Hipertansiyon nedir?

Tansiyon yüksekliği yani hipertansiyon çağımızın en önemli sorunlarından biri. Bu soruna yaklaşım önce hipertansiyon nedir sorusunun yanıtıyla başlar.

Tansiyon yüksekliği yani hipertansiyon çağımızın en önemli sorunlarından biri. Bu soruna yaklaşım önce hipertansiyon nedir sorusunun yanıtıyla başlar.

Table Of Contents

Hipertansiyonda sorunun boyutu

  • Hipertansiyon kalp, beyin, böbrek, damarlar ve diğer organlarda sorun yaratma kapasitesine sahip ciddi bir tıbbi tablodur.
  • Dünyada 1.13 milyar insanda hipertansiyon olduğu ve bunların üçte ikisinin düşük ve orta gelirli ülkelerde olduğu tahmin edilmektedir.
  • Her 4 erkekten ve her 5 kadından birinde hipertansiyon mevcuttur.
  • Her 5 hipertansiyonludan ancak bir tanesinin tansiyonu kontrol altındadır.
  • Hipertansiyon dünyada yaşam süresini kısaltan en önemli nedenlerden biridir.
  • Her yıl 7 milyona yakın kişi hipertansiyonla ilişkili sorunlar sonucunda yaşamını yitirmektedir.

Hipertansiyon nedir?

Hipertansiyon, kan basıncının yani tansiyonun normal sınırlar üzerinde seyretmesidir. Dinamik bir fizyolojik değişken olan kan basıncı, çeşitli koşullar altında zaman zaman kısa sürelerle normal seviyelerin üzerine çıkabilir. Ancak kan basıncı yükselmesinin kalıcı hale gelmesi durumuna hipertansiyon denir.

Normal ve anormal kan basınçları nelerdir?

Normal ve anormal kan basınçları ayrımı için önerilen sınırlar aşağıdadır:

KategoriSistolik Kan Basıncı (mmHg)Diyastolik Kan Basıncı (mmHg)
Normal <120 ve <80 <120ve<80
Artmış 120–139 ve/veya 80-89 120- 139ve/veya80-89
Hipertansiyon ≥140 ve/veya ≥90 ≥140ve/veya≥90
Evre 1 Hipertansiyon ≥140–159 ve/veya≥90-99
Evre 2 Hipertansiyon ≥160 ve/veya≥100
Kan basıncı değerlerinin sınıflandırılması

Ancak, bu kan basınçlarının standart koşullarda ölçülmüş ve zaman içinde tutarlılık gösterir nitelikte olması gerekir.

Hipertansiyon sadece kan basıncının yüksek olması değildir
Hipertansiyon sadece kan basıncının yüksek olması değildir

Hipertansiyon sadece kan basıncı yüksekliği değildir. Kan basıncı yüksekliğinin de içinde olduğu ve kalp damar hastalıkları riskinin artışı ile seyreden hemodinamik, hücresel ve metabolik süreçler topluluğunun oluşturduğu bir klinik durumdur. Şeker metabolizması sorunları (diyabet, insülin direnci, metabolik sendrom) ve kan yağları yüksekliği sıklıkla hipertansiyon ile birlikte bulunur.

Kan basıncı yüksekliği hipertansiyonun sadece bir bulgusudur, üstelik erken bulgusu da değildir. Kan basıncının yükselmesine neden olan faktörler, hipertansiyonun yol açtığı koroner kalp hastalığı, kalp yetersizliği, inme, böbrek hastalığı gibi sorunların oluşumuna da zemin hazırlar. Bu nedenle, hipertansiyon tanısı kan basıncı ile konsa bile, hipertansiyon asla sadece kan basıncından ibaret bir durum değildir.

Sonuç olarak hipertansiyonun tanımı, “Kimi genetik ve çevresel predispozan faktörlerin etkisi ile gelişen ve kardiyovaskuler ve metabolik komplikasyonlara yol açan kalıcı kan basıncı yükselmesi” şeklinde yapılabilir.

COVID-19 VE KALP İLAÇLARI

Covid-19 ve kalp ilaçları konusu giderek daha ön plana çıkıyor. Enfeksiyonun kalp damar sistemi üzerine doğrudan etkisi zaten yeterince önemli. Buna bir de salgın sırasında kalp ilaçlarının aksaması sorunu ekleniyor.

Covid-19 ve kalp ilaçları konusu giderek daha ön plana çıkıyor. Enfeksiyonun kalp damar sistemi üzerine doğrudan etkisi zaten yeterince önemli. Buna bir de salgın sırasında kalp ilaçlarının aksaması sorunu ekleniyor.

Bu konuda bilgilendirme amacıyla Avrupa Kardiyoloji Derneği hastalara yönelik bir bilgilendirme çalışması ve kılavuzu hazırladı. Bu dokümandan da yararlanılarak kalp hastalarının sorunlarına yanıt verilmeye çalışılacaktır.

Covid-19 pandemisi sırasında kalp krizi ve inme

Aşağıdaki belirtileriniz varsa, acilen 118’i arayınız veya en yakın sağlık kuruluşuna başvurunuz.

Kalp krizi

  • Giderek artan şiddetli göğüs ağrısı
  • Şiddetli çarpıntı
  • Nefes darlığı
  • Bayılma

İnme

  • Yüzde çarpılma
  • Kol ve/veya bacakta güçsüzlük
  • Konuşma güçlüğü

Unutmayın. Salgın sürecinde yapılmış “Evde Kal” çağrısı ve sokağa çıkma kısıtlamaları kalp krizi ve inme geçiren hastaları kapsamamaktadır. Bu hastalarda geçen her dakika önemlidir.

Kalp İlaçları ve Covid-19 sırasında tedavi

  • Kalp ilaçlarımın dozunu değiştirmeli miyim
    • Kalp ilaçları ve Covid-19 seyri arasında bir sorun sözkonusu değildir. Doktorunuzun bilgisi dışında kalp ilaçlarınızı kesmek veya dozunu değiştirmek çok tehlikeli olabilir ve durumunuzu daha da kötüleştirebilir. İlaçlarınız yüksek kan basıncını kontrol ederek kalp krizini veya inmeyi önlerler, ayrıca kalp yetersizliğinin tedavisinde de çok etkilidirler. Doktorunuz tarafından önerilmeyen herhangi bir tedavi değişikliği sizi kalp rahatsızlığınızın kötüleşmesi riskiyle karşı karşıya bırakabilir.
  • Basında yüksek tansiyonu tedavi etmek için yaygın olarak kullanılan bazı ilaçların (ACE İnhibitörleri ve Anjiyotensin Reseptör Blokerleri) hem enfeksiyon riskini hem de koronavirüs ile enfeksiyonun şiddetini arttırabileceğini gösteren haberler çıktı. Bu ilaçlar tehlikeli mi?
    • Bu ilaçlar hakkında çıkan haberlerin bilimsel temeli ya da onu destekleyen kanıtları yoktur. Bu nedenle, tansiyon ilaçlarınızı reçete edildiği şekilde almaya devam etmeniz şiddetle önerilir.
Covid-19 sırasında kalp ilaçlarınıza devam edin
Covid-19 sırasında kalp ilaçlarınıza devam edin
  • Bağışıklığı baskılayan ilaçlar kullanan hastalar ne yapmalı?
    • Örneğin, kalp, böbrek veya karaciğer nakli sonrası bağışıklığı baskılayan ilaçlar kullanan hastalar bu ilaçları kendilerine önerildiği şekilde almaya devam etmelidir. Dozların azaltılması, nakledilen organın reddedilmesi riskini arttıracaktır. Lütfen tüm ilaçlarınızı doktorunuzun önerdiği sekilde almaya devam ediniz. Doktorunuzun bilgisi olmadan herhangi bir değişiklik yapmayınız.
  • Covid-19 tedavisinde kullanılan bazı ilaçların tehlikeli aritmilere neden olabileceği yönünde haberler mevcut. Bu konuda bilinmesi gerekenler nelerdir?
    • Uzun QT sendromu kalbin elektriksel sinyallerinde gecikmenin olduğu ve aritmi (düzensiz kalp atışları) riskinin arttığı kalıtsal bir durumdur. Covid-19 hastalarını tedavi etmek için kullanılan deneysel ilaçlardan bazıları QT aralığını uzatabilir ve bazı bireylerde aritmilere neden olabilir. Bu ilaçlar arasında sıtma tedavisinde kullanılan ilaçlar (klorokin, hidroksiklorokin), kimi antibiyotikler (azitromisin) ve anti-retroviral ilaçlar sayılabilir.
    • Ek olarak, atriyal fibrilasyonda veya kimi psikiyatrik hastalıklarda kullanılan bazı ilaçlar da QT aralığını uzatabilir.
    • Bu nedenle, doktorunuzun aldığınız tüm ilaçları bilmesi gerekmektedir.
    • Uzun QT Sendromlu hastalar hastaneye başvurduklarında, doktorlarını mevcut kalp hastalıklarıyla ilgili bilgilendirmelidirler.
    • Hastaneye yatmanız gerekiyorsa, lütfen tüm ilaçlarınızın tam ve güncel bir listesini yanınıza alın.

