Enerji içecekleri

Enerji içecekleri uzun süreden beri enerjiyi, fizik performansı ve uyanıklığı arttırdıkları gerekçesiyle büyük ilgi görüyor ama çok da masum değiller.

Enerji içecekleri uzun süreden beri enerjiyi, fizik performansı ve uyanıklığı arttırdıkları gerekçesiyle büyük ilgi görüyor ama çok da masum değiller.

Enerji içecekleri uzun süreden beri enerjiyi, fizik performansı ve uyanıklığı arttırdıkları iddiasıyla pazarlanıyor ve büyük ilgi görüyor. Yapılan araştırmalar enerji içeceklerinin çoğunun 18- 34 yaş arası erkekler tarafından tüketildiğini ve 12- 18 yaş arası gençler arasında kullanımın çok yaygın olduğunu gösteriyor.

Enerji içecekleri nedir?

Enerji içecekleri, enerjiyi ve mental performansı arttıran maddeler içeren içeceklerdir. Hemen hemen tümünün içerdiği ana içerik kafeindir, ancak miktarı üründen ürüne değişir. Ayrıca çoğu üründe kafeinden başka aşağıdaki maddeler bulunabilir.

  • Şeker: Hemen hemen tüm enerji içecekleri diğer çoğu hazır içecek gibi yüksek miktarda şeker içerir. Şekersiz enerji içecekleri de olmakla birlikte bunlar pek yaygın değildir.
  • B vitaminleri
  • Amino asit deriveleri: En yaygın olan taurin ve L- karnitindir. Ayrıca glukuronolakton gibi kimi doğal maddeler de içerebilirler
  • Bitkisel maddeler: En sık kullanılanları guarana ve ginseng’dir. Ayrıca yohimbin ve turunç özü de bulunabilir

İki ana tip enerji içeceği vardır. Birinci grupta normal içeceklerde olduğu gibi metal kutularda satılan enerji içecekleri bulunur. İkinci grupta ise genellikle 50- 70 cc civarında küçük şişelerde satılan enerji fişekleri vardır. Tümü kafein içerir ve normal enerji içeceklerinde bir kutuda 70- 240 mg, enerji fişeklerinde ise bir şişede 110- 200 mg kafein vardır (normal bir fincan kahvede ortalama 100 mg kafein bulunur).

Enerji içecekleri: Olumlu etkileri

Enerji içeceklerinin gerçekten de, iddia edildiği gibi, hafızayı ve konsantrasyon yeteneğini uyardığı ve mental yorgunluğu azalttığı gösterilmiştir. Bu etki % 24’e kadar olabilmektedir. Ancak bu etkinin kafeinden mi, şeker veya diğer maddelerin kafeinle etkileşiminden mi olduğu bililinmemekte ve etki kişiden kişiye çok değişmektedir.

Uzun yol şoförleri ve vardiyalı çalışanlar veya nöbet tutanlar tarafından uyanıklığı ve sürüş dikkatini arttırdığı için çokça tercih edilen bu içecekler vardiya sonrasındaki uyku kalitesini de ciddi şekilde bozmaktadır.

Enerji içecekleri ve sağlık sorunları

Güvenlik

Enerji içeceğiyle ilgili acil servis başvurularının 2007- 2011 yılları arasında iki katına çıktığı ve bu başvuruların 1/10’unun hastaneye yatırılmayı gerektirdiği bildirilmiştir.

Üniversite öğrencilerinin yaklaşık dörtte birinin enerji içeceklerini alkolle karıştırdığı ve bunlardaki alkol bağımlılığının diğerlerine oranla daha fazla olduğu bildirilmiştir. Yine bu kişilerde cinsel saldırılar veya cinsel saldırı mağduriyeti, alkollü araç kullanma ve alkolle bağlantılı suçlar ve yaralanmalar daha fazladır.

Enerji içecekleri ile ilgili acil servis başvurularının % 42’si, bu içeceklerin alkolle veya uyuşturucu maddelerle birlikte kullanımı sonucudur.

Kalp sorunları

Enerji içecekleri kalple ilgili sorunları tetikleyebilir ve bu durum acil servis başvuruları arasında önemli yer tutar. Bu durumun en önemli sebebi aşırı kafein alımıdır. Ayrıca bu içeceklerin içinde bulunan guarana da kafein içerir ve bu kutuda belirtilen kafein içeriğinde yazılmaz. Görülen başlıca kalp sorunları tansiyon yükselmesi ve çarpıntıların tetiklenmesidir. Kalp krizinin tetiklenmesi de mümkündür. Bu gibi sorunlar günde üç enerji içeceği veya daha fazlası tüketildiğinde ve/veya alkol ile karıştırıldığı zaman anlamlı şekilde artış göstermektedir.

Enerji içecekleri kalp sorunlarını tetikleyebilir
Enerji içecekleri kalp sorunlarını tetikleyebilir

Şeker yükü

Enerji içeceklerinin 250 ml’sinde 25 gramdan fazla şeker vardır (6-8 kesme şeker). Bu durum kan şekerinin ani yükselmesi, kafein etkisiyle birleşmesi sonucu hipoglisemi, diyabet olasılığının artması, diyabetlilerde kan şekeri düzeninin bozulması ve enflamasyonun tetiklenmesi sonucunu yaratır.

Çocuklar ve ergenler

Ergenlerin dörtte birinden fazlası enerji içeceklerini düzenli olarak tüketmektedir. Ancak, enerji içeceklerinin 18 yaş altı kişiler tarafından tüketilmemesi önerilmektedir. Bunun nedeni bu içeceklerin alkol ve madde bağımlılığı olasılığını arttırması ile, zihinsel ve psikolojik gelişmelerde sorunlara yol açmasıdır.

Enerji içecekleri tüketilebilir mi?

Günde bir kutu kadar (~250 ml) standart enerji içeceği, ortalama bir fincan kahve kadar (80- 100 mg) kafein içerir ve bu ölçüde kullanılmasında sakınca yoktur. Ancak, bundan fazlası veya küçük hacimli enerji fişekleri içerdikleri kafein miktarı nedeniyle sorun yaratabilirler.

Bu nedenle, tüketimi günlük kafein miktarı 200 mg’ı aşmayacak şekilde yapmak önerilir. Enerji içeriğinin yanısıra içilen kahve veya çayın da kafein içerdiği unutulmamalıdır.

Çocuklar, ergenler, gebeler ve süt veren kadınlar enerji içeceği kullanmamalıdır.

Enerji içecekleri ile ilgili Youtube videosu aşağıdadır.

İnsülin direnci

Son zamanlarda çok sözü geçen bir kavram olan insülin direnci eğer ciddiye alınmazsa pek çok tıbbi soruna da kaynaklık edebiliyor.

Son zamanlarda çok sözü geçen bir kavram olan insülin direnci eğer ciddiye alınmazsa pek çok tıbbi soruna da kaynaklık edebiliyor.

İnsülin direnci kavramını muhtemelen duymuşsunuzdur, ancak ne olduğunu bilmiyor olabilirsiniz. Eğer iştahınızı kontrol edemiyorsanız, elinizden geleni yapmanıza rağmen kilo almaya devam ediyorsanız, prediyabet (şeker hastalığı tehdidi) veya diyabet (şeker hastalığı) tanısı almışsanız insülin direnci bulunması çok muhtemeldir.

İnsülin

İnsülin, pankreasta üretilen bir hormondur. Bu hormon kan şekerinin düzenlenmesinde görevli hormonlardan biridir ve kandaki glikozun hücrelere girmesini sağlar. Yemek yedikten veya su dışı birşeyleri içtikten sonra kanda yükselen şekeri normale getirmek için pankreastan insülin salgılanır.

İnsülin direnci

İnsülin direnci, vücuttaki hücrelerde bulunan insülin reseptörlerinin insüline direnç kazanarak hücrenin içine glikoz girmesini önlemesi anlamını taşır. Bu durum ön planda kas, yağ ve karaciğer hücreleri için geçerlidir, ancak diğer hücreleri de etkiler.

