Kabızlık tedavisinin nedenleri, alarm belirtileri, doğal yöntemler ve güncel ilaç seçenekleri; kalp sağlığıyla bağlantısı bu rehberde.
📋 Bu Bölümde
- Kabızlıkta alarm belirtileri nelerdir?
- Kabızlık kalp sağlığını nasıl etkiler?
- İlaçsız tedbirler: beslenme, uyku, egzersiz, stres yönetimi
- Güncel kılavuza (2023 AGA-ACG) göre laksatif seçimi
- Lavman ve fitiller ne zaman kullanılmalı?
- Sık sorulan sorular ve pratik uygulama adımları
Kabızlık, kliniğe başvuran hastaların en sık dile getirdiği yakınmalardan biri. Toplumun yaklaşık onda biri hayatının bir döneminde mutlaka bu sorunla karşılaşıyor. Üstelik çoğu kişi bunu sıradan, “geçer nasılsa” denilecek bir rahatsızlık sanıp göz ardı ediyor. Oysa doğru bir kabızlık tedavisi yaklaşımı, yalnızca dışkılamayı kolaylaştırmakla sınırlı kalmamalı; altta yatan nedeni ortaya çıkarmalı, yaşam kalitesini iyileştirmeli ve az bilinen ama son yıllarda giderek daha fazla araştırmaya konu olan kalp-damar sağlığını da gözetmelidir. Bu yazıda hem klasik yaklaşımları hem de 2023-2025 yılları arasında yayımlanan güncel kılavuzların getirdiği yenilikleri bir arada bulacaksınız.
Kabızlık Ne Zaman Ciddiye Alınmalı? Alarm Belirtileri
Kabızlığın büyük bölümü basit önlemlerle kendiliğinden düzelir. Ama göz ardı edilmemesi gereken bazı işaretler de var. Dışkıda kan görülmesi -kırmızı, siyah ya da katran rengi olabilir-, açıklanamayan kilo kaybı ve yeni ortaya çıkıp hızla kötüleşen şikayetler, kolon kanseri dahil ciddi hastalıkların habercisi olabilir.
⚠️ Dikkat: Bu Belirtiler Varsa Hemen Doktora Gidin
- Dışkıda kan görülmesi (kırmızı, siyah veya katran renginde)
- Açıklanamayan, istemsiz kilo kaybı
- Yeni başlayan veya hızla kötüleşen şikayetler
Bu belirtilerden herhangi biri varsa, kabızlığı “geçer” diye beklemeyin; kolon kanseri dahil ciddi nedenlerin dışlanması gerekir.

Alarm belirtisi yoksa telaşlanmaya gerek yok. Hekiminiz büyük olasılıkla önce ilaç kullanımınızı, beslenme alışkanlıklarınızı, sıvı tüketiminizi, hemoroid ya da anal fissür gibi ağrılı dışkılamaya yol açabilecek basit nedenleri sorgulayacaktır. İlginç bir nokta: alarm belirtisi bulunmayan, sadece kabızlıktan ibaret yakınmalarda kolonoskopi genellikle önerilmez; bu kararı elbette yine de doktorunuz verecektir.
Muayenede sıklıkla karşılaştığım tablo şu şekilde: hasta önce hangi ilaçları kullandığını unutuyor, oysa tansiyon ilaçları, ağrı kesiciler, demir takviyeleri ve bazı antidepresanlar kabızlığın en sık tetikleyicileri arasında. Diyetle yeterli lif ve sıvı alınamaması da listenin üst sıralarında yer alıyor; günümüzde şehir hayatının getirdiği hazır gıda ağırlıklı beslenme bu sorunu daha da belirginleştiriyor. Hemoroid veya anal fissür gibi ağrılı durumlar ise kısır bir döngü yaratabiliyor: dışkılama acı verdiği için kişi tuvalete gitmeyi erteliyor, erteleme de kabızlığı ağırlaştırıyor.
