İklim mültecileri: kuraklıktan etkilenmiş toprakta eşyalarıyla yürüyen bir aile

Iklim Mültecileri: Rakamlar, Sağlık Riskleri ve Çözümler

Paylaşın!
Okuma süresi: 7 dakika

Bir evi terk etmek için savaş gerekmez. Bazen üç yıl üst üste yağmayan yağmur, bazen bir gecede tarlayı yutan deniz, bazen de köyün ortasından geçen bir yangın yeter. Bugün iklim mültecileri dediğimiz milyonlarca insanın hikâyesi tam da böyle başlıyor. İklim değişikliği artık yalnızca termometredeki bir sayı değil. İnsanların nerede yaşayabileceğini, neyle geçineceğini, hatta hangi hastalıklarla boğuşacağını belirleyen bir güç.

Bu yazıyı ilk kez 2023’te yayımlamıştım. Aradan geçen sürede veriler hem netleşti hem de daha kaygı verici bir hal aldı. Güncel raporların ışığında iklim mültecileri konusunu yeniden ele alıyorum; bu kez bir kardiyoloğun gözünden, işin sağlık boyutunu da ekleyerek.

İklim mültecisi kimdir?

“Çevresel mülteci” kavramı 1985’te, BM Çevre Programı için rapor hazırlayan Mısırlı bilim insanı Essam El-Hinnawi tarafından gündeme getirildi. Tanım basitti: Belirgin çevresel bozulma nedeniyle yaşadığı yeri geçici ya da kalıcı olarak terk etmek zorunda kalan insanlar.

Gel gelelim hukuk bu kadar basit düşünmüyor. 1951 Cenevre Sözleşmesi mülteci statüsünü zulüm korkusuna bağlıyor; kuraklık, sel ya da yükselen deniz bu listede yer almıyor. Bu yüzden uluslararası kuruluşlar resmi metinlerde “iklimle bağlantılı yerinden edilme” ifadesini tercih ediyor. Üstelik etkilenenlerin büyük çoğunluğu sınır bile geçmiyor. Kendi ülkesinin içinde, bir kentten ötekine savruluyor.

Yine de gündelik dilde “iklim mültecisi” terimi yerleşti. Ben de bu yazıda onu kullanıyorum, çünkü yaşanan insani dramı en iyi anlatan kelime bu.

Rakamlarla iklim göçü: 2024 rekoru ve sonrası

İklim mültecilerinin sayısını ölçmek kolay değil, ama Cenevre merkezli İç Yerinden Edilme İzleme Merkezi’nin (IDMC) verileri tablonun büyüklüğünü açıkça gösteriyor. IDMC’nin 2025 raporuna göre afetler 2024’te 45,8 milyon iç göç hareketine yol açtı. Bu, kayıtların tutulmaya başlandığı 2008’den bu yana görülen en yüksek rakam ve son on yıl ortalamasının iki katından fazla. Bu hareketlerin neredeyse tamamı fırtına, sel, kuraklık ve yangın gibi hava olaylarıyla ilişkiliydi.

2025’te afet kaynaklı yerinden edilme 29,9 milyona geriledi. İlk bakışta rahatlatıcı görünebilir. Ama IDMC’nin 2026 raporu , bu düşük yılın bile son on yılın ortalamasının yüzde 13 üzerinde kaldığını vurguluyor. Orman yangınları tek başına 694 binden fazla kişiyi yerinden etti.

2024'te 45,8 milyon ve 2025'te 29,9 milyon afet kaynaklı yerinden edilmeyi gösteren iklim göçü infografiği

Küçük ama önemli bir not düşeyim: Bu sayıların bir kısmı hayat kurtaran önleyici tahliyeler. Yani insanları zamanında yerinden etmek bazen iyi haberdir. Asıl sorun, dönecekleri bir ev kalmadığında başlıyor.

Geleceğe dair tahminler geniş bir aralıkta. Ekonomi ve Barış Enstitüsü’nün (IEP) en karamsar senaryosu, 2050’ye kadar 1,2 milyar insanın ekolojik tehditler nedeniyle yerinden edilebileceğini öngörüyor. Bu rakam tartışmalı ve pek çok araştırmacı daha düşük tahminler veriyor. Hangisini esas alırsak alalım, eğilim aynı yönü gösteriyor.