Hücrelerin insüline olan cevabının azalması başlıca birkaç sonuç yaratır:

  • Hücreye yeterli glikoz giremediği için hücre kendisine gereken enerjiyi yeterince üretemez ve bunun sonucunda hücrenin kimi fonksiyonlarında aksamalar olabilir.
  • Glikoz hücreye giremediği için kanda yüksek kalır.
  • Kandaki glikozun yüksek kalması insülin salgılanmasını daha fazla uyarır.
  • Artan insülin salgınlanması sonucunda karaciğer dokusuna gereğinden fazla giren glikoz yağa çevrilir ve karaciğer yağlanmasına yol açar.
  • Aynı şekilde, artan insülin salgınlanması sonucunda yağ dokusuna gereğinden fazla giren glikoz yağa çevrilir ve kilo almaya ve şişmanlamaya yol açar.
  • Sonuçta insülin direnci sendromu şişmanlık, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği ve tip 2 diyabetten oluşan bir grup problemin nedeni olur. Bu duruma metabolik sendrom da denir.
İnsülin direnci gelişimi ve sonuçları
İnsülin direnci gelişimi ve sonuçları

İnsülin direncinin belirtileri

İnsülin direnciniz olduğunu hissetmezsiniz. Ancak, insülin direncinin nedenlerini ve sonuçlarını oluşturan bir takım belirtiler dikkat çekicidir. Bunlar şu şekilde sayılabilir:

  • Bel çevresinin erkekte 95 cm, kadında 80 cm üzerinde olması
  • 130/80 mmHg üzerinde seyreden kan basıncı (tansiyon)
  • 100 mg/dl üzerinde seyreden açlık kan şekeri
  • 150 mg/dl üzerinde seyreden açlık trigliseridleri
  • Erkeklerde 40 mg/dl, kadınlarda 50 mg/dl altında seyreden HDL kolesterol
  • Deri belirtileri
    • Saplı benler
    • Derinin belli bölgelerinde esmerleşme (acanthosis nigricans)
    • Erkek tipi (alından) saç dökülmesi
Saplı benler
Saplı benler
Acanthosis nigricans
Acanthosis nigricans
Erkek tipi saç dökülmesi
Erkek tipi saç dökülmesi

İnsülin direnci nedenleri ve risk faktörleri

İnsülin direncinin tanısı

İnsülin direncinin tanısı aşağıdaki yöntemlerin birleşimi ile doktor tarafından yapılır.

  • Yaşam tarzı, yeme ve egzersiz alışkanlıkları, sigara ve alkol alışkanlığı sorgusu, yukarıda belirtilen diğer sorunlara ilişkin sorgulama ve aile geçmişi sorgulaması
  • Fizik muayene: Vücut ağırlığı, bel çevresi ve kan basıncı ölçümünü de içeren ayrıntılı fizik muayene
  • Kan testleri
  • Görüntüleme
    • Karaciğer yağlanması ve polikistik over sendromu araştırması için tüm batın ultrasonografisi
    • Gerekebilecek diğer görüntüleme yöntemleri

İnsülin direncinden tip 2 diyabete geçiş

İnsülin direnci nedeniyle pankreas fazla insülin salgılar. Bu durum, aşırı insülin salgılama uyarısı ve tip 2 diyabete ailevi yatkınlık gibi nedenlerin etkisiyle bir zaman sonra pankreasın yetersiz kalması sonucunu getirir. Bunun sonucunda kan şekeri yükselmeye başlar.

İnsülin etkisinin azalması sonucu kan şekerinin yükselmeye başlaması genellikle iki şekilde olur:

  • Bazal, yani açlıkta olan insülin salgısı yetersiz kalır ve açlık kan şekeri 100-125 mg/dl arasında kalır, ancak glikoz tolerans testi sonrasındaki 2. saatte şeker düzeyi 140 mg/dl altındadır. Bu duruma bozulmuş açlık glikozu adı verilir.
  • Bazal, yani açlıkta olan insulin salgısı normaldir ve bunun sonucunda açık kan şekeri normal bulunur, ancak glikoz tolerans testinin 2. saatinde ölçülen kan şekeri 140- 199 mg/dl arasındadır. Bu duruma bozulmuş glikoz toleransı adı verilir.

İnsülin direncinden diyabete giden yolda bir kişide bu durumlara ayrı ayrı rastlanabildiği gibi, aynı kişide ikisi birden de bulunabilir. Bu durum sözkonusu kişinin gerek genetik özellikleri, gerekse yaşam tarzı yapısına göre değişir.

Aşağıdaki durumlar söz konusu olduğunda ise o kişinin artık diyabetik olduğuna karar verilir.

İnsülin direnci sonuçları

İnsülin direnci aşağıda sayılan durumların ortaya çıkma riskini belirgin şekilde arttıran bir durumdur.

  • Tip 2 diyabet (şeker hastalığı)
  • Hipoglisemi
  • Kalp krizi
  • Hipertansiyon
  • İnme
  • Böbrek yetersizliği
  • Göz problemleri (göz kuruluğu, katarakt, glokom, sarı nokta hastalığı vb.)
  • Kanser
  • Alzheimer ve diğer bunama tabloları

İnsülin direnci için korunma ve tedavi

  • Egzersiz: Ortalama günde 30 dakika yürüyüş veya eşdeğeri bir aktivite
  • Sağlıklı bir vücut ağırlığı: Mevcut kilonun % 10 kadarını vermek bile büyük yarar sağlar.
  • Sağlıklı diyet: Sebze, tam tahıllar, baklagiller, kuruyemişler, balık ve yağsız etten oluşan bir diyet. Akdeniz tipi beslenme veya DASH diyeti bu konuda çok yardımcı olur.
  • Gerektiğinde ilaç: Doktorun gerekli görmesi durumunda metformin veya başka ilaçlar da tedavi için kullanılabilir.

KURBAN BAYRAMI VE KALBİNİZ

Kurban bayramı ve kalbiniz ilişkisini etkileyen iki ana faktör var. Bunlardan birincisi, bu bayramın geleneksel sosyal misyonu, ikincisi de yoğun et tüketimi. Bu faktörlerin gıda rejiminde ve yaşam tarzında yapacağı değişikliklerin kalbinizle ilgili sorun yaratması olasılığı yüksek. Bu nedenle kurban bayramı ve kalbiniz ilişkisine dikkat etmekte yarar var.

Kurban bayramı ve kalbiniz ilişkisini etkileyen iki ana faktör var. Bunlardan birincisi, bu bayramın geleneksel sosyal misyonu, ikincisi de yoğun et tüketimi. Bu faktörlerin gıda rejiminde ve yaşam tarzında yapacağı değişikliklerin kalbinizle ilgili sorun yaratması olasılığı yüksek. Bu nedenle kurban bayramı ve kalbiniz ilişkisine dikkat etmekte yarar var. 

Bayram dolayısıyla olağan gıda rejimine normalden daha fazla et, hamur işi ve tatlı eklenmesi ve bayram süresince sebze tüketiminin azalması kalp ve mide- bağırsak sorunlarını gündeme getirir. Bu durum, özellikle şeker hastalığı, hipertansiyon ve kalp yetersizliği olanlarda uymaları gereken diyetin de bozulması tehlikesini yaratır.

Bu nedenle bazı hususlar göz önünde tutulursa özellikle kalp hastaları, hipertansiyonlular ve şeker hastaları bayramı daha sorunsuz geçirebilirler.

Kurban bayramı ve kalbiniz neden sorun olur?

Yeterli ve dengeli beslenme sağlık için son derece önemlidir. Bayramda ise, bayram kahvaltısı, bayram yemeği gibi vesilelerle zengin sofraların kurulması metabolizmanın değişmesi gereğini ortaya çıkartır. Bu sırada kan şekerinde ve tansiyonda yükselme, zaman zaman şeker düşmeleri veya tuz alımının artması sonucunda kalp yetersizliğinin veya hipertansiyonun sorun yaratması söz konusu olabilir.

Bayram sofrası kurban bayramı ve kalbiniz ilişkisinin önemli bir parçasıdır.
Bayram sofrası bayram ve kalbiniz ilişkisinin önemli bir parçasıdır.