GÜNLÜK YAŞAMDA COVID-19

Günlük yaşamda Covid-19 hakkında herkesin aklında sorular mevcut. Maske, mesafe ve hijyen konusu yeterince konuşuldu, ancak günlük yaşam bundan ibaret değil.

Günlük yaşamda Covid-19 hakkında herkesin aklında sorular mevcut. Maske, mesafe ve hijyen konusu yeterince konuşuldu, ancak günlük yaşam bundan ibaret değil.

Bu konuda bilgilendirme amacıyla Avrupa Kardiyoloji Derneği hastalara yönelik bir bilgilendirme çalışması ve kılavuzu hazırladı. Bu yazıda bu dokümandan da yararlanılarak kalp hastalarının sorunlarına yanıt verilmeye çalışılacaktır.

Covid-19 pandemisi sırasında kalp krizi ve inme

Aşağıdaki belirtileriniz varsa, acilen 112’yi arayınız veya en yakın sağlık kuruluşuna başvurunuz.

Kalp krizi

  • Giderek artan şiddetli göğüs ağrısı
  • Şiddetli çarpıntı
  • Nefes darlığı
  • Bayılma

İnme

  • Yüzde çarpılma
  • Kol ve/veya bacakta güçsüzlük
  • Konuşma güçlüğü

Unutmayın. Salgın sürecinde yapılmış “Evde Kal” çağrısı ve sokağa çıkma kısıtlamaları kalp krizi ve inme geçiren hastaları kapsamamaktadır. Bu hastalarda geçen her dakika önemlidir.

Günlük yaşamda Covid-19 enfeksiyonundan korunma

Toplum içinde Covid-19 enfeksiyonundan korunma

  • Kalabalık alanlardan kaçınmak şartıyla evin dışında güvende olur muyum? Örneğin, parka gidebilir miyim veya yürüyüş yapabilir miyim?
    • Evet. Virüs, enfekte olan insanlardan bulaşır ve bu nedenle tek başınıza dışarı çıkmanız herhangi bir sorun yaratmaz.
    • Önemli olan, insanlarla temastan kaçınmaktır.
    • Bu nedenle düğünler, toplantılar ve benzeri insanların bir arada olacağı etkinliklerden mutlaka kaçınmak gerekir. Alışveriş merkezleri, ibadethaneler, restoranlar ve benzeri insanların toplu olarak bulunduğu yerlerden uzak durun.
    • Evden çıkmanız gerekiyorsa (yiyecek alışverişi vb. için), lütfen diğer insanlar ile aranızda en az iki metrelik bir mesafe bırakmaya özen gösterin ve mutlaka maske takın.
  • Yolculuk yapabilir miyim veya toplu taşımayı kullanabilir miyim?
    • Zorunlu olmayan tüm yolculuklarınızı erteleyin. İmkan varsa gideceğiniz yerlere kendi aracınızla gidin.
    • Kamu otoriteleri tarafından yayınlanan yönergelere harfiyen uyun.
    • Toplu taşıma sırasında çift maske kullanmakta yarar vardır. Otobüs, tren ve uçak yolculukları konusunda özellikle tedbirli olun, ayrıca kamu otoritelerinin koyduğu kurallara harfiyen uyun.
  • Önceden planlanmış doktor veya hastane randevularıma gitmeli miyim yoksa iptal mi etmeliyim?
    • Doktorunuz veya hastaneniz planlanmış poliklinik randevularını kabul ediyorsa, hastane ile iletişime geçmek ve randevunuza gitmenizin gerekip gerekmediğini sormak iyi bir fikir olacaktır.
    • Birçok kurum rutin randevuları iptal etmekte veya görüşmeleri telefon ya da görüntülü konuşma yoluyla gerçekleştirmektedir.
    • Yine de, yüz yüze görüşmenin veya kimi tetkikleri yaptırmanın hala gerekli olduğu belirli koşullar vardır, bu yüzden randevunuzu iptal etmeden önce doktorunuza veya kuruma danışınız.
Günlük yaşamda Covid-19 değişikliklerinin bir kısmı kalıcı olacak
Günlük yaşamda Covid-19 değişikliklerinin bir kısmı kalıcı olacak

Günlük yaşamda Covid-19 bulaşından korunma

  • İnsanlar Covid-19’a birden fazla kez yakalanabilir mi?
    • Mevcut araştırmalar, Covid-19’a yakalanmış kişilerin büyük bölümünün kanında virüse karşı antikorlar olduğunu ve uzun süreli direnç oluştuğunu göstermektedir.
    • Bugüne kadar milyonlarca kişiye bulaşmış olan bu virüste ancak çok sınırlı sayıda reenfeksiyon bildirilmiştir. Bu nedenle, herhangi bir bağışıklık bozukluğu olmayan kişilerde kısa dönemde yeniden Covid-19’a yakalanma olasılığının oldukça düşük olduğu söylenebilir.
    • Ancak, salgının başlamasından itibaren geçen sürenin henüz bir yıl bile olmadığı hesaba katılırsa, virüsle birkaç yıl sonra yeniden enfekte olmanın söz konusu olup olmadığı zaman içinde görülecektir. Yine de bu olasılığın düşük olduğu söylenebilir.
    • Yine de, düşük de olsa böyle bir olasılık olduğu için, enfeksiyonu geçirmiş olsanız bile, kendinizi korumaya ve maske-mesafe-hijyen üçlüsüne dikkat etmeye devam edin.
  • Evcil hayvanlardan Covid-19 bulaşır mı?
    • Mevcut veriler ışığında, kedi ve köpek gibi ev hayvanlarından insanlara hastalığın geçişine dair bir kanıt bulunmamaktadır.
Evcil hayvanlar virüsü bulaştırmaz
Evcil hayvanlar virüsü bulaştırmaz

Vücut direncini koruma

  • Bu yıl olduğum grip ve pnömokok aşıları beni koronavirüsten korur mu?
    • Hayır. Pnömokok aşısı ve grip aşısı gibi aşılar yeni tip koronavirüse karşı koruma sağlamaz. Virüs çok yeni ve farklı olduğu için, kendi aşısının üretimi gerekmektedir. Bu virüse karşı aşı çalışmaları devam etmektedir ve aşının birkaç ay içinde hazır olması beklenmektedir. Hernekadar grip ve pnömokok aşıları Covid-19’ a karşı etkili olmasa da, hastalık sırasında ikincil solunum enfeksiyonlarından korunmak için Dünya Sağlık Örgütü (WHO) gibi büyük sağlık kuruluşları grip ve pnömokok aşılarını tavsiye etmektedir.
  • Vitaminler veya diğer gıda takviyeleri beni Covid-19’a karşı korurlar mı?
    • Vitamin almak sizi Covid-19’a karşı korumaz. Yapılan araştırmalar, eğer vücutta bir eksiklik yoksa Covid-19 karşısında bağışıklığınızı korumak için vitaminlerin ve gıda takviyelerinin herhangi bir yararı yoktur.
    • Sağlıklı beslenmeye dikkat etmek ve taze sebze- meyve tüketimini ön planda tutmak sağlıklı bir bağışıklık sistemini korumak açısından çok önemlidir.
    • Dışarıdan vitamin almak istiyorsanız, aldığınız vitaminin içeriğinin önerilen günlük ihtiyaç miktarını aşmadığından emin olun. Bazı vitaminler çok yüksek dozlarda alındığı zaman zararlı olabilir.
    • Kimi gıda takviyeleri ilaçlarla etkileşebilir ve sonuçta tehlikeli sonuçlara yol açabilir.
  • Vücut direncimi nasıl güçlendirebilirim?
    • Vücut direnci çok büyük ölçüde genel sağlıkla ilişkilidir. Bağışıklığınızın gücünü genetik alt yapınız ve yaşam tarzınız belirler. Genetik alt yapıyı değiştiremeyeceğiniz için vücut direncini güçlendirmek yaşam tarzınızı düzenleyerek olur. Genel olarak vücut direncinizin durumunu değerlendirmek için basit bir test uygulayabilirsiniz. Bu test için linke tıklayınız.

