Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu denince çoğumuzun gözünün önüne sınıfta yerinde duramayan bir çocuk gelir. Oysa tablo bundan çok daha geniş. Bazen toplantıda aklı hep başka yerde olan bir yönetici, bazen faturaları her ay son güne bırakan bir anne de aynı sorunla yaşıyor olabilir.
Peki bir kardiyolog neden DEHB yazısı yazar? Çünkü muayenede sık duyduğum sorulardan biri şu: “Çocuğum DEHB ilacı kullanıyor, kalbine zarar verir mi?” Bu yazıda hem DEHB’nin temellerini hem de bu sorunun güncel bilimsel cevabını bulacaksınız.
DEHB nedir ve ne kadar yaygın?
Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB), beynin dikkat, dürtü kontrolü ve planlama sistemlerini etkileyen nörogelişimsel bir durumdur. Çocuklukta başlar ve birçok kişide yetişkinliğe taşınır. 2025’te BMJ’de yayımlanan geniş bir çalışmaya göre DEHB, dünya genelinde çocukların yaklaşık yüzde 5’ini, yetişkinlerin ise yüzde 2,5’ini etkiliyor.
Kalabalık bir sınıfta bu, en az bir iki öğrenci demek. Yani nadir bir durumdan değil, hepimizin çevresinde olan bir şeyden söz ediyoruz. Ve altını çizelim: DEHB tembellik ya da “terbiye eksikliği” değildir.
Belirtiler: Üç ana grup
Amerikan Psikiyatri Birliği’nin tanı kılavuzu DSM-5, belirtileri üç başlıkta toplar:
- Dikkat eksikliği: Uzun süre odaklanamama, dikkatsizlik hataları, eşya kaybetme, unutkanlık, başlanan işi bitirememe.
- Hiperaktivite: Yerinde duramama, kıpır kıpır olma, aşırı konuşma, sessiz etkinliklerde zorlanma.
- Dürtüsellik: Sıra bekleyememe, söz kesme, sonucunu düşünmeden karar verme.

Her bireyde bu belirtiler farklı oranlarda bir araya gelir. Bazı çocuklarda dikkat sorunu öndedir, bazılarında hareketlilik. Karma tip ise ikisini birden taşır.
Kız çocuklarında durum çoğu zaman daha sessiz seyreder. Sınıfı karıştırmayan ama sürekli hayallere dalan, ödevlerini yarım bırakan bir kız öğrencide dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu yıllarca fark edilmeyebilir. Bu yüzden “uslu ama dağınık” çocukları da gözden kaçırmamak gerekir.
Yetişkinlerde tablo biraz değişir. Hiperaktivite çoğu zaman içe döner ve bir “iç huzursuzluk” hâlini alır. Yarım kalan projeler, sık iş değiştirme, sabırsızlık ve zaman yönetimi sorunları öne çıkar. Planlama ve organizasyon güçlüğünün arka planında çoğunlukla yürütücü işlevlerdeki aksama yatar.
Nedenleri: Genetik ağır basıyor
DEHB’nin tek bir nedeni yok. Araştırmalar, genetik yatkınlığın en güçlü belirleyicilerden biri olduğunu ve bozukluğun aile içinde kümelendiğini gösteriyor. Anne ya da babada DEHB varsa çocukta görülme olasılığı belirgin biçimde artar.
Çevresel etkenler de tabloya katkı yapar:
- Gebelikte sigara ve alkol kullanımı
- Erken doğum ve düşük doğum ağırlığı
- Erken çocuklukta kurşun gibi toksik maddelere maruz kalma
Sık duyulan bazı inanışlar ise bilimsel destekten yoksun. Fazla şeker tüketimi, televizyon ya da ebeveyn tutumu tek başına DEHB’ye yol açmaz; ancak belirtileri ağırlaştırabilir.
Tanı nasıl konur?
DEHB için tek bir kan testi veya beyin görüntülemesi yoktur. Tanıyı çocuk ve ergen psikiyatristi ya da psikiyatri uzmanı, ayrıntılı görüşme ve gözlemle koyar. Temel ölçütler şunlardır:
- Belirtilerin 12 yaşından önce başlamış olması
- En az iki ortamda (ev, okul, iş) görülmesi
- En az altı aydır sürmesi ve günlük yaşamı belirgin biçimde bozması
Ebeveyn ve öğretmen ölçekleri değerlendirmeyi destekler. Yetişkinlerde ise çocukluk dönemine ait karneler, öğretmen notları ve aile anlatımları çok değerlidir; çünkü belirtilerin çocuklukta da var olduğunu göstermek gerekir. Kırk yaşında tanı alan ve “keşke daha önce bilseydim” diyen yetişkin sayısı hiç az değil. Ama asıl kritik adım, DEHB’yi taklit eden durumları dışlamaktır. Uyku bozuklukları , tiroid hastalıkları, işitme ve görme sorunları, depresyon ve kaygı bozuklukları benzer bir görünüm yaratabilir.