Kalp damar hastalığı, kalp yetersizliği ya da hipertansiyonu olan hastalar, Kurban Bayramlarında diyetlerine dikkat etmedikleri takdirde ciddi sağlık sorunları yaşayabilirler. Normalde beslenme açısından çok önemli besin öğeleri içeren kırmızı et tüketimi kurban bayramı sırasında artar. Bu durum yağ, protein, B12, demir, Koenzim Q-10 ve karnitin gibi önemli besin öğelerinin alınmasını sağladığı için yararlıdır, ancak kırmızı ette hayvansal doymuş yağlar bulunur. En yağsız ette bile % 20 civarında yağ bulunur, bu nedenle tüketilen miktarlar ve pişirme tarzı önem kazanır.

Kavurma kurban bayramı ve kalbiniz açısından sorun yaratmasın.
Kavurma kurban bayramı ve kalbiniz açısından sorun yaratmasın.

Kurban bayramı ve kalbiniz açısından ne gibi önlemler alınmalı?

Yemek düzeni

  • Bayramda normal yemek düzeninizi bozmayın.
  • Sofrada normal yiyecekleriniz dışında özel çeşitler ya olmasın, ya da tadımlık miktarlarda bulunsun.
  • Kahvaltıda ağır gelecek şarküteri çeşitleri, menemen, sucuklu yumurta, kızartma, börek, tatlı ve benzeri çeşitlerden sadece birini ve tadımlık düzeylerde bulundurmayı tercih edin. 
  • Kurban bayramına özgü olarak kahvaltı sofrasında bulunan kavurma, ciğer, böbrek gibi hayvansal ürünlerden tadımlık tüketin.
  • Diğer öğünlerde olabildiğince pilav, makarna, mantı, börek ve benzeri karbonhidrat çeşitlerinden az miktarda garnitür haricinde kaçının. Tüketeceğiniz et ve et ürünlerinde yağda kızartma veya kavurma gibi pişirme yöntemleri yerine haşlama veya ızgara yöntemlerini tercih edin.
  • Sofrada porsiyonların küçük tutulmasına dikkat edin. 
  • Yemekleri az tuzlu veya tuzsuz pişirin. 
  • Sofrada beyaz ekmek veya pide yerine ince dilimlenmiş tam tahıllı ekmek bulünması daha iyidir. 
  • Unla yağın kavrulduğu ağır çorbalar yerine daha hafif çorbalarla yemeğe başlayın. 
  • Çorba ile ana yemek arasında hafif bir zeytinyağlı sebze yemeği olması, ana yemek porsiyonunun ufak olmasına yardım eder. 
  • Ağır et yemekleri yerine etli sebze yemeklerini tercih edin. 
  • Sofradaki çeşitleri bol salata, söğüş domates ve salatalık, taze meyve ve zeytinyağlı sebze yemekleri gibi sağlıklı yiyeceklerle çoğaltın.
  • Zeytinyağlı dolmaları zeytinyağlı yemek değil, pilav kategorisinde değerlendirin.
  • Yemekte servisi uzun aralıklarla yapın ve sohbetle sofrada geçen zamanı uzatın. Yemek süresinin uzaması doyma hissini arttırır ve daha az yemek yenmesini sağlar.
  • Sofrada tercihan sadece su veya ev yapımı tuzsuz ayran için, hazır gazlı/gazsız içeceklerden kaçının.
  • Yemek arkasından tatlı servisi yapılmasın, tatlı servisi mutlaka yapılacaksa sofradan kalktıktan yarım saat kadar sonra ve ufak porsiyonlarla yapılsın. 
  • Küçük porsiyonlu süt tatlılarını şerbetli hamur tatlılarına tercih edin. 
  • Şeker hastası olanlar diyet düzenlerini bozmamalıdır. İnsülin kullanan şeker hastaları için bu durum özellikle önemlidir. 
  • Tatlı ikramında şeker hastaları atlanmalı ve onlar da bunu alınganlık sebebi yapmamalıdır.
Kurban bayramı ve kalbiniz ilişkisinde et tüketimi önemlidir.
Kurban bayramı ve kalbiniz ilişkisinde et tüketimi önemlidir.

Misafir ikramları

Bayram ziyaretleri önemli gelenekler arasındadır. Bu ziyaretler sırasında bazı noktalara dikkat etmekte yarar vardır.

  • Eve gelen misafirlere çikolata ikram edecekseniz tercihan % 70 veya daha fazla kakao içeren bitter çikolataları ikram edin. Şekerleme ikramından kaçının, yerine kuru kayısı, ceviz, badem gibi kuru meyve ve kuruyemişler veya taze meyve ikram etmeyi tercih edin.
  • İkram sırasında çay yanına istenmeden şeker koymayın.
  • Ağır şerbetli hamur tatlıları yerine ufak porsiyonlu hafif tatlıları ikram edin. Küçük porsiyonlu süt tatlıları, meyveli jöleler veya sütsüz meyveli dondurmalar ikram edilebilir.
  • Sofra düzeninizi yemeğe kalan misafir için değiştirmeyin. Misafir sizin hatırınızı saymak için geliyor, sizin yemek yeteneklerinizi denetlemek için değil.
  • Misafirliğe gittiğiniz zaman ölçünüzü bilin. Yapılan ikramları gerektiği zaman “hayır, teşekkür ederim” diyerek nezaketle reddedin. 
  • Özellikle çocukları ve torunları ziyarete gelecek olan annenanneler ve babaanneler onlar için özel yemek yapma konusunu abartmasın. Çocuklar ve torunlar gidince o yemeklerin kalanını kendilerinin yiyeceklerini unutmasınlar.
Çikolata veya şekerleme yerine kuruyemiş ikram edebilirsiniz.
Çikolata veya şekerleme yerine kuruyemiş ikram edebilirsiniz.

Bol su için

Ne kadar kaçınmaya uğraşsanız da, bayramda gereğinden tuzlu veya tatlı yemek zorunda kalabilirsiniz. İçtiğiniz su miktarının artması, özellikle fazla tuzlu yemek zorunda kaldığınızda tuzun vücudunuzdan kolaylıkla atılmasına yardımcı olacaktır. Başka içecekler değil, su için. Fazla yediğiniz için soda içtiğinizde bile yine tuz almış olursunuz.

Kurban bayramı ve kalbiniz ilişkisi kalp krizine neden olmasın

Bayram ve kalbiniz ilişkisinde ağır, tuzlu ve tatlı yiyeceklerin fazla tüketilmesi kan şekerinin ve kan yağlarının anormal yükselmelerine yol açabilir. Bu durum da kalp krizlerini ve ani ölümleri tetikleyebilir. Bu nedenle bayramda yemek konusunda ölçülü olmakta büyük fayda vardır.

İstediğim gibi yiyip içeyim, ilacımı veya insülini arttırırım demeyin

Bayram ve kalbiniz ile ilgili olarak bu şekilde sorunu çözmüş değil, ortalığı daha fazla karıştırmış olursunuz. Diyabet, kalp ve damar hastalıkları, yüksek tansiyon gibi kronik hastalığı olanlar uyguladıkları diyete bayram süresince de uymaya özen göstermelidir. Bayram diyet ve ilaç düzenini değiştirmenin gerekçesi olmamalıdır.

Son söz

Bayram üç gün sonra bitecek. Bayram sırasında altüst olan şekerinizi tansiyonunuzu ve onların yaratacağı sorunları düzeltmek için uzun süre uğraşmak istemiyorsanız, lütfen bayram süresince dikkatli olun.

Siz kendinize dikkat edin ki, mutlu ve huzurlu bir bayram geçiresiniz. Gelen bayramın hepimize sağlık, mutluluk ve huzur getirmesi dileğiyle…

İlgili konular
Beslenme kategorisi

TOZ KAHVE KREMALARI ZARARLI MI?

Kahve düşkünleri kahvelerini çeşitli şekillerde içmeyi tercih edebilirler. Sade, şekerli, sütlü veya kremalı kahve sevenler vardır. Bu kahve katkılarının hepsinin etkilerini biliyoruz. Peki pratik bir çözüm olarak gözüken toz kahve kremaları ne durumda?