ASPİRİN VE KALP

Kalp hastalıkları ve aspirin konusunda çok şey söylenmekte. Pek çok kişi “kan sulandırıcı olduğu için” aspirin kullanıyor. Aspirinin faydaları ve zararları neler? Kimler kullanmalı, kimler kullanmamalı?

Kalp hastalıkları ve aspirin konusunda çok şey söylenmekte. Pek çok kişi “kan sulandırıcı olduğu için” aspirin kullanıyor. Aspirinin faydaları ve zararları neler? Kimler kullanmalı, kimler kullanmamalı?

Aspirin nedir?

100 yılı aşkın süredir ağrı kesici ve ateş düşürücü olarak hayatımızda olan aspirin veya asıl ismiyle asetil salisilik asit etki ve yan etkileri çok iyi bilinen bir ilaçtır. Aspirin kalp hastalıklarında 1970’lerden beri kanın pıhtılaşmasını azaltıcı ve kalp krizlerini önleyici olarak da kullanılmaktadır. Bu amaçla kullanılan aspirin dozu düşüktür (günde 75- 100 mg). Ancak nadir durumlarda daha yüksek doz da önerilebilir.

Aspirin ve kalp damar hastalıkları ilişkisi nasıldır?

Kalp krizi ve tıkayıcı inme nasıl meydana gelir?

Çoğu zaman kalp krizi ve tıkayıcı inme, kalp kasınızın veya beyninizin bir kısmına giden kan akışı engellendiğinde meydana gelir. Bu durum damar sertliği (ateroskleroz) sürecinin bir parçasıdır. Ateroskleroz damar duvarının iç yüzeyinin altında kolesterolden zengin yağlı bir birikimle başlar. Bu yağlı birikime aterosklerotik plak denir. Aterosklerotik plak içinde kolesterol, düz kas hücreleri ve iltihap hücrelerinin olduğu kompleksi bir birikimdir ve iltihabi (enflamatuar) bir süreci de barındırır. Bu iltihabi sürecin şiddeti çok çeşitli faktörlere bağlı olarak değişiklik gösterir.

Ateroskleroz plağı genellikle büyük ve orta büyüklükteki arterleri etkiler. Plaklar, bir arterdeki kan akışını önemli ölçüde azaltacak kadar büyüyebilir. Ancak, tam tıkanma için iltihaplı plağın tıpkı bir çıbanın patlaması gibi üzerindeki koruyucu endotel tabakasının hasar görmesi (plak yırtılması) gerekir.

Yırtılan plak alanının üzerine trombositler yapışıp kümeleşerek orada bir pıhtı oluşturur. Bu pıhtı damarı tıkadığı zaman o damarın beslediği hücrelere kan gitmeyeceği için o hücreler ölür. Bu durum kalp damarlarından birinde olduğunda kalp krizi, beynin bir bölgesine giden damarı tıkadığında inme nedeni olur.

Aterosklerozun zaman içinde gelişimi
Aterosklerozun zaman içinde gelişimi

Bazen de, oluşan pıhtılar kan yoluyla taşınarak başka yerdeki bir damarı tıkar. Bu duruma emboli adı verilir.

Aspirin kalp krizi ve tıkayıcı inmeyi önlemeye nasıl yardımcı olur?

Aspirin siklooksijenaz denen bir enzimi bloke ederek iltihap giderici özellik gösterir. Aynı zamanda kandaki trombositlerin (kandaki pıhtılaşma hücreleri) de yüzeye yapışmasını (adezyon) ve birbiriyle kümeleşmesini (agregasyon) engelleyici etkisi de vardır. Bu iki etkisi nedeniyle aspirin kalp damar hastalıklarında koruyucu ve olayları azaltıcı etki gösterir.

Aspirin başlıca trombositlerin yapışma ve kümeleşme etkilerini azaltarak kalp krizi ve tıkayıcı inmeyi azaltıcı etki gösterir. Bu etki olacak olayları engellemek şeklinde veya olayın ağırlığını azaltmak şeklinde olabilir.

Kimler kalp ve damar hastalıklarından korunmak için aspirin kullanmalı?

Düzenli düşük doz aspirin kullanmak için, aspirin kullanıldığı zaman elde edilecek yararın aspirinin yaratacağı risklerden fazla olması gerekir. Bu kişiler aşağıda sıralanmıştır.

  • Kalp krizi geçirmiş olanlar
  • Koroner bypass cerrahisi veya koroner stent uygulanmış kişiler
  • Müdahale edilmemiş bile olsa koroner damarlarda ateroskleroz (damar sertliği) gösterilmiş kişiler
  • Tıkayıcı inme veya geçici iskemik atak (geçici inme) geçirmiş kişiler
  • Anlamlı (>%50) karotis arter darlığı olanlar
  • Karotis arter girişimleri yapılmış kişiler
  • Bacak damarlarında darlık olanlar (müdahale edilmiş olsun veya olmasın)
  • Diyabetliler (şeker hastaları)

Bunlar dışında, kalp krizinin başlangıcında tercihan çiğneyerek aspirin alınması kriz şiddetini azaltabilir ve müdahale için zaman kazandırabilir. Ancak bunun için hasta veya çevresi karar vermemeli, tanıya göre doktor tarafından yönlendirme yapılmalıdır.

İnme geçirmekte olan hastalara inmenin tıkayıcı mı yoksa kanayıcı mı nitelikte olduğu bilinmeden olayın ilk saatlerinde aspirin verilmesi kanaması olan hastalarda kanamayı şiddetlendirebilir. Bu nedenle, inme geçirmekte olanlarda olayın niteliği anlaşılmadan aspirin kullanılmamalıdır.

Kimler aspirin kullanabilir, kimler kullanamaz?

Yaşı 16 üzerinde olan çoğu kişi doktoru önerdiği takdirde düşük doz aspirin kullanabilir.

Ancak düşük doz aspirin herkes için uygun değildir. Her ne kadar düşük doz aspirine “bebe aspirini” dense de, aspirin 16 yaş altındaki çocuklara uygun değildir. Aspirin çocuklarda (ve çok nadiren de erişkinlerde) Reye sendromu adı verilen ve ciddi karaciğer ve beyin hasarı yapabilen bir duruma yol açabilir. Dolayısıyla, 16 yaş altındaki çocuklara aspirin verilmemelidir.

Bunun dışında, aşağıda sayılan durumlarda aspirin güvenli olmayabilir.

  • aspirine veya ibuprofen gibi diğer ağrı kesicilere alerji varlığı
  • mide veya 12 parmak barsağı ülseri veya benzeri bir mide hastalığı bulunması
  • pıhtılaşmayı azaltıcı başka ilaçların kullanılıyor olması
  • tansiyon yüksekliği
  • fazla kanama ile seyreden adet bozuklukları
  • inme geçirenlerde olayın erken dönemleri
  • astım veya bronş daralması ile seyreden akciğer hastalıkları
  • kan pıhtılaşması sorunları
  • karaciğer ve böbrek sorunları
  • gut varlığı
  • fazla alkol alanlar

Yukarıdaki durumların varlığında aspirin kullanmadan önce doktorunuzla görüşmekte büyük yarar vardır.

Aspirin yan etkileri nelerdir?

Aspirinin en sık rastlanan yan etkileri aşağıdadır. Bu şikayetlerden biri veya birkaçı şiddetliyse veya uzun süreliyse doktorunuzla görüşün.

  • Bulantı
  • Mide ağrısı
  • Sinirlilik
  • Uykusuzluk

Aşağıdaki durumlar ise doktorunuzla acil görüşme nedenidir.

  • Midede veya yemek borusunda şiddetli yanma veya ağrı
  • Şiddetli bulantı ve kusma
  • Kahve telvesi şeklinde kusma veya siyah renkli dışkılama
  • İdrarda veya dışkıda kan
  • Tekrarlayan burun kanamaları
  • Vücutta sıradışı morarmalar
  • Kesik kanamalarının durmaması
  • Öksürükle kan gelmesi
  • Adet kanamalarının süre ve miktarında artış veya periyod dışı yada menopozda kanama
  • Yüzde şişme
  • Astım atakları
  • Kulak çınlaması
  • Şiddetli başağrısı
  • Bilinç bulanıklığı

Aspirin nasıl kullanılmalı?

