunluk günlük hayatı etkileyebilir.

Belirtiler

  • boğaz ağrısı
  • vücutta yaygın ağrı ve sızılar
  • midede ekşime, yanma, reflü
  • barsak bozuklukları (gaz ve uzun sürebilen ishal)
  • başağrısı
  • başdönmesi
  • yeni çıkan allerjiler ve gıda duyarlılıkları
  • El ve ayaklarda yanma ve iğnelenmeler
  • Uzun süren koku ve tat kaybı
  • Uyku sorunları

Belirtiler arasında şunlar da sayılabilir:

  • yapılacak işlerin önem sırasını karıştırmak
  • aynı anda birden fazla konuyla ilgilenememek
  • Yapılacak işleri unutmak
  • düşünmeden sadece rutin işleri yapmak
  • zaman zaman istemsiz uyuklamak
  • yorgun hissetmek veya sık sık esnemek
  • olağan dışı duygusallık
  • işlerin çok zor gelmesi
  • konsantrasyon bozukluğu
  • iletişimden kaçınma

Bu durumun özellikleri genellikle “kronik yorgunluk sendromu” ile benzerlik gösterir ve en önemli özelliklerinin başında egzersizle kötüleşmesi gelir. Bu kişiler efor gerektiren bir iş yaptıklarında şikayetleri artar.

Nedenleri

Bu tabloya yol açan diğer virüsler aşağıdadır:

Bu durumun mekanizması hakkında şu varsayımlar ileri sürülmektedir:

  • vücutta kalan sessiz virüslere karşı olması gerekenden fazla bağışıklık yanıtı
  • proenflamatuar sitokin seviyelerinde artış sonucu enflamasyon artışı
  • Sinir dokusu enflamasyonu

Virüs sonrası yorgunluk sendromu ile mücadele

Bu tablonun özel bir tedavisi yoktur. Ancak, bu konuda yapılması gerekenler kronik yorgunlukla mücadele için yapılması gerekenlerle aynıdır.

COVID-19 SONRASI BESLENME

Covid-19 sonrası beslenme büyük önem taşır. Hastalık sonrası doğru beslenme bağışıklık sisteminizi güçlendirir ve kuvvet ve dayanıklılığınızı yeniden kazanmanıza yardımcı olur.

Covid-19 sonrası beslenme büyük önem taşır. Hastalık sonrası doğru beslenme bağışıklık sisteminizi güçlendirir ve kuvvet ve dayanıklılığınızı yeniden kazanmanıza yardımcı olur.

İştahınız normalse

Hastalık geçtikten sonra

  • İştahınız normalse,
  • Kendinizi iyi hissediyorsanız,
  • Kilo kaybınız yoksa

sağlıklı ve dengeli bir beslenme düzeni size yetecektir. Ancak farklı yaş gruplarında farklı beslenme ihtiyaçları olabilir.

İştahsızsanız

Covid-19 sonrasında hastalık düzeldiği halde iştahsızlığınız devam edebilir. Ciddi bir hastalık sürecinin ardından bu durum normaldir. Tat ve koku kaybı da bu duruma katkıda bulunur.

  • Yemeğe başladıktan hemen sonra doyuyorsanız
  • Öğünleri atlıyorsanız
  • Özel gayret göstermediğiniz halde kilo kaybediyorsanız

iştahsızlığınız var demektir.

İştahınız azalmışsa, diyetinizin protein ve enerji içeriğinin yüksek olması gerekir. Bu şekilde kilo, enerji ve kas kaybı ile başa çıkabilirsiniz. Kilonuz fazlaysa ve kilo vermeyi zaten istiyorsanız bile, bu dönem kilo vermek için uygun değildir. Tümüyle düzelene kadar ayni kiloda kalmaya çalışın. Tümüyle düzeldikten sonra sağlıklı diyete dönebilirsiniz.

Covid-19 sonrası beslenme sırasında yemek zamanları

  • Az ve sık yiyin. Üç küçük olağan öğüne ilave üç de ara öğününüz olsun.
  • Yemeği dik otururken, tercihan masada yiyin.
  • Yemek için zaman ayırın. Bilgisayarda çalışırken veya televizyon karşisında koltukta otururken yemek yemeyin.
  • Sevdiğiniz yiyeceklere öncelik verin.
  • Yemekten önce ortamı havalandırın. Temiz hava iştahınıza yardımcı olur.

Covid-19 sonrası beslenme sırasında yutma güçlüğü veya nefes darlığı

  • yemeğinizi arkalıklı bir iskemlede sırtınızı dayayarak yiyin.
  • Küçük lokmalar halinde yiyin.
  • Yavaş yiyip için.
  • Yorgun hissederseniz veya nefes darlığğınız olursa durun ve dinlenin.
  • Daha az çiğnemeniz gereken yumuşak gıdalar yiyin.
  • Yemek sırasında konuşmayın.

Proteini ve enerjisi yüksek gıdalar

Küçük porsiyonlar halinde yiyebilenlerin protein ve kalori miktarı yüksek gıdalar tüketmesi uygun olur. Kimi örnekler şu şekilde sayılabilir:

  • Et veya tavuk suyuyla yapılmış ve patates veya baklagillerle zenginleştirilmiş çorbalar
  • Haşlanmış et, tavuk veya baklagil içeren pilav ve makarna çeşitleri (salçalı- kıymalı makarna veya tavuklu- nohutlu pilav gibi)
  • Patates yemekleri
  • Menemen, omlet ve çılbır gibi yumurta yemekleri
  • Buharda pişirilmiş veya buğulama yapılmış balıklar
  • Tam tahıllı ekmekler
  • Mantı veya gözleme gibi az yağlı hamurişleri
  • Peynir
  • Süte karıştırılmış yağsız süt tozu
  • Muhallebi ve sütlaç gibi süt tatlıları (hamur tatlıları genellikle fazla yağ içerdiğinden uzak durulmalıdır)
  • Süte karıştırılmış reçel veya bal
  • Süte karıştırılmış badem unu
  • Fındık, fıstık, badem ezmeleri
  • Kuruyemişler
  • Süzme yoğurt
  • Yumuşak meyveler, meyve püreleri, taze sıkılmış meyve suları ve meyveli yoğurtlar
Protein ve enerji içeriği yüksek gıdaları tercih edin
Protein ve enerji içeriği yüksek gıdaları tercih edin

Covid-19 sonrası beslenme için kimler doktora gitmeli?

  • Son üç ayda istem dışı olarak vücut ağırlığınızın % 5’inden fazlasını kaybettiyseniz
  • Vücut kitle indeksiniz 20 kg/m2 altına düştüyse

bir doktor tarafından değerlendirilmenizde yarar vardır.

Diyabet, gut, böbrek yada karaciğer hastalığı veya kan yağlarındaki yükseklik gibi mevcut bir soruna bağlı diyet sınırlamalarınız varsa, diyetinizle ilgili olarak doktorunuzla görüşmeniz iyi olur.

Sonuç

Covid-19 sonrası beslenme hastalığın etkilerinin olabildiğince çabuk giderilmesi ve iyileşmenin hızlanması için çok önemli bir konudur. Bu konuda gerekli özenin gösterilmesi, kişilerin normalo hayata olabildiğince çabuk dönmesini sağlayacaktır.

YAŞLILAR VE COVID-19

Yaşlılar ve Covid-19 salgını konusu gerek yaşlı nüfusun salgında karşı karşıya kaldığı risk, gerekse ev izolasyonu ve çoğu hizmete erişmelerindeki güçlük nedeniyle gündemde büyük yer tutuyor.

Yaşlılar ve Covid-19 salgını konusu gerek yaşlı nüfusun salgında karşı karşıya kaldığı risk, gerekse ev izolasyonu ve çoğu hizmete erişmelerindeki güçlük nedeniyle gündemde büyük yer tutuyor.

Yaşlılar ve Covid-19 salgınının yarattığı sorunlar

Covid-19 salgını ile büyük ölçüde tecritte kalan yaşlı nüfus, aslında izolasyona karşı son derece savunmasızdır. Bu kişiler yakınlarının kişisel şefkat ve yakınlığından uzak kalırlar ve normalde aldıkları pek çok hizmete erişimleri oldukça güçleşir.

Bunun sonucunda, COVID-19’a paralel, gerçekten derin bir anksiyete ve depresyon tablosu gelişir. Bu kişiler içe kapanırlar, terkedilmişlik ve yalnızlıkla paralel bir sosyallik dışı kalma görülür.

