Yaz ve kalp hastalıkları

Sıcak yaz günleri kapıda. Yaz ve kalp hastalıkları bu dönemde dikkat edilmesi gereken konular içinde. Özellikle kalp hastalarının nasıl davranacağı konusu önemli.

Sıcak yaz günleri kapıda. Yaz ve kalp hastalıkları bu dönemde dikkat edilmesi gereken konular içinde. Özellikle kalp hastalarının nasıl davranacağı konusu önemli.

Sıcak kalbi nasıl etkiler?

Havanın sıcak olması, vücudun kendi iç ısısını korumak için daha fazla uğraşması ve kalp, akciğerler ve böbrekler üzerine daha fazla yük bindirmesi anlamına gelir. Bu durum, sıcak havaların kalp hastaları için daha büyük risk teşkil etmesi sonucunu getirir.

Terlemek, derinin sıcaklığının vücuda eşit olarak dağıtılma çabasıdır. Bu çaba kalp hızını artırır ve tansiyonun düşmesine neden olarak kalbin üzerine ek yük bindirir. Bu durum bilinen kalp hastalığı olan kişilerde belirtilerin kötüleşmesine neden olabilir. Örnek olarak koroner kalp hastalığı olan bir insanda göğüs ağrısı başlayabilir ya da kalp yetersizliği olan birinde tablo ağırlaşabilir.

Serin kalmak için neler yapılabilir?

  • Öncelikle bol sıvı almak gerekir. Sıvı almanın en iyi şekli su içmektir, ancak zararlı içeceklerden kaçınmak gerekir. Kahve, çay ve enerji içecekleri gibi kafeinli içeceklerde de ölçülü olmak önerilir.
  • Sıvı alımının kısıtlandığı ağır kalp yetersizliği veya böbrek yetersizliği gibi bir durum varsa, alınacak sıvı miktarı açısından doktorun görüşünü almakta yarar vardır.
  • Kan basıncını artırabileceği ve kalp yetersizliği bulgularını kötüleştirebileceği bilinen soda ve maden suyu ölçülü tüketilmelidir.
  • Fazla alkolden kaçınmakta yarar vardır. Alkol sıvı kaybı nedenidir.
  • Salatalar ve zeytinyağlı sebzeler gibi soğuk yemekleri tercih edilmelidir. Hem sıvı içerikleri fazladır, hem de iyi birer vitaminn ve mineral kaynağıdırlar.
  • Evi serin tutmak için tedbir alınmalıdır. Doğrudan güneş alan camları perde veya panjurlarla kapatmak ve ancak dış ortam sıcaklığı evden daha serin olduğunda camları açmak önerilir. Evdeki lambalar ve ısı yaratabilecek diğer elektrikli cihazlar da ancak gerektiğinde kullanılmalıdır.
  • Oturmak ve özellikle de uyumak için evin en serin bölgesi seçilmelidir.
  • Hafif, bol ve terlemeye engel olmayan doğal kumaşlardan giysiler giyilmelidir.
  • Denize sabah 11:00den önce ve akşam 15:00’den sonra ve mümkünse aç olarak girilmelidir.
  • Gölgede kalındığı sürece dış ortam evden daha serin olabilir. Gölgede olunsa bile bir güneş koruyucu sürmek, şapka takmak, şemsiye kullanmak ve su içmeyi sürdürmek önerilir.
  • Saat 11:00 ile 15:00 arasında güneşe çıkılmamalıdır.
  • Aşırı fiziksel egzersizden kaçınılmalıdır.

Sıcakta rahatsız hissedince ne yapmalı?

Sıcağa bağlı rahatsızlıkların belirtileri aşağıdadır:

  • Başağrısı
  • Sersemlik
  • Dengesizlik
  • Baş dönmesi
  • İştah kaybı

Bu belirtilerle karşılaşıldığı zaman aşağıdaki uygulamaların yapılması genellikle yarım saat içinde rahatlama sağlar:

  • Serini bir yere geçmek
  • Uzanmak ve ayakları yüksekçe bir yere uzatmak
  • Bol su içmek
  • Deriyi soğutmak
    • Deri üzerine bir spreyle soğuk su sıkmak veya deriyi ıslak soğuk bir bezle silmek
    • Boyna ve koltuk altlarına buz torbaları koymak

Sıcak hava, yaz ve kalp hastalıkları

Koroner kalp hastalığı

Eğer koroner kalp hastalığı nedeniyle nitrat tipi bir ilaç veya nitrat spreyleri kullanılıyorsa, dikkatli olmak gerekir. Nitratlar damarları hızla genişlettikleri için tansiyonu düşürür. Bu durum sıcakta sıvı kaybıyla birlikte olursa bayılmaya (senkop) bile yol açabilir. Ayrıca yine sıcak ortam ve sıvı kaybı, kanın yoğunlaşması sonucunda kalp krizlerinin artmasına neden olabilir.

Kalp yetersizliği

Kalp yetersizliği olan kişilerin serin yerde olması çok önemlidir. Ağır kalp yetersizliğinde hastanın aldığı sıvıyı da kısıtlı tutmak gerekebilir. İdrar sökücü ilaç kullananlarda da halsizlik ve ayağa kalkarken baş dönmesi gibi vücutta sıvı azalması belirtileri olursa ilaçların yeniden düzenlenmesi için doktorla görüşmek gerekir.

Hipertansiyon

Hipertansiyonlu hastalarda sıcak ortamların ve sıvı kaybının iki yönlü etkisi vardır. Öncelikle, sıvı kaybının ortaya çıkması ve idrar sökücü tansiyon ilaçlarının da bu durumu arttırmasıyla vücut sıvı kaybını engellemek için damarları büzücü ve tansiyonu yükseltici mekanizmaları devreye sokar. Bunun sonucu olarak da tansiyon yükselir.

Sıvı kaybının artışı ve damar genişletici veya idrar sökücü tansiyon ilaçlarının kullanılmaya devam edilmesi sonucunda özellikle ayağa kalkarken ani tansiyon düşmeleri ve sersemlikler ortaya çıkar ve bu durum tansiyon dalgalanmalarını belirgin şekilde arttırır. Kan basıncının aşırı dalgalanması kalp krizi ve inme riskini ciddi oranda arttıran bir durumdur.

Ritm bozuklukları

Yaz ve kalp hastalıkları hakkında dikkat edilmesi gereken konulardan biri de ritm bozuluklarıdır. Terlemeyle birlikte vücuttan potasyum, magnezyum gibi minerallerin de atılması bu minerallerin vücutta azalmasına neden olur. Bu durum da, özellikle kalp hastalarında, çarpıntıyı ve hayatı tehdit eden ritim bozukluklarını tetikleyebilir. Sağlıklı bireylerde de yaz aylarında çarpıntı şikayetlerinde artış olur. Bu çarpıntılar günlük yaşamı etkiler, rahatsız edici olur, uzun sürer, sık tekrarlar ve birlikte tansiyon düşmesi ve bayılma gibi şikayetler olursa mutlaka doktora başvurulmalıdır.

Sıcak çarpması

Aşırı sıvı kaybı vücudun iç ısısını yükselterek hayati tehlike yaratabilir.

Sıcak çarpmasının belirtileri

  • Terleme
  • Soğuk ve terli cilt
  • Sersemlik
  • Ayağa kalkarken baş dönmesi
  • Bayılma
  • Kas krampları
  • Ciltte sıcağa bağlı kızarıklık
  • Ayakbileklerinde ödem
  • Hızlı ve/veya yüzeysel solunum
  • Bulantı ve kusma

Bu gibi durumlarda tıbbi yardım gereklidir.

Kalp hastaları sıcak havalarda dikkatli olmalıdır.
Kalp hastaları sıcak havalarda dikkatli olmalıdır.

Kimler risk altında

  • Yaşlıların ve küçük çocukların vücut ısılarının ayarlanması normal erişkinlerden daha güçtür, dolayısıyla aşırı sıcaklardan korunmaları gerekir.
  • Özellikle 75 yaşın üzerindeki yanlız yaşayan kişiler
  • Kalp ve dolaşım sorunları olanlar, akciğer hastaları, böbrek yetersizliği olanlar, diyabetliler ve Parkinson hastaları
  • Yatağa bağımlı olanlar, fiziksel veya zihinsel engelliler, demanslılar (Alzheimer ve diğer demans tipleri) veya açık havada çalışanlar

Çoğu kişi, sıcak çarpması riski altında oldukları halde bu durumdan habersizdir. Bu nedenle, çevredeki risk altındaki kişiler düzenli olarak kontrol edilmelidir.