Tedavi: İlaç ve davranışsal destek birlikte
Amerikan Pediatri Akademisi, 6 yaşından küçük çocuklarda ilk adım olarak ebeveyn eğitimi ve davranışsal yöntemleri önerir. Okul çağı ve ergenlikte ise ilaç ile davranışsal desteğin birlikte kullanılmasını savunur. İngiltere’nin NICE kılavuzu da benzer bir basamaklı yaklaşım tarif eder.
İlaçlar iki gruba ayrılır. Uyarıcılar (metilfenidat, amfetamin türevleri) en sık kullanılanlardır. Uyarıcı olmayanlar ise (atomoksetin, guanfasin gibi) yanıt alınamayan ya da yan etki görülen kişilerde devreye girer.
Peki ilaçlar gerçekten fark yaratıyor mu? 2025’te The BMJ’de yayımlanan ve 148.581 kişiyi kapsayan İsveç çalışması, yeni tanı alıp ilaca başlayanlarda iki yıl içinde intihar davranışının yüzde 17, madde kötüye kullanımının yüzde 15, trafik kazalarının yüzde 12, suça karışmanın ise yüzde 13 daha az görüldüğünü ortaya koydu. Gözlemsel bir çalışma olsa da tasarımı, randomize çalışmaları taklit edecek şekilde kurgulanmış.
Tedavi her zaman kişiye özeldir. Doz, ilaç seçimi ve takip sıklığı; yaşa, eşlik eden hastalıklara ve günlük yaşamın gereksinimlerine göre belirlenir. Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan birinin ilacını kendi kendine artırması ya da aniden kesmesi doğru değildir.
Davranışsal tarafta yetişkinlerde bilişsel davranışçı terapi, çocuklarda ebeveyn eğitimi ve okulda yapılacak küçük düzenlemeler (ön sırada oturmak, görevleri parçalara bölmek) çok işe yarar.
Kardiyolog gözüyle: DEHB ilaçları kalbe zarar verir mi?
Gelelim en çok sorulan soruya. Nisan 2025’te Lancet Psychiatry’de yayımlanan ve 102 randomize çalışmayı birleştiren geniş bir analiz bu konuda en güncel tabloyu sunuyor. Bulgular özetle şöyle:
- DEHB ilaçlarının çoğu tansiyon ve nabızda küçük bir artışa yol açıyor. Örneğin çocuklarda metilfenidat büyük tansiyonu ortalama 1,8 mmHg kadar yükseltiyor.
- Nabızdaki en belirgin artış (dakikada yaklaşık 5-6 atım) atomoksetinde görülüyor.
- Uyarıcılarla uyarıcı olmayanlar arasında anlamlı fark yok.
- Guanfasin ise tam tersine tansiyonu ve nabzı düşürüyor.
Uzun vadeli tablo için Karolinska Enstitüsü’nün 278 binden fazla kişiyi 14 yıla kadar izleyen çalışmasına bakmak gerekiyor. Burada ilaç kullanımının her ek yılı, kalp-damar hastalığı riskinde yaklaşık yüzde 4’lük bir artışla ilişkili bulundu. Artış özellikle hipertansiyon ve damar hastalıklarında belirgindi. Ritim bozukluğu, kalp yetersizliği veya koroner hastalıkta ise artış saptanmadı. Araştırmacılar da gözlemsel bir çalışmanın nedensellik kanıtlamadığını vurguluyor.

Benim pratik yorumum net: Bu veriler ilacı bırakmak için değil, düzgün takip etmek için bir çağrı. Tedavinin kazanımları büyük; tansiyon ve nabzı ölçmek ise birkaç dakikalık bir iş.
Günlük yaşamda küçük ama etkili adımlar
İlaç ya da terapi, yaşam düzeniyle desteklendiğinde çok daha iyi sonuç verir. Düzenli uyku saatleri, her gün fiziksel aktivite ve sabit bir günlük rutin, dikkati toparlamayı kolaylaştırır.
Ekran süresi de ayrı bir başlık. Sürekli bildirim akışı, zaten dağılmaya yatkın dikkati iyice parçalar. Bu konuda teknoloji bağımlılığı yazımız ve pratik çözüm önerileri yol gösterici olabilir.

Bir kardiyolog uyarısı daha: Uyarıcı ilaç kullanırken enerji içecekleri ve yüksek miktarda kahve nabzı ek olarak hızlandırabilir. Gençlerde bu kombinasyona özellikle dikkat edin.
📌 Özet
- DEHB, çocukların yaklaşık %5’ini, yetişkinlerin %2,5’ini etkileyen nörogelişimsel bir durumdur.
- Tanı tek bir testle değil, uzman değerlendirmesi ve farklı ortamlardan gelen gözlemlerle konur.
- İlaç ve davranışsal destek birlikte en iyi sonucu verir; ilaç kullanımı kaza, madde kullanımı ve intihar davranışı riskindeki azalmayla ilişkilidir.
- DEHB ilaçları tansiyon ve nabzı biraz yükseltebilir; bu nedenle düzenli ölçüm şarttır.
- Uyku, hareket ve ekran düzeni tedavinin etkisini belirgin biçimde artırır.