Doktorunuz aspirin kullanmayı önerdiyse, aspirini şu şekilde kullanın:

  • Aspirini aç karnına almayın. Yemek sırasında veya yemek sonrasında bir tam bardak suyla için.
  • Düşük doz aspirin tabletlerinin yapısı özeldir. Tabletleri kırmayın, ezmeyin veya çiğnemeyin. Olduğu gibi yutun.
  • Aspirin kullanıyorsanız parasetamol harici ağrı kesicileri kullanmaktan kaçının.
  • Aspirini alkolle birlikte almayın. Bu durum mide kanaması riskinizi arttırır.
  • Aspirin kullanmanız diğer ilaçlarınızı gereksiz hale getirmez! Diğer ilaçlarınızı düzenli kullanmaya devam edin.

Sonuç

Damar sertliğiyle ilişkili kalp damar hastalıklarında düşük doz aspirin kullanmak size çok şey kazandırabilir. Ancak bu ilacı doktorunuzun önerileri çerçevesinde kullanın ve ilacın yan etkileri ve tehlikeleri konusunda bilinçli olun.

İlgili konular
Kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlar ile tedavi
Covid-19 ve kalp hastalıkları
Covid-19 ve kan pıhtılaşması
Kalp hastalıkları ve zatürre
Grip ve kalp hastalıkları
Sağlıklı bir kalp için egzersiz

KAN PIHTILAŞMASINI ÖNLEYİCİ İLAÇLAR İLE TEDAVİ

Kendiniz veya bir yakınınız için kan sulandırıcı ilaç gerektiği söylenmiş olabilir. Doktorunuz tedavinin seçimi, yararları ve riskleri konusunda muhtemelen bilgilendirme yapmıştır veya yapacaktır. Ancak, kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlar genellikle iki tarafı keskin bıçak gibidirler. Bu ilaçlar dikkatsiz kullanıldıkları zaman ciddi sorunlar yaratabilirler. Bu nedenle, kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlar ile tedavi hakkında bilgi sahibi olmanız çıkabilecek sorunların çoğunu önleme kapasitesine sahiptir.

Kendiniz veya bir yakınınız için kan sulandırıcı ilaç gerektiği söylenmiş olabilir. Doktorunuz tedavinin seçimi, yararları ve riskleri konusunda muhtemelen bilgilendirme yapmıştır veya yapacaktır. Ancak, kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlar genellikle iki tarafı keskin bıçak gibidirler. Bu ilaçlar dikkatsiz kullanıldıkları zaman ciddi sorunlar yaratabilirler. Bu nedenle, kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlar ile tedavi hakkında bilgi sahibi olmanız çıkabilecek sorunların çoğunu önleme kapasitesine sahiptir.

Kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlar ile tedavi neden gerekli olur?

Kan bileşenlerinin (alyuvarlar, akyuvarlar ve trombositler ve plazma proteinleri) birbirine yapışmalarına ve yığılmalarına pıhtılaşma denir. Bu suretle vücut, sağlam olmayan damarların kapanmasını sağlar. Ancak, aynı şekilde istenmeyen kan pıhtıları da (tromboz) oluşabilir ve damarları daraltabilir veya tıkayabilir.

Sağlıklı bir insanın kanı sağlam damarlarda daima akışkan kalır ve pıhtılaşmaz. Kan pıhtısı oluşumu örneğin damar sertliği, kalp krizi, kalp kapak hastalıkları, kalp ameliyatları, damar dilatasyonu ve/veya damar desteği (stent) implantasyonu neticesinde artarak görülebileceği gibi, kan bileşiminde hastalıklı değişmeler (pıhtılaşma eğiliminde artış) ve örneğin ameliyat veya kaza sonrası hareket kabiliyetinin kısıtlanması neticesinde de artabilir.

Kan pıhtıları damar duvarları, kalp kası veya kalp kapakçıklarından ayrılarak kanla birlikte oluştuğu yerden vücudun başka bölgelerine taşınabilir. Orada damar tıkanmalarına ve dolayısıyla vücudun ilgili bölgesinin kanla beslenmesinde ağır bozukluklara yol açabilirler. Bu durum, emboli olarak adlandırılır. Trombozlar vücudun her yerine, örneğin bacaklara (bacak arteri embolisi), akciğere (akciğer embolisi) veya beyine (embolik beyin inmesi) ulaşabilirler.

Kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlarla tedavi bu ihtimalin yüksek olduğu kişilerde söz konusu olur.

Kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlarla tedavi damar tıkanmalarını önlemek için kullanılır
Kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlarla tedavi damar tıkanmalarını önlemek için kullanılır

Kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlar ile tedavi kimlerde gereklidir?

Kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlarla tedavi aşağıdaki durumlardan bir veya birkaçına sahip olan kişilerde gerekli olur.

  • Daha önceleri tromboz veya emboli görüldüğü için.
  • Kan bileşiminde bozukluk olduğu ve bu durumun kan pıhtılaşması eğilimini arttırdığı için.
  • Ameliyat veya kaza sonrası bir tedavi ve ardıl tedavi gerektiği için.
  • Aşağıda işaretlenen hastalıklardan biri mevcut olduğu için.
    • Arter tıkanması
    • Beyin inmesi Koroner kalp damarlarında daralma
    • Başka damarlarda daralma
    • Akciğer embolisi
    • Kalp enfarktüsü
    • Belirli kalp ritim bozuklukları
    • Bacak toplardamar trombozu
    • Diğerleri
  • Aşağıda işaretlenen girişimlerden biri yapılacağı/yapıldığı için:
    • Kalp kapakçığı ameliyatı
    • Kalpte başka girişimler
    • Koroner kalp damarlarına stent takılması
    • Diğer stent girişimleri
    • Şemsiye oklüzyonu
    • Kalp ritim bozukluklarının ablasyonla giderilmesi
    •  Diğerleri

Kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlar hangileridir?

Kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlar çok çeşitlidir. Hangi ilacın en uygun olduğu hastalığa, ilacın etki türüne, vücut tarafından toleransına ve tedavinin ivediliğine bağlı olarak doktorunuz tarafından seçilir. Bu ilaçlar aşağıda sıralanmıştır.

  • Standart heparinler, Düşük moleküler heparinler, hirüdinler: Son derece etkili ilaçlar olup, infüzyon veya iğne olarak uygulanır. Bu ilaçlar genelde kliniklerde veya taburcu edildikten sonraki ilk haftalarda (bu durumda çoğu kez düşük moleküler heparin olarak) akut pıhtılaşmayı önlemek için veya Cumarinlere alternatif olarak verilir. Hirüdinler de heparinlere birer alternatif olabilir.
  • Oral yoldan verilen direkt trombin inhibitörleri (Örneğin dabigatran, rivaroxaban, apixaban): Bu ilaçlar tablet şeklinde alınır. Bu ilaçlar çeşitli klinik durumlarda bacak toplardamarı trombozunu önlemek için düşük moleküler heparine veya coumarin derivatlarına alternatif olarak kullanılırlar.
  • Cumarin derivatları (Örrneğin Marcumar, Coumadin): Bu ilaçlar son derece etkilidir ve tablet şeklinde alınır. Bu tür ilaçlarla tedavi aylarca, hatta yıllarca sürdürülebilir. Kimi gıdalar, ilaçlar ve doğal maddeler coumarin derivatlarının etkilerini önemli ölçüde değiştirebilir. Bu gıda, ilaç ve maddelerin listesi ileride verilmiş olup, başka ilaçların alınması ve beslenme konularında doktorunuzla görüşmenizde fayda vardır. Aşırı alkol tüketiminden kaçınmanız gerekir.
  • Trombosit inhibitörleri (trombosit agregasyon inhibitörleri): Bu ilaçlar trombositler üzerinde etki edip, kan pıhtılaşmasını önlemektedirler. Tedavi örneğin kalp ve damar hastalıklarında, beyin inmesi ve damar ameliyatlarından sonra, ender olarak kalp ritim bozukluklarında uygulanır.
    • Asetilsalisik asit (ASA, örneğin Aspirin, Coraspin, Ecopirin)
    • Clopidogrel, Ticlopidin, Prasugrel, Ticagrelor
    • GPIIb/IIIa reseptörlerini bloke ediciler

Kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlar için gerçek anlamda bir alternatif yoktur. Örneğin uzun süre oturmak gibi hareketsizlikten kaçınmak ve kompresyon çorapları giyinmek, ancak derin bacak toplardamarlarında tromboza karşı önleyici tedbir niteliğinde olup, çoğu durumda yeterli değildir. Bu konuda hiçbir bitkisel ya da folklorik tedavi yöntemi bu ilaçların yerini tutamadığı gibi, aksine zararlı olma ihtimalleri daha büyüktür.