Kahve düşkünleri kahvelerini çeşitli şekillerde içmeyi tercih edebilirler. Sade, şekerli, sütlü veya kremalı kahve sevenler vardır. Bu kahve katkılarının hepsinin etkilerini biliyoruz. Peki pratik bir çözüm olarak gözüken toz kahve kremaları ne durumda?

Toz kahve kremaları süt ürünü içerebilir

Her ne kadar “süt ürünü değildir” dense de, kimi kahve kremala tozlarının içinde az miktarda laktoz veya süt proteini bulunabilir, bu durum da süt allerjisi veya laktoz intoleransı olanlarda sorun yaratabilir. Yine aynı sebeple bu ürünler veganlar için uygun değildir.

Kahve krema tozları bitkisel yağ içerir

Kahve krema tozları içinde süt yağı veya kreması bulunmaz, ama sağladıkları kremamsı dokuyu içlerindeki bitkisel yağlarla sağlarlar.

Toz kahve kremalari içinde ilave katkılar bulunur

Kahve krema tozları içlerinde şeker, tuz, mısır şurubu ve gıda boyaları bulunabilir. Bu katkılar renk, doku ve lezzet iyileştirici olarak kullanılırlar.

Kahve kremaları aldığınız kalori miktarını arttırabilir

Sade kahvenin hemen hemen hiç kalorisi olmamasına karşılık, içine katılan şeker, krema veya toz kahve beyazlatıcıları gibi katkılar kahveye çok miktarda kalori ekleyebilir. Kahve kremalarının içerikleri markalar ve çeşitler arasında büyük farklar gösterebilir, o yüzden kutu üzerindeki besin değerleri okunmalıdır.

Kimi kahve kremaları trans yağ içerebilir

Piyasadaki bir kısım kahve kreması içinde hiç trans yağ bulunmazken, bir kısmında trans yağlar bulunabilir. Bu nedenle paket üzerindeki gıda değerlerini okunarak ona göre seçim yapılmalıdır.

Kahve kremaları zamanla bozulabilir

Kahve kremaları süt veya krema kadar çabuk bozulmasalar da, sonsuza kadar dayanmazlar. Bu nedenle paket üzerindeki saklama koşulları ve son kullanım tarihlerine dikkat etmek gerekir.

Toz kahve kremaları yanıcıdır

Toz kahve kremaları içinde bulunan ve topaklanmayı önleyen sodyum aluminosilikat yanıcı ve patlayıcı özellik gösterebilir. Bu nedenle kahve kremalarını ateşe yakın tutmamakta yarar vardır.

İlgili konular
Sağlıklı ve sağlıksız içecekler
Yaz yiyecekleri sağlıklı mı?
Kahve zararlı mı?
Ketentohumu ve kalbiniz
Sokak yiyecekleri kalbinizin düşmanı
Tok tutan yiyecekler
Kalp sağlığı ve yumurta
Abur cubur beslenme neden zararlı?
Yenmesi hiç gerekmeyen besinler
Gizli tuz kaynakları
Şeker
Buzdolabınızdaki tehlikeler

KETENTOHUMU VE KALBİNİZ

Yediğiniz gıdalara ketentohumu eklemek hem kalp sağlığınız, hem de sindirim sisteminiz açısından önemli olduğu gibi, kilo kontrolünü sağlar ve kanserden korunmaya yardımcı olur.

Yediğiniz gıdalara ketentohumu eklemek hem kalp sağlığınız, hem de sindirim sisteminiz açısından önemli olduğu gibi, kilo kontrolünü sağlar ve kanserden korunmaya yardımcı olur.

Ketentohumunun ufacık olması büyük yararlarını engellemez. Yapılan çeşitli araştırmalarda  ketentohumunun kolesterolü düşürmek, kan şekerini düzenlemek, kemik kaybını azaltmak, kilo vermeye yardımcı olmak, bağışıklığı desteklemek ve kanseri engellemek konusunda yardımcı olduğu gösterilmiştir.

Ketentohumu içinde neler var?

  • Vitamin ve mineraller (B vitaminlerinin çoğu, magnezyum ve manganez)
  • Lifler (hem çözünen, hem de çözünmeyen lifler)
  • Fitokimyasallar (Lignanlar gibi en güçlü antioksidanlar da dahil)
  • Omega-3 yağ asitleri (Ketentohumu en önemli bitkisel omega-3 kaynaklarından biridir. Yağında % 50’den fazla alfa linolenik asit bulunur, bu miktar ceviz ve kanola yağında bulunandan beş kat daha fazladır.)

Yararları

  • Kolesterol ve şeker düzeylerini düşürmek: İçindeki eriyebilen liflerin kolesterolü düşürdüğü, damar içinde kalp krizi veya inmeye yol açabilecek plak oluşumundan korumaya yardımcı olduğu ve tip II diyabeti olan kişilerde kan şekerinin kontrolünü kolaylaştırdığı bilinmektedir.
  • Kemik kaybını azaltmak: Ketentohumunun içindeki yağ asitleri kemik kaybını geciktirirler.
  • Kilo vermeye yardımcı olmak: Ketentohumunun mide barsak sisteminde şişerek genişlemesi daha tok hissetmenizi sağlar. İştahı kontrol etmek için yemekten 30 dakika önce 1 tatlı kaşığı alınması önerilir.
  • Sindirim sistemi sağlığını düzeltmek: Yapısının içindeki lifler kabızlığı önler.
  • Bağışıklığı güçlendirmek: Ketentohumunun içindeki alfa linolenik asit vücuttaki iltihabi reaksiyonları azaltarak bağışıklık sisteminizin daha düzenli çalışmasını sağlar. Bu konuda yapılan ön çalışmalar ketentohumunun romatoid artrit, sedef hastalığı ve lupus gibi otoimmün hastalıklarda da yardımcı olduğunu göstermiştir.
  • Kanseri önlemek: Çalışmalarda ketentohumunun kanseri, özellikle de kalınbarsak ve meme kanserini önlemede yararlı olduğunu göstermiştir. Bu yarar basilica ketentohumunun içindeki lignanlar adlı antioksidanlar sayesindedir.

Ketentohumu Hakkındaki Uyarılar

Ketentohumu her ne kadar yüksek miktarda omega- 3 içerse de, balıktan elde edilen omega- 3 ketentohumundan ve diğer bitkisel kaynaklardan elde edilenden daha yararlıdır. Bunun nedeni bitkisel omega- 3’lerin biyoyararlanımlarının düşük olmasıdır. Ayrıca Crohn Hastalığı gibi iltihabi barsak hastalığı olanlar, ishali kolaylaştıracağı için ketentohumundan uzak durmalıdır. Ketentohumunun içerdiği bitkisel östrojen nedeniyle; gebeler, süt veren anneler, memede fibrokistik hastalık, endometriosis veya yumurtalık kistleri bulunan kadınlar ve prostat kanseri riski olan erkekler ketentohumundan uzak durmalıdır.

Nasıl alınmalı ve tüketilmeli?

Ketentohumunu marketlerde, baharatçılarda ve aktarlarda tane halinde, öğütülmüş olarak veya ketentohumu yağı olarak bulabilirsiniz. Önerilen, tane halinde bütün ketentohumu alıp tüketmeden önce öğütmektir. Önceden öğütülmesi halinde içindeki omega 3 kısa sürede okside olup bütün yararı ortadan kalkacaktır. Kullanmadan önce bir mutfak robotu veya kahve değirmeninde öğütülebilir, ince veya kalın öğütülmesi farketmez. Tane halindeki ketentohumunu buzdolabında kavanoz içinde bir yıla yakın sure saklayabilirsiniz, öğütülmüşü ise buzdolabında ancak vakumlu kapta ve 90 gün kadar saklanabilir.

Ketentohumu bütün değil, öğütülmüş olarak tüketilmelidir.

Önerilen miktar günde bir çorba kaşığıdır. Küçük çocuklara ¼ çay kaşığından fazlası önerilmez. İçinde yüksek miktarda lif bulunduğu için, küçük miktarlarda başlanıp zamanla arttırılmalıdır. Bir çorba kaşığı bütün ketentohumu 50, öğütülmüşü ise 35 kalori civarındadır.