İklim, çatışma ve göç: Birbirini besleyen üç kriz

İklim krizi nadiren tek başına hareket eder. Daha çok, var olan kırılganlıkları büyüten bir “tehdit çarpanı” gibi çalışır. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (BMMYK) “No Escape” raporuna göre zorla yerinden edilmiş her dört kişiden üçü, iklim tehlikelerine yüksek ya da aşırı düzeyde maruz kalan ülkelerde yaşıyor. Yaklaşık yarısı ise çatışma ile ciddi iklim tehlikesini aynı anda yaşıyor. Etiyopya, Haiti, Myanmar, Somali, Sudan ve Suriye bunların başında geliyor.

Kuraklık, geçim kaybı, çatışma ve göç arasındaki kısır döngüyü gösteren şema

Suriye örneği hâlâ öğretici. 2006-2010 arasındaki şiddetli kuraklıkta verimli araziler çölleşti, hayvan varlığı büyük ölçüde yok oldu ve yüz binlerce kırsal aile geçim kaynağını kaybederek kentlere göç etti. Kuraklık iç savaşın tek nedeni değildi elbette. Ama zaten gergin bir toplumda fitili kısalttı.

BMMYK’nın 2025’te yayımladığı ikinci rapor daha da çarpıcı: Afrika’daki mülteci yerleşimlerinin yarısından fazlası ciddi ekolojik baskı altındaki bölgelerde bulunuyor. Mülteci barındıran kırılgan ülkeler, ihtiyaç duydukları iklim finansmanının ancak dörtte birine ulaşabiliyor. Rapor, 2040’a kadar aşırı iklim tehlikesiyle yüz yüze gelecek ülke sayısının 3’ten 65’e çıkabileceği uyarısını da yineliyor.

Yerinden edilmek kalbi nasıl etkiler?

Burada konuya kendi alanımdan bakmak istiyorum. İklim mültecileri denince aklımıza genellikle çadır kentler, susuzluk ve salgınlar gelir. Bunlar gerçek. Ama sessiz ilerleyen bir tehlike daha var: kronik hastalıkların kontrolden çıkması.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa Bölge Ofisi , kalp-damar hastalıkları ve inmenin mülteciler için giderek büyüyen bir risk olduğunu vurguluyor; kesintiye uğrayan sağlık hizmetleri ve geciken tanılar da bu riski katlıyor. Göç yolunda tansiyon ilacı biten, insülini soğuk zincirden çıkan, kan sulandırıcısını düzensiz kullanan binlerce insan düşünün. Ürdün’de kamp dışında yaşayan Suriyeli mülteciler üzerinde yapılan bir araştırmada her 100 yetişkinden 34’ü diyabet, hipertansiyon ya da her ikisi için tanı aldığını bildirmişti.

Mülteci kampında bir sağlık çalışanının yaşlı bir adamın tansiyonunu ölçtüğü sahne

Buna aşırı sıcakları da eklemek gerekiyor. Lancet Countdown 2025 raporuna göre sıcağa bağlı ölüm hızı 1990’lardan bu yana yüzde 23 arttı ve yılda ortalama 546 bin kişiye ulaştı. Sıcak, terlemeyle sıvı kaybına ve kanın koyulaşmasına yol açar, kalbin iş yükünü artırır. Kalp yetersizliği ya da koroner arter hastalığı olan biri için havasız bir çadırda geçen birkaç gün bile ciddi risk demek. BMMYK projeksiyonlarına göre 2050’ye kadar pek çok mülteci kampı bugünkünün iki katı tehlikeli sıcak gün yaşayabilir.

Stresi de unutmayalım. Evini kaybetmek, belirsizlik, uykusuz geceler… Bunların hepsi sempatik sinir sistemini uyarır, tansiyonu ve nabzı yükseltir. Depremlerin fiziksel sağlığa etkilerini anlattığım yazıda da benzer bir mekanizmadan söz etmiştim; afetin türü değişse de beden aynı tepkiyi verir. Orman yangını dumanının kalp krizi ve inme riskini artırdığını da ayrıca hatırlatmak isterim.