Hangi yan etkiler görülür?

Tedavinin olası yan etkileri ve riskleri en başta ilacın türü, dozu, tedavi süresi ve hastanın diğer sorunlarına bağlıdır. Gösterilen büyük itinaya rağmen, bazı vakalarda duruma göre derhal tedavi gerektiren veya hayati tehlike oluşturabilen komplikasyonlar görülebilir.

Genel riskler

Kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlar ile tedavi kanama riskini arttırır. Kanama riskinin boyutu dozaja göre değişmekle birlikte, özellikle kanama eğilimli başka hastalıkları (örneğin mide ülseri) olan kişilerde daha yüksektir. Kanamalar gizli de meydana gelebilir ve ilk etapta örneğin koyu renkte dışkıyla belirebilir. Kanamalar bazen kan ya da kan bileşenlerinin verilmesini gerektirecek veya hayatı tehdit edecek ya da kalıcı hasar bırakacak kadar şiddetli olabilir.

Kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçların birlikte kullanılması pıhtılaşmayı önleyici etkiyi arttırır. Ağrı kesiciler ve romatizma ilaçları gibi kimi ilaçlar da etkiyi ve yan etkileri arttırabilir. Bu nedenle, kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçların yanı sıra başka ilaçlar da alıyorsanız mutlaka doktorunuza danışın!

İlaca bağlı olarak örneğin cilt egzamaları, bulantı, kusma, ishal, eklem sancıları, tansiyon düşmesi gibi istenmeyen etkiler değişen sıklıkla görülür. Ağır alerjik reaksiyonlar pek ender görülmekte birlikte, solunumun durmasına kadar varan solunum fonksiyonunda bozukluklara, pek ender vakalarda dolaşım şokuna kadar varabilen dolaşım bozukluklarına yol açabilir ve yoğun tıbbi bakımı gerektirebilir. Böyle durumlarda yeterince tıbbi yardım sağlanamazsa örneğin böbrek yetmezliği, beyin hasarları, kramp nöbetleri gibi organlarda kalıcı hasarlar söz konusu olabilir.

Pek ender vakalarda enjeksiyonlar neticesinde cilt, yumuşak doku ve çevre dokularda hasarlar (örneğin enjeksiyon sonrası apse oluşumu, doku ölümü, şişkinlikler, sancılar, sinir veya toplardamarlar tahrişleri) görülebilir. Bunlar çoğu kez kendiliğinden geçer veya kolayca tedavi edilebilir. Ancak, bu sorunlar nadiren uzun vadeli ve hatta kalıcı şikayetler (örneğin lokal ihtihaplar, nedbeler, sancılı duyarlılık, uyuşma hissi) yol açabilirler.

İlaca özgü riskler

  • Heparinler örneğin cilt egzamaları gibi alerjik reaksiyonlara, saç dökülmesine ve kemik erimesine (osteoporoz) yol açabilirler. Osteoporoz sadece heparinlerin uzun süreli kullanımında ortaya çıkar. Nadiren kan değerlerinde değişmeler ve kan dolaşım bozuklukları (heparine bağlı trombosit azalması gibi) görülebilir ve sonucunda akut damar tıkanmaları ve buna bağlı ciddi organ hasarları, inme, kalp krizi veya kol/bacak kaybı söz konusu olabilir. Bu nedenle kan tablosunun düzenli aralıklarla kontrol edilmesi gerekir.
  • Ağızdan verilen direkt trombin inhibitörleri nisbeten yeni ilaçlardır ve kanama riskinin artması ve bazen mideyi rahatsız etme başlıca dikkat edilmesi gereken noktalarıdır.
  • Cumarinler saç dökülmesine ve alerjik reaksiyonlara yol açabilir. İlaç kesildiğinde saçlar genelde yeniden uzamaya başlar. Yara iyileşmesinde aksaklıklar ile cilt ve doku ölümü (örneğin kadın memesinde) şeklinde beliren doku hasarları ender vakalar olup, çoğu kez cerrahi yoldan tedaviyi gerektirir. Hamilelik planlıyorsanız veya hamilelik şüpheniz varsa, mutlaka doktorunuza bilgi vermeniz gerekir! Çocuğa zarar verebileceği için Cumarin derivatları gebelik ve emzirme süresince alınmamalıdır.
  • Trombosit inhibitörleri hassas kişilerde mide-bağırsak şikayetlerine, ender olarak mide- bağırsak ülserlerine ve kanamalarına yol açabilir. Bu tür şikayetler çoğu kez kolay tedavi edilebilir, ancak mide barsak endoskopisi gerekebilir. Doktorunuz birlikte mide koruyucu tedavi önerebilir.
    • Aspirin alındığında ender vakalarda astım nöbetleri ve alerjiler alerjik reaksiyonlar görülebilir. Bu durumda uygun muayenelerin yapılması ve ilacın kesilmesi gerekibilir.
    • Artan enfeksiyon eğilimine yol açan kan oluşum bozuklukları diğer trombosit inhibitörlerinde ender olarak ortaya çıkabilir ve ciddi sonuçlara yol açabilir. Trombosit inhibitörleri de gebe ve emziren kadınlar tarafından ancak mutlaka gerekli olduğu hallerde ve doktor denetimi altında alınmalıdır.

Yukarıda anılan yan etkilerin yanı sıra, her preparatın prospektüsünde olası spesifik yan etkiler belirtilmektedir.

Nelere dikkat etmek gerekir?

  1. Kanın bileşimini ve pıhtılaşma durumunu denetlemek için tedavi boyunca ve duruma göre tedavi sonrası da düzenli kontrol muayeneleri gereklidir. Verilen randevulara mutlaka uymanız gerekir.
  2. İlaçların  dozu mutlaka belirlenen şekilde kullanılmalıdır. Doz atlama, dozda azaltma ya da arttırma yapmak tehlikeli sonuçlara yol açabilir.
  3. Aldığınız diğer ilaçlar konusunda doktorunuza bilgi verin. Pek çok başka ilaç kullandığınız pıhtı önleyici ilacın etkisini azaltabilir veya daha sıklıkla arttırır ve bu durum tehlikeli sonuçlara yol açabilir. Doktorunuza haber vermeden başka bir doktor tarafından önerilmiş olsa bile farklı ilaç kullanmayınız.
  4. Eğer gerekiyorsa INR kontrolünü mutlaka istenen zamanda yaptırınız.
  5. Kanama eğilimini arttırdığından kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlar ile tedavi uygulanan hastaların daha dikkatli olması gerekir. Eğer bir kesik ya da yaralanma oluşursa, kanamanın diğer insanlara göre daha fazla olacağı bilinmelidir. Böyle bir durumda kanama yerinin üzerine kuvvetle bastırılmalı, kanama durmuyorsa bir sağlık merkezine başvurulmalı  ve pıhtı önleyici ilaç kullanıldığı da belirtilmelidir.
  6. Aşağıdaki durumlarda mutlaka doktorunuzla görüşünüz:
    1. Normal adet düzeninin dışında kanama (miktar ve/veya süre olarak artış yada periyod dışı kanama, menopoz sonrası kanama)
    2. İdrarda veya dışkıda kan
    3. Fazla miktarda burun veya dişeti kanaması
    4. Kusma veya öksürükle kan gelmesi
    5. Halsizlik, ayağa kalkamama, ayakta baş dönmesi
    6. Ciddi başağrısı veya mide ağrısı
    7. Ufak çarpmalar sonucu veya çarpma olmadan büyük morluklar oluşması
    8. Ufak kesik ve sıyrıklarda kompresyona rağmen kanamanın durmaması
  7. Doktor veya diş hekimlerine kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlar kullandığınızı ve sebebini söyleyin. Daha iyisi kullandığınız ilacı ve dozunu belirten bir kart taşıyınız.
  8. Pıhtılaşmayı önleyici ilaçlar uygulandığı sürece kas içine enjeksiyon yapılmamalı ve kan pıhtılaşmasını etkileyici başka ilaçlar alınmamalıdır.
  9. Kanama ve toplardamar tıkanması belirtilerine (bacaklarda şişkinlik ve sancı) ve akciğer embolisi belirtilerine (göğüste sancı, solunum şikayetleri) lütfen dikkat edin.
  10. Yüzeysel hafif kanamaları geleneksel yöntemlerle (tampon veya sıkı sargı) tedavi edebilirsiniz. Şiddetli kanamalarda lütfen derhal doktorunuza veya en yakın hastaneye başvurun!