Az Bilinen Bir Gerçek: Kabızlık ve Kalp Sağlığı Arasındaki Bağlantı
Bir kardiyoloji uzmanı olarak bu bölümü özellikle eklemek istedim, çünkü son iki-üç yılda literatür bu konuda hayli çarpıcı veriler sundu. 2024 yılında Monash Üniversitesi araştırmacılarının İngiltere Biobank’ından 400 binin üzerinde katılımcı verisiyle yaptığı çalışma, kronik kabızlığı olan kişilerde kalp krizi, inme ve kalp yetersizliği gibi majör kardiyak olayların anlamlı ölçüde arttığını gösterdi. Yüksek tansiyonu olup aynı zamanda kabız olan kişilerde bu risk, sadece hipertansiyonu olanlara kıyasla yüzde 34 daha fazla bulundu. 2025’te yayımlanan farklı meta-analizler de benzer bir tabloyu doğruladı: kabızlık koroner kalp hastalığı riskini yaklaşık yüzde 10 artırıyor, ateroskleroza bağlı kalp-damar hastalıklarının görülme olasılığını da belirgin şekilde yükseltiyor. Bunun olası nedenleri arasında ısrarlı ıkınmanın yol açtığı ani tansiyon dalgalanmaları, barsak florasındaki bozulmanın tetiklediği düşük dereceli sistemik iltihap ve barsak geçirgenliğindeki artış sayılıyor. Kısacası kabızlık, göründüğünden çok daha fazlasını ilgilendiren bir sağlık meselesi; özellikle hipertansiyonu, koroner arter hastalığı ya da kalp yetersizliği bulunan hastaların bu konuyu hafife almaması gerekiyor. Kalp-damar risk düzeyinizi genel hatlarıyla görmek isterseniz kardiyovasküler risk hesap makinemizi de kullanabilirsiniz.

Bu bulgular bana göre önemli bir mesaj veriyor: kabızlığı sadece bir sindirim sistemi rahatsızlığı olarak görmek artık yeterli değil. Barsak mikrobiyotasındaki dengesizlik, kan dolaşımına geçen belirli metabolitler üzerinden damar duvarını etkileyebiliyor ve zamanla ateroskleroz sürecine katkıda bulunabiliyor. Özellikle 65 yaş üzeri, hipertansiyonu olan veya daha önce kalp krizi geçirmiş hastalarımda kabızlık şikayetini artık rutin muayenenin bir parçası olarak soruyorum; çünkü bu basit görünen yakınmanın arkasında, tedavi edilebilir bir kardiyovasküler risk faktörü gizli olabiliyor.
🫀 Rakamlarla Kabızlık – Kalp İlişkisi (2024-2025 Verileri)
- Hipertansif ve kabız bireylerde majör kardiyak olay riski %34 daha yüksek (UK Biobank, 400.000+ katılımcı)
- Kabızlık, koroner kalp hastalığı riskini yaklaşık %10 artırıyor
- Ateroskleroza bağlı kalp-damar hastalığı riski kabızlıkla birlikte belirgin şekilde yükseliyor
İlaç Dışı Tedbirler: Tedavinin Her Zaman İlk Basamağı
Güncel kılavuzların neredeyse tamamı aynı noktada birleşiyor: ilaca başvurmadan önce yaşam tarzı düzenlemeleri denenmeli. Diyette lif ve sıvı alımının artırılması bunların başında geliyor. Suda çözünen ve çözünmeyen lifleri dengeli tüketmek önemli; aşağıdaki tabloda ikisine de örnekler bulabilirsiniz.
| Suda Çözünebilen Lifli Gıdalar | Suda Çözünemeyen Lifli Gıdalar |
|---|---|
| Yulaf, bezelye, kuru baklagiller, mercimek | Tam buğday unu, buğday kepeği, esmer pirinç |
| Havuç, salatalık, kereviz kökü, tatlı patates | Bulgur, çavdar, sakız kabağı, brokoli |
| Ketentohumu, arpa, erik, elma ve armut | Lahana, karnabahar, taze fasulye |
| Narenciye, avokado, yabanmersini | Koyu yeşil yapraklı sebzeler, kereviz sapı, patates, çilek, ahududu |

Beslenme kadar düzenli uyku da barsak sağlığı için kritik önemde. Barsaklarınızın da, tıpkı sizin gibi, dinlenmeye ihtiyacı var. Uykusuzluk barsak düzenini bozabiliyor, bozulan barsak düzeni de uykuyu olumsuz etkileyebiliyor; kısır bir döngü oluşuyor. Düzenli egzersiz, gıdaların barsakta daha rahat ilerlemesini sağlıyor ve kilo kontrolünü kolaylaştırıyor. Stres ve anksiyete yönetimi de ihmal edilmemeli; aşırı stres barsak hareketlerini bozabiliyor, bu durum özellikle Alzheimer ve diğer bilişsel sorunları olan yaşlılarda daha belirgin problemlere yol açabiliyor. Stresi azaltmaya yönelik basit yöntemler günlük rutine kolayca eklenebilir. Son olarak tuvalet alışkanlığı da göz ardı edilmemeli: yemekten veya yürüyüşten sonra tuvalette 5-10 dakika kadar vakit ayırmak, ayakları kısa bir taburede yükseltmek dışkılamayı kolaylaştırabilir. Buna karşılık düşme riski taşıyan yaşlılarda alaturka tuvalet tercih edilmemeli. Günlük su tüketimini artırmak da göz ardı edilen ama etkisi büyük bir adım; özellikle sıcak havalarda ya da fiziksel aktivite arttığında sıvı ihtiyacı da paralel olarak yükseliyor.