İzolasyon ve beslenme bozukluğu

Bu durumun en tipik sonuçlarından birisi kilo kaybı ve beslenme bozukluğudur. Yaşlı nüfusta, özellikle bir miktar da hafıza bozukluğu varsa, yemek yemek aynı zamanda sosyal bir aktivitedir.

Yaşlılar yalnız olduklarında daha az yemek yerler. Tek başlarına oldukları için sadece kendilerine yemek yapmak zor gelir. İzolasyondan kaynaklanan evdeki malzeme eksikliği de buna katkıda bulunur. Yalnız başlarına yemek yemek için sofra kurmakla ve sonrasında bulaşıkla vs. uğraşmak istemezler. Bu nedenle az miktarda ve ayaküstü birşeyler yerler, bu yedikleri de genellikle sağlıksızdır.

Yeterli protein alamadıkları için önemli ölçüde kas kaybı olur, vitamin ve mineral eksiklikleri nedeniyle kemik erimesinden kansızlığa bir dizi sorun ortaya çıkar, enerji alımındaki azalma zayıflamaya yol açar ve yeterince lif alamama nedeniyle kabızlık problem haline gelir. Sık idrara gitmemek veya gece tuvalete kalkmamak için az su içmeleri de böbrek ve pıhtılaşma sorunlarını ağırlaştırır.

İzolasyon ve hareketsizlik

İzolasyon sırasındaki hareketsizlik de bir başka problemdir. Hareketsizlik nedeniyle kas ve kemik erimeleri artar, duruş bozuklukları nedeniyle omurga ve diğer eklem sorunları ortaya çıkar ve ağırlaşır. Damar içi pıhtılaşmalar ve buna bağlı akciğer embolisi gibi problemlerin görülme olasılığı büyür.

Terkedilmişlik duygusu, anksiyete ve depresyonun yarattığı problemler sonucu demans artış gösterir ve tüm bu sorunlar hareketsizlik ve beslenme bozukluklarıyla etkileşerek giderek artan bir sorun yumağı haline gelir. Bunun sonucunda da zaman içinde yatalaklığa ve ölüme gidiş hızlanır.

İzolasyonun etkilerini azaltma

Yaşlılar ve Covid-19 sonucu ortaya çıkan problemlerle başa çıkmak için öncelikle yaşlılarla iletişimi arttırmak geliyor. Burada, yaşlılarla görüşmenin yarattığı risklerle onları izole bırakmanın riskleri arasında bir denge kurmak gerekiyor.

Küçük gruplarla gerçekleştirilecek ziyaretler, bu ziyaretler sırasında maske, mesafe ve hijyen kurallarına uymak, fiziksel yakınlaşmayı uygun şekilde sağlamak bu konuda yapılabileceklerin başında geliyor.

Fiziksel yakınlaşma konusunda dikkat edilecekler

  • Ziyaretçilerin de, ziyaret edilen yaşlının (yaşlıların) da maskelerinin uygun şekilde takılmış olması gerekli.
  • Kısa (birkaç saniyelik) sarılmalarda maskeli olmak şartıyla fazla risk yok. Ancak, sarılırken maske olsa bile başların ayrı yönlere çevrilmesi daha iyi olur.
  • Öpüşmekten kaçının.
  • Ziyaret sırasında yine arada 1,5- 2 metrelik mesafe olmasına dikkat etmekte fayda var.
  • Çocuklar ve gençlerde enfeksiyonun genellikle belirtisiz seyrettiği hesaba katılarak, çocuk ve gençlerin yaşlıları ziyaretleri konusunda daha dikkatli olmak ve mümkün olduğu kadar bu ziyaretlere onları katmamak iyi olur.
Yaşlılar ve Covid-19 izolasyonunda sosyal ilişkiyi kurallar çerçevesinde sürdürelim
Yaşlılarla sosyal ilişkiyi kurallar çerçevesinde sürdürelim

Dış ortam buluşmaları

Açık havanın ortamın tenha olması şartıyla oldukça güvenli olduğunu biliyoruz. Bu nedenle iyi havalarda özel arabayla olmak şartıyla yaşlıları dışarı çıkartmak, sakin ve tenha ortamlarda onlara yürüyüş yaptırmak oldukça yararlı olacaktır. Benzer durumdaki arkadaşlarıyla bu gibi ortamlarda buluşmalarını ve maske-mesafe-hijyen üçlüsüne dikkat ederek görüşmelerini sağlamak da çok büyük fayda sağlar.

Yaşlılar ve Covid-19 konusunda teknoloji desteği

Günümüzde fiziksel uzaklık gerçek anlamda uzakta olma anlamını taşımıyor. Büyük ekranlı bir cep telefonu vasıtasıyla yapılacak görüntülü görüşmeler, fotoğraf ve video paylaşımları ve benzeri paylaşımlar çok yararlı olacaktır. Arkadaşlarıyla ve dostlarıyla sanal ortamda buluşmalarını sağlamak, yakınlarıyla veya arkadaşlarıyla online oyunlar oynamayı öğretmek yalnızlık duygusunu belirgin şekilde azaltıcı etki yapar. Eğer yaşlının teknoloji ile arası iyi değilse, basitçe eski usul telefon konuşmaları da oldukça işe yarar.

Doğum günü, yıldönümü veya bayram gibi vesilelerde yaşlıların ortama görüntülü bağlantıyla katılmalarını sağlamak ve sonrasında fotoğraf ve video paylaşımları en güvenli yaklaşımdır.

Bu konuda en yararlı yöntemlerden biri, ihtiyacınız olmasa bile kimi konularda onlardan bilgi veya fikir almaktır. Mesela telefonda yapılışını çok iyi bilseniz bile bir yemeği nasıl yaptığını veya evdeki bir tamiratı nasıl yapacağınızı sorun. Bu, onların hala kendilerine ihtiyaç duyulduğunu ve çevrelerine yararlı olmaya devam ettiklerini hissetmelerini sağlar.

Yaşlılar ve Covid-19 sırasında lojistik destek

İzolasyon sırasında yaşlıların market alışverişlerini ve diğer ihtiyaçlarını online sipariş ile karşılamak en uygun yoldur. Yine banka, fatura ödeme ve bürokratik işlemler için internet yöntemlerini kullanmak daha iyi olacaktır.

Zaman zaman onlara yemek götürmek veya haftada 1- 2 kez onlarla birlikte yemek yemek beslenme bozukluğuna kısmi çözüm getirecektir. Beslenmelerinin sağlıklarına uygun olmasını sağlamak gerekir.

İlaçlarını haftalık olarak ilaç kutularına hazırlamak ve gerekirse telefonlarına ilaç saati hatırlatıcı bir uygulama koymak hem ilaçlarını düzgün almalarını, hem de sizin ilaç denetimini kolay yapmanızı sağlayacaktır.

Doktor ve hastane ziyaretleri

  • Doktor veya hastane randevularından zorunluluk dışında kaçınmak daha iyi olacaktır. Gereğinde doktor veya hastane ile iletişime geçmek ve yüzyüze muayeneye gitmenin gerekip gerekmediğini sormak iyi bir fikir olacaktır.
  • Birçok kurum rutin randevular yerine telefon ya da görüntülü konuşma yoluyla vizit yapılmasını sağlamaktadır.
  • Yine de, yüz yüze görüşmenin veya kimi tetkikleri veya tedavileri yaptırmanın hala gerekli olduğu belirli koşullar vardır, bu yüzden randevuyu iptal etmeden önce doktora veya kuruma sormak uygun olur.
  • Doktor veya hastaneye gidildiğinde mutlaka maske-mesafe-hijyen üçlüsüne dikkat edilmesi sağlanmalıdır.

Sonuç

Yaşlılar ve Covid-19 sonucu ortaya çıkan problemlerle başa çıkmak için öncelikle yaşlılarla iletişimi kesmemek önemli. Burada, yaşlılarla görüşmenin yarattığı risklerle onları izole bırakmanın riskleri arasındaki dengeyi dikkatle gözetmek son derece önemli.

COVID-19 VE KALP İLAÇLARI

Covid-19 ve kalp ilaçları konusu giderek daha ön plana çıkıyor. Enfeksiyonun kalp damar sistemi üzerine doğrudan etkisi zaten yeterince önemli. Buna bir de salgın sırasında kalp ilaçlarının aksaması sorunu ekleniyor.