Coumarin Derivatları (Coumadin, Marcumar vb.) ile ilgili özel uyarılar

Coumarin derivatları ile tedavi süresince kanın pıhtılaşmasını önleyici etkinin şiddetini düzenli aralıklarla takip etmek gerekir. Bunun için doktorunuzun belirleyeceği düzen içinde kanda protrombin zamanı (INR) ölçümü yaptırmak ve sonucuna göre uygulayacağınız dozu doktorunuzla görüşmek gerekebilir. Bu grup ilaçların etkisi, kullanımı sırasında alınan çeşitli gıdalarla ve kullanılan diğer ilaçlarla azalır veya artar, bu nedenle bu ilaçlara dikkat etmek gerekecektir.

Aşağıda Coumarin grubu (Coumadine, Marcumar) etkisini değiştiren gıdalar ve doğal ürünlere ilişkin bir liste verilmiştir. Normalde kullanmadığınız bir ilacı başlamadan önce mutlaka kullanıp kullanamayacağınızı doktorunuza danışın. Gıda takviyeleri ve bitkisel tedaviler de gelişigüzel kullanılmamalı, mutlaka doktor onayı alınmalıdır.

Bitkisel tedaviler ve gıda takviyeleri bilinçsiz kullanıldığında tehlikeli olabilir
Bitkisel tedaviler ve gıda takviyeleri bilinçsiz kullanıldığında tehlikeli olabilir

Coumarin grubu ilaçların (Coumadine, Marcumar) etkisini arttıran gıdalar (INR yükselir)

  • Greyfurt
  • Alkol
  • Avokado
  • Kızılcık
  • Ketentohumu
  • Çemen
  • Zencefil
  • Sarımsak
  • Soğan
  • Meyankökü ve şerbeti
  • Deniz yosunu (sushi)
  • Mango
  • Papaya
  • Rezene
  • Soya proteini (Tofu, soya sütü, soya eti veya kıyması- hazır köfte ve hazır mantıların bir kısmı- mutlaka içindekileri okuyunuz)

Coumarin grubu ilaçların (Coumadine, Marcumar) etkisini azaltan gıdalar (INR düşer)

  • Lahana
  • Kırmızı lahana
  • Karalahana
  • Brüksel lahanası
  • Pazı
  • Ispanak
  • Semizotu
  • Isırgan, hindiba, ebegümeci ve benzeri bahçe otları
  • Şalgam
  • Maydanoz
  • Hardal
  • Brokoli
  • Karnabahar
  • Kuşkonmaz
  • Soya yağı
  • Karaciğer

Coumarin grubu ilaçların (Coumadine, Marcumar) etkisini arttıran bitkisel tedaviler ve gıda takviyeleri (INR yükselir)

  • Angelica
  • Anason
  • Arnica
  • Asafoetida
  • Atkestanesi
  • Balıkyağı
  • Bogbean
  • Borage tohumu
  • Bromelain
  • Cannabis (esrar)
  • Capsicum
  • Corydalis yanhusuo
  • Cranberry
  • Feverfew
  • Geum japonicum
  • Ginkgo biloba
  • Ginseng
  • Kasımpati (krizantem)
  • Kavak
  • Keçisakalı
  • Kekik
  • Kereviz tohumu
  • Lovage (selamotu) kökü
  • Maydanoz
  • Meyankökü
  • Papatya
  • Quassia
  • Rezene
  • Rue
  • Sarımsak
  • Saw palmetto
  • Soğan
  • Söğüt kabuğu
  • Şeytanpençesi
  • Tutku çiçeği (passionflower)
  • Yonca türleri
  • Zencefil
  • Zerdeçal

Coumarin grubu ilaçların (Coumadine, Marcumar) etkisini azaltan bitkisel tedaviler ve gıda takviyeleri (INR düşer)

  • Civanperçemi
  • Coenzyme Q10
  • Danshen
  • Dong quai
  • E vitamini
  • Ökseotu (mistletoe)
  • Karahindiba (dandelion)
  • K vitamini
  • Kasıkotu (agrimony)
  • Papain
  • Sarı kantaron (St. John’s wort)
  • Yeşil çay

İlaçlardan hemen hemen tüm antibiotikler, aspirin, tüm ağrı kesiciler ve romatizma ilaçları, antidepresanlar (sinir ilaçları), lityum, epilepsi (sara) ilaçları, mide ilaçları, kolesterol düşürücü ilaçlar ve mantar ilaçları Coumarin grubu ilaçlar (Coumadine, Marcumar) ile etkileşirler. Burada sayılanlar dışında pek çok ilaç da Coumarin grubu ilaçlar (Coumadine, Marcumar) etkisini değiştirir. Bu nedenle doktorunuza danışmadan hiç bir ilaç ya da doğal ürün kullanmayınız.

İlacın nasıl alınacağı ve dozajı düzenli olarak yapılan kontrol muayeneleri neticesinde elde edilen pıhtılaşma değerlerine (INR değeri) bağlıdır. Bu konuda doktorunuzun talimatlarına lütfen titizlikle uyun. İlacı alıp almadığınız veya doğru dozaj konusunda şüpheye düştüğünüz hallerde her ihtimale karşı INR değerinizi kontrol ettirin. İlacı uzun bir süre almanız gerekiyorsa, pıhtılaşma değerlerinizi düzenli aralıklarla kendi kendinize ölçmeyi öğrenebilirsiniz. Bu konuda kullanılacak cihazlar ve yöntem konusunda lütfen doktorunuza danışın.

İlgili konular
Kalp hastalıkları hakkında doğru bilinen yanlışlar
Gizli kalp krizi
10 soruda koroner kalp hastalığı

YALANCI HİPERTANSİYON SANILDIĞINDAN SIK

Günlük yaşamda vücudun gereksinimine uyumlu olarak kan basıncı yükselir ve düşer. “Günlük kan basıncı değişiklikleri” olarak tanımlanan bu hareketlenmenin yeterli süre izlenmemesi veya kan basıncı ölçümünün usulüne uygun yapılmaması hatalı hipertansiyon tanısı konulmasına ve çok sayıda kişinin hipertansiyon hastası olmadığı halde tedavi almasına yol açar ve bu durum “Yalancı hipertansiyon” olarak adlandırılır.

Günlük yaşamda vücudun gereksinimine uyumlu olarak kan basıncı yükselir  ve düşer. “Günlük kan basıncı değişiklikleri” olarak tanımlanan bu hareketlenmenin yeterli süre izlenmemesi veya kan basıncı ölçümünün usulüne uygun yapılmaması hatalı hipertansiyon tanısı konulmasına ve çok sayıda kişinin hipertansiyon hastası  olmadığı halde tedavi almasına yol açar ve bu durum “Yalancı hipertansiyon” olarak adlandırılır.

Yalancı hipertansiyon sıklığı

Genetik ve çevresel faktörlerin de etkisiyle gelişen ve vücutta çeşitli organ hasarlarına yol açan kalıcı kan basıncı yükselmesi anlamına gelen hipertansiyon, dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli bir sağlık sorunu olarak dikkat çeker. Türk Hipertansiyon Prevalans Çalışması 18 yaş üstündeki erişkinlerde her 3 kişiden birisinin hipertansiyon hastası olduğunu vurgulamaktadır. Ancak hipertansiyon tanısı alıp tedavi görmeye başladığı halde, aslında hipertansiyonlu olmayan “yalancı hipertansiyon” hastaları da bulunmaktadır. Günlük yaşamda vücudun gereksinimlerine uyumlu olarak düşen ve yükselen kan basıncı değişiklikleri eğer yeterli süre izlenmezse yanlış tanıya neden olabilir. Bu nedenle bir çok kişi gereksiz yere tedavi almak durumunda kalmaktadır. Dolayısıyla tek bir muayene ve ölçüme güvenerek hipertansiyon tanısı konulması mümkün değildir.