Kalp hastaları için afet çantası: ilaç kutuları, tansiyon aleti, belgeler, su şişesi ve acil iletişim kartı

İklim mültecileri için hukuki boşluk ve yeni adımlar

İklim nedeniyle sınır ötesine göç eden biri bugün hâlâ klasik mülteci korumasından yararlanamıyor. Yine de son iki yılda iki önemli gelişme yaşandı.

Birincisi, Uluslararası Adalet Divanı’nın 23 Temmuz 2025’te oybirliğiyle verdiği danışma görüşü. Divan , devletlerin iklim sistemini koruma yükümlülüğünün yalnızca iklim anlaşmalarından değil, insan hakları hukukundan ve uluslararası örf ve adet hukukundan da doğduğunu açıkça belirtti. 1,5 °C’yi Paris Anlaşması’nın öncelikli sıcaklık hedefi olarak kabul etti.

İkincisi, Avustralya ile Tuvalu arasındaki Falepili Birliği Antlaşması . 28 Ağustos 2024’te yürürlüğe giren antlaşma, deniz seviyesi yükselse bile Tuvalu’nun devlet olarak varlığını sürdüreceğini bağlayıcı bir metinle tanıyor. Ayrıca her yıl 280 Tuvalu vatandaşına Avustralya’da yaşama, çalışma ve eğitim imkânı veren özel bir vize yolu açıyor. İlk kura Haziran 2025’te yapıldı. Sayı küçük, ama yarattığı emsal büyük.

Türkiye için ne anlama geliyor?

Türkiye hem iklim riskiyle hem de göçle yakından tanışık bir ülke. Kuraklık, sıcak hava dalgaları ve orman yangınları artık her yazın gündem maddesi. Üstelik ülkemiz dünyanın en kalabalık mülteci topluluklarından birine ev sahipliği yapıyor. Bu da iklim mültecileri meselesini uzak bir coğrafyanın sorunu olmaktan çıkarıyor.

Sağlık sistemimizin kronik hastalık takibini, sıcak hava eylem planlarını ve afet hazırlığını bu gerçeğe göre kurgulaması gerekiyor. Bireysel düzeyde yapabileceklerimiz ise sanıldığından fazla: sıcak havalarda serin kalmanın yollarını bilmek, ilaçlarımızı düzenli kullanmak ve kendi riskimizi tanımak bunların başında geliyor. Kalp-damar riskinizi merak ediyorsanız kardiyovasküler risk hesap makinesi iyi bir başlangıç noktası olabilir.

Özet

  • Afetler 2024’te rekor düzeyde, 45,8 milyon iç göç hareketine yol açtı; 2025’te sayı düşse de ortalamanın üzerinde kaldı.
  • “İklim mültecisi” hukuken tanımlı bir statü değil; bu insanlar çoğu zaman korumasız kalıyor.
  • İklim krizi çatışmayı ve yoksulluğu büyüten bir tehdit çarpanı gibi çalışıyor.
  • Yerinden edilme; kesintiye uğrayan tedavi, aşırı sıcak ve stres yoluyla kalp-damar hastalıklarını ağırlaştırıyor.
  • Adalet Divanı görüşü ve Falepili Antlaşması, küçük ama umut veren hukuki adımlar.

Sonuç

İklim mültecileri geleceğin değil, bugünün gerçeği; 2024’teki rekor ve 2025’in hâlâ yüksek seyreden rakamları bunu açıkça gösteriyor. Bir hekim olarak en çok kaygılandığım nokta, bu tablonun görünmeyen yüzü: tansiyonu kontrolden çıkan, ilacına ulaşamayan, sıcak bir çadırda kalbi yorulan milyonlarca insan. Çözüm, emisyonları azaltmakla sınırlı değil; kırılgan toplulukların uyum kapasitesini güçlendirmek, yerinden edilenlerin sağlık hizmetine kesintisiz erişimini sağlamak ve hukuki boşluğu kapatmak da en az onun kadar önemli. Bireysel düzeyde ise kendi sağlığımızı tanımak, afetlere hazırlıklı olmak ve bu konuda sesimizi yükseltmek hepimizin elinde.

Nasıl Yapılır: Kalp hastaları için afet ve tahliye çantası

Sel, yangın ya da zorunlu tahliye birkaç dakika içinde evden çıkmayı gerektirebilir. Kronik kalp hastalığınız varsa bu çantayı önceden hazırlamak, tedavinizin kesintiye uğramasını önler. Hazırlık yaklaşık 30 dakika sürer.