Sonuç
Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, doğru tanı ve tedaviyle çok iyi yönetilebilen, ama gözden kaçtığında okul, iş ve ilişkilerde ciddi bedeller ödeten bir durumdur. Güncel çalışmalar, tedavinin hayatı somut biçimde koruduğunu gösteriyor; ilaçların kalp üzerindeki etkisi ise küçük ve takip edilebilir düzeyde. Kardiyolog olarak önerim basit: Tedaviden korkmayın, ama tansiyonu ve nabzı ölçmeyi de ihmal etmeyin. Şüpheniz varsa ilk adımı bir uzmanla konuşarak atın.
Nasıl Yapılır: DEHB ilacı kullanırken kalp sağlığını takip etmek
Çocuğunuz ya da siz DEHB ilacı kullanıyorsanız, bu altı adım tansiyon ve nabız takibini kolay bir alışkanlığa dönüştürür. Gereken süre: ilk hazırlık yaklaşık 15 dakika.
- Kalp öyküsünü hazırlayın: Egzersizle bayılma, çarpıntı, göğüs ağrısı ve ailede genç yaşta ani ölüm olup olmadığını not edip ilk muayenede hekiminize söyleyin.
- Başlangıç değerlerini kaydedin: İlaca başlamadan önce tansiyon ve nabzı ölçtürün; bu değerler sonraki karşılaştırmalar için referans olur.
- Evde doğru ölçün: Kola uygun manşonlu, onaylı bir dijital cihaz kullanın; 5 dakika oturarak dinlendikten sonra, kol kalp hizasındayken iki ölçüm alın.
- Düzenli kontrol edin: Doz değiştiğinde birkaç gün üst üste, sonrasında hekiminizin önerdiği aralıklarla ölçüp bir deftere ya da telefona kaydedin.
- Uyarı işaretlerini bilin: Bayılma, efor sırasında göğüs ağrısı, belirgin çarpıntı veya sürekli yüksek tansiyon görülürse ilacı kendiniz kesmeden hemen hekiminize başvurun.
- Yaşam düzenini destekleyin: Enerji içeceklerinden uzak durun, kafeini sınırlayın, uyku ve hareket düzenini koruyun.
Sık Sorulan Sorular
DEHB yetişkinlerde de görülür mü?
Evet. DEHB çocuklukta başlar ancak birçok kişide yetişkinlikte de sürer. Yetişkinlerde hareketlilik genellikle iç huzursuzluğa dönüşür; dağınıklık, zaman yönetimi sorunları ve yarım kalan işler öne çıkar. Dünya genelinde yetişkinlerin yaklaşık yüzde 2,5’inin DEHB ile yaşadığı tahmin ediliyor.
DEHB ilaçları tansiyonu ve nabzı yükseltir mi?
Çoğu DEHB ilacı tansiyon ve nabızda küçük bir artışa yol açabilir. 2025’te yayımlanan geniş bir analiz bu artışın genellikle sınırlı olduğunu, ancak uyarıcı ve uyarıcı olmayan tüm ilaçlarda tansiyon ve nabzın düzenli ölçülmesi gerektiğini gösterdi. Guanfasin ise tansiyonu ve nabzı düşürür.
DEHB ilacı kullanan herkese EKG çekilmeli mi?
Hayır, rutin olarak gerekmez. Egzersizle bayılma, göğüs ağrısı, çarpıntı, ailede genç yaşta ani ölüm ya da bilinen bir kalp hastalığı varsa hekim EKG ve kardiyoloji değerlendirmesi isteyebilir. Tansiyon ve nabız ölçümü ise herkes için gereklidir.
DEHB ilaçları bağımlılık yapar mı?
Hekim kontrolünde ve önerilen dozda kullanıldığında bağımlılık riski düşüktür. Hatta güncel bir İsveç çalışmasında ilaç tedavisine başlayanlarda madde kötüye kullanımının yüzde 15 daha az görüldüğü bulundu. Yine de uyarıcı ilaçlar kötüye kullanılabileceği için reçetesiz kullanılmamalı ve başkasıyla paylaşılmamalıdır.
Şeker yemek DEHB’ye neden olur mu?
Hayır. Şeker tüketiminin DEHB’ye yol açtığını gösteren güçlü bir bilimsel kanıt yoktur. DEHB’de genetik yatkınlık başlıca belirleyicidir; gebelikte sigara ve alkol, erken doğum ve kurşun maruziyeti gibi çevresel etkenler de katkıda bulunabilir.
DEHB büyüyünce geçer mi?
Bazı çocuklarda belirtiler yaşla hafifler, özellikle hareketlilik azalır. Ancak dikkat ve organizasyon sorunları birçok kişide yetişkinlikte de devam eder. Bu nedenle tedavinin ve takibin süresi kişiye göre uzmanla birlikte belirlenmelidir.
Bu yazıda anlatılanlar bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için doktorunuzun önerileri çerçevesinde hareket ediniz. Ayrıntılı bilgi: Tıbbi Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi
Bu yazıda anlatılanlar bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için doktorunuzun önerileri çerçevesinde hareket ediniz.
Benzer İçerikler
Youtube Kanalımız
[instagram-feed feed=2]