Her üç hipertansiyon tanısından biri yalancı hipertansiyon olabilir

Yalancı hipertansiyon sorunu ile karşı karşıya kalan kişilerin sayısı az değildir. 35-40 yaş arasında hipertansiyon hastası olduğu sanılan kadınların sadece % 15’i, erkeklerin ise sadece % 30’u gerçek hipertansiyon hastasıdır. Genel olarak bakıldığında da, hipertansiyonlu olduğunu zanneden her üç kişiden biri aslında tansiyon hastası değildir.

Doğru tanı hastalığın seyrini belirler

Yalancı hipertansiyon tablosunun ortaya çıkış nedeni hipertansiyon tanısında acele edilmesi, gerekli yöntemlerden yararlanılmaması ve kan basıncı ölçümünün uygun yapılmaması şeklinde belirlenebilir. Doğru teşhis için en az üç muayene ve başka tetkikler yapılması gereklidir. Bu muayeneler sonucunda elde edilen veriler soru işareti yaratıyorsa dördüncü ve beşinci muayeneler de gerekli olabilir. Ancak, diyabet ve kronik böbrek yetersizliği gibi durumlarda hipertansiyon teşhisi daha kolaydır. 

Hipertansiyon tanısı için tek ölçüm yetmez
Hipertansiyon tanısı için tek ölçüm yetmez

Hipertansiyonun etkisi vurunca kesen bir balta değil, zamanla etki eden bir zımpara gibidir

Yani daha önceden sorunu olmayan bir kişide kan basıncının yükselmesiyle beyin kanaması veya kalp krizi ortaya çıkmaz ama uzun süreden beri  hipertansiyon hastası olan ve uygun tedavi almayan kişilerde damarlarda oluşan hasar sonucunda inme, beyin kanaması, kalp krizi veya benzeri başka sorunlar ortaya çıkabilir.

Kan basıncı nasıl doğru ölçülür?

Ambulatuar kan basıncı ölçüm yönteminin (tansiyon holteri) maliyetli ve zahmetli olması nedeniyle her hastada uygulanması zordur. Buna karşılık, maliyet-yarar ilişkisine bakıldığında usulüne uygun yapılan ev ölçümleri  daha ucuza gelir ve genellikle istenen bilgiyi verir. Uygun kan basıncı ölçümü için uluslararası onayı olan bir cihaz seçilmeli ve doğru ölçüm şartlarına dikkat edilmeli. Doğru kan basıncı ölçümü için aşağıda sayılan gerekli koşullar sağlanarak ölçüm yapılması en doğrusudur, aksi durumda ölçüm sonucuna güvenilemez.

Yalancı hipertansiyon tanısında yöntemine uygun yapılan ev ölçümleri çok yararlıdır.
Yalancı hipertansiyon tanısında yöntemine uygun yapılan ev ölçümleri çok yararlıdır.
  • Ölçüm, özel bir neden yoksa haftada iki veya üç defa sabah yataktan kalktıktan yarım saat sonra  yapılmalı ve ölçümden önce 10 dakika mutlaka dinlenmeli
  • Kişi sessiz ve rahat bir ortamda bulunmalı, ortam ne sıcak ne soğuk olmamalı
  • Ölçüm sırasında kişi sırtı arkaya dayanmış, ayakları yere basıyor ve ön kol çukuru kalp hizasında destekleniyor konumda olmalı
  • Kişi ölçümden en az yarım saat önce nikotin, kafein veya yemek faktörlerinden uzaklaşılmalı
  • Ölçümden en az yarım saat önce tuvalet ihtiyacı giderilmeli
  • Egzersiz yapılıyorsa, ölçümden yarım saat önce bitirilmeli
  • Kişi ölçüm sırasında stres altında olmamalı
  • Hasta, hipertansiyon tedavisi görüyorsa ilacını kullanmadan yarım saat önce ölçüm yapılmalı
  • Ölçüm sırasında konuşulmamalı
  • Üst koldan ölçüm yapan, hastanın kol kalınlığına göre ayarlanmış ve kalibrasyonu iyi bir cihaz seçilmeli.

Hatalı kan basıncı ölçümlerinin % 90 üzerindeki kısmı cihaza değil, doğru ölçüm kurallarına uyulmamasına bağlıdır. Zaten, bu şekilde yapılan yanlış ölçümler hatalı hipertansiyon tanısına, gereksiz ilaç kullanımına ve gereksiz acil servis ziyaretlerine yol açar. O nedenle, yalancı hipertansiyon ile uğraşmamak için usulüne uygun tansiyon ölçümü yapmayı öğrenmek gereklidir.

İlgili konular
Tansiyon nedir?
Gizli tuz kaynakları

KALP KRİZİ VE SOĞUK

Kalp krizi, sıcak değil soğuk havaları sever. Evinin önündeki karları temizlerken kalp krizi geçiren insanlara tüm dünyada çok sık rastlanır. Kışın markete giderken bile kalp krizi riski sözkonusu olabilir. Aşırı soğuk havalar, kan basıncını yükselterek kalbin yükünü arttırır. Kalp de vücut ısısını soğuktan korumak için daha fazla çalışmak zorunda kalır. Buna bağlı olarak da kalp kışın daha fazla yüklenir, bu durum da kalp krizlerini tetikler. Bu yüzden kışın kalp krizlerine daha sık rastlanır.

Kalp krizi, sıcak değil soğuk havaları sever. Evinin önündeki karları temizlerken kalp krizi geçiren insanlara tüm dünyada çok sık rastlanır. Kışın markete giderken bile kalp krizi riski sözkonusu olabilir. Bu nedenle kalp krizi ve soğuk ilişkisi önemlidir.

Table Of Contents

Aşırı soğuk havalar, kan basıncını yükselterek kalbin yükünü arttırır. Kalp de vücut ısısını soğuktan korumak için daha fazla çalışmak zorunda kalır. Buna bağlı olarak da kalp kışın daha fazla yüklenir, bu durum da kalp krizlerini tetikler. Bu yüzden kışın kalp krizlerine daha sık rastlanır.

Soğuk kalbi nasıl etkiler?

İnsanlar sıcakkanlı canlılardır ve hava soğuduğunda bile vücut ısılarını korumak zorundadırlar. Vücut; soğuk havada ısı kaybını önlemek için kan damarlarını büzerek ısı kaybını azaltmaya çalışır. Ayrıca, enerji üretiminin artması için metabolizma hızlanır.

Soğuk havada gelişen değişiklikler şu şekilde özetlenebilir.

  1. Büzülen atardamarlar sonucunda normalde dokularda olması gereken kanın önemli bir kısmı dolaşımda kalır, bu atardamarlardaki kan miktarının ve dolayısınya kan basıncının (tansiyonun) yükselmesi ile sonuçlanır, ayrıca kalbin yenmesi gereken direnç artar.
  2. Büzülen toplardamarlardaki kanın kalbe dönüşü artar, bu da kalbin iş yükünün artmasına neden olur.
  3. Metabolizmanın hızlanması nedeniyle vücuttaki atık miktarı artar.
  4. Akciğerleri de soğuk etkisinden korumak için bronşlar büzüldüğünden vücuda oksijen girişi azalır ve dolayısıyla dokulara gitmesi gereken oksijen miktarı da ihtiyacın altında kalır. Bunu kapatabilmek için yine dolaşımın hızlanması, yani kalbin daha fazla çalışması gerekir.

Ortaya çıkan ısı kaybını yerine koymak amacıyla; kalp hızı ve debisi artar. Bu sonuçları oluşturmak için de adrenalin başta olmak üzere bir dizi sinirsel ve hormonal mekanizma harekete geçer. Bu değişimler kalbin iş yükü belirgin şekilde arttırır, ayrıca damarları da daraltır. Bu nedenledir ki soğuk havada daha çabuk yorulur ve daha çabuk nefes nefese kalırız. Yine aynı nedenle, yani damarlar büzüştüğü, kalbe giden kan miktarı azaldığı, azalan o kanın içindeki oksijen de az olduğu için eller, ayaklar, burun ucu ve dudaklar morarır. Bu durum kalbi besleyen koroner damarları da etkilediği için kalbi besleyen kan miktarı da azalır.

Bahsettiğiniz bu değişimler sonucu hangi sorunlar ortaya çıkabilir? El ve ayaklarda kangren, kalp yetersizliği olanlarda kalp yetersizliğinde artma, kalp ritmi bozuklukları, koroner damarlarında darlık olanlarda göğüs ağrısı ve hatta kalp krizi ortaya çıkabilir. Soğukla karşılaşma ne kadar hızlı olursa vücudun tepkisi de o kadar şiddetli olur. Örneğin, soğuk suya düşenlerde bu reaksiyonlar çok hızlı gelişir.