Korunma

  • Açık renkli ve terlemeyi artırmayan doğal kumaştan giysiler tercih edilmelidir.
  • Meyve ve sebze tüketiminin ön planda olduğu Akdeniz diyetine uygun şekilde beslenilmelidir.
  • Günlük sıvı ihtiyacının arttığı göz önünde bulundurularak, günlük 2-2.5 lt civarında sıvı tüketilmelidir.
  • Kan basıncını artırabileceği ve kalp yetersizliği bulgularını kötüleştirebileceği bilinen soda ve maden suyunun kontrolsüz tüketiminden kaçınılmalıdır.
  • Güneş ışınlarının dik olarak geldiği saatlerde dışarı çıkılmamalı, denize 11:00’e kadar veya 15:00’den sonra girilmeli ve mümkünse tok olarak suya girilmemelidir.
  • Egzersiz sabah ve akşamın nisbeten serin saatlerinde yapılmalıdır.
  • Soğuk su damarlarda spazm yaparak kan akışını bozabildiğinden soğuk deniz, havuz veya duşa girmekten kaçınılmalıdır.
  • Klimalı ortamlarda klima ayarı 20oC’nin üzerinde olmalı, aşırı ısı değişimleri arasında geçişlerden kaçınılmalıdır.
  • Göğüs ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı, baygınlık hissi gibi şikayetler olduğunda en yakın sağlık kurumuna başvurulmalıdır.
  • Düzenli sağlık kontrolleri aksatılmamalıdır.

Koroner anjiografi

Koroner anjiografi, kalbi besleyen koroner arterler görüntülemek ve bu damarlarda daralma olup olmadığını saptamak için kullanılan bir görüntüleme yöntemidir.

Koroner anjiografi, kalbi besleyen koroner arterler görüntülemek ve bu damarlarda daralma olup olmadığını saptamak için kullanılan bir görüntüleme yöntemidir.

Anjiografi nedir ?

Anjiografi, X ışınları aracılığı ile vücuttaki damarları görüntülemek amacıyla yapılan bir görüntüleme yöntemidir. Bu yöntemle atardamarların (arter) ve toplardamarların (ven) darlıkları, tıkanıklıkları, genişlemeleri ve diğer sorunları görüntülenir.

Her damar bölgesinin damarlarının (kalp, akciğerler, beyin, boyun damarları, kol ve bacak damarları, iç organların damarları) görüntülenmesinin ayrı bir tekniği vardır. Kalbi besleyen koroner arterlerin görüntülenmesine de koroner anjiografi denir.

Normal koroner arterler
Normal koroner arterler

Koroner anjiografi gerekçeleri

Koroner anjiografi koroner damarlardaki sorunları ortaya çıkartarak bunlara yönelik tedavileri planlamak için yapılır. Başlıca gerekçeleri aşağıdadır:

  • Angina (göğüs ağrısı) gibi koroner arter hastalığı belirtilerini aydınlatarak tanı koymak için
  • Başka şekillerde açıklanamayan göğüs, çene, boyun, omuz ve kol ağrılarında
  • Yeni başlayan veya giderek artan göğüs ağrısında
  • Anormal stres testi sonuçlarını açıklamak için
  • Kalp krizi sonrasında tıkanıklığın nerede olduğunu bulmak için
  • Koroner damar hastalığına bağlı göğüs ağrısında koroner damardaki darlığın nerede olduğunu saptamak için
  • Koroner stent ve bypass cerrahisi gibi girişimler öncesinde işlem planlaması için
  • Koroner arter hastalığı tanısını doğrulamak için
  • Gçğüs travmalarından sonra koroner arterlerin ve kalbin zarar görüp görmediğini saptamak için
  • Kapak hastalıklarında ameliyata hazırlık için
  • Doğumsal kalp hastalıklarında tanı ve ameliyata hazırlık için

Koroner anjiografi nasıl yapılır?

Koroner anjiografi öncesinde hastanın genellikle 8 saat kadar aç kalması ve eğer kasıktan girilecekse kasık tüylerini traş etmesi istenir.

Koroner anjiografi için hastanın bileğinden veya kasığından atardamar içine sokulan ve kateter adı verilen ince bir plastk boru kalbin çıkışına kadar ilerletilir. Daha sonra bu boru koroner arter ağzına oturtularak ucundan kontrast boya enjekte edilir. Enjekte edilen bu boya koroner arterin içini doldurarak damar için görünür hale getirir. Bu şekilde, damarın içinde bir darlık olup olmadığı görüntülenir. Verilen kontrast daha sonra böbreklerden atılır.

Koroner anjiografi uygulanması
Koroner anjiografi uygulanması (Mayo Clinic web sayfasından değiştirilerek alınmıştır)

Bütün işlem genellikle yarım saatten daha kısa sürede biter, ancak bazen teknik veya hastaya bağlı sorunlar nedeniyle uzayabilir. İşlem sırasında hastaya damar yolu açılır ve kalp hızı ve ritmi monitörden izlenir.

İşlem sırasında stent takılmasına karar verilirse, işlem süresi doğal olarak uzar. Bu uzama yapılan işlemin kapsamına göre değişen sürelerde olabilir.

İşlem sonrası hasta birkaç saat veya bazen bir gece hastanede tutulur. Bu sırada, verilen kontrast maddenin atılması için bol su içmesi önerilir.

Eve gitmeden önce hastaya işlem yeri kanaması kontrolünün nasıl yapılacağı ve kanama varsa ne yapacağı gösterilir. Özellikle kasıktan işlem yapılan hastaların bir hafta kadar ağır kaldırmamaları ve o bacağı germemeleri istenir.

Koroner anjiografi komplikasyonları

Koroner anjiografi diğer pek çok girişimsel tıbbı işlem gibi bir takım riskler içerir. Bu nedenle, doktor işlemden işlemin sağlayacağı yararları ve olası riskleri hesaplayıp ona göre karar verir.

Minör komplikasyonlar

  • Giriş yerinde ciltaltı kanaması: Bu durum genellikle birkaç günde kendiliğinden geçer, ancak uzarsa doktorla görüşmek gerekir.
  • İşlem yerinde morluk: İşlem sırasında cilt altına kan sızması nedeniyle olur. Düzelmesi genellikle 2- 4 hafta alabilir.
  • Kontrast maddeye karşı allerji

Daha ciddi komplikasyonlar

Komplikasyon riskinin artmasına neden olan durumlar

  • Yaş: Yaş ne kadar ileriyse, risk o kadar yüksektir.
  • Müdahalenin acil koşullarda yapılması: Hastanın koşullarının çok uygun olmayabilmesi ve planlama için fazla zaman bulunmaması nedeniyle acil müdahaleler her zaman daha risklidir.
  • Böbrek hastalığı
  • Çoklu koroner damar hastalığı
  • Ciddi kalp hastalığı veya kalp yetersizliği bulunması

Kalp tomografisi

Tıbbi teknolojideki gelişmelerin sonucu olarak kalp ve damar hastalıklarında son yıllarda bilgisayarlı tomografiyle yapılan kalp tomografisi giderek daha sık kullanılıyor.

Tıbbi teknolojideki gelişmelerin sonucu olarak kalp ve damar hastalıklarında son yıllarda bilgisayarlı tomografiyle yapılan kalp tomografisi giderek daha sık kullanılıyor.

Kalp tomografisi nedir?

Bilgisayarlı tomografi, X ışınları aracılığıyla vücudun belli bölgelerini görüntülemek için kullanılan bir tekniktir. Bu teknikle düşük dozda X ışınları kullanılarak ayrıntılı görüntüler elde etmek mümkün olur. Kalp tomografisi, bu teknik kullanılarak kalbin ve kalp damarlarının görüntülenmesini sağlayan tekniğin adıdır. Bu test sırasında damardan özel bir boya verilerek ardından kalp ve damarlar görüntülenir.

Bu teknikte öncelikle koroner damarlar görüntüleniyorsa, teknik “BT koroner anjiografi” adını alır. Ayrıca, boya kullanmaksızın sadece koroner damarlardaki kireçlenme miktarını ölçen ve “koroner kalsiyum skorlaması” adı verilen bir yöntem daha vardır.

Damardan verilen boya dışında bir girişim gerektirmeyen bu teknik hızlı olması ve iyi sonuç vermesi ile tercih edilen bir hale gelmiştir.

Kalp tomografisi neden yapılır?

Kalp tomografisinin başlıca yapılma nedenleri aşağıda sıralanmıştır.