Covid-19 ve kalp ilaçları konusu giderek daha ön plana çıkıyor. Enfeksiyonun kalp damar sistemi üzerine doğrudan etkisi zaten yeterince önemli. Buna bir de salgın sırasında kalp ilaçlarının aksaması sorunu ekleniyor.

Bu konuda bilgilendirme amacıyla Avrupa Kardiyoloji Derneği hastalara yönelik bir bilgilendirme çalışması ve kılavuzu hazırladı. Bu dokümandan da yararlanılarak kalp hastalarının sorunlarına yanıt verilmeye çalışılacaktır.

Covid-19 pandemisi sırasında kalp krizi ve inme

Aşağıdaki belirtileriniz varsa, acilen 118’i arayınız veya en yakın sağlık kuruluşuna başvurunuz.

Kalp krizi

  • Giderek artan şiddetli göğüs ağrısı
  • Şiddetli çarpıntı
  • Nefes darlığı
  • Bayılma

İnme

  • Yüzde çarpılma
  • Kol ve/veya bacakta güçsüzlük
  • Konuşma güçlüğü

Unutmayın. Salgın sürecinde yapılmış “Evde Kal” çağrısı ve sokağa çıkma kısıtlamaları kalp krizi ve inme geçiren hastaları kapsamamaktadır. Bu hastalarda geçen her dakika önemlidir.

Kalp İlaçları ve Covid-19 sırasında tedavi

  • Kalp ilaçlarımın dozunu değiştirmeli miyim
    • Kalp ilaçları ve Covid-19 seyri arasında bir sorun sözkonusu değildir. Doktorunuzun bilgisi dışında kalp ilaçlarınızı kesmek veya dozunu değiştirmek çok tehlikeli olabilir ve durumunuzu daha da kötüleştirebilir. İlaçlarınız yüksek kan basıncını kontrol ederek kalp krizini veya inmeyi önlerler, ayrıca kalp yetersizliğinin tedavisinde de çok etkilidirler. Doktorunuz tarafından önerilmeyen herhangi bir tedavi değişikliği sizi kalp rahatsızlığınızın kötüleşmesi riskiyle karşı karşıya bırakabilir.
  • Basında yüksek tansiyonu tedavi etmek için yaygın olarak kullanılan bazı ilaçların (ACE İnhibitörleri ve Anjiyotensin Reseptör Blokerleri) hem enfeksiyon riskini hem de koronavirüs ile enfeksiyonun şiddetini arttırabileceğini gösteren haberler çıktı. Bu ilaçlar tehlikeli mi?
    • Bu ilaçlar hakkında çıkan haberlerin bilimsel temeli ya da onu destekleyen kanıtları yoktur. Bu nedenle, tansiyon ilaçlarınızı reçete edildiği şekilde almaya devam etmeniz şiddetle önerilir.
Covid-19 sırasında kalp ilaçlarınıza devam edin
Covid-19 sırasında kalp ilaçlarınıza devam edin
  • Bağışıklığı baskılayan ilaçlar kullanan hastalar ne yapmalı?
    • Örneğin, kalp, böbrek veya karaciğer nakli sonrası bağışıklığı baskılayan ilaçlar kullanan hastalar bu ilaçları kendilerine önerildiği şekilde almaya devam etmelidir. Dozların azaltılması, nakledilen organın reddedilmesi riskini arttıracaktır. Lütfen tüm ilaçlarınızı doktorunuzun önerdiği sekilde almaya devam ediniz. Doktorunuzun bilgisi olmadan herhangi bir değişiklik yapmayınız.
  • Covid-19 tedavisinde kullanılan bazı ilaçların tehlikeli aritmilere neden olabileceği yönünde haberler mevcut. Bu konuda bilinmesi gerekenler nelerdir?
    • Uzun QT sendromu kalbin elektriksel sinyallerinde gecikmenin olduğu ve aritmi (düzensiz kalp atışları) riskinin arttığı kalıtsal bir durumdur. Covid-19 hastalarını tedavi etmek için kullanılan deneysel ilaçlardan bazıları QT aralığını uzatabilir ve bazı bireylerde aritmilere neden olabilir. Bu ilaçlar arasında sıtma tedavisinde kullanılan ilaçlar (klorokin, hidroksiklorokin), kimi antibiyotikler (azitromisin) ve anti-retroviral ilaçlar sayılabilir.
    • Ek olarak, atriyal fibrilasyonda veya kimi psikiyatrik hastalıklarda kullanılan bazı ilaçlar da QT aralığını uzatabilir.
    • Bu nedenle, doktorunuzun aldığınız tüm ilaçları bilmesi gerekmektedir.
    • Uzun QT Sendromlu hastalar hastaneye başvurduklarında, doktorlarını mevcut kalp hastalıklarıyla ilgili bilgilendirmelidirler.
    • Hastaneye yatmanız gerekiyorsa, lütfen tüm ilaçlarınızın tam ve güncel bir listesini yanınıza alın.

GÜNLÜK YAŞAMDA COVID-19

Günlük yaşamda Covid-19 hakkında herkesin aklında sorular mevcut. Maske, mesafe ve hijyen konusu yeterince konuşuldu, ancak günlük yaşam bundan ibaret değil.

Günlük yaşamda Covid-19 hakkında herkesin aklında sorular mevcut. Maske, mesafe ve hijyen konusu yeterince konuşuldu, ancak günlük yaşam bundan ibaret değil.

Bu konuda bilgilendirme amacıyla Avrupa Kardiyoloji Derneği hastalara yönelik bir bilgilendirme çalışması ve kılavuzu hazırladı. Bu yazıda bu dokümandan da yararlanılarak kalp hastalarının sorunlarına yanıt verilmeye çalışılacaktır.

Covid-19 pandemisi sırasında kalp krizi ve inme

Aşağıdaki belirtileriniz varsa, acilen 112’yi arayınız veya en yakın sağlık kuruluşuna başvurunuz.

Kalp krizi

  • Giderek artan şiddetli göğüs ağrısı
  • Şiddetli çarpıntı
  • Nefes darlığı
  • Bayılma

İnme

  • Yüzde çarpılma
  • Kol ve/veya bacakta güçsüzlük
  • Konuşma güçlüğü

Unutmayın. Salgın sürecinde yapılmış “Evde Kal” çağrısı ve sokağa çıkma kısıtlamaları kalp krizi ve inme geçiren hastaları kapsamamaktadır. Bu hastalarda geçen her dakika önemlidir.

Günlük yaşamda Covid-19 enfeksiyonundan korunma

Toplum içinde Covid-19 enfeksiyonundan korunma

  • Kalabalık alanlardan kaçınmak şartıyla evin dışında güvende olur muyum? Örneğin, parka gidebilir miyim veya yürüyüş yapabilir miyim?
    • Evet. Virüs, enfekte olan insanlardan bulaşır ve bu nedenle tek başınıza dışarı çıkmanız herhangi bir sorun yaratmaz.
    • Önemli olan, insanlarla temastan kaçınmaktır.
    • Bu nedenle düğünler, toplantılar ve benzeri insanların bir arada olacağı etkinliklerden mutlaka kaçınmak gerekir. Alışveriş merkezleri, ibadethaneler, restoranlar ve benzeri insanların toplu olarak bulunduğu yerlerden uzak durun.
    • Evden çıkmanız gerekiyorsa (yiyecek alışverişi vb. için), lütfen diğer insanlar ile aranızda en az iki metrelik bir mesafe bırakmaya özen gösterin ve mutlaka maske takın.
  • Yolculuk yapabilir miyim veya toplu taşımayı kullanabilir miyim?
    • Zorunlu olmayan tüm yolculuklarınızı erteleyin. İmkan varsa gideceğiniz yerlere kendi aracınızla gidin.
    • Kamu otoriteleri tarafından yayınlanan yönergelere harfiyen uyun.
    • Toplu taşıma sırasında çift maske kullanmakta yarar vardır. Otobüs, tren ve uçak yolculukları konusunda özellikle tedbirli olun, ayrıca kamu otoritelerinin koyduğu kurallara harfiyen uyun.
  • Önceden planlanmış doktor veya hastane randevularıma gitmeli miyim yoksa iptal mi etmeliyim?
    • Doktorunuz veya hastaneniz planlanmış poliklinik randevularını kabul ediyorsa, hastane ile iletişime geçmek ve randevunuza gitmenizin gerekip gerekmediğini sormak iyi bir fikir olacaktır.
    • Birçok kurum rutin randevuları iptal etmekte veya görüşmeleri telefon ya da görüntülü konuşma yoluyla gerçekleştirmektedir.
    • Yine de, yüz yüze görüşmenin veya kimi tetkikleri yaptırmanın hala gerekli olduğu belirli koşullar vardır, bu yüzden randevunuzu iptal etmeden önce doktorunuza veya kuruma danışınız.
Günlük yaşamda Covid-19 değişikliklerinin bir kısmı kalıcı olacak
Günlük yaşamda Covid-19 değişikliklerinin bir kısmı kalıcı olacak