Kalp krizi ve soğuk birlikteliği ne gibi nedenlerle oluşur?

Büzülen atardamarlar sonucu, dokularda olması gereken kanın önemli bir kısmı dolaşımda kalır. Bu durum, tansiyonun yükselmesi ile sonuçlanır.
Büzülen toplardamarlardaki kanın kalbe dönüşü artar, bu da kalbin iş yükünün artmasına neden olur. Metabolizmanın hızlanması nedeniyle vücuttaki toksik atık miktarı artar.
Akciğerleri soğuktan korumak için bronşlar büzüldüğü için vücuda oksijen girişi azalır ve dokulara gitmesi gereken oksijen miktarı düşer, bu açığı kapatabilmek için de yine dolaşımın hızlanması, yani kalbin daha fazla çalışması gerekir. Damarlardaki soğuğa bağlı daralma kalbe dönen kan miktarını da arttırır. Yine soğuk etkisiyle artan pıhtılaşma eğilimi de damar içi tıkanıklıklarına zemin hazırlar.

Kalp krizi ve soğuk ilişkisinin sonuçları

Damarların büzülmesi, tansiyonun yükselmesi, kalbe dönen kan miktarının artması ve kandaki oksijen miktarının azalmasına bir de kan pıhtılaşmasının artması eklenince; kalp krizleri için uygun ortam ortaya çıkar. Ancak, yine de birkaç koşulun üst üste gelmesi gerekir.

Örnek olarak kalp krizlerinin en sık görüldüğü durumlar, genellikle kar küremek, karlı havada araba lastiği değiştirmek, buzlu suya düşmek (sauna sonrası şok havuzu da dahil) gibi sıcak ortamdan soğuğa ani geçişin olduğu durumlardır. Soğuk havada rüzgara karşı yürümek de ciddi göğüs ağrısına ve hatta kalp krizine yol açabilir. Kalp yetersizliği ve soğukla ani karşılaşma; krizi tetikleyen etkenlerdir. Ayrıca solunum yolu enfeksiyonları, yağlı besinlerin tüketilmesi, daha az güneş ile temasın getirdiği hormonal değişiklikler de bu durumu teşvik eder.

Soğukta kar küremek
Soğukta kar küremek çok tehlikeli olabilir

Kış mevsiminden ve soğuk havadan en çok kimler etkilenir?

Kış genel olarak herkeste sağlık risklerini arttırsa da, bazı kişi ve gruplar soğuk havadan etkilenmeye daha yatkındır. Bunlar şu şekilde sıralanabilir.

  • 65 yaş ve üzerindeki kişiler
  • Bebekler ve 5 yaşın altındaki çocuklar
  • Hamile kadınlar
  • Yaşadığı yeri yeterince ısıtmayı sağlayamayanlar
  • Kronik hastalığı olanlar
  • Engelliler
  • Zihinsel engeli veya sorunu bulunanlar (örn. Alzheimer hastalığı)

Kalp krizi ve soğuk ilişkisine hava kirliliğinin katkısı

Kış aylarında artan hava kirliliği de özellikle şehirlerde önemli bir sorundur. Hava kirliliğinin temel etkisi, havadaki oksijen miktarını azaltmasıdır. Havanın içindeki karbondioksit miktarı da artar ve havanın niteliği düşer. Havadaki kirliliğe partikül sayısının artışı sonucu akciğerlerde alerjik ve mekanik çeşitli reaksiyonlar ortaya çıkar. Bu olayların tümü kalp hastaları için son derece zararlıdır. Bu nedenle sokağa çıkarken kirliliğin az olduğu zamanlar tercih edilmeli ve mümkünse evde bir hava temizleyici kullanılarak partikül yoğunluğu azaltılmalıdır.

Kalp krizi ve soğuk ilişkisine hava kirliliği de önemli katkıda bulunur.
Kalp krizi ve soğuk ilişkisine hava kirliliği de önemli katkıda bulunur.

Soğuk hava ve beslenme

Kışın, soğuk gerekçesi ile genellikle fazla yemek yenir, tatlılara ve hamur işlerine ağırlık verilir ama aslında kış, sebze mevsimidir. Kırmızı sebze olarak havuç, kırmızı pancar, kırmızı lahana ve balkabağı, yeşil sebze olarak ıspanak, pırasa, brokoli, lahana ve marul cinsleri ve beyaz sebze olarak da kereviz, turp, yerelması gibi kök sebzeler bolca bulunur. Sebzelerin olabildiğince az pişirilmesi veya çiğ yenmesi tercih edilmelidir.

Kış sebzeleri ile beslenme size destek olur.
Kış sebzeleri ile beslenme size destek olur.

İlaveten, kuru baklagiller de bu dönemde bol tüketilebilir ve çok yararlıdırlar. Mercimek çorbası ve köftesi, nohut ve kurufasulye yemekleri hem besleyici olur, hem de uzun süre tok kalmanızı sağlar.

Buğulama, pilaki veya çorba şeklinde veya yağı aşağıya süzülmek şartıyla bol balık tüketmek de yararlıdır, ancak balık kızartma veya yağsız tavada ızgara şeklinde pişirilmemelidir. Et ve tavuk da yağsız olmak ve yağda kızartılmamak şartıyla günde 100 gram kadar tüketilebilir. Ekmek, makarna, pirinç ise az tüketilmesi gereken gıdalar arasındadır. Un ve yağın kavrulmasıyla yapılan çorbalardan veya kremalı çorbalardan kaçınmalı, et veya tavuk suyuyla yapılan sulu çorbalar tercih edilmelidir. Kıştan korunmak çok yiyerek değil, nitelikli yiyerek mümkün olur.

Kışın bol su içmekten çok yeterli sıvı almayı sağlamak gereklidir. Özellikle kaloriferli evlerde ev ısısı yüksek (24 dereceden fazla) olursa, farketmeden fazla terleme olur. Bu sıvıyı yerine koymak gerekir. Her durumda günlük içecek miktarı (su ve benzerleri) 1,5- 2 litreden az olmamalıdır.

Bilhassa yaşlı hastalar, çeşitli nedenlere bağlı olarak mesane kapasiteleri azaldığı için sık idrara giderler ve bundan kaçınmak için de az su içerler. Bu durum da böbrek yetersizliği başta olmak üzere çeşitli durumları ortaya çıkarma riski taşır, yaşlıların yeterli su içmesini sağlamak gerekir.

Su alımı sağlamanın kış mevsiminde iki kolay yolu vardır, bunlardan birincisi taze sıkılmış meyve suları, diğeri ise bitki çaylarıdır. Özellikle bitki çayları çeşitli ilave yararlar da sağlayabilir, ancak bunların ilaçlarla etkileşimine dikkat etmek gerekir. Taze sıkılmış meyve suları faydalıdır, ancak içilen miktarının abartılması fazla şeker almak anlamına geleceği için günde bir bardakla sınırlamak yararlıdır. Hazır satılan meyve sularından ise kaçınmak gerekir.

Bitki çayı önerileri
Bitki çayı önerileri

Soğuk hava ve egzersiz

Her ne kadar soğuk hava kalp hastaları için önemli bir risk nedeni ise de, bundan daha riskli olanı kış mevsimi bahanesi ile egzersizin kesilmesidir.”Hava soğuk ne yapayım?” gibi bir bahane aslında egzersizden kaçmak için çok kişinin işine gelir. Bu dönemde yürüyüşler bırakılmamalıdır.

Kışın iyi havalarda yürüyüş yararlıdır
Kışın iyi havalarda yürüyüş yararlıdır

Kış mevsiminde havanın dışarı çıkılamayacak kadar kötü olduğu günlerin sayısı, mevsimin beşte birini bile bulmaz. Kalan günlerde ise uygun giysi ve ayakkabılar seçilerek yürüyüşlere devam edilmelidir. Soğuğun etkisinden korunmak için rüzgara karşı yürünmemelidir. Koroner kalp hastası olanlar ise soğukta yürüyüş konusunda doktorlarından görüş almalıdır.

Kış, kişilerin pek çok açıdan önceden hazırlanması gereken bir dönemdir. Bu nedenle her türlü kalp hastasının kış için kendi tedbirlerini alması gereklidir.