  • Koroner arterleri görüntülemek ve darlık varlığını saptamak için
  • Doğumsal kalp hastalıklarının yapısını saptamak için
  • Kalp kapaklarının veya kalp kasının görüntülenmesi için
  • Kalp boşluklarında oluşmuş pıhtıları saptamak için
  • Kalp tümörlerini görüntülemek için

Koroner kalp hastalığı için kalp tomografisinin iki ayrı şekli kullanılır. Koroner kalsiyum skorlaması ile kalp krizi riski öngörüsü yapılabilir. Koroner BT anjiografi ise özellikle aşağıdaki nedenlerle yapılır:

  • Koroner kalp hastalığı açısından orta derecede risk profili olan kişilerde şüpheli koroner kalp hastalığı belirtilerini değerlendirmek için
  • Koroner kalp hastalığı açısından düşük- orta derecede risk profili olan kişilerde koroner kalp hastalığı için olağan olmayan eforsuz göğüs ağrısı gibi şikayetleri değerlendirmek için
  • Karar verdirici olmayan egzersiz testi sonuçlarını açıklayabilmek için
  • Koroner arterlerdeki doğumsal bozukluk şüphesini araştırmak için

Kalp tomografisinin riskleri

Kontrast boyadan kaynaklanan riskler

Kontrast boyalar genellikle iyot içeren yüksek toğunluklu bileşiklerdir ve sonradan böbreklerden atılırlar. Böbreklerde bir sorun veya böbrekleri etkileyen bir hastalık (örn. diyabet) varsa, bu maddenin atılması gecikir. Bu gibi durumlarda böbreklerin önceden hazırlanması ve işlemden sonra hastaya daha bol sıvı verilmesi gerekir.

Kontrasta bağlı böbrek hasarı için risk faktörleri arasında dehidratasyon, nonsteroid antienflamatuar ilaç kullanımı ve orak hücre anemisi gibi kimi durumlar bulunur.

Kontrast boyalara bağlı olarak ortaya çıkabilecek bir başka reaksiyon da allerjidir. Ortaya çıkan allerjik reaksiyon basit kaşıntılar ve cilt kızarıklıklarından solunum yolu tıkanması ve anaflaksiye uzanan geniş bir spektrumda olabilir. Bu durum, önceden kontrast boya ile başka görüntülemeler yapılmış kişilerde daha sıktır.

Kontrast kaynaklı bir başka sorun da verilen iyotun tiroid üzerindeki etkisidir. Bu etki değişkendir ve kimi kişilerde tiroidin fazla çalışması sorunu yaratırken, kimi kişilerde ise tam tersine tiroid bezini baskılar.

Radyasyon

Kalp tomografisi sırasında bir miktar radyasyon alınır. Bu radyasyon miktarı risksiz olmakla ve yeni nesil cihazlarda radyasyon dozu daha da düşmüş olmakla birlikte, gebelerin ve gebelik olasılığı bulunan kadınların risk altında olduğunu belirtmek gerekir. Gebe olan veya gebelik olasılığı olan kadınlarda bu inceleme yapılmamalıdır.

Kalp tomografisi çekimi

Kalp tomografisinde kullanılan bilgisayarlı tomografi cihazı
  • Tomografi öncesinde 4- 8 saat boyunca aç kalınması istenir. Su içmek serbesttir, ancak su dışı içecekler, özellikle de çay, kahve gibi kafeinli içecekler içilmemelidir.
  • Teste gelirken rahat ve bol giysiler giyilmesi önerilir. Kolye, piercing ve benzeri takılarla tüm metal eşyalar önceden çıkartılmalıdır.
  • Test sırasında kalp hızının 70/dakika’nın altında olması istenir. Eğer kalp hızı daha yüksekse, testten önce bir ilaç verilerek düşürülmesi sağlanabilir.
  • Test öncesinde kontrast boyanın verilebilmesi için kola bir damar yolu takılır. Kontrat boya verildiği zaman sıcaklık basması ve kızarma görülebilir, bu durum kısa süreli ve geçicidir. Bu sırada ağızda da metalik bir tat hissedilebilir.
  • Test sırasında vücudun üst kısmı çıplak olarak sırtüstü yatılır. Çekimler sırasında 10- 20 saniye süresince nefesin tutulması istenir.
  • İşlem sırasında birkaç kez çekim yapılabilir. Genellikle ilki kontrastsız, ikincisi kontrastlı olarak iki kez çekim yapılır ve ikinci çekim öncesinde damardan kontrast verilir.Test öncesinde kontrast boyanın verilebilmesi için kola bir damar yolu takılır. Kontrat boya verildiği zaman sıcaklık basması ve kızarma görülebilir, bu durum kısa süreli ve geçicidir. Bu sırada ağızda da metalik bir tat hissedilebilir.
  • Test sırasında vücudun üst kısmı çıplak olarak sırtüstü yatılır. Çekimler sırasında 10- 20 saniye süresince nefesin tutulması istenir.
  • İşlem sırasında birkaç kez çekim yapılabilir. Genellikle ilki kontrastsız, ikincisi kontrastlı olarak iki kez çekim yapılır ve ikinci çekim öncesinde damardan kontrast verilir.
  • Eğer test öncesinde panik veya huzursuzluk nedeniyle sakileştirici verilmemişse, testten sonra hastanın kalkıp eve gitmesinde bir sakınca yoktur.
  • Test sonrasında bol su içmek böbrekleri korur ve kontrastın vücuttan hızlıca atılmasını sağlar.
BT koroner anjiografi

Kalp tomografisi yorumu

Kalp tomografisinin incelenerek yorumlanması genellikle işlemi izleyen 1- 2 gün içinde tamamlanır ve çıkan sonuçlara göre doktor izlenecek yolu belirler.

Kalbe zarar verebilen sorunlar

Kalp hastalıkları hala dünyada en fazla ölüme neden olan sağlık sorunudur. Bilinen risk faktörlerinin dışında kimi ilgisiz görünen sorunlar da kalp hastalığına zemin hazırlayabilir.

Kalp hastalıkları hala dünyada en fazla ölüme neden olan sağlık sorunudur. Bilinen risk faktörlerinin dışında ilgisiz görünen ancak kalbe zarar verebilen sorunlar da mevcuttur.

Kalp hastalıklarına genel bakış

Türkiye’de de koroner kalp hastalığı, ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alır. Ülkemizde her yıl 400 bin civarında yeni koroner kalp hastası ortaya çıkar. Koroner kalp hastalığı sorunu yaşayan her 100 kişiden 20- 30’u herhangi bir belirti olmadan ani ölümle karşılaşır. Kalp krizi bu insanların %40-50’sinde önceden hiç bir belirti vermeden ortaya çıkar. Koroner kalp hastası olanların ancak %30’u başına bir iş gelmeden önce bunu öğrenebilir.

Koroner kalp hastalığının oluşumunda genetik altyapının yanısıra hareketsiz yaşam, kötü diyet, sigara kullanımı, kolesterol ve/veya tansiyon yüksekliği, şeker hastalığı (diyabet) gibi faktörlerin önemi çok büyüktür. Ancak, bunun yanında, kimi tümüyle ilgisiz görünen hastalıklar ve sağlık sorunları da kalp hastalığı riskini arttırabilmektedir.

Kalbe zarar verebilen sorunlar nelerdir?

Tiroid hastalıkları

Tiroid bezinin fazla çalışması (hipertiroidi) da, az çalışması (hipotiroidi) da kalp hastalığı açısından riski arttırır. Hipertiroidi durumunda ritm bozuklukları, atrial fibrilasyon, hipertansiyon, kalp yetersizliği ve mevcut koroner kalp hastalığı komplikasyonlarında artış görülür. Hipotiroidide ise kalp fonksiyonlarında azalma, kalp yetersizliği, kolesterol artışı, homosistein artışı, diyabet eğiliminde artma ve enflamasyon (CRP) artışı görülür.

Subklinik hipertiroidi (TSH düzeylerinin çok düşük olmasına karşılık T3 ve T4 seviyelerinin normal olması) veya subklinik hipotiridi (belirti olmaksızın TSH düzeylerinin yüksek bulunması) durumlarında da yükarıda sözü geçen riskler oluşur. O nedenle bu sorunlar saptandığında uygun şekilde takip ve tedavi edilmelidir.