Günlük yaşamda Covid-19 bulaşından korunma

  • İnsanlar Covid-19’a birden fazla kez yakalanabilir mi?
    • Mevcut araştırmalar, Covid-19’a yakalanmış kişilerin büyük bölümünün kanında virüse karşı antikorlar olduğunu ve uzun süreli direnç oluştuğunu göstermektedir.
    • Bugüne kadar milyonlarca kişiye bulaşmış olan bu virüste ancak çok sınırlı sayıda reenfeksiyon bildirilmiştir. Bu nedenle, herhangi bir bağışıklık bozukluğu olmayan kişilerde kısa dönemde yeniden Covid-19’a yakalanma olasılığının oldukça düşük olduğu söylenebilir.
    • Ancak, salgının başlamasından itibaren geçen sürenin henüz bir yıl bile olmadığı hesaba katılırsa, virüsle birkaç yıl sonra yeniden enfekte olmanın söz konusu olup olmadığı zaman içinde görülecektir. Yine de bu olasılığın düşük olduğu söylenebilir.
    • Yine de, düşük de olsa böyle bir olasılık olduğu için, enfeksiyonu geçirmiş olsanız bile, kendinizi korumaya ve maske-mesafe-hijyen üçlüsüne dikkat etmeye devam edin.
  • Evcil hayvanlardan Covid-19 bulaşır mı?
    • Mevcut veriler ışığında, kedi ve köpek gibi ev hayvanlarından insanlara hastalığın geçişine dair bir kanıt bulunmamaktadır.
Evcil hayvanlar virüsü bulaştırmaz
Evcil hayvanlar virüsü bulaştırmaz

Vücut direncini koruma

  • Bu yıl olduğum grip ve pnömokok aşıları beni koronavirüsten korur mu?
    • Hayır. Pnömokok aşısı ve grip aşısı gibi aşılar yeni tip koronavirüse karşı koruma sağlamaz. Virüs çok yeni ve farklı olduğu için, kendi aşısının üretimi gerekmektedir. Bu virüse karşı aşı çalışmaları devam etmektedir ve aşının birkaç ay içinde hazır olması beklenmektedir. Hernekadar grip ve pnömokok aşıları Covid-19’ a karşı etkili olmasa da, hastalık sırasında ikincil solunum enfeksiyonlarından korunmak için Dünya Sağlık Örgütü (WHO) gibi büyük sağlık kuruluşları grip ve pnömokok aşılarını tavsiye etmektedir.
  • Vitaminler veya diğer gıda takviyeleri beni Covid-19’a karşı korurlar mı?
    • Vitamin almak sizi Covid-19’a karşı korumaz. Yapılan araştırmalar, eğer vücutta bir eksiklik yoksa Covid-19 karşısında bağışıklığınızı korumak için vitaminlerin ve gıda takviyelerinin herhangi bir yararı yoktur.
    • Sağlıklı beslenmeye dikkat etmek ve taze sebze- meyve tüketimini ön planda tutmak sağlıklı bir bağışıklık sistemini korumak açısından çok önemlidir.
    • Dışarıdan vitamin almak istiyorsanız, aldığınız vitaminin içeriğinin önerilen günlük ihtiyaç miktarını aşmadığından emin olun. Bazı vitaminler çok yüksek dozlarda alındığı zaman zararlı olabilir.
    • Kimi gıda takviyeleri ilaçlarla etkileşebilir ve sonuçta tehlikeli sonuçlara yol açabilir.
  • Vücut direncimi nasıl güçlendirebilirim?
    • Vücut direnci çok büyük ölçüde genel sağlıkla ilişkilidir. Bağışıklığınızın gücünü genetik alt yapınız ve yaşam tarzınız belirler. Genetik alt yapıyı değiştiremeyeceğiniz için vücut direncini güçlendirmek yaşam tarzınızı düzenleyerek olur. Genel olarak vücut direncinizin durumunu değerlendirmek için basit bir test uygulayabilirsiniz. Bu test için linke tıklayınız.

KALP HASTALARI VE COVID-19

Covid-19 ve kalp hastaları konusu giderek daha ön plana çıkıyor. Enfeksiyonun kalp damar sistemi üzerine doğrudan etkisi zaten yeterince önemli. Buna bir de salgın nedeniyle rutin kontrolleri aksayan ve tanı ve tedavileri geciken kalp damar hastalarının eklenmesi büyük sorun yaratıyor.

Covid-19 ve kalp hastaları konusu giderek daha ön plana çıkıyor. Enfeksiyonun kalp damar sistemi üzerine doğrudan etkisi zaten yeterince önemli. Buna bir de salgın nedeniyle rutin kontrolleri aksayan ve tanı ve tedavileri geciken kalp damar hastalarının eklenmesi büyük sorun yaratıyor.

Bu konuda bilgilendirme amacıyla Avrupa Kardiyoloji Derneği hastalara yönelik bir bilgilendirme çalışması ve kılavuzu hazırladı. Bu yazı dizisinde bu dokümandan da yararlanılarak kalp hastalarının sorunlarına yanıt verilmeye çalışılacaktır.

Covid-19 pandemisi sırasında kalp krizi ve inme

Aşağıdaki belirtileriniz varsa, acilen 118’i arayınız veya en yakın sağlık kuruluşuna başvurunuz.

Kalp krizi

  • Giderek artan şiddetli göğüs ağrısı
  • Şiddetli çarpıntı
  • Nefes darlığı
  • Bayılma

İnme

  • Yüzde çarpılma
  • Kol ve/veya bacakta güçsüzlük
  • Konuşma güçlüğü

Unutmayın. Salgın sürecinde yapılmış “Evde Kal” çağrısı ve sokağa çıkma kısıtlamaları kalp krizi ve inme geçiren hastaları kapsamamaktadır. Bu hastalarda geçen her dakika önemlidir.

Kalp hastaları- Sık sorulanlar ve yanıtları

Kalp hastaları ve Covid-19 riski

  • Bilinen bir kalp hastalığım var. Kalp rahatsızlığı olmayan bir bireye göre Covid-19’ a yakalanma riskim daha fazla mıdır?
    • Hayır – herhangi bir birey de enfeksiyona yakalanabilir. Fakat, altta yatan kalp hastalığı olan kişiler enfeksiyonun belirtilerini daha sık gösterir veya sağlıklı bireylere göre enfeksiyonu daha şiddetli bir şekilde geçirirler. Bugüne kadar, Covid-19’ a yakalanan çoğu insanda boğaz ağrısı, öksürük, ağrı ve ateşin eşlik ettiği hafif bir viral hastalık tablosu izlenmiştir, ancak bazı kişilerde (% 5’ e kadar) akciğer enfeksiyonu / pnömoni de görülebilir. Kalp rahatsızlığı olan kişilerin Covid-19’ a bağlı akciğer enfeksiyonu geçirme ihtimalinin daha yüksek olup olmadığı henüz net değildir, fakat bu hasta grubunun grip (influenza) gibi diğer virüslere bağlı akciğer enfeksiyonlarına yatkınlıkları göz önüne alındığında, bu ihtimalin daha yüksek olduğundan bahsedebiliriz.
  • Enfekte olduğumu düşünürsem hastaneye gitmemem gerektiğini biliyorum, ama bilinen bir kalp rahatsızlığım varsa ne zaman tıbbi yardım için başvurmalıyım?
    • COVID-19 tanısı aldıysanız, evde semptomları yönetip yönetemeyeceğinizi kendinize sormanız gerekir. Sadece ateşiniz var ise parasetamol tedavisi ile evde ateşinizi kontrol edebileceğinizi unutmayın. Ancak, orta derecede veya ağır belirtiler varsa ve özellikle nefes darlığı çekiyorsanız, lütfen gecikmeden tıbbi yardım için başvurun.
    • Evde izole olurken kullanılacak ilaçlar ile ilgili olarak doktorunuzun talimatları dışına çıkmayın.