Tüketim için öneriler

  • Kahvaltıda mısır gevreği veya müsli ile karıştırıp soğuk sütle yiyebilirsiniz
  • Yoğurt ile karıştırabilirsiniz
  • Meyve suyuna katabilirsiniz
  • Salataların veya çorbaların üzerine serpebilirsiniz
  • Makarnanın domates sosuna karıştırabilirsiniz
  • Köfte harcına katabilirsiniz.
Çekilmiş ketentohumu tüketimi için en iyi yollardan biri yoğurtla karıştırmaktır
Öğütülmüş ketentohumu tüketimi için en iyi yollardan biri yoğurtla karıştırmaktır

Kısacası, ketentohumunu önemli bir lif ve mikrobesleyici kaynağı olarak günlük diyete katmak yararlıdır. Sakıncalarını gözönünde bulundurarak bu gıdadan olabildiğince yararlanılmalıdır.

İlgili konular
HDL kolesterolü yükseltmenin altı yolu
Kalp krizi için altı adım
Kadın kalbi daha hassas
Sokak yiyecekleri kalbinizin düşmanı
Kalp sağlığı ve yumurta

HDL KOLESTEROLÜ YÜKSELTMENİN ALTI YOLU

Kolesterolünüz hakkında endişeli misiniz? Düşündüğünüz tek şey onu düşürmek olmasın. HDL kolesterolü yükseltmek de en az o kadar önemli. HDL kolesterolünü yükseltmek için kimi kolay yollar ise aşağıda.

Kolesterolünüz hakkında endişeli misiniz? Düşündüğünüz tek şey onu düşürmek olmasın. HDL kolesterolün yükselmesi de en az o kadar önemli. HDL kolesterolü yükseltmek için kimi kolay yollar ise aşağıda.

 Eğer LDL (veya kötü!) kolesterolü düşürmeye uğraşıyorsanız, muhtemelen HDL kolesterolü ihmal ediyorsunuzdur. Aslında HDL kolesterol, LDL kolesterolü damarın içinden temizleyen çöpçüdür ve yüksek (60 mg/dl’den daha fazla) HDL kolesterol sahibi olmak sizi kalp hastalıklarından büyük ölçüde koruduğu gibi, sağlığınızla ilgili ek yararlar da sağlar. Örneğin, HDL kolesterolü yüksek kişiler daha az barsak kanserine yakalanırlar. Bu nedenle HDL kolesterolü yükseltmek büyük önem taşıyor.

HDL kolesterolü yükseltmek için en iyisi doğal yöntemlerdir. Aşağıda HDL kolesterolünüzü yükseltmenin 7 doğal yolunu bulacaksınız.

1 – Hareketlenin ve Egzersize Başlayın

HDL kolesterolün yükselmesi için harekete geçin ve egzersize başlayın. Egzersize başlamak için hiç bir yaş ve hiç bir zaman geç değildir. Yapılan çalışmalarda tembel şişmanların egzersizden en fazla yararı sağladıkları gösterilmiş. Egzersiz 6,5 mg/dl kadar HDL artışı sağlayabilir ve egzersiz ne kadar uzun sürdürürülürse yararı o kadar artar.

Egzersiz HDL kolesterolü yükseltmek için en etkili yol
Egzersiz HDL kolesterolü yükseltmek için en etkili yol

En fazla HDL artışı aerobik egzersizle direnç egzersizlerinin dengeli karışımı ile sağlanır. Ancak tek başına direnç egzersizleri veya rekabetli sporların yeterli olmadığını,  mutlaka aerobik egzersizin gerekli olduğunu hatırlamak gerekir.

2- Sigarayı bırakın

Sigarayı bırakmak HDL kolesteroü yükseltmek için etkili bir yol
Sigarayı bırakmak HDL kolesteroü yükseltmek için etkili
Resim mohamed Hassan /Pixabay

HDL kolesterolü yükseltmek sigarayı bırakmak için iyi bir sebep daha oluşturuyor. Sigara kolesterolün damarlarda toplanmasını kolayalaştırarak HDL kolesterolün işini güçleştirir. Çeşitli araştırmalarda sigarayı bırakmanın kilo artışına ragmen HDL kolesterolü yükselttiği gösterilmiş.

 3- Şekeri ve tatlıları azaltın

Yapılan bir araştırmada, günlük şeker alımı arttıkça HDL düzeylerinin düştüğü gösterilmiş. Aslında sadece şekerin ve tatlıların değil, rafine unun da benzer etkileri olduğu gösterilmiş.

En yüksek HDL seviyelerine sahip kişiler genellikle günlük kalorilerinin % 5 veya daha azını şekerden sağlayan kişilerden oluşuyor. HDL kolesterolün yükselmesi için karbonhidrat tüketiminde tam tahıllar veya baklagiller gibi kompleks karbonhidratlar tercih edilmeli ve onların da miktarı abartılmamalı.

HDL kolesterolü yükseltmek için bir yol da şekeri ve tatlıları azaltmaktan geçiyor.
HDL kolesterolü yükseltmek için şekeri ve tatlıları azaltmak gerekli

4- Mor gıdalara önem verin

Mor renkli sebzeler sağlık için büyük öneme sahip ve HDL kolsterolü yükseltmek için destek
Mor renkli sebzeler<HDL kolesterolü yükseltmek için büyük öneme sahip

Her renk sebze ve meyve beslenme açısından ayrı öneme sahipse de, kırmızı ve mor renkli sebze ve meyvelerin hem HDL kolesterolü yükseltmek, hem de LDL kolesterolü düşürmek için ayrı bir önemi var. Kırmızı ve mor sebze ve meyvelere bu rengini veren antosiyaninler adı verilen  maddeler.

Yapılan araştırmalar antosiyaninlerin % 14 civarında HDL artışına yol açtığını ve LDL kolesterolün de düşmesine yardımcı olduğunu göstermiş. Pancar, kırmızı lahana, patlıcan, ahududu, böğürtlen, siyah üzüm, siyah erik, nar gibi sebze ve meyveler antosiyanin miktarlarını arttırdığı gibi alınan lif miktarını da arttırır ve kolesterolünüzün düzelmesine yardımcı olur.

5- Yağlı balıkları yiyin

Haftada bir veya iki kez somon gibi yağlı balıklardan yemeye gayret edin. Yağlı balıkların içinde bulunan omega 3 yağlar HDL kolesterolü yükseltmek için yararlıdır. Bu balıkları pişirirken kızartmayın, kızartma balığın içindeki omega 3 yağları değiştirerek zararlı yağlar haline dönüştürür.

Yağlı balıkları sık tüketmek HDL kolesterolü yükseltmek için yardımcı olur.
Yağlı balıkları sık tüketmek HDL kolesterolü yükseltmeye yardımcı olur.

Bunun yerine ızgara veya buğulama gibi daha sağlıklı pişirme tekniklerini tercih edin. Bu kapsamda, içinde omega 3 yağlar bulunan ceviz, keten tohumu, yeşil yapraklı sebzeler gibi bitkisel gıdalar da sayılabilir,ancak  bu gıdalarla ilgili olarak sağlıklı porsiyon miktarlarını aşarsanız kilo problem ile karşılaşırsınız.

6- Siyah çikolatanın tadına bakın

Siyah çikolata iyi bir antioksidandır.
Siyah çikolata iyi bir antioksidandır.

Siyah çikolata iyi kolesterolü arttırır. Günde 50 gram kadar siyah (% 70 üzerinde kakao içeren) tercihan acı siyah çikolatanın HDL’nin miktarını değil ama antioksidan etkisini arttırdığı gösterilmiş.

Ancak siyah çikolata tüketimini abartırsanız kilo problemi ortaya çıkar, bu nedenle günde 50 gramı geçmeyin.

Yukarıda saydıklarımız HDL kolesterolü yükseltmenin başlıca yöntemleri. Ancak, bunların içinde en etkilisinin egzersiz, özellikle de aerobic egzersiz olduğu unutulmamalıdır. Dolayısıyla, kalkın ve hareketlenin !