Otoimmün romatizmal hastalıklar

Romatoid artrit ve sistemik lupus erythematosus gibi otoimmün romatizmal hastalıklar damar sertliği ve koroner kalp hastalığı riskini arttırırlar. Bu hastalıkların bir kısmı (sistemik lupus erythematosus gibi) doğrudan kalp kasını da etkileyerek kalp hastalığı yapabilir veya bir kısmında (SLE, otoimmün vaskulitler ve antifosfolipid sendromu gibi) ilaveten damar içi pıhtılaşma riski de arttığından buna bağlı olarak çeşitli damarlarda tıkanma riski de ortaya çıkabilir.

İltihabi barsak hastalıkları

Ülseratif kolit ve Crohn hastalığı gibi otoimmün iltihabi barsak hastalıkları neden oldukları çeşitli komplikasyonların yanısıra kalp damar hastalığı riskinde de artma nedeni olurlar. Yapılan çalışmalar, iltihabi barsak hastalıklarının iskemik kalp hastalığı riskini 4-5 kat, inme riskini ise 2- 2,5 kat arttırdığını göstermiştir.

Erektil disfonksiyon

Erektil disfonksiyon 40 yaş üzerindeki erkeklerde %30 üzerinde rastlanan ve yaşam kalitesini bozan bir bir sorundur. En önemli nedeni penise giden damarların daralması olan bu durum genellikle kalp hastalığının belirtilerinin görülmesinden birkaç yıl önce ortaya çıkar ve genellikle kalp damar hastalığının öncüsü kabul edilir.

Kalp damar hastalıklarının tedavisinde kullanılan beta blokerler ve kolesterol ilaçları gibi kimi ilaçlar sıklıkla erektil disfonksiyona neden olmakla suçlanırlar, ancak neden genellikle temelde olan damar yapısı bozukluğudur.

Erektil disfonksiyonun giderilmesi için kullanılan ilaçların kalp damar sistemi üzerine olan olumsuz etkileri ve diğer ilaçlarla etkileşimleri de gözardı edilmemelidir.

Kadınlara özgü sorunlar

Endometriyozis (Çikolata kisti)

Endometriyozis, rahmin içini döşeyen endometriyum tabakasının rahim dışında başka bir bölgede büyümesi sonucu gelişen ve sıklıkla ağrılı seyreden bir hastalıktır. Endometriyozise en sık olarak yumurtalıklar, fallop tüpleri ve pelvisi örten dokuda rastlanır. Yaklaşık her 15 kadından birini etkileyen bu sorun, en çok 30’lu ve 40’lı yaşlardaki kadınlarda görülür.

Endometriyozis
Endometriyozis

Endometriyozis bulunan kadınlarda kalp krizi, angina veya koroner girişim gerekliliği gibi durumlar %50- %90 arası bir risk yaratmaktadır. Endometriyozis genellikle kronik inflamasyon ve metabolik bozukluklarla da birlikte bulunur. Bu durumun nedenleri tam bilinememektedir, ancak endometriyozis bulunan kadınların diğer kalp damar hastalığı riskleri de araştırılarak gerekli tedbirlerin alınmasında yarar vardır.

Adet düzensizlikleri

Uzun süreli adet düzensizlikleri ile kalp hastalığı riski araştırıldığı zaman, bu düzensizliklerin koroner kalp hastalığı riskini %28 kadar arttırdığı saptanmıştır. Bu nedenle, uzun süreli adet düzensizliği bulunan kadınlarda bu duruma yol açan nedenlerin araştırılarak mükünse düzeltilmesi ve diğer kalp damar hastalığı risklerinin incelenmesi yararlı olur.

Erken veya geç menarş (ilk adet) yaşı

Sağlıklı bir kız için ilk adet (menarş) genellikle 12 yaş civarındadır. İlk adetini 10 yaş altında gören kızlarda gelecekteki kalp hastalığı riskinin dört kat arttığı saptanmıştır. İlk adetin 15 yaştan sonra olması durumunda ise gelecekteki kalp hastalığı riski 2,5 kat artmaktadır.

Preeklampsi

Gebelik sırasında preeklampsi (yüksek kan basıncı ve idrarda protein kaçağı) görülmesi, gebeliğin seyri ve bebeğin sağlığı açısından tehlikeli bir duruma işaret eder. Ancak, hepsi bu kadar değildir.

Gebeliği sırasında preeklampsi yaşayan kadınlarda sonradan hipertansiyon gelişmesi çok sıktır. Koroner kalp hastalığı riski de bu kadınlarda diğer kadınlara oranla iki kat artar.

Gebelik diyabeti

Gebeliği sırasında diyabet gelişmesi veya şeker yüklemesi pozitifliği tüm gebeliklerin % 20 kadarında görülür ve hem gebeliğin devamı, hem de anne ve bebeğin sağlığı açısından risk oluşturur.

Bu kadınlarda ileriki yıllarda diyabet gelişme riski % 50 civarındadır. Üstelik, bu kadınlarda, sonradan diyabet gelişimi olsun veya olmasın, koroner kalsifikasyon görülmesi sıklığının diğer kadınlara oranla iki kat fazla olduğu bildirilmiştir.

Erken menopoz

Erken menopoz kalp sağlığı açısından önemli bir tehlike durumundadır. Kalp hastalığı riskinin menopoza 40 yaşından önce giren kadınlarda (prematür menopoz) iki kat, 40- 45 yaşlar arasında menopoza girenlerde ise % 50 arttığı gösterilmiştir. Risk açısından doğal veya cerrahi menopoz arasında fark yoktur.

Kalbe zarar verebilen sorunlar için yapılabilecekler

Yukarıda sayılan kalbe zarar verebilecek durumlar optimal olarak tedavi edilmelidir. Ancak kalp damar hastalığının çok boyutlu olduğu unutulmamalıdır. Koroner kalp hastalığının oluşumunda genetik altyapının yanısıra hareketsiz yaşam, kötü diyet, sigara kullanımı, kolesterol ve/veya tansiyon yüksekliği, şeker hastalığı (diyabet) gibi faktörlerin önemi çok büyüktür. Bu kişilerde diğer kalp damar hastalığı risklerinin de araştırılmasında ve gerekli tedbirlerin alınmasında yarar vardır.

KALP HASTALARI VE COVID-19

Covid-19 ve kalp hastaları konusu giderek daha ön plana çıkıyor. Enfeksiyonun kalp damar sistemi üzerine doğrudan etkisi zaten yeterince önemli. Buna bir de salgın nedeniyle rutin kontrolleri aksayan ve tanı ve tedavileri geciken kalp damar hastalarının eklenmesi büyük sorun yaratıyor.

Covid-19 ve kalp hastaları konusu giderek daha ön plana çıkıyor. Enfeksiyonun kalp damar sistemi üzerine doğrudan etkisi zaten yeterince önemli. Buna bir de salgın nedeniyle rutin kontrolleri aksayan ve tanı ve tedavileri geciken kalp damar hastalarının eklenmesi büyük sorun yaratıyor.

Bu konuda bilgilendirme amacıyla Avrupa Kardiyoloji Derneği hastalara yönelik bir bilgilendirme çalışması ve kılavuzu hazırladı. Bu yazı dizisinde bu dokümandan da yararlanılarak kalp hastalarının sorunlarına yanıt verilmeye çalışılacaktır.

Covid-19 pandemisi sırasında kalp krizi ve inme

Aşağıdaki belirtileriniz varsa, acilen 118’i arayınız veya en yakın sağlık kuruluşuna başvurunuz.

Kalp krizi

  • Giderek artan şiddetli göğüs ağrısı
  • Şiddetli çarpıntı
  • Nefes darlığı
  • Bayılma

İnme

  • Yüzde çarpılma
  • Kol ve/veya bacakta güçsüzlük
  • Konuşma güçlüğü

Unutmayın. Salgın sürecinde yapılmış “Evde Kal” çağrısı ve sokağa çıkma kısıtlamaları kalp krizi ve inme geçiren hastaları kapsamamaktadır. Bu hastalarda geçen her dakika önemlidir.