Kalp hastaları ve Covid-19 açısından kimler riskli?

  • Şiddetli Covid-19 belirtileri gösterme riski, kalp rahatsızlığı olan tüm hastalar için benzer midir yoksa farklılıklar var mıdır?
    • Enfeksiyona yakalanmanın temel prensibi tüm bireyler için aynıdır. Virüs, enfekte bir kişiden
      öksürme, hapşırma veya konuşma sırasında havaya saçılan damlacıklar yoluyla bulaşır. Virüs vücuda girdiğinde, akciğerlere doğrudan zarar verir ve kardiyovasküler sisteme iki yolla stres uygulayan enflamatuvar bir yanıtı tetikler. İlk olarak, akciğerleri enfekte ederek kan oksijen seviyelerini düşürür ve ikincisi, virüsün direkt enflamatuvar etkileri kan basıncının düşmesine neden olur. Bu gibi durumlarda kalp, büyük organlara oksijen sağlamak için daha hızlı ve çok çalışmak durumunda kalır. Aşağıdaki hasta grupları yüksek risk altındadır:
      • Organ nakli hastaları
      • Kemoterapi veya radyoterapi alan kanser hastaları
      • Lenfoma ya da löseminin eşlik ettiği kalp hastaları gibi
        bağışıklık sistemi baskılanmış bireyler kuramsal olarak virüs bulaş riskinin ve virüse yenik düşme olasılığının en yüksek olduğu gruptur. Diğer yüksek risk grupları, yaşlı ve düşkün bireyler ile eşlik eden kalp damar hastalığı olan gebe kadınları içermektedir.
      • Kalp yetersizliği
      • Dilate kardiyomiyopati
      • Aritmojenik sağ ventrikül kardiyomiyopatisinin ileri şekilleri
      • Obstruktif hipertrofik kardiyomyopatisi olan kişiler
      • Doğumsal siyanotik kalp hastalığı olan bireyler
        kalp hastaları arasında en yüksek risk grubundadır.

Özel durumlarda kalp hastaları ve Covid-19

  • Kalp pilim (veya implante edilmiş defibrilatörüm) var. Covid-19 enfeksiyonu benim için ilave risk yaratır mı?
    • Virüsün kalp pili ve kardiyak defibrilatör gibi implante edilmiş kardiyak cihazları etkilediğine veya kapak hastalarında enfektif endokardit yaptığına dair henüz bir kanıt bulunmamaktadır. Ancak, kalp pili veya defibrilatör takılmasına neden olan hastalık dolayısıyla taşıdığınız risk aynen devam eder.
  • Kalp kapak hastasıyım. Covid-19 enfeksiyonu benim için özel risk yaratır mı?
    • Covid-19 enfeksiyonunun kalp kapak hastalarında enfektif endokardit yaptığına dair henüz bir kanıt bulunmamaktadır. Ancak, kalp kapak hastalığına bağlı olarak gelişen kalpteki fonksiyon ve ritm bozukluklarının yarattığı sorunlar konusunda dikkatli olmak gerekir.
  • Brugada Sendromu hastasıyım, almam gereken özel önlemler var mı?
    • Brugada Sendromu tanısı almış hastalarda özellikle vücut ısısının 39oC ‘nin üzerine çıktığı
      durumlarda ölümcül aritmi riski artar. Bu tip hastaların ateşleri parasetamol ve soğuk/ılık spanç uygulamalarıyla agresif olarak tedavi edilmelidir.
  • Atriyal fibrilasyonum var – koronavirüs enfeksiyonuna yakalanma olasılığım daha mı yüksek?
    • Atriyal fibrilasyon tek başına enfeksiyon riskini arttırmaz.
      • Bununla birlikte, çoğu atriyal fibrilasyon hastası yaşlıdır ve kalp yetmezliği, hipertansiyon ve diyabet gibi ek hastalıkları mevcuttur, bu da enfekte olmaları durumunda hastalığı daha ciddi geçirmeleri olasılığını taşır.
      • Atriyal fibrilasyonu olan hastaların Covid-19 enfeksiyonu sırasında kalp hızları artabilir ve bu durum kalp hızını düşürücü ilaç kullanan hastaların ilaç dozlarını değiştirmesi gereğini ortaya çıkartabilir. Hastaların doktorlarıyla görüşmeden ilaç veya doz değişikliği yapması önerilmez.
      • Atriyal fibrilasyonu önlemek üzere ilaç kullanan hastalar (persistan atriyal fibrilasyon hastaları) Covid-19 enfeksiyonu sırasında kullanmakta oldukları ritm düzenleyici ilaçlarını aynen kullanmaya devam etmelidirler.

Covid-19 hangi sorunlara yol açar?

  • Koronavirüsün kalp krizi veya aritmilere (ritm bozukluğu) neden olabileceğini okudum, bu doğru mu?
    • Virüsün enflamatuvar etkilerine dayanarak, viral enfeksiyonun koroner arterlerde aterosklerotik plakların (yağ birikintileri) rüptürüne neden olabileceği ve kalp krizine yol açabileceği yönünde teorik riskler söz konusudur. Covid-19 seyri sırasında şiddetli göğüs ağrısı başlayan kişiler hiç vakit kaybetmeden 112 Acil Servisini aramalıdır.
    • Şiddetli sistemik enflamatuvar durumlar bazı kişilerde aritmileri ve hatta atriyal fibrilasyonu
      tetikleyebilir.
    • Viral enfeksiyonun yol açtığı akut enflamasyon hem kardiyak hem de böbrek fonksiyonlarını kötüleştirebilir.
  • Covid-19’ un myokardit veya perikardite neden olabileceği yönünde bilgiler duydum. Daha önceden miyokardit / perikardit geçirdim, bu durum beni bu sorunların tekrarlaması için daha riskli yapar mı?
    • Geçmişte miyokardit veya perikardit geçiren bir bireyin Covid-19 nedeniyle aynı komplikasyonu geliştirme riskinin daha yüksek olduğuna dair bir kanıt yoktur. Bazı miyokardit vakalarının nükseden ve tekrar iyileşen bir seyri olduğu kabul edilmektedir.
    • Bugüne kadar Covid-19 hastalığına yol açan virüsün kalbi doğrudan etkilediğine dair bir kanıt yoktur; bununla birlikte, enfeksiyonun neden olduğu akut enflamatuvar yanıt kardiyak fonksiyonları kötüleştirebilir ve kalp yetersizliği olan hastalarda semptomları şiddetlendirebilir.

Sonuç

Riski azaltmak için her bireyin uyması gereken kurallar vardır. Kalp rahatsızlığınız varsa, aşağıdaki önlemler daha da önemlidir:

  • Hasta olan insanlardan uzak durun.
  • Ev dışında mutlaka maske takın. Kalabalık ortamlara girmek zorunda kalırsanız çift maske ve siperlik kullanın
  • Mümkün olduğunca diğer kişiler ile aranızda en az iki metre mesafe bırakın.
  • Ellerinizi en az 20 saniye boyunca sabun ve ılık suyla iyice yıkayın.
  • Öksürdüğünüzde ağzınızı bir mendille örtün veya dirseğinizin iç kısmına öksürün.
  • Hapşırırken burnunuzu bir mendille örtün veya dirseğinizin iç kısmını kullanın.
  • Gözlerinize, burnunuza ve ağzınıza dokunmaktan kaçının.
  • Kapı tokmağı, tutamak, direksiyon simidi veya elektrik düğmeleri gibi sık dokunulan yüzeyleri virüsten arındırmak için dezenfektanla temizleyin.
  • Olabildiğince evde kalın ve mümkün ise evden çalışın.
  • Ateş (37.8°C veya üzeri), öksürük veya akciğer enfeksiyonu gibi belirtileriniz varsa, kendi kendinizi izole edin.

ASPİRİN VE KALP

Kalp hastalıkları ve aspirin konusunda çok şey söylenmekte. Pek çok kişi “kan sulandırıcı olduğu için” aspirin kullanıyor. Aspirinin faydaları ve zararları neler? Kimler kullanmalı, kimler kullanmamalı?

Kalp hastalıkları ve aspirin konusunda çok şey söylenmekte. Pek çok kişi “kan sulandırıcı olduğu için” aspirin kullanıyor. Aspirinin faydaları ve zararları neler? Kimler kullanmalı, kimler kullanmamalı?

Aspirin nedir?