2023 Kılavuzuna Göre İlaçla Tedavi Nasıl Planlanmalı?
Amerikan Gastroenteroloji Derneği (AGA) ile Amerikan Gastroenteroloji Koleji (ACG), 2013’ten bu yana ilk kez 2023’te ortak bir kılavuz yayımladı ve tedaviyi kanıt düzeyine göre basamaklandırdı. İlk basamak yine lif takviyesi. Yanıt yetersiz kalırsa polietilen glikol, magnezyum oksit veya laktuloz gibi osmotik ajanlardan biri eklenir; kılavuz ilk kez magnezyum oksidi de kanıta dayalı bir seçenek olarak kabul etti. Böbrek fonksiyonu zayıf olan hastalarda magnezyum birikimi riski nedeniyle dikkatli olunması gerekiyor. Senna ve bisakodil gibi uyarıcı laksatifler de artık daha güvenli kabul ediliyor; eskiden düşünülenin aksine bağımlılık yapmıyor ya da barsağı tembelleştirmiyorlar, ancak karın ağrısına yol açabiliyorlar. Psyllium gibi kitle yapıcı ajanlar bol suyla alınmalı, aksi halde barsakta artan hacim sertleşip kabızlığı daha da artırabiliyor. Bu basamaklar yeterli gelmezse lubiproston, linaklotid ya da plekanatid gibi sekretagoglar ile prukaloprid gibi prokinetik ilaçlar devreye giriyor; bunlar reçeteli olduğundan mutlaka hekim kontrolünde kullanılmalı. Şikayetler tüm bu tedaviye rağmen sürüyorsa, pelvik taban disfonksiyonu araştırılmalı; bu durum genellikle biofeedback yöntemiyle çözülüyor.
💊 Müshil Kullanırken Bilmeniz Gerekenler
- Müshiller doğru kullanıldığında genellikle güvenlidir ve barsağı “tembelleştirmez”
- Magnezyum tuzları, özellikle böbrek yetmezliği olanlarda birikime yol açabilir
- Kitle yapıcı ajanlar (psyllium vb.) mutlaka bol suyla alınmalıdır
- Sadece müshile güvenip yaşam tarzı değişikliklerini ihmal etmek sorunu uzatabilir
Lavman ve Fitiller Hangi Durumda Devreye Girmeli?
Yukarıdaki basamaklar yeterli olmazsa lavman ve fitiller kurtarıcı bir seçenek olarak düşünülebilir; özellikle uzun süredir devam eden kabızlık ve taşlaşmış dışkı varlığında yolu açmak amacıyla kullanılırlar. Tuzlu su içeren lavmanlardan kaçınılmalı, çünkü böbrek veya kalp yetersizliği olan hastalarda ciddi elektrolit bozukluğuna yol açabiliyorlar; bunun yerine sabunlu su veya gliserol içeren lavmanlar tercih edilmeli. Gliserol içeren yağlayıcı fitiller de zaman zaman işe yarayabilir, ancak mineral yağ içeren düşük hacimli lavmanlar bazen ciddi tahrişe neden olabiliyor. Sık lavman ihtiyacı duyulması, aslında yukarıda sayılan önlemlerin düzenli uygulanmadığının bir işareti olabilir; bu yüzden lavmanı bir çözüm değil, son çare olarak görmek daha doğru.