İlgili konular
Kalp krizi için altı adım
Kadın kalbi daha hassas
Sokak yiyecekleri kalbinizin düşmanı
Kalp sağlığı ve yumurta

KALP KRİZİ RİSKİ İÇİN ALTI ADIM

Kalp krizi riski toplumda çok yüksek. Rakamlar ortalama her üç erişkinden birinin ölüm sebebinin kalp hastalıkları olduğunu gösteriyor. Hastaların % 20- 30 kadarı en az 3’te biri aniden kaybediliyor. Ancak bireysel olarak alınan kararlar ve önlemlerle bu rakamlar tersine çevrilebiliyor ve kalp hastalıkları riski azaltılabiliyor.

Kalp krizi riski toplumda çok yüksek. Rakamlar ortalama her üç erişkinden birinin ölüm sebebinin kalp hastalıkları olduğunu gösteriyor. Hastaların % 20- 30 kadarı ani ölümle kaybediliyor. Ancak bireysel olarak alınan kararlar ve önlemlerle bu rakamlar tersine çevrilebiliyor ve kalp hastalıkları riski azaltılabiliyor.

Kalp krizi riski nedir?

Rakamlar, kalp hastalıklarının görülme sıklığının arttığını gösteriyor. En çok dikkat edilmesi gereken rahatsızlıkların başında ise koroner kalp hastalığı geliyor. Koroner kalp hastalığı sorunu yaşayan her 100 kişiden 25’i herhangi bir belirti olmadan ani ölümle karşılaşıyor. Koroner kalp hastası olanların ancak %30’u başına bir iş gelmeden önce bunu öğrenebiliyor.

Koroner kalp hastalıkları büyük ölçüde diğer kalp sorunlarına da zemin oluşturuyor ve sorunun temelinde “damar yaşlanması” yatıyor. Çağdaş tıbbın kurucularından Dr. William Osler’in “İnsan damarlarının yaşındadır” sözü hala geçerli ve qamarın yaşlanması büyük ölçüde doğumla başlayan bir süreç. İnsanın yaşı ilerledikçe damar sertliğinin de ilerlediğini görüyoruz. Bu açıdan kalp hastalıklarının önlenmesi, aslında yaşlanmanın önlenmesi anlamına da geliyor. Kalp hastalıklarını önlemek için önce damar sağlığını korumak gerek.

Bugün kalp hastalıkları riskimizi en gerçekçi biçimde öğrenebilmemiz için çeşitli algoritmalar mevcut ve 40 yaşını geçen herkesin risk analizini yaptırması gerekli ve kalp hastalıklarından korunma başlı başına bir risk mücadelesi anlamına geliyor.

Kalp krizi riski azalması için neler yapılabilir?

1- Şekeri bırakın

Pratik olarak vücudun şeker ihtiyacı diye bir kavram yok. İhtiyaç olduğunda vücut tüm gıdalardan şeker üretme kapasitesine sahip. Fazla şeker tüketiliyorsa bunu olabildiğince düşük miktarlara çekmek gerekiyor. Şeker hastası olmayı engellemek kalp hastası olma riskinizi de azaltıyor.

Vücudun şeker ihtiyacı diye bir kavram yok ama şeker tüketimi ile kalp krizi riski artıyor.
Vücudun şeker ihtiyacı diye bir kavram yok ama şeker tüketimi ile kalp krizi riski artıyor.

Öte yandan, şekeri bırakarak, şekerin yaratacağı fazla kiloyu ve obezite riskini de engellemek mümkün. Bu da kalp hastalıklarını önlemek açısından çok önemli.

Şekerin ne tip veya ne kaynaklı olduğu da önemli değil, adı ne olursa olsun şeker şekerdir.

2- Tuzlu gıdaları alışveriş listenizden çıkarın

Aşırı tuz tüketimi yüksek tansiyona neden olarak kalp sağlığımızı tehdit ediyor. Gün içinde tükettiğimiz tuzun çoğu endüstriyel gıdalardan geliyor. Ürünlerin etiketlerini incelemeyi mutlaka bir alışkanlık haline getirip tuz miktarını kontrol etmeyi unutmamak gerek.

Fazla tuz kalp, damarlar ve böbrekler için sakıncalıdır
Fazla tuz kalp, damarlar ve böbrekler için sakıncalıdır

Sofraya tuzluk koymamak, az tuzlu peynir ve zeytin almak, market alışverişlerinde sürekli alınan gıdaları tuz açısından da inceleyerek zararlı olabilecekleri alışveriş listenizden çıkarmak ve gizli tuz kaynaklarından kaçınmak bu konuda yapılması gerekenler arasında sayılabilir.

3- Sigarayla “sonsuza dek” vedalaşın

Sigara içmeyi bırakmak kalp krizi riski azalması açısından çok önemli. Özellikle kadınların bu konuda daha çok önlem alması gerekiyor, çünkü sigara menopoz öncesi kadınlarda kalp hastalıkları riskini ciddi şekilde artırıyor.

Sigara kalp krizi riskini ciddi şekilde arttırıyor.
Sigara kalp krizi riskini ciddi şekilde arttırıyor.

4- Ölçülü beslenmeye çalışın

Kalp krizi riskinin azalması için aşırı gıdadan kaçınmak ve tüketime dikkat etmek gerekiyor. Alınması gereken ideal oranlar %50-60 karbonhidrat, %20-30 protein ve %10-15 yağ olarak belirtiliyor. Alınması gereken proteinin üçte ikisi bitkisel gıdalardan gelmeli. Özellikle ev dışında yemek yerken dikkatli olmakta büyük yarar var.

Sğlıksız yiyecekler kalp krizi riski açısından sorun yaratır

Hayvansal proteinde de balığa daha fazla yer verilmesinde yarar var. Kızartma derecesine kadar kızdırılan her yağ tehlikeli hale geldiği için her tür kızartmadan uzak durmak gerekli. Hayvansal yağları da olabildiğince az tüketmeyi prensip edinmek gerekiyor.

5- Her fırsatta hareket edin

Kalp krizi riskini azaltmak için düzenli olarak egzersiz yapmakta yarar var. Her akşam yarım saatlik yürüyüşler bile kalp sağlığı için büyük önem taşıyor. Dans etmek, bahçeyle uğraşmak, alışverişe yürüyerek gitmek, kısaca günlük hayatta hareketli olmak gerekiyor. 

Kalp yetersizliğinde yürüyüş ihmal edilmemeli

6- Stresinizi yönetmeyi öğrenin

Stres kaçınabileceğiniz birşey değil ama sorun zaten stres değil, strese verilen tepki. Stresin yarattığı psikolojik tepkiler kalp krizi riskini ortalama iki kat arttırıyor. Bu nedenle stresi yönetmeyi öğrenmek ve kendinizi stresin yaratacağı psikolojik sonuçlardan korumak çok büyük önem taşıyor.

Depresyon ciddi bir duygudurum bozukluğudur

Kalp krizi riski için başka neler yapılabilir?

Kalp krizi riskini azaltmak için yapılabilecekler arasında düzenli kontrolleri ihmal etmemek, tansiyon, şeker ve kolesterolü kontrol altında tutmak ve kullanılan ilaçları gereksiz kesmemek gerekiyor. Kalp krizi riskiniz kontrol edilebilen ve azaltılabilen bir faktör ve bu şekilde hayata sağlıklı yıllar katmak mümkün.

ABUR CUBUR BESLENME NEDEN ZARARLI?

Abur cubur yiyeceklere yararsız ve gereksiz oldukları için bu isim veriliyor. Sadece gereksiz ve yararsız değiller, zararları da var.Abur cubur yiyeceklerin zararlı olmasının 10 nedeni şöyle sıralanıyor.

Abur cubur beslenme neden bu adı almış biliyor musunuz? Türk Dil Kurumu sözlüğü abur cubur karşılığı olarak şu karşılıkları yazıyor: “1. isim:  Yararı gözetilmeksizin rastgele yenilen şeyler- 2. sıfat İşe yaramayan, boş- 3. zarf Yararsız bir biçimde”. Bu durumda bu yiyeceklerin yararsız ve gereksiz olduğu anlaşılıyor. Sadece gereksiz ve yararsızlar mı acaba, yoksa zararları da var mı. Abur cubur yiyeceklerin zararlı olmasının 9 nedeni şöyle sıralanıyor.