100 yılı aşkın süredir ağrı kesici ve ateş düşürücü olarak hayatımızda olan aspirin veya asıl ismiyle asetil salisilik asit etki ve yan etkileri çok iyi bilinen bir ilaçtır. Aspirin kalp hastalıklarında 1970’lerden beri kanın pıhtılaşmasını azaltıcı ve kalp krizlerini önleyici olarak da kullanılmaktadır. Bu amaçla kullanılan aspirin dozu düşüktür (günde 75- 100 mg). Ancak nadir durumlarda daha yüksek doz da önerilebilir.

Aspirin ve kalp damar hastalıkları ilişkisi nasıldır?

Kalp krizi ve tıkayıcı inme nasıl meydana gelir?

Çoğu zaman kalp krizi ve tıkayıcı inme, kalp kasınızın veya beyninizin bir kısmına giden kan akışı engellendiğinde meydana gelir. Bu durum damar sertliği (ateroskleroz) sürecinin bir parçasıdır. Ateroskleroz damar duvarının iç yüzeyinin altında kolesterolden zengin yağlı bir birikimle başlar. Bu yağlı birikime aterosklerotik plak denir. Aterosklerotik plak içinde kolesterol, düz kas hücreleri ve iltihap hücrelerinin olduğu kompleksi bir birikimdir ve iltihabi (enflamatuar) bir süreci de barındırır. Bu iltihabi sürecin şiddeti çok çeşitli faktörlere bağlı olarak değişiklik gösterir.

Ateroskleroz plağı genellikle büyük ve orta büyüklükteki arterleri etkiler. Plaklar, bir arterdeki kan akışını önemli ölçüde azaltacak kadar büyüyebilir. Ancak, tam tıkanma için iltihaplı plağın tıpkı bir çıbanın patlaması gibi üzerindeki koruyucu endotel tabakasının hasar görmesi (plak yırtılması) gerekir.

Yırtılan plak alanının üzerine trombositler yapışıp kümeleşerek orada bir pıhtı oluşturur. Bu pıhtı damarı tıkadığı zaman o damarın beslediği hücrelere kan gitmeyeceği için o hücreler ölür. Bu durum kalp damarlarından birinde olduğunda kalp krizi, beynin bir bölgesine giden damarı tıkadığında inme nedeni olur.

Aterosklerozun zaman içinde gelişimi
Aterosklerozun zaman içinde gelişimi

Bazen de, oluşan pıhtılar kan yoluyla taşınarak başka yerdeki bir damarı tıkar. Bu duruma emboli adı verilir.

Aspirin kalp krizi ve tıkayıcı inmeyi önlemeye nasıl yardımcı olur?

Aspirin siklooksijenaz denen bir enzimi bloke ederek iltihap giderici özellik gösterir. Aynı zamanda kandaki trombositlerin (kandaki pıhtılaşma hücreleri) de yüzeye yapışmasını (adezyon) ve birbiriyle kümeleşmesini (agregasyon) engelleyici etkisi de vardır. Bu iki etkisi nedeniyle aspirin kalp damar hastalıklarında koruyucu ve olayları azaltıcı etki gösterir.

Aspirin başlıca trombositlerin yapışma ve kümeleşme etkilerini azaltarak kalp krizi ve tıkayıcı inmeyi azaltıcı etki gösterir. Bu etki olacak olayları engellemek şeklinde veya olayın ağırlığını azaltmak şeklinde olabilir.

Kimler kalp ve damar hastalıklarından korunmak için aspirin kullanmalı?

Düzenli düşük doz aspirin kullanmak için, aspirin kullanıldığı zaman elde edilecek yararın aspirinin yaratacağı risklerden fazla olması gerekir. Bu kişiler aşağıda sıralanmıştır.

  • Kalp krizi geçirmiş olanlar
  • Koroner bypass cerrahisi veya koroner stent uygulanmış kişiler
  • Müdahale edilmemiş bile olsa koroner damarlarda ateroskleroz (damar sertliği) gösterilmiş kişiler
  • Tıkayıcı inme veya geçici iskemik atak (geçici inme) geçirmiş kişiler
  • Anlamlı (>%50) karotis arter darlığı olanlar
  • Karotis arter girişimleri yapılmış kişiler
  • Bacak damarlarında darlık olanlar (müdahale edilmiş olsun veya olmasın)
  • Diyabetliler (şeker hastaları)

Bunlar dışında, kalp krizinin başlangıcında tercihan çiğneyerek aspirin alınması kriz şiddetini azaltabilir ve müdahale için zaman kazandırabilir. Ancak bunun için hasta veya çevresi karar vermemeli, tanıya göre doktor tarafından yönlendirme yapılmalıdır.

İnme geçirmekte olan hastalara inmenin tıkayıcı mı yoksa kanayıcı mı nitelikte olduğu bilinmeden olayın ilk saatlerinde aspirin verilmesi kanaması olan hastalarda kanamayı şiddetlendirebilir. Bu nedenle, inme geçirmekte olanlarda olayın niteliği anlaşılmadan aspirin kullanılmamalıdır.

Kimler aspirin kullanabilir, kimler kullanamaz?

Yaşı 16 üzerinde olan çoğu kişi doktoru önerdiği takdirde düşük doz aspirin kullanabilir.

Ancak düşük doz aspirin herkes için uygun değildir. Her ne kadar düşük doz aspirine “bebe aspirini” dense de, aspirin 16 yaş altındaki çocuklara uygun değildir. Aspirin çocuklarda (ve çok nadiren de erişkinlerde) Reye sendromu adı verilen ve ciddi karaciğer ve beyin hasarı yapabilen bir duruma yol açabilir. Dolayısıyla, 16 yaş altındaki çocuklara aspirin verilmemelidir.

Bunun dışında, aşağıda sayılan durumlarda aspirin güvenli olmayabilir.

  • aspirine veya ibuprofen gibi diğer ağrı kesicilere alerji varlığı
  • mide veya 12 parmak barsağı ülseri veya benzeri bir mide hastalığı bulunması
  • pıhtılaşmayı azaltıcı başka ilaçların kullanılıyor olması
  • tansiyon yüksekliği
  • fazla kanama ile seyreden adet bozuklukları
  • inme geçirenlerde olayın erken dönemleri
  • astım veya bronş daralması ile seyreden akciğer hastalıkları
  • kan pıhtılaşması sorunları
  • karaciğer ve böbrek sorunları
  • gut varlığı
  • fazla alkol alanlar

Yukarıdaki durumların varlığında aspirin kullanmadan önce doktorunuzla görüşmekte büyük yarar vardır.

Aspirin yan etkileri nelerdir?

Aspirinin en sık rastlanan yan etkileri aşağıdadır. Bu şikayetlerden biri veya birkaçı şiddetliyse veya uzun süreliyse doktorunuzla görüşün.

  • Bulantı
  • Mide ağrısı
  • Sinirlilik
  • Uykusuzluk

Aşağıdaki durumlar ise doktorunuzla acil görüşme nedenidir.

  • Midede veya yemek borusunda şiddetli yanma veya ağrı
  • Şiddetli bulantı ve kusma
  • Kahve telvesi şeklinde kusma veya siyah renkli dışkılama
  • İdrarda veya dışkıda kan
  • Tekrarlayan burun kanamaları
  • Vücutta sıradışı morarmalar
  • Kesik kanamalarının durmaması
  • Öksürükle kan gelmesi
  • Adet kanamalarının süre ve miktarında artış veya periyod dışı yada menopozda kanama
  • Yüzde şişme
  • Astım atakları
  • Kulak çınlaması
  • Şiddetli başağrısı
  • Bilinç bulanıklığı

Aspirin nasıl kullanılmalı?

Doktorunuz aspirin kullanmayı önerdiyse, aspirini şu şekilde kullanın:

  • Aspirini aç karnına almayın. Yemek sırasında veya yemek sonrasında bir tam bardak suyla için.
  • Düşük doz aspirin tabletlerinin yapısı özeldir. Tabletleri kırmayın, ezmeyin veya çiğnemeyin. Olduğu gibi yutun.
  • Aspirin kullanıyorsanız parasetamol harici ağrı kesicileri kullanmaktan kaçının.
  • Aspirini alkolle birlikte almayın. Bu durum mide kanaması riskinizi arttırır.
  • Aspirin kullanmanız diğer ilaçlarınızı gereksiz hale getirmez! Diğer ilaçlarınızı düzenli kullanmaya devam edin.