✅ Özet Kutusu
- Dışkıda kan, kilo kaybı veya hızla kötüleşen belirtiler varsa hemen doktora başvurun
- Lif, sıvı, uyku, egzersiz ve stres yönetimi tedavinin her zaman ilk basamağıdır
- Kabızlık; hipertansiyon, koroner hastalık ve inme riskini artırabilen bağımsız bir kalp-damar risk faktörüdür
- İlaç gerekirse önce osmotik laksatifler, yetersiz kalırsa hekim gözetiminde diğer seçenekler denenir
- Lavman ve fitiller sürekli çözüm değil, gerektiğinde başvurulacak son çaredir
🪜 Kabızlığı Evde Doğal Yollarla Nasıl Geçirebilirsiniz?
1. Lif alımınızı kademeli artırın. Günlük menünüze yulaf, mercimek, elma ve yeşil yapraklı sebzeleri ekleyin; lifi birden değil birkaç gün içinde yavaşça artırın.
2. Sıvı tüketimini yükseltin. Günde en az 1,5-2 litre su için; lif alımı artarken sıvı da artmazsa kabızlık daha da kötüleşebilir.
3. Düzenli yürüyüş veya egzersiz yapın. Günde 20-30 dakikalık tempolu yürüyüş barsak hareketliliğini destekler.
4. Sabit bir tuvalet rutini oluşturun. Genellikle yemekten sonraki 30-60 dakika içinde, aynı saatte tuvalete gitmeyi deneyin.
5. Ayaklarınızı yükseltin. Tuvalette otururken ayaklarınızın altına kısa bir tabure koymak, dışkılama açısını iyileştirerek işlemi kolaylaştırır.
6. Uyku ve stres düzeninizi gözden geçirin. Düzenli uyku saatleri ve basit stres yönetimi teknikleri barsak düzenini olumlu etkiler.
7. Önlemler 1-2 hafta içinde işe yaramazsa doktorunuza danışın. Gerekirse hekim kontrolünde bir laksatif tedavisi planlanır.
❓ Sık Sorulan Sorular
Kabızlık kaç gün sürerse doktora gitmeliyim?
Alarm belirtisi (kanlı dışkı, kilo kaybı, ani başlangıç) yoksa 1-2 hafta yaşam tarzı önlemleri denenebilir. Bu süre sonunda düzelme olmazsa ya da yakınma tekrarlıyorsa bir hekime başvurmanızı öneririm.
Müshiller bağımlılık yapar mı?
Güncel kılavuzlar, doğru kullanıldığında müshillerin barsağı tembelleştirmediğini ve alışkanlık yapmadığını gösteriyor. Ancak sadece ilaca güvenip beslenme ve yaşam tarzı düzenlemelerini ihmal etmek sorunu uzatabilir.
Kabızlık gerçekten kalp krizi riskini artırır mı?
2024-2025’te yayımlanan geniş çaplı çalışmalar, kronik kabızlığın özellikle hipertansiyonu olan kişilerde majör kardiyak olay riskini artırdığını gösterdi. Bu, kabızlığı tek başına kalp krizinin nedeni yapmaz; ancak göz ardı edilmemesi gereken bağımsız bir risk faktörü olduğunu ortaya koyuyor.
Hangi besinler kabızlığı hızlıca rahatlatır?
Kuru erik, yulaf, keten tohumu, mercimek ve bol su tüketimi genellikle kısa sürede rahatlama sağlar. Suda çözünen ve çözünmeyen lifleri dengeli tüketmek daha kalıcı sonuç verir.
Lavman her kabızlık atağında kullanılabilir mi?
Hayır. Lavman, uzun süren kabızlık ve taşlaşmış dışkı gibi durumlarda son çare olarak düşünülmelidir. Sık lavman ihtiyacı, altta yatan nedenin araştırılması gerektiğine işaret eder.
Sonuç
Kabızlık, çoğu zaman basit yaşam tarzı düzenlemeleriyle -yeterli lif ve su tüketimi, düzenli uyku, egzersiz, stres yönetimi ve doğru bir tuvalet rutiniyle- kontrol altına alınabilen, ama asla hafife alınmaması gereken bir sorun; çünkü hem alarm belirtileri gözden kaçırıldığında ciddi hastalıkların, hem de son yılların araştırmalarının gösterdiği üzere kalp-damar sistemi üzerindeki gizli yükün habercisi olabilir, bu yüzden şikayetleriniz sürdüğünde vakit kaybetmeden bir hekime danışmanız en doğru adım olacaktır.