  1. 1

    İlaç listenizi hazırlayın

    Kullandığınız tüm ilaçların adını, dozunu ve saatini yazın; listenin fotoğrafını telefonunuza da kaydedin.

  2. 2

    En az iki haftalık ilaç ayırın

    Tansiyon, kalp ritmi, kan sulandırıcı ve kolesterol ilaçlarınızdan yedek bir kutuyu çantada tutun; son kullanma tarihlerini altı ayda bir kontrol edin.

  3. 3

    Sağlık belgelerinizi ekleyin

    Son EKG, epikriz, stent ya da kalp pili kartı gibi belgelerin kopyalarını su geçirmez bir poşete koyun.

  4. 4

    Tansiyon aletini unutmayın

    Pilli bir koldan tansiyon aleti ve yedek pil, stresli günlerde tansiyonunuzu izlemenizi sağlar.

  5. 5

    Su ve sıcağa karşı malzeme koyun

    Kapalı su şişeleri, şapka ve ince pamuklu giysi ekleyin. Sıvı kısıtlaması olan kalp yetersizliği hastaları günlük miktarı hekimleriyle önceden belirlemeli.

  6. 6

    Acil iletişim kartı yazın

    Hekiminizin, bir yakınınızın ve eczanenizin telefonlarını, kan grubunuzu ve alerjilerinizi küçük bir karta yazıp cüzdanınızda taşıyın.

Sık Sorulan Sorular

İklim mültecisi ne demek?

Kuraklık, sel, fırtına, deniz seviyesinin yükselmesi ya da aşırı sıcak gibi iklimle bağlantılı nedenlerle evini geçici veya kalıcı olarak terk etmek zorunda kalan kişilere verilen addır. Bu kişilerin çoğu kendi ülkesi içinde yer değiştirir.

İklim mültecileri hukuken mülteci sayılır mı?

Hayır. 1951 Cenevre Sözleşmesi mülteciliği zulüm korkusuna bağlar ve iklim nedenlerini kapsamaz. Bu nedenle uluslararası belgelerde “iklimle bağlantılı yerinden edilme” terimi kullanılır. Avustralya ile Tuvalu arasındaki Falepili Antlaşması gibi ikili anlaşmalar bu boşluğu kısmen doldurmaya başladı.

Dünyada her yıl kaç kişi iklim nedeniyle yerinden ediliyor?

IDMC verilerine göre afetler 2024’te rekor düzeyde, 45,8 milyon iç göç hareketine yol açtı. 2025’te bu sayı 29,9 milyona gerilese de son on yılın ortalamasının yüzde 13 üzerinde kaldı. Bu hareketlerin neredeyse tamamı hava olaylarıyla ilişkilidir.

İklim göçü kalp sağlığını nasıl etkiler?

Göç sırasında tansiyon, diyabet ve kalp ilaçlarının kesilmesi, aşırı sıcağa bağlı sıvı kaybı ve yoğun stres kalbin iş yükünü artırır. Bu durum kalp krizi, inme ve kalp yetersizliğinin kötüleşmesi riskini yükseltir.

Hangi ülkeler en çok risk altında?

BMMYK’ya göre hem çatışma hem ciddi iklim tehlikesi yaşayan Etiyopya, Haiti, Myanmar, Somali, Sudan ve Suriye en kırılgan ülkeler arasında. Tuvalu gibi alçak ada devletleri ise deniz seviyesinin yükselmesi nedeniyle varoluşsal bir tehditle karşı karşıya.

Bireysel olarak ne yapabilirim?

Karbon ayak izinizi azaltmak, iklim ve göç konusunda güvenilir bilgiyi paylaşmak ve yardım kuruluşlarını desteklemek önemli adımlardır. Kronik bir kalp hastalığınız varsa ilaç düzeninizi korumak ve bir afet çantası hazırlamak kendi sağlığınız için yapabileceğiniz en somut hazırlıktır.


Bu yazıda anlatılanlar bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için doktorunuzun önerileri çerçevesinde hareket ediniz.


Bu yazıda anlatılanlar bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için doktorunuzun önerileri çerçevesinde hareket ediniz.

Benzer İçerikler

Youtube Kanalımız

nstagram-feed feed=2]

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Randevu alın