Sonuç

Damar sertliğiyle ilişkili kalp damar hastalıklarında düşük doz aspirin kullanmak size çok şey kazandırabilir. Ancak bu ilacı doktorunuzun önerileri çerçevesinde kullanın ve ilacın yan etkileri ve tehlikeleri konusunda bilinçli olun.

İlgili konular
Kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlar ile tedavi
Covid-19 ve kalp hastalıkları
Covid-19 ve kan pıhtılaşması
Kalp hastalıkları ve zatürre
Grip ve kalp hastalıkları
Sağlıklı bir kalp için egzersiz

COVID-19 VE ASPİRİN

Covid-19 ve aspirin konusunun gündeme gelme nedeni COVID-19 ve kan pıhtılaşması hakkındaki bilgilerin artması ve aspirinin kan pıhtılaşması riskini azaltıcı etkisi nedeniyle COVID-19 ile hastaneye kaldırılan kişilere yardımcı olabileceğinin gösterilmesi.

Covid-19 ve aspirin konusunun gündeme gelme nedeni COVID-19 ve kan pıhtılaşması hakkındaki bilgilerin artması ve aspirinin kan pıhtılaşması riskini azaltıcı etkisi nedeniyle COVID-19 ile hastaneye kaldırılan kişilere yardımcı olabileceğinin gösterilmesi.

Covid-19 ve pıhtılaşma

Covid-19 enfeksiyonu başka enfeksiyonlarda da olabileceği şekilde kan pıhtılaşmasında artışa neden olabilir. Bu durumun mekanizması oldukça karışık olmakla birlikte, hastalığın gidişinde büyük önem taşımaktadır..

COVID-19, genellikle hastanede yatan hastaların klinik seyrini karmaşıklaştıran ve enflamatuar durum, endotel (damar duvarının iç kısmını döşeyen hücreler) bozukluğu, trombosit aktivasyonu ve kanın belli bölgelerde göllenmesine bağlı olarak damar içi pıhtılaşmalara neden olur. Bu risk, yoğun bakım ünitesinde izlenen kritik hastalar arasında en yüksek orandadır.

American College of Cardiology derlemesinden Türkçeleştirilerek alınan aşağıdaki şekilde COVID-19 hastalarında pıhtılaşma artışı riski ve pıhtılaşma azaltıcı tedavinin anahatları görülmektedir

SARS CoV2 enfeksiyonunda pıhtılaşma riski ile COVID-19 ve aspirin bağlantısı
SARS CoV2 enfeksiyonunda pıhtılaşma riski

Covid-19 ve aspirin konusu nasıl gündeme geldi?

Yakın zamanda yayınlanan bir araştırmada, hastaneye yatırılan COVID-19 hastalarına düşük doz aspirin verilmesinin bu hastaların ventilatöre bağlanma, yoğun bakım ihtiyacı ve ölüm risklerinde önemli ölçüde azalma sağladığı gösterildi. Bu geriye dönük araştırmada, kayıtları incelenen 412 hastanın %23 kadarının hastaneye yatışın 7 gün öncesinden hastaneye yatışın 24 saat sonrasına kadar olan dönemde düşük doz aspirin başlandığı görüldü. Aspirin alan hastaların, almayanlara oranla, %44 oranında daha az ventilatöre bağlandığı, % 43 daha az yoğun bakıma yatırıldığı ve ölüm risklerinin % 47 daha az olduğu gözlendi. Bu bulgulara dayanılarak, hastaneye yatırılan Covid-19’lu hastalarda düşük doz aspirin kullanımının yararlı olabileceği yorumu yapıldı.

Aspirinin

  • çok eskiden beri bilinen bir ilaç olması,
  • kalp hastalıkları ve kan pıhtılaşması üzerindeki etkilerinin iyi bilinmesi,
  • güvenlik profilinin son derece ayrıntılı incelenmiş olması ve
  • çok ucuz olması ve kolaylıkla bulunabilmesi

gibi nedenlerle bu bulgular büyük ilgi çekti. Ancak, bunu geriye dönük ve gözlemsel bir çalışma olması nedeniyle, bu bilgilerin planlı ve kontrollü randomize bir araştırmada doğrulanması gerektiği de bildirildi.

Kimler aspirin kullanabilir, kimler kullanamaz?

Yaşı 16 üzerinde olan çoğu kişi doktoru önerdiği takdirde düşük doz aspirin kullanabilir.

Ancak düşük doz aspirin herkes için uygun değildir. Her ne kadar düşük doz aspirine “bebe aspirini” dense de, aspirin 16 yaş altındaki çocuklara uygun değildir. Aspirin çocuklarda (ve çok nadiren de erişkinlerde) Reye sendromu adı verilen ve ciddi karaciğer ve beyin hasarı yapabilen bir duruma yol açabilir. Dolayısıyla, 16 yaş altındaki çocuklara aspirin verilmemelidir.

Bunun dışında, aşağıda sayılan durumlarda aspirin güvenli olmayabilir.

  • aspirine veya ibuprofen gibi diğer ağrı kesicilere alerji varlığı
  • mide veya 12 parmak barsağı ülseri veya benzeri bir mide hastalığı bulunması
  • pıhtılaşmayı azaltıcı başka ilaçların kullanılıyor olması
  • tansiyon yüksekliği
  • fazla kanama ile seyreden adet bozuklukları
  • inme geçirenlerde olayın erken dönemleri
  • astım veya bronş daralması ile seyreden akciğer hastalıkları
  • kan pıhtılaşması sorunları
  • karaciğer ve böbrek sorunları
  • gut varlığı
  • fazla alkol alanlar

Yukarıdaki durumların varlığında aspirin kullanmadan önce doktorunuzla görüşmekte büyük yarar vardır.

Aspirin yan etkileri nelerdir?

Aspirinin en sık rastlanan yan etkileri aşağıdadır. Bu şikayetlerden biri veya birkaçı şiddetliyse veya uzun süreliyse doktorunuzla görüşün.

  • Bulantı
  • Mide ağrısı
  • Sinirlilik
  • Uykusuzluk

Aşağıdaki durumlar ise doktorunuzla acil görüşme nedenidir.

  • Midede veya yemek borusunda şiddetli yanma veya ağrı
  • Şiddetli bulantı ve kusma
  • Kahve telvesi şeklinde kusma veya siyah renkli dışkılama
  • İdrarda veya dışkıda kan
  • Tekrarlayan burun kanamaları
  • Vücutta sıradışı morarmalar
  • Kesik kanamalarının durmaması
  • Öksürükle kan gelmesi
  • Adet kanamalarının süre ve miktarında artış veya periyod dışı yada menopozda kanama
  • Yüzde şişme
  • Astım atakları
  • Kulak çınlaması
  • Şiddetli başağrısı
  • Bilinç bulanıklığı

Aspirin nasıl kullanılmalı?

Doktorunuz aspirin kullanmayı önerdiyse, aspirini şu şekilde kullanın:

  • Aspirini aç karnına almayın. Yemek sırasında veya yemek sonrasında bir tam bardak suyla için.
  • Düşük doz aspirin tabletlerinin yapısı özeldir. Tabletleri kırmayın, ezmeyin veya çiğnemeyin. Olduğu gibi yutun.
  • Aspirin kullanıyorsanız parasetamol harici ağrı kesicileri kullanmaktan kaçının.
  • Aspirini alkolle birlikte almayın. Bu durum mide kanaması riskinizi arttırır.
  • Aspirin kullanmanız diğer ilaçlarınızı gereksiz hale getirmez! Diğer ilaçlarınızı düzenli kullanmaya devam edin.

COVID-19 ve aspirin konusunda özet

  • Hastaneye yatırılan COVID-19 hastalarında aspirin kullanılması hastalığın gidişini, komplikasyonları ve ölümü azaltıyor.
  • Hastaneye yatırılmamış COVID-19 hastalarında aspirin kullanımının yararı olduğunu gösterir bir bulgu yok.
  • Aspirin kullanımının COVID-19’dan koruyucu bir etkisi yok.
  • Aspirinin enfeksiyondan koruma amacıyla veya belirgin şikayeti olmayan ve hareketsiz kalmamış COVID-19 hastalarında ya da COVID-19 olduğu bilinmeden üst solunum yolu enfeksiyonlarında kullanımı muhtemelen sağladığı yarardan daha fazla kanama başta olmak üzere risk içeriyor.
  • COVID-19 öncesinde kalp damar sorunları nedeniyle aspirin kullanmakta olanların kesmeden aspirine devam etmesi gerekiyor.