Bu yazıda anlatılanlar bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuzun önerileri doğrultusunda hareket ediniz.
Bu yazıda anlatılanlar bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için doktorunuzun önerileri çerçevesinde hareket ediniz.
Benzer İçerikler
Youtube Kanalımız
Çok sık rastlanan bir sorun olan kabızlık tedavisi çok yönlü olarak ele alınmalı ve sadece kabızlığın giderilmesi amacını gütmemelidir.
Kabızlık tedavisinin esası, altta yatan nedenle ve bunun kişideki belirtileriyle ilgilidir. Araştırma, hastada belirtilerin neler olduğu, ne zamandır sürdüğü ve dışkılamanın sıklığı ve düzeni ile ilgili olmalıdır.
Aşağıdaki belirtiler ise doğrudan barsak kanseri veya başka ciddi sorunlar için alarm işaretidir, bunlar gözden kaçırılmamalıdır.
- Dışkıda kan (kırmızı, siyah, veya katran görünümlü)
- Kilo kaybı
- Yeni başlayan veya hızla kötüleşen belirtiler
Kabızlık araştırmasının ikinci aşamasında ise kişinin tıbbi geçmişi ve belirtilerine göre inceleme yapılmalıdır.
- İlaç yan etkileri
- Diyetle yeterli miktar ve nitelikte lif alınamaması
- Yetersiz sıvı tüketimi
- Hemoroid veya anüs çatlağı gibi ağrılı dışkılamanın sık rastlanan nedenleri
Alarm belirtileri yoksa sırf kabızlık için genellikle kolonoskopi önerilmez. Ancak bu konudaki kararı yine de doktor verecektir.
Kabızlık tedavisi esasları
Kabızlık sorununda çoğu zaman mekanik tıkanmayı gösterir herhangi bir alarm belirtisi yoktur. Bu durumda kademe kademe yapılabilecekler aşağıda sıralanmıştır.
İlaç dışı tedbirler
- Kabızlığa neden olan ilaçlar varsa, mümkün olduğunca azaltılması
- Diyette lif ve sıvı alımının arttırılması
- Düzenli uyku: Sizin olduğu kadar barsakların da dinlenmeye ihtiyacı vardır. Düzenli ve yeterli uyku barsak sağlığı açısından çok önemlidir. Uykusuzluk barsak düzensizliğine, barsak düzensizliği de uyku bozukluklarına neden olabilir. Yeterli ve kaliteli uyku uyumaya dikkat edin.
- Düzenli egzersiz: Düzenli egzersiz gıdaların barsakta rahat hareket etmesini sağlayarak kabızlığı önler. Yine düzenli egzersiz sayesinde kilonuzu korumak da kolaylaşır. Dolayısıyla düzenli egzersiz için bir program yapmak gerek.
- Stres yönetimi: Fazla stres veya anksiyete barsakların çalışma düzenini bozar. Bu durum özellikle Alzheimer veya diğer hafiza sorunları olanlarda problem yaratabilir. Bu nedenle stres yönetimini öğrenmek ve düzenli olarak uygulamak çok yararlı olacaktır.
- Tuvalet rutini: Belirli bir tuvalet rutini oluşturularak yemekten veya yürüyüşten sonra tuvalette 5- 10 dakika kadar oturulması sağlanmalıdır.
- Tuvalette otururken ayakları yükseltmek için kısa bir tabure kullanılması dışkılamayı kolaylaştırabilir. Buna karşılık hem hijyen açısından, hem de yaşlı kişilerde düşme problemiyle karşılaşmamak için alaturka tuvalet kullanılmamalıdır.
| Suda çözünebilen lifli gıdalar | Suda çözünemeyen lifli gıdalar |
|---|---|
| Yulaf Bezelye Kuru baklagiller Mercimek Havuç Salatalık Kereviz kökü Tatlı patates Ketentohumu Arpa Erik Elma ve armut Narenciye Avokado Yabanmersini | Tam buğday unu Buğday kepeği Esmer pirinç Bulgur Çavdar Sakız kabağı Brokoli Lahana Karnabahar Taze fasulye Koyu yeşil yapraklı sebzeler Kereviz sapı Patates Çilek Ahududu |

İlaçla tedavi
Yukarıda sayılan tedbirler yeterli gelmezse, o zaman müshillere (laksatiflere) ve/veya lavmanlara başvurulabilir. Yine sorun tam çözülmezse, pelvis taban disfonksiyonu araştırılmalıdır. Bu sorun genellikle biofeedback yöntemleriyle çözülür.