Kalp hastaları- Sık sorulanlar ve yanıtları

Kalp hastaları ve Covid-19 riski

  • Bilinen bir kalp hastalığım var. Kalp rahatsızlığı olmayan bir bireye göre Covid-19’ a yakalanma riskim daha fazla mıdır?
    • Hayır – herhangi bir birey de enfeksiyona yakalanabilir. Fakat, altta yatan kalp hastalığı olan kişiler enfeksiyonun belirtilerini daha sık gösterir veya sağlıklı bireylere göre enfeksiyonu daha şiddetli bir şekilde geçirirler. Bugüne kadar, Covid-19’ a yakalanan çoğu insanda boğaz ağrısı, öksürük, ağrı ve ateşin eşlik ettiği hafif bir viral hastalık tablosu izlenmiştir, ancak bazı kişilerde (% 5’ e kadar) akciğer enfeksiyonu / pnömoni de görülebilir. Kalp rahatsızlığı olan kişilerin Covid-19’ a bağlı akciğer enfeksiyonu geçirme ihtimalinin daha yüksek olup olmadığı henüz net değildir, fakat bu hasta grubunun grip (influenza) gibi diğer virüslere bağlı akciğer enfeksiyonlarına yatkınlıkları göz önüne alındığında, bu ihtimalin daha yüksek olduğundan bahsedebiliriz.
  • Enfekte olduğumu düşünürsem hastaneye gitmemem gerektiğini biliyorum, ama bilinen bir kalp rahatsızlığım varsa ne zaman tıbbi yardım için başvurmalıyım?
    • COVID-19 tanısı aldıysanız, evde semptomları yönetip yönetemeyeceğinizi kendinize sormanız gerekir. Sadece ateşiniz var ise parasetamol tedavisi ile evde ateşinizi kontrol edebileceğinizi unutmayın. Ancak, orta derecede veya ağır belirtiler varsa ve özellikle nefes darlığı çekiyorsanız, lütfen gecikmeden tıbbi yardım için başvurun.
    • Evde izole olurken kullanılacak ilaçlar ile ilgili olarak doktorunuzun talimatları dışına çıkmayın.

Kalp hastaları ve Covid-19 açısından kimler riskli?

  • Şiddetli Covid-19 belirtileri gösterme riski, kalp rahatsızlığı olan tüm hastalar için benzer midir yoksa farklılıklar var mıdır?
    • Enfeksiyona yakalanmanın temel prensibi tüm bireyler için aynıdır. Virüs, enfekte bir kişiden
      öksürme, hapşırma veya konuşma sırasında havaya saçılan damlacıklar yoluyla bulaşır. Virüs vücuda girdiğinde, akciğerlere doğrudan zarar verir ve kardiyovasküler sisteme iki yolla stres uygulayan enflamatuvar bir yanıtı tetikler. İlk olarak, akciğerleri enfekte ederek kan oksijen seviyelerini düşürür ve ikincisi, virüsün direkt enflamatuvar etkileri kan basıncının düşmesine neden olur. Bu gibi durumlarda kalp, büyük organlara oksijen sağlamak için daha hızlı ve çok çalışmak durumunda kalır. Aşağıdaki hasta grupları yüksek risk altındadır:
      • Organ nakli hastaları
      • Kemoterapi veya radyoterapi alan kanser hastaları
      • Lenfoma ya da löseminin eşlik ettiği kalp hastaları gibi
        bağışıklık sistemi baskılanmış bireyler kuramsal olarak virüs bulaş riskinin ve virüse yenik düşme olasılığının en yüksek olduğu gruptur. Diğer yüksek risk grupları, yaşlı ve düşkün bireyler ile eşlik eden kalp damar hastalığı olan gebe kadınları içermektedir.
      • Kalp yetersizliği
      • Dilate kardiyomiyopati
      • Aritmojenik sağ ventrikül kardiyomiyopatisinin ileri şekilleri
      • Obstruktif hipertrofik kardiyomyopatisi olan kişiler
      • Doğumsal siyanotik kalp hastalığı olan bireyler
        kalp hastaları arasında en yüksek risk grubundadır.

Özel durumlarda kalp hastaları ve Covid-19

  • Kalp pilim (veya implante edilmiş defibrilatörüm) var. Covid-19 enfeksiyonu benim için ilave risk yaratır mı?
    • Virüsün kalp pili ve kardiyak defibrilatör gibi implante edilmiş kardiyak cihazları etkilediğine veya kapak hastalarında enfektif endokardit yaptığına dair henüz bir kanıt bulunmamaktadır. Ancak, kalp pili veya defibrilatör takılmasına neden olan hastalık dolayısıyla taşıdığınız risk aynen devam eder.
  • Kalp kapak hastasıyım. Covid-19 enfeksiyonu benim için özel risk yaratır mı?
    • Covid-19 enfeksiyonunun kalp kapak hastalarında enfektif endokardit yaptığına dair henüz bir kanıt bulunmamaktadır. Ancak, kalp kapak hastalığına bağlı olarak gelişen kalpteki fonksiyon ve ritm bozukluklarının yarattığı sorunlar konusunda dikkatli olmak gerekir.
  • Brugada Sendromu hastasıyım, almam gereken özel önlemler var mı?
    • Brugada Sendromu tanısı almış hastalarda özellikle vücut ısısının 39oC ‘nin üzerine çıktığı
      durumlarda ölümcül aritmi riski artar. Bu tip hastaların ateşleri parasetamol ve soğuk/ılık spanç uygulamalarıyla agresif olarak tedavi edilmelidir.
  • Atriyal fibrilasyonum var – koronavirüs enfeksiyonuna yakalanma olasılığım daha mı yüksek?
    • Atriyal fibrilasyon tek başına enfeksiyon riskini arttırmaz.
      • Bununla birlikte, çoğu atriyal fibrilasyon hastası yaşlıdır ve kalp yetmezliği, hipertansiyon ve diyabet gibi ek hastalıkları mevcuttur, bu da enfekte olmaları durumunda hastalığı daha ciddi geçirmeleri olasılığını taşır.
      • Atriyal fibrilasyonu olan hastaların Covid-19 enfeksiyonu sırasında kalp hızları artabilir ve bu durum kalp hızını düşürücü ilaç kullanan hastaların ilaç dozlarını değiştirmesi gereğini ortaya çıkartabilir. Hastaların doktorlarıyla görüşmeden ilaç veya doz değişikliği yapması önerilmez.
      • Atriyal fibrilasyonu önlemek üzere ilaç kullanan hastalar (persistan atriyal fibrilasyon hastaları) Covid-19 enfeksiyonu sırasında kullanmakta oldukları ritm düzenleyici ilaçlarını aynen kullanmaya devam etmelidirler.

Covid-19 hangi sorunlara yol açar?

  • Koronavirüsün kalp krizi veya aritmilere (ritm bozukluğu) neden olabileceğini okudum, bu doğru mu?
    • Virüsün enflamatuvar etkilerine dayanarak, viral enfeksiyonun koroner arterlerde aterosklerotik plakların (yağ birikintileri) rüptürüne neden olabileceği ve kalp krizine yol açabileceği yönünde teorik riskler söz konusudur. Covid-19 seyri sırasında şiddetli göğüs ağrısı başlayan kişiler hiç vakit kaybetmeden 112 Acil Servisini aramalıdır.
    • Şiddetli sistemik enflamatuvar durumlar bazı kişilerde aritmileri ve hatta atriyal fibrilasyonu
      tetikleyebilir.
    • Viral enfeksiyonun yol açtığı akut enflamasyon hem kardiyak hem de böbrek fonksiyonlarını kötüleştirebilir.
  • Covid-19’ un myokardit veya perikardite neden olabileceği yönünde bilgiler duydum. Daha önceden miyokardit / perikardit geçirdim, bu durum beni bu sorunların tekrarlaması için daha riskli yapar mı?
    • Geçmişte miyokardit veya perikardit geçiren bir bireyin Covid-19 nedeniyle aynı komplikasyonu geliştirme riskinin daha yüksek olduğuna dair bir kanıt yoktur. Bazı miyokardit vakalarının nükseden ve tekrar iyileşen bir seyri olduğu kabul edilmektedir.
    • Bugüne kadar Covid-19 hastalığına yol açan virüsün kalbi doğrudan etkilediğine dair bir kanıt yoktur; bununla birlikte, enfeksiyonun neden olduğu akut enflamatuvar yanıt kardiyak fonksiyonları kötüleştirebilir ve kalp yetersizliği olan hastalarda semptomları şiddetlendirebilir.