Abur cubur beslenme sonucundaki zararlar

Kalp hastalığı riski

Abur cubur beslenme kalp hastalığı riskini arttırabilir. Abur cubur yiyecekler yüzünden kanda trigliserid ve kolesterol düzeyleriniz artar. Ayrıca bu yiyeceklerin içindeki fazla miktardaki kalori nedeniyle kilo alma ihtimaliniz artış gösterir, bu da kalp hastalığı için ilave bir risk yaratır.

Hipertansiyon

Abur cubur beslenme tansiyonunu yükseltebilir. Bu yiyeceklerin içinde bulunan fazla miktarda tuz nedeniyle tansiyonunuz yükselir. İçerdikleri aşırı yağ, şeker, rafine un ve kalori nedeniyle artan şişmanlık ve şeker hastalığı riski de tansiyonunuzu olumsuz etkiler.

Diyabet

Sağlıksız yiyecekler şeker hastalığına yol açabilir. Sağlıklı bir diyetle kan şekeriniz fazla dalgalanma göstermez. Ancak, abur cubur yiyeceklerin içinde fazla miktarda bulunan şeker ve rafine un nedeniyle, kan şekerinin düzeni bozulur, bu da bir süre sonra şeker hastalığına neden olabilir.

Kanser

Abur cubur beslenme kanser riskini arttırabilir. Bu yiyecekleri fazla tüketmenin başta mide, barsak, prostat, meme ve karaciğer kanserleri olmak üzere pek çok kanser türüne yakalanma olasılığını arttırdığını gösterir çok sayıda araştırma mevcuttur.

Karaciğer

Sağlıksız yiyecekler karaciğere zarar verebilir. Bu yiyeceklerin içindeki fazla miktardaki trans yağ ve şeker karaciğer yağlanması yaratarak siroza kadar giden sorunlara neden olabilir.

Mide barsak sistemi

Abur cubur beslenme hazımsızlık nedeni olabilir. Çoğu abur cubur yiyecek kızartılmış ve fazla baharatlı olduğu için, özellikle reflüsü veya fonksiyonel barsak rahatsızlığı olanlarda şikayetleri arttırır. Ayrıca abur cubur yiyecekler lif açısından fakir olduklarından kabızlık nedeni de olabilirler.

Beyin fonksiyonları

Bu tip yiyecekler beyin fonksiyonlarınızı etkileyebilir. Yapılan çalışmalar bir hafta boyunca abur cubur gıdalarla beslenen sıçanlarda hafıza gerilemesi olduğunu göstermiş. Bunun nedeni olarak abur cubur gıdalarda bolca bulunan trans yağlar gösteriliyor.

Yorgunluk

Sağlıksız yiyecekler yorgunluğun temel sebebi olabilir. Her ne kadar abur cubur yiyecekler doymuş hissetmenizi sağlasalar da, güç sağlayan besleyicileri içermezler. Dolayısıyla, çoğunlukla abur cubur yiyen ve sağlıklı beslenmeyi sağlayamayan kişilerde bu durum kronik yorgunluk sebebi olabilir. Belki de kolunuzu bile kaldıramamanızın sebebi budur.

Depresyon

Abur cubur beslenme genç ergenlerde depresyon nedeni olabilir. Ergenlerde ortaya çıkan pek çok hormonal değişim onları duygusal ve davranışsal değişikliklere duyarlı hale getirir. Hormon dengesini sürdürebilmek için sağlıklı diyetin önemi büyüktür. Abur cubur yiyecekler gerekli besleyicilerden yoksun oldukları için, genç ergenlerde depresyon olasılığının yarıdan fazla artmasına neden olurlar.

Tüm bu nedenlerden ötürü abur cubur yiyeceklerden uzak durmak ve olabildiğince az tüketmek en iyisi. Sağlıklı bir yaşamın en baş şartlarından birisi sağlıklı beslenmek. Sağlıklı beslenmenin en kolay yolu ise, evde yemek pişirmek.

İlgili konular
Yenmesi hiç gerekmeyen besinler
Kalp hastaları ramazanda oruç tutabilir mi?
Gizli tuz kaynakları
Şeker
Ramazan, oruç ve kalbiniz
Buzdolabınızdaki tehlikeler

YENMESİ GEREKMEYEN BESİNLER

Günlük hayatta tüketip durduğumuz ama aslında boş kalori kaynağı olmak dışında hiç bir yararı olmayan pek çok besin maddesi var. Bu besin maddelerinin önemli bir kısmı zaten besin gibi de görülmediği için, özellikle kilo vermenin ya da diyabet, hipertansiyon gibi hastalıklar nedeniyle yapılan diyetlerin Önündeki de en önemli engellerden biri durumundadır.

Günlük hayatta tüketip durduğumuz ama aslında boş kalori kaynağı olmak dışında hiç bir yararı olmayan pek çok besin maddesi var. Bu yenmesi gerekmeyen besinler zaten çoğu zaman besin gibi de görülmediği için, özellikle kilo vermenin ya da diyabet, hipertansiyon gibi hastalıklar nedeniyle yapılan diyetlerin önündeki de en önemli engellerden biri durumunda.

İçecekler

  • Alkollü içecekler
  • Likörler, şuruplar ve meyve konsantreleri (alkollü ya da alkolsüz)
  • Şekerli toz içecekler
  • Şekerli gazlı veya gazsız alkolsüz içecekler (kola, gazoz, ice tea vb.)
  • Enerji içecekleri
  • Şeker ilavesizler dahil tüm hazır meyve suları (domates suyu hariç)

Yağlar ve Süt Ürünleri

Mandıra ürünleri
Mandıra ürünleri
  • Tereyağ, margarin ve diğer hayvansal yağlar
  • Krem şanti ve benzeri kremalar
  • Süt kreması, kondanse süt
  • Kaymak
  • Aromalı sütler ve milkshake’ler
  • Aromalı tatlı yoğurtlar
  • Sıcak çikolata ve çikolatalı süt

Şekerli ve unlular yenmesi gerekmeyen besinler arasındadır

Şekerli ve unlular yenmesi gerekmeyen besinler arasındadır
Şekerli ve unlular yenmesi gerekmeyen besinler arasındadır
  • Şeker (her ne amaçla kullanılıyor olursa olsun)
  • Glukoz şurubu
  • Reçel ve marmelatlar
  • Bal
  • Bisküviler
  • Kek, pasta ve kurabiyeler
  • Şeker içeren tüm kahvaltılık gevrekler
  • Açma, poğaça, börek ve benzeri tatlı içermeyen hamurlu gıdalar ve pastane ürünleri
  • Kiş ve tartlar
  • Yüksek yağ içeren krakerler
  • Gofretler ve benzeri şeker/çikolata içeren barlar
  • Donut
  • Puddingler
  • Şekerlemeler
  • % 70 üzeri kakaolu bitter çikolatalar hariç olmak üzere çikolata
  • Sürülebilir kakaolu kremalar
  • Şekerli meyve ezme ve pestilleri
  • Dondurma
  • Şurup içindeki meyve konserveleri

Diğer Yenmesi Gerekmeyen Besinler

  • Salam, sosis, sucuk ve diğer şarküteri etleri
  • Kızartmalar (patates dahil)
  • Mısır, patates ve diğer sebze cipsleri
  • Yağda kavrulmuş çerezler (yağlı patlamış mısır dahil)
  • Mayonez

Aslında bu liste daha da uzatılabilir ve tabii ki burada sayılan yenmesi hiç gerekmeyen besinler tümüyle hayatımızdan çıkabilecek gibi değil. Ama bu besinlerle ilgili dikkatli olmakta ve alternatifler geliştirmekte yarar var. Mesela atıştırmalık olarak marul yaprağı, salatalık, havuç, karnabahar, cherry domates gibi sebzeler (dip sos olmaksızın) veya yağsız patlamış mısır, patates kızartması yerine haşlanmış minik patatesler, pastane ürünleri yerine tam buğday veya kepek ekmeği ile yapılmış kanape ve sandviçler kullanılabilir.