Müshiller
Düşünüldüğünün aksine, müshiller genellikle zararsızdır. Barsağı tembelleştirmez ve doğrudan alışkanlık yapmazlar, ancak sadece müshile güvenmek yukarıda sayılan diğer tedbirleri ihmal ederek sorunun uzamasına neden olabilir.
Yaşlılarda kabızlık sorunu için kullanılabilecek üç grup müshil vardır.
- Osmotik maddeler: Bu grup ilaçlar barsak içine su çekerek barsak içeriğinin yumuşamasını sağlarlar. Bu grupta başlıca dört ajan mevcuttur. Bunlar sırasıyla polietilen glikol, laktuloz, sorbitol ve magnezyum tuzlarıdır. Bunların içinde en iyi tolere edilen polietilen glikoldür. Magnezyum tuzlarından ise, özellikle kısmi böbrek sorunu olanlarda magnezyum birikimine yol açabilecekleri için kaçınılmalıdır.
- Uyarıcı maddeler: Bu grupta senna (sinameki) glikosidleri ve bisacodyl vardır. Bu maddeler barsakları uyararak barsak hareketlerini arttırırlar. Etkili olmalarına rağmen, karın ağrısı yapma riski taşırlar. Kullanılmaları için barsağı tıkayan veya daraltan bir olay olmadığından emin olmak gerekir.
- Kitle yaratan maddeler: Bu grupta psyllium ve metilselüloz gibi eriyebilen lifler bulunur. Bu ajanlar barsak içeriğinin hacmini arttır ve barsakta daha hızlı hareket etmesini sağlarlar. Bu maddelerin bol su ile alınması gerekir, aksi takdirde barsakta artan hacmin sertleşerek kabızlığı daha da arttırması olasılığı vardır. İlaca bağlı kabızlık veya barsak hareketlerini engelleyen bir sorun varsa, bu ajanların kullanılmasından kaçınılmalıdır.
Lavmanlar ve fitiller
Yaşlılarda kabızlık tedavisinin bir başka alternatifi de lavmanlardır. Özellikle uzun süren kabızlıklar ve taşlaşmış dışkı durumunda yolu açmak için kullanılabilirler.
Buna karşılık, özellikle tuzlu su içeren lavmanlar böbrek veya kalp yetersizliği olan yaşlılarda ciddi elektrolit bozukluğu yaratabilir. Bu nedenle, daha ziyade sabunlu su veya gliserol içeren lavmanlar tercih edilmelidir.
Gliserol içeren yağlayıcı fitiller de zaman zaman yararlı olabilir. Mineral yağ içeren düşük hacimli yağlayıcı lavmanlar ise bazen ciddi tahrişe neden olabilir.
Lavman kullanımı ancak kurtarıcı olarak tercih edilmelidir. Sık lavman ihtiyacı, yukarıda sayılan önlemlerin düzenli uygulanmadığının da göstergesidir. Yaşlılarda lavman gerekliyse, musluk suyu, sabunlu su veya gliserol lavmanları tercih edilmelidir.
Özet olarak kabızlık tedavisi
- Yüksek lifli gıdalar tüketilmeli
- Suda çözünebilen ve çözünemeyen lifler dengeli olmalı
- Bol su içilmeli
- Anksiyete, depresyon ve stress mücadelesi yapılmalı
- Düzenli ve kaliteli uyku
- Düzenli egzersiz
- Kabızlık yapabilecek ilaçlar gözden geçirilmeli
- Tuvalet rutini, gerekirse tuvalet taburesi
- Bunlar yeterli gelmezse, öncelikle ozmotik olanlardan başlayarak müshiller
- Mecbur kalındığında lavman veya yağlayıcı fitiller
Bu yazıda anlatılanlar bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için doktorunuzun önerileri çerçevesinde hareket ediniz.