Sonuç

Riski azaltmak için her bireyin uyması gereken kurallar vardır. Kalp rahatsızlığınız varsa, aşağıdaki önlemler daha da önemlidir:

  • Hasta olan insanlardan uzak durun.
  • Ev dışında mutlaka maske takın. Kalabalık ortamlara girmek zorunda kalırsanız çift maske ve siperlik kullanın
  • Mümkün olduğunca diğer kişiler ile aranızda en az iki metre mesafe bırakın.
  • Ellerinizi en az 20 saniye boyunca sabun ve ılık suyla iyice yıkayın.
  • Öksürdüğünüzde ağzınızı bir mendille örtün veya dirseğinizin iç kısmına öksürün.
  • Hapşırırken burnunuzu bir mendille örtün veya dirseğinizin iç kısmını kullanın.
  • Gözlerinize, burnunuza ve ağzınıza dokunmaktan kaçının.
  • Kapı tokmağı, tutamak, direksiyon simidi veya elektrik düğmeleri gibi sık dokunulan yüzeyleri virüsten arındırmak için dezenfektanla temizleyin.
  • Olabildiğince evde kalın ve mümkün ise evden çalışın.
  • Ateş (37.8°C veya üzeri), öksürük veya akciğer enfeksiyonu gibi belirtileriniz varsa, kendi kendinizi izole edin.

ASPİRİN VE KALP

Kalp hastalıkları ve aspirin konusunda çok şey söylenmekte. Pek çok kişi “kan sulandırıcı olduğu için” aspirin kullanıyor. Aspirinin faydaları ve zararları neler? Kimler kullanmalı, kimler kullanmamalı?

Kalp hastalıkları ve aspirin konusunda çok şey söylenmekte. Pek çok kişi “kan sulandırıcı olduğu için” aspirin kullanıyor. Aspirinin faydaları ve zararları neler? Kimler kullanmalı, kimler kullanmamalı?

Aspirin nedir?

100 yılı aşkın süredir ağrı kesici ve ateş düşürücü olarak hayatımızda olan aspirin veya asıl ismiyle asetil salisilik asit etki ve yan etkileri çok iyi bilinen bir ilaçtır. Aspirin kalp hastalıklarında 1970’lerden beri kanın pıhtılaşmasını azaltıcı ve kalp krizlerini önleyici olarak da kullanılmaktadır. Bu amaçla kullanılan aspirin dozu düşüktür (günde 75- 100 mg). Ancak nadir durumlarda daha yüksek doz da önerilebilir.

Aspirin ve kalp damar hastalıkları ilişkisi nasıldır?

Kalp krizi ve tıkayıcı inme nasıl meydana gelir?

Çoğu zaman kalp krizi ve tıkayıcı inme, kalp kasınızın veya beyninizin bir kısmına giden kan akışı engellendiğinde meydana gelir. Bu durum damar sertliği (ateroskleroz) sürecinin bir parçasıdır. Ateroskleroz damar duvarının iç yüzeyinin altında kolesterolden zengin yağlı bir birikimle başlar. Bu yağlı birikime aterosklerotik plak denir. Aterosklerotik plak içinde kolesterol, düz kas hücreleri ve iltihap hücrelerinin olduğu kompleksi bir birikimdir ve iltihabi (enflamatuar) bir süreci de barındırır. Bu iltihabi sürecin şiddeti çok çeşitli faktörlere bağlı olarak değişiklik gösterir.

Ateroskleroz plağı genellikle büyük ve orta büyüklükteki arterleri etkiler. Plaklar, bir arterdeki kan akışını önemli ölçüde azaltacak kadar büyüyebilir. Ancak, tam tıkanma için iltihaplı plağın tıpkı bir çıbanın patlaması gibi üzerindeki koruyucu endotel tabakasının hasar görmesi (plak yırtılması) gerekir.

Yırtılan plak alanının üzerine trombositler yapışıp kümeleşerek orada bir pıhtı oluşturur. Bu pıhtı damarı tıkadığı zaman o damarın beslediği hücrelere kan gitmeyeceği için o hücreler ölür. Bu durum kalp damarlarından birinde olduğunda kalp krizi, beynin bir bölgesine giden damarı tıkadığında inme nedeni olur.

Aterosklerozun zaman içinde gelişimi
Aterosklerozun zaman içinde gelişimi

Bazen de, oluşan pıhtılar kan yoluyla taşınarak başka yerdeki bir damarı tıkar. Bu duruma emboli adı verilir.

Aspirin kalp krizi ve tıkayıcı inmeyi önlemeye nasıl yardımcı olur?

Aspirin siklooksijenaz denen bir enzimi bloke ederek iltihap giderici özellik gösterir. Aynı zamanda kandaki trombositlerin (kandaki pıhtılaşma hücreleri) de yüzeye yapışmasını (adezyon) ve birbiriyle kümeleşmesini (agregasyon) engelleyici etkisi de vardır. Bu iki etkisi nedeniyle aspirin kalp damar hastalıklarında koruyucu ve olayları azaltıcı etki gösterir.

Aspirin başlıca trombositlerin yapışma ve kümeleşme etkilerini azaltarak kalp krizi ve tıkayıcı inmeyi azaltıcı etki gösterir. Bu etki olacak olayları engellemek şeklinde veya olayın ağırlığını azaltmak şeklinde olabilir.

Kimler kalp ve damar hastalıklarından korunmak için aspirin kullanmalı?

Düzenli düşük doz aspirin kullanmak için, aspirin kullanıldığı zaman elde edilecek yararın aspirinin yaratacağı risklerden fazla olması gerekir. Bu kişiler aşağıda sıralanmıştır.

  • Kalp krizi geçirmiş olanlar
  • Koroner bypass cerrahisi veya koroner stent uygulanmış kişiler
  • Müdahale edilmemiş bile olsa koroner damarlarda ateroskleroz (damar sertliği) gösterilmiş kişiler
  • Tıkayıcı inme veya geçici iskemik atak (geçici inme) geçirmiş kişiler
  • Anlamlı (>%50) karotis arter darlığı olanlar
  • Karotis arter girişimleri yapılmış kişiler
  • Bacak damarlarında darlık olanlar (müdahale edilmiş olsun veya olmasın)
  • Diyabetliler (şeker hastaları)

Bunlar dışında, kalp krizinin başlangıcında tercihan çiğneyerek aspirin alınması kriz şiddetini azaltabilir ve müdahale için zaman kazandırabilir. Ancak bunun için hasta veya çevresi karar vermemeli, tanıya göre doktor tarafından yönlendirme yapılmalıdır.

İnme geçirmekte olan hastalara inmenin tıkayıcı mı yoksa kanayıcı mı nitelikte olduğu bilinmeden olayın ilk saatlerinde aspirin verilmesi kanaması olan hastalarda kanamayı şiddetlendirebilir. Bu nedenle, inme geçirmekte olanlarda olayın niteliği anlaşılmadan aspirin kullanılmamalıdır.

Kimler aspirin kullanabilir, kimler kullanamaz?

Yaşı 16 üzerinde olan çoğu kişi doktoru önerdiği takdirde düşük doz aspirin kullanabilir.

Ancak düşük doz aspirin herkes için uygun değildir. Her ne kadar düşük doz aspirine “bebe aspirini” dense de, aspirin 16 yaş altındaki çocuklara uygun değildir. Aspirin çocuklarda (ve çok nadiren de erişkinlerde) Reye sendromu adı verilen ve ciddi karaciğer ve beyin hasarı yapabilen bir duruma yol açabilir. Dolayısıyla, 16 yaş altındaki çocuklara aspirin verilmemelidir.

Bunun dışında, aşağıda sayılan durumlarda aspirin güvenli olmayabilir.

  • aspirine veya ibuprofen gibi diğer ağrı kesicilere alerji varlığı
  • mide veya 12 parmak barsağı ülseri veya benzeri bir mide hastalığı bulunması
  • pıhtılaşmayı azaltıcı başka ilaçların kullanılıyor olması
  • tansiyon yüksekliği
  • fazla kanama ile seyreden adet bozuklukları
  • inme geçirenlerde olayın erken dönemleri
  • astım veya bronş daralması ile seyreden akciğer hastalıkları
  • kan pıhtılaşması sorunları
  • karaciğer ve böbrek sorunları
  • gut varlığı
  • fazla alkol alanlar

Yukarıdaki durumların varlığında aspirin kullanmadan önce doktorunuzla görüşmekte büyük yarar vardır.

Aspirin yan etkileri nelerdir?

Aspirinin en sık rastlanan yan etkileri aşağıdadır. Bu şikayetlerden biri veya birkaçı şiddetliyse veya uzun süreliyse doktorunuzla görüşün.

  • Bulantı
  • Mide ağrısı
  • Sinirlilik
  • Uykusuzluk

Aşağıdaki durumlar ise doktorunuzla acil görüşme nedenidir.