Tüm bu nedenlerden ötürü, mevcut bilgiler ışığında COVID-19 infeksiyonu sırasında, hastaneye yatması gereken hastalarda günde 81- 100 mg dozunda aspirin kullanmak hastalığın gidişini olumlu etkiliyor. Ancak, hasta olmayanlarda hastalığı önlemediği ve hastalığı hafif geçirenlerde gösterilmiş yararı olmadığı noktalarını akılda tutmakta fayda vardır.

COVID-19 ile ilgili daha fazla yazı için tıklayınız
COVID-19 Kategorisi

COVID-19 mRNA AŞILARI

Covid-19 salgını tam gaz devam ediyor. Büyük bir çoğunluk ümidini aşıya bağlamış durumda. Peki geliştirilen Covid-19 mRNA aşıları nedir?

Covid-19 salgını tam gaz devam ediyor. Büyük bir çoğunluk ümidini aşıya bağlamış durumda. Peki geliştirilen Covid-19 mRNA aşıları nedir?

Bu yazı 19.11.2020 tarihinde yazılmış ve yazının hazırlanmasında büyük ölçüde virolog ve müzisyen Semih Tareen‘in Twitter paylaşımlarından alıntılanmıştır. Kendisine bu bilgilerden ötürü teşekkür ediyorum. Ancak bu yazının yazıldığı tarih itibarıyla olan bilgileri içerdiğini belirtmek istiyorum. Yeni bilgiler oluştukça kaynaklarıyla birlikte ekleme gayretinde olacağım.

Aşılar hakkındaki genel bilgilendirme için Sağlık Bakanlığı Aşı Portalı‘na başvurabilirsiniz. COVID-19 aşıları hakkındaki son durumu öğrenmek için ise COVID-19 Vaccine & Therapeutics Tracker sayfasına başvurabilirsiniz.

Covid-19 mRNA aşıları nasıl etki eder?

Aşıyla gönderilen genetik kod hücre çekirdeği içine girmez, giremez. Sitoplazma dediğimiz çekirdek dışı sıvıda kalır ve sitoplazmada ribozom dediğimiz organele bir üretim talımatı verir. Bu talimat, SARS CoV2 virüsünün dış yüzeyindeki “S proteini” dediğimiz çıkıntılı kısmın üretilmesidir. Bu virüs parçacığının hastalık yapma etkisi yoktur, çünkü virüsün ufak bir kısmıdır. Bu parçacık bağışıklık sistemince tanınır ve SARS CoV2 virüsü vücuda girerse bağışıklık sistemi hemen tepki verir. Bizim aşı enjekte ederek verdiğimiz RNA kodu da çok kısa bir süre sonra hücreden atılır, hayat boyu kalmaz.

RNA aşıları yeni bir teknoloji gibi tanıtılsa da aslında yeni değildir. 1990’lardan beri var olan ve ilk hayvan deneyleri 1990’da başlayan bir teknolojidir.

RNA olduğu gibi hücreye nakil edilirse hücre içi bağışıklık yüzünden nakil başarısız olur. Fakat 2008 yılında pseudouridin isimli nükleotid kullanılarak hücre içi bağışıklığın aşılabileceği ve RNA naklinin gerçekleştirilebileceği gösterildi.

Kısacası, RNA aşıları ile en az 40 yıllık laboratuvar deneyimi, 30 yıllık hayvan deneyleri deneyimi ve 10 yılı aşkın süredir insanda deneyim var. Nitekim bu teknolojinin patentine sahip CureVec, Moderna ve BioNTech sitelerine bakıldığında hem kanser hem de bulaşıcı hastalıklar için aşı adayları olduğu görülebilir.

mRNA aşılarının diğer aşılardan farkı nedir?

RNA aşılarının son 20 senedir özellikle heyecan uyandırmasının iki temel sebebi vardır. Bunlardan birincisi, RNA aşılarının diğer aşılarda sık görülmeyen yardımcı (helper) T lenfositleri uyarması ve bu hücrelerin de B hücrelerini uyararak antikor üretimini tetiklemesidir.

İkinci konu da RNA aşılarının üretiminin diğer aşılara göre çok daha ucuz ve kolay olmasıdır. RNA aşısı için RNA sekansı (kansere veya virüse karşı bağışıklık üretecek bir sekans) laboratuvarda üretilir ve lipid nanopartiküllerin içine konur. Bu lipidler RNA sekansının hücre tarafından alınımı kolaylaştırır.

COVID-19 mRNA aşıları hücre içine girerken lipid nanopartiküller aracı olur.
COVID-19 mRNA aşıları hücre içine girerken lipid nanopartiküller aracı olur.

Aşı omuzdaki deltoid kasa enjekte edildiğinde oradaki hücreler tarafından alınır. Hücre içine alınan RNA orada geçici olarak yarım saat ila 1 saat kadar kalır ve bu sürede hücrede virüsün S kılıf proteini üretilir. RNA aşısı ile aktarılan RNA hücre içinde S proteininin prefusion halini sentezler ve hücre yüzeyine yerleşir. Hücre yüzeyinde geçici kalsa da bu kas hücreleri geçici olarak APC (antijen sunan hücre) görevi görür ve S kılıf proteinine karşı bağışıklık oluşturur. Kısa süre sonra geriye kalan RNA diğer hücre RNA molekülleri gibi degrede olur.

Aktive olan bağışıklık hücreleri S proteinini gördüğü hücre ve virüslere saldırır. Bu nedenle RNA aşısını alan hücrelerin bir kısmı ölür. Aşı noktasındaki enflamasyon bu yüzdendir. Bu çok normaldir ve kolunuzu çarptığınızdaki kas çürümesinden farklı bir olay değildir. RNA sekansı çok geçici süre bu kas hücrelerinde kaldığı için diğer koronavirüsleri görmez.

Covid-19 mRNA aşıları genetiğimizi değiştirecek mi?

İnsan genomu DNA’dır. Çekirdek içindeki DNA’dan RNA oluşur. RNA çekirdekten çıkar ve sitoplazmada protein oluşturur. Yani hücremiz zaten sürekli RNA oluşturuyor. Ayrıca, ne zaman virüs kaparsak (grip, korona, adeno, HSV, HPV, ki hemen hemen herkes ömründe bu virüsleri kapar) enfekte olan hücreler o virüsün RNA’sına maruz kalır.
Virüsün türüne göre, virüs RNA’sı ya sitoplazma, ya da çekirdek içine girer.

Bir de bunların dışında genomumuzda bulunan parazit sekanslar (transpozon) var. Bunlar sürekli olarak kendi sekanslarını genomumuzda dağıtıyorlar. Özetle: kendi RNA’mız olsun, bizi enfekte eden virüsler olsun, genomumuzdaki transpozonlar olsun, RNA ile içiçeyiz.

mRNA aşıları kansere yol açar mı?

RNA moleküllerinin hücre çekirdek içine ve dışına transferi çok kontrollü olacak şekilde evrimleşmiştir. RNA aşılarında RNA sitoplazmada kalır ve hücre çekirdeği içine geçecek aktif transport özelliğine sahip değildir. Nitekim 12 senedir yapılan insan deneylerinde hiç kanser gözlenmemiştir. Bu nedenle, bazı sosyal medya paylaşımlarında RNA aşılarının kanser yaratacağı söylemleri bu yüzden tamamen yanlıştır. Verilen RNA sekanslarının kas hücreleri dışında diğer hücreler tarafından alınma ihtimali azdır. Doğada da RNA sekanslarının genoma alındığı görülmemiştir.

Sonuç

Covid-19 mRNA aşıları aşı teknolojisinde önemli bir gelişme. Ancak, gelişme aşamasındaki yegane aşılar bunlar değil. Geliştirilen COVID-19 aşıları hakkındaki son durumu öğrenmek için ise COVID-19 Vaccine & Therapeutics Tracker sayfasına başvurabilirsiniz. Yakın zamanda pek çok çeşit mRNA aşısı elde olacak. Hangi aşıyı kullanacağınıza hekiminize sormadan karar vermeyin.

Bu yazıyı, bu bilgileri bize özetleyen değerli virolog ve aynı zamanda besteci Semih Tareen’in “Karanlık Senfoniler” isimli eserinin jenerik müziği ile bitirelim.

COVID-19 ile ilgili daha fazla yazı için tıklayınız
COVID-19 Kategorisi