İlgili konular
Kalp hastaları ramazanda oruç tutabilir mi?
Gizli tuz kaynakları
Şeker
Ramazan, oruç ve kalbiniz
Buzdolabınızdaki tehlikeler
Kalp yetersizliği ve egzersiz
Kalp yetersizliği ve diyet
Should You Completely Avoid Junk Food?
Junk-Food Facts

Gizli tuz kaynakları

Ülkemizde günlük kişi başı tuz tüketimi ortalama 18 gram civarındadır. Bunda sık kullandığımız gizli tuz kaynakları büyük önem taşır. Nitekim ülkemiz kalp hastalıkları ve inme açısından Avrupa ortalamasının epey üzerindedir. Yapılan çalışmalarda diyetteki tuz miktarını azaltmanın hipertansiyon, inme, kalp hastalıkları ve diğer sağlık sorunlarında belirgin düşüş sağladığı gösterilmiştir. Tuz (NaCl) alımının günde 5 gramdan fazla olmaması önerilmektedir.

Ülkemizde günlük kişi başı tuz tüketimi ortalama 18 gram civarındadır. Bunda sık kullandığımız gizli tuz kaynakları büyük önem taşır.

Ülkemiz kalp hastalıkları ve inme açısından Avrupa ortalamasının epey üzerindedir. Yapılan çalışmalarda diyetteki tuz miktarını azaltmanın hipertansiyon, inme, kalp hastalıkları ve diğer sağlık sorunlarında belirgin düşüş sağladığı gösterilmiştir. Tuz (NaCl) alımının günde 5 gramdan fazla olmaması önerilmektedir.

Fazla tuz almamızın temel nedeni, birçok gıdanın içinde bol miktarda tuz bulunması ve bizim bu tuzun farkında olmayışımız. Bu şekilde de ihtiyacımızın çok üzerinde tuz tüketiyoruz. Peki, farketmeden çok tuz almamıza yol açan gıdalar neler?

Ülkemizde yapılan SALTURK II araştırmasının sonuçlarına göre tuz tüketimine sofrada kullanılan tuzun etkisi % 11 kadar. Aldığımız tuzun %90’a yakınını tükettiğimiz gıdalar içinde farketmeden alırız.

Tükettiğimiz tuzun kaynakları
Tükettiğimiz tuzun kaynakları

Fazla Gizli Tuz İçeren Gıdalar

Tuz çok eski çağlardan beri tat arttırıcı olarak ve gıdaları korumak amacıyla kullanılan bir madde. Bu nedenle dünyanın hemen hemen her yerinde gıdaların kültürel alt yapısında tuz vardır. Günümüzde hazır satılan gıdalar da bunun dışında değildir. Çoğu zaman tuz alırken ne kadar tuz aldığımızı farketmeyiz bile.

Peki nedir bu gizli tuz kaynakları? Aslında bunları hemen hemen hepimiz sıklıkla tüketiyoruz, o nedenle bunları bilmek büyük önem taşıyor. Bu gıdaların başlıcalarını aşağıda görebilirsiniz.

Başlıca 10 gizli tuz kaynağı
Başlıca 10 gizli tuz kaynağı

Ekmekte gizli tuz çok fazla

Sofraların vazgeçilmezi ekmek maalesef çok tuzlu. Ekmekteki tuz oranının azaltılmasına yönelik bütün çabalara karşılık, tuz oranı hala ekmeğin cinsi ve imalatçısında göre % 1- 2 arasında değişiyor.

Ekmekte gizli tuz çok fazla
Ekmekte gizli tuz çok fazla

Günde 200 gram ekmek yiyen birisi bu şekilde günde 2- 4 gram tuzu sadece ekmekten alıyor. Ortalama Türk insanının aldığı günlük tuzun üçte biri sadece ekmek kaynaklı.

Peynir

Peynir pek çok kişinin severek tükettiği en önemli gizli tuz kaynakları arasında. Ancak peynir çok tuzlu. Aşağıda çeşitli peynirlerin 100 gramında olan tuz oranlarını görüyorsunuz. Bilgiler Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının tebliğinden:

Peynir çeşitleriNem oranıTuz oranı
Olgunlaştırılmış beyaz peynir606,5
Taze beyaz peynir65 6,5
Kaşar peyniri (olgunlaştırılmış)40  4
Taze kaşar peyniri453
Tulum peyniri60  4,5
Eritme peyniri455
Çeşitli peynir çeşitlerinde tuz oranları
Peynirlerde gizli tuz oranı yüksek
Peynirlerde gizli tuz oranı yüksek

Zeytin

Zeytin Türk kahvaltısının vazgeçilmezlerinden. Buna karşılık, zeytindeki tuz oranı % 10’u bulabiliyor.. Tanesi 15 gram civarında olan 5 adet zeytin yediğinizde günlük tuz ihtiyacınız olan 5 gramdan fazlasını almış oluyorsunuz. Bu nedenle tuzsuz zeytin tercih etmekte fayda var.

Zeytinler
Zeytinler çok tuzlu

Şarküteri ürünlerinde gizli tuz

Sucuk, salam, sosis, pastırma ve kavurma gibi şarküteri ürünleri ciddi miktarda tuz içeriyor. Sucuk, sosis ve pastırmada genellikle % 5 civarında tuz bulunuyor.

Şarküteri

Turşu

Çoğu kişi turşuyu çok sever. Buna karşılık turşunun tuz içeriği oldukça yüksek. Örneğin 100 gram salatalık turşusu genellikle 2,5 gram, yani günlük ihtiyacınızın yarısı kadar tuz içeriyor.

Turşu ciddi bir tuz kaynağı
Turşu ciddi bir tuz kaynağı

Ayranda gizli tuz

Piyasada satılan hazır ayranlar genellikle %0.6 tuz içerir. Bu, bir su bardağı ayranda 1.2 gram tuz olduğu anlamına gelir ki, tek başına bir bardak ayran bile günlük tuz iihtiyacınızın neredeyse dörtte birini karşılar. Üstüne üstlük, çoğu kişi ayranın içine ilaveten tuz ekler.

Çözüm: Ayranınızı evde yoğurttan kendiniz yapın ve içine tuz katmayın.

Ayran besin öğeleri
Ayran besin öğeleri

Kuruyemiş

Her gün 50 gramı geçmeyecek şekilde çiğ kuruyemişleri tüketmek yararlıdır, ancak ülkemizde kuruyemiş genellikle tuzlu kavrulmuş olarak sevilir. Bunun sonucunda da gereğinden fazla tuz alınmasının yanısıre, kuruyemişin faydaları da ortadan kalkar.

Kuruyemişte tuza dikkat
Kuruyemişte tuza dikkat

Bisküvi ve Krakerler

Bisküvi ve krakerler çoğu kişinin dolabında veya işyerindeki çekmecesinde çay yanında atıştırmak üzere bulunuyor. Ama, pek az kişi tatlı bisküvilerin 100 gramında yaklaşık 600 mg, tuzlu bisküvi ve krakerlerin 100 gramında ise yaklaşık 750 mg tuz olduğundan haberdar.

Cips

Hazır satılan patates ve mısır cipsleri çok tüketilen atıştırmalıklar arasında bulunuyor. Özellikle toplu halde maç veya film seyrederken heyecandan genellikle tüketim de abartılabiliyor. Buna karşılık patates cipsinin 100 gramında 1.4 gram tuz var. Yani, normal boy (80 gram) bir paket cips yediğinizde 1 gramdan fazla tuz almış oluyorsunuz.

Cipsler de tuz kaynağı
Cipsler de tuz kaynağı

Gazoz ve Kola içinde gizli tuz

Kola ve gazoz cinsleri sıklıkla tüketilen içeceklerden. Ancak şekersizlerini içip içeriğindeki şekerden korunabilseniz bile içindeki tuz kalıyor. Bir bardak kola veya gazozun içinde 200- 300 mg civarında sodyum, yani 500- 600 mg civarında tuz eşdeğeri bulunur ki, bu da günlük tuz limitinizin onda biri.