  • Midede veya yemek borusunda şiddetli yanma veya ağrı
  • Şiddetli bulantı ve kusma
  • Kahve telvesi şeklinde kusma veya siyah renkli dışkılama
  • İdrarda veya dışkıda kan
  • Tekrarlayan burun kanamaları
  • Vücutta sıradışı morarmalar
  • Kesik kanamalarının durmaması
  • Öksürükle kan gelmesi
  • Adet kanamalarının süre ve miktarında artış veya periyod dışı yada menopozda kanama
  • Yüzde şişme
  • Astım atakları
  • Kulak çınlaması
  • Şiddetli başağrısı
  • Bilinç bulanıklığı

Aspirin nasıl kullanılmalı?

Doktorunuz aspirin kullanmayı önerdiyse, aspirini şu şekilde kullanın:

  • Aspirini aç karnına almayın. Yemek sırasında veya yemek sonrasında bir tam bardak suyla için.
  • Düşük doz aspirin tabletlerinin yapısı özeldir. Tabletleri kırmayın, ezmeyin veya çiğnemeyin. Olduğu gibi yutun.
  • Aspirin kullanıyorsanız parasetamol harici ağrı kesicileri kullanmaktan kaçının.
  • Aspirini alkolle birlikte almayın. Bu durum mide kanaması riskinizi arttırır.
  • Aspirin kullanmanız diğer ilaçlarınızı gereksiz hale getirmez! Diğer ilaçlarınızı düzenli kullanmaya devam edin.

Sonuç

Damar sertliğiyle ilişkili kalp damar hastalıklarında düşük doz aspirin kullanmak size çok şey kazandırabilir. Ancak bu ilacı doktorunuzun önerileri çerçevesinde kullanın ve ilacın yan etkileri ve tehlikeleri konusunda bilinçli olun.

İlgili konular
Kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlar ile tedavi
Covid-19 ve kalp hastalıkları
Covid-19 ve kan pıhtılaşması
Kalp hastalıkları ve zatürre
Grip ve kalp hastalıkları
Sağlıklı bir kalp için egzersiz

COVID-19 VE KALP HASTALIKLARI

Covid-19 ve kalp hastalıkları birlikteliği sık rastlanan bir durumdur. Bu durum karmaşık olsa da, temel birkaç mekanizmanın önemi büyüktür.

Covid-19 ve kalp hastalıkları birlikteliği sık rastlanan bir durumdur. Bu durumun altyapısı oldukça karmaşık olsa da, temel birkaç mekanizmanın burada önemi büyüktür.

Covid-19 geçiren hastaların % 12- 15 kadarında kardiyak Troponin I seviyeleri yüksek çıkmakta, ağır hastalarda bu oran % 30’dan fazla bulunmaktadır. Yapılan kardiyak MR incelemelerinde kalp tutulumu %78, sessiz miyokardit % 60 olarak saptanmıştır. Kısacası, sorun sanıldığından daha büyüktür.

Covid-19 ve kalp hastalıkları ilişkisi

Covid-19 ve kalp hastalıkları ilişkisi iki yönlüdür. COVID-19 enfeksiyonu çeşitli mekanizmalarla kalpte sorunlara yol açabilirken, mevcut kalp damar sistemi sorunları da hem kendileri ağırlaşabilir, hem de hastalığın gidişini ağırlaştırabilirler. Bu ilişkinin genel yapısı aşağıdaki şekilde özetlenmiştir.

Covid-19 ve kalp hastalıkları ilişkisi
Covid-19 ve kalp hastalıkları ilişkisi

Covid 19 ve kalp hasarı

Covid-19 kan pıhtılaşmasını arttırarak hastalığın seyri sırasında kılcal damarları tıkanmasına ve sonuçta dokularda beslenme bozukluğuna yol açar. Bu durum sitokin fırtınasının yol açtığı iltihaplanma (enflamasyon) ile dokularda hasar nedeni olur. Bu durum sadece akciğerlerde olmaz, diğer organlarda da görülür. COVID-19 hastalarında yapılan bir çalışma, yaklaşık olarak her 4 hastadan birinde kalp kası (myokard) hasarını gösteren troponin düzeylerinin yüksek olduğunu saptamıştır. Karaciğer, böbrekler ve beyin de benzer şekilde risk altında olan organlardır. Bu organların tümünde hem küçük damarların içinde pıhtılaşmalar sonucu doku zedelenme ve kayıpları, hem de büyük damar tıkanmalarının yol açtığı önemli sorunlar (kalp krizi, inme vs.) ortaya çıkabilir.

Pıhtılaşma belirteçlerindeki artışın kesin nedeni belirsizdir, ancak aşağıdaki mekanizmalardan birine (veya bir kombinasyonuna) bağlı olabilir:

  • Endotel hücreleri, yeni koronavirüsün hücrelere girmek için kullandığı ACE2 proteinini eksprese eder. Bu nedenle, virüs endotel hücrelerini doğrudan istila edip onlara zarar vererek vücudun pıhtılaşma mekanizmasını tetikleyebilir.
  • Endotel hücreleri doğrudan enfekte değilse, viral enfeksiyon nedeniyle çevrelerindeki dokulara verilen hasar veya bağışıklık tepki artmış pıhtılaşmaya neden olabilir.
  • Bağışıklık sisteminin viral enfeksiyona yanıt olarak ürettiği enflamatuar moleküllerde artış, pıhtılaşmayı aktive edebilir.

COVID-19 ve kalp kası hasarı

Yukarıda belirtilen mekanizmalar sonucunda kalp dokularını besleyen kılcal damarların tıkanması ile kalp kasında güve yeniği tarzında doku ölümleri olması olasıdır. Artmış enflamasyon ve sitokin fırtınası da bu durumu arttırıcı etki gösterir. Bu olayda enfeksiyonun doğrudan etkisinin olduğu yönünde kanıt yoktur, mekanizmanın artmış pıhtılaşma eğilimi ve sistemik enflamasyon üzerinden işlediği düşünülmektedir.

Hastanın diyabet, hipertansiyon ve/veya koroner kalp hastalığı gibi kılcal damar dolaşımını bozan bir hastalığının olması durumunda bu hasarın daha ağır olması beklenir. Bu nedenle, kişisel COVID-19 riski yüksek olan kişilerde hastalık daha ağır seyreder.

COVID-19 ve kalp krizi birlikteliği

COVID-19 çeşitli dokularda iltihabi reaksiyon yapan bir hastalıktır. Bu dokular arasında damarlar da bulunur. Normal kişilerde hissedilmeyecek olan damar duvarı iltihabı, zaten damar sertliği zemini olan ve mevcut damar sertliği plağı zaten iltihaplı ve hassas (vulnerabl) olan kişilerde mevcut iltihabi reaksiyonun artmasına neden olabilir. Bu iltihabi reaksiyon zinciri sonucunda plak yırtılarak üzerine pıhtı oturabilir ve damarı tıkayarak kalp krizine (veya inmeye) neden olabilir.

Covid-19 ve kalp krizi
COVID-19 ve kalp krizi

Kalp hastası olmayanlara göre kalp hastası olan bir kişinin COVID-19 seyrinde, yukarıda belirtilen nedenlerden ötürü kalp krizi geçirme olasılığı da artar. Nitekim yapılan çalışmalarda pandemi seyrinde genel olarak kalp krizlerinde artış bildirilirken, salgın koşulları yüzünden bu nedenle hastaneye müracaatlar önemli ölçüde azalmıştır. Ambulans teminindeki zorluk, hastaneye ulaşma zamanının uzaması, hastanedeki yoğunluk ve Covid-19’un getirdiği prosedürler nedeniyle tanıda ve erken tedavide büyük gecikmeler yaşanabilmekte ve bunların sonucunda uygun tedavinin zamanında yapılamaması yüzünden istenmeyen kısa ve uzun vadeli sorunlar doğabilmektedir.

Covid-19 ve kalp ritmi bozuklukları

Gerek kılcal damar tıkanması ve hasarıyla sistemik enflamasyon birlikteliği, gerekse koroner damar hastalığı ve sonucundaki kalp krizi nedeniyle ortaya çıkan kalp kası (myokard) hasarı ritm bozukluklarını tetikleyebilir. Bu durumun ilk belirtisi EKG’de QTc uzaması şeklinde saptanabilir.

Bu hastalarda QTc uzaması olsun olmasın, artan myokard hassasiyeti sonucunda ventriküler taşikardi ve ventriküler fibrilasyon gibi çok tehlikeli ritm bozuklukları ve bunların sonucunda ani ölüm tetiklenebilir. Nitekim, COVID-19 salgını sırasında hastane dışında gerçekleşen ani ölümlerde % 52 artış bildirilmiştir.

Yeni gelişen ventriküler fibrilasyon
Yeni gelişen ventriküler fibrilasyon

Yine COVID-19 sonucunda olan olaylar zinciri, atriyal fibrilasyona eğilimli kişilerde atriyal fibrilasyona yol açabilirken, paroksismal veya persistan atriyal fibrilasyonlularda atağı tetikleyebilir veya permanent atriyal fibrilasyonu olanlarda hız kontrolü güçleşebilir.

Covid-19 ve kalp hastalıkları seyrinde ilaçlar

COVID-19 sırasında gerek hastalığın tedavisi için kullanılan ilaçlar, gerekse hastanın kalp damar hastalığı nedeniyle kullandığı ilaçlar büyük önem taşır.

Covid-19 tedavisinde kullanılan ilaçların kalp damar sistemine etkileri

Hidroksiklorokin: Çeşitli çalışmalarda hastalığın seyrine herhangi bir olumlu etkisi olduğu gözlenmemesine rağmen kullanımı süren hidroksiklorokin, QTc süresini uzatarak tehlikeli ritm bozukluklarına yol açabilme potansiyeli taşır. Bu tehlike çeşitli nedenlerle QTc süresi uzamış hastalarda, özellikle de Covid-19 nedeniyle myokard hasarı ortaya çıkan kişilerde daha da önemlidir. Özel bir sebep yoksa (hastanın iltihapli romatizmal hastalığı nedeniyle zaten hidroksikolrokin kullanıyor olmak gibi) Covid-19 seyrinde hidroksiklorokin kullanımından hem yararının olmaması, hem de potansiyel riskleri nedeniyle kaçınılmalıdır.

Azitromisin: Azitromisin de, tıpkı hidroksiklorokin gibi QTc artışı yaptığından özel bir sebep yoksa kullanılmamalıdır.

Faripiravir: Antiviral olarak kullanılan bu ilacın kalp damar sistemine etkileri konusunda elimizde yeterli veri yoktur.

Lopinavir- Ritonavir: Antiviral özellikli bu ilaçlar atriyoventriküler kalp blokları yapabilme potansiyeline sahiptir. Ayrıca, karaciğerde bu ilaçlarla aynı eliminasyon yolunu (sitokrom P450) kullanan başka ilaçlarla etkileşime girebilirler.

Remdesivir: Antiviral olarak kullanılan bu ilacın kalp damar sistemine etkileri konusunda elimizde yeterli veri yoktur.

Kalp damar hastalıklarının tedavisinde kullanılan ilaçlar ve COVID-19

ACE inhibitörleri/Anjiyotensin reseptör blokerleri: Bu ilaçlar hakkında pandeminin başlangıcında yapılan spekülasyonların yersizliği anlaşılmış ve yapılan çalışmalarla aksine hastayı koruyucu etkileri olabileceği gösterilmiştir. Yapılan izlemler, hastanede tedavi gören Covid-19 hastalarından bu grup ilaçları kullananlarda % 3.7 ölüm görülürken kullanmayanlarda % 9,8 ölüm görüldüğünü saptamıştır. Bu ilaç gruplarını kullanmakta olan hastaların ilaçlarını kesmelerine gerek yoktur, hatta düzenli kullanımın sürdürülmesine özen gösterilmesi önerilmektedir.

Kolesterol düşürücü ilaçlar (Statinler): Covid 19 salgını sırasındaki izlemler, statin kullanan hastaların kullanmayanlara oranla hastalığı daha hafif atlattıklarını, bu kişilerde ölüm ve yoğun bakımda takip gereksiniminin kullanmayanlara oranla yarıya yakın oranda daha az olduğunu göstermiştir. Hastanede yatan Covid-19’lu statin kullanan hastalarda % 5.2 olüm oranı bildirilirken, statin kullanmayanlardaki ölüm oranı % 9.4 olarak saptanmıştır. Bu ilaçların kolesterol düşürücü etkileri yanısıra dokudaki enflamasyonu da azalttıkları bilinmekte ve bu sonucun statinlerin bu özelliği ile ilişkili olduğu düşünülmektedir.

Diğer kalp damar sistemi ilaçlarının Covid-19 seyri sırasındaki kullanımları ile ilgili olumlu yada olumsuz veri yoktur. Bu ilaçları zaten kullanan hastaların ilaçlarını kesmemeleri ve kullanmaya devam etmeleri önerilmektedir.

Covid-19 ve kalp hastalıkları birlikteliğinin tehlikesi nedir?

Kalp hastalarında, COVID-19 kalbi tutmasa bile hastanın kalp sorununun ağırlaşmasına yol açar. Hastalık ateş ve kalp hızında artışa yol açar. Bu durum da kalbin iş yükünü arttırarak kalp yetersizliği ve/veya ritm bozukluklarının ağırlaşmasına neden olur.

Kalp yetersizliği olan bir kişide kalple ilgisi olmayan zatürre ve solunum yetmezliği gibi bir sorun ortaya çıkarsa, bu kişilerde çeşitli ilaçlar, damardan sıvı verilmesi ve ventilatör desteği gibi tedaviler gerekebilir. Bu tedavilerle kalp sorununun birlikte idaresi genellikle oldukça zor olur ve istenmeyen sonuçlarla karşılaşma olasılığı oldukça yüksektir.

Sonuç

Covid-19 ve kalp hastalıkları arasında çok yönlü ilişki olduğu akılda tutulmalıdır. Covid-19 saptanan hastanın zaten mevcut olan veya yeni ortaya çıkan kalp damar sorunları dikkatle izlenmeli ve bu konuda kullanılan ilaçlar hususuna da önem verilmelidir.

COVID-19 VE KAN PIHTILAŞMASI

COVID-19 ve kan pıhtılaşması arasındaki ilişkiyi gözden geçirmekte yarar vardır, çünkü bu hastalık pıhtılaşma bozukluğu yapabilmektedir.

COVID-19 ve kan pıhtılaşması arasındaki ilişkiyi gözden geçirmekte yarar vardır. COVID-19’un yarattığı önemli sorunlardan birisi, bazı insanlarda kan pıhtılaşmasına yol açabilmesidir.

Covid-19 ve kan pıhtılaşması hakkında bilinenler

Normalde kan pıhtıları, yaralandığınızda kanamayı durdurmaya yardımcı olur. Herhangi bir nedenle bir damar yaralanması ortaya çıktığında, o bölgede trombositleri ve diğer pıhtılaşma faktörlerini çeken proteinler üretilir ve damardaki yaralanma oluşan pıhtı tarafından tıkanarak kanama durdurulur ve bölgenin iyileşme süreci başlatılır. Bu normal süreçtir.

Ancak bazen damar duvarında herhangi bir yaralanma olmadığı halde damar içinde kan pıhtıları oluşur. Bu durum potansiyel olarak tehlikelidir, çünkü pıhtı kan damarlarınızdaki kan akışını kısıtlayarak felç veya kalp krizi gibi komplikasyonlara yol açabilir. Virüs enfeksiyonu sonucunda olan pıhtılaşma atardamarlarda, toplardamarlarda veya prekapiller arteriol adı verilen mikroskobik damarların içinde olabilir. Bu durum hem damar duvarındaki iltihaplanma sonucu olan değişimler, hem de pıhtılaşma eğilimindeki artışlardan kaynaklanabilir.

COVID-19, genellikle hastanede yatan hastaların klinik seyrini karmaşıklaştıran ve enflamatuar durum, endotel (damar duvarının iç kısmını döşeyen hücreler) bozukluğu, trombosit aktivasyonu ve kanın belli bölgelerde göllenmesine bağlı olarak damar içi pıhtılaşmalara neden olur. Bu risk, yoğun bakım ünitesinde izlenen kritik hastalar arasında en yüksek orandadır.

American College of Cardiology derlemesinden Türkçeleştirilerek alınan aşağıdaki şekilde COVID-19 hastalarında pıhtılaşma artışı riski ve pıhtılaşma azaltıcı tedavinin anahatları görülmektedir

SARS CoV2 enfeksiyonunda pıhtılaşma riski
SARS CoV2 enfeksiyonunda pıhtılaşma riski

Covid 19 enfeksiyonunda pıhtılaşma artışının sonuçları

COVID-19 hastalarında toplardamar içinde pıhtılaşmalar klinik olarak % 10- 35 sıklıkta görülürken, otopsi serilerinde bu oran % 60’ı bulabilmektedir. Bu duruma bağlı akciğerlere pıhtı atılması (pulmoner emboli) veya direkt akciğer atardamarı içipıhtılaşma da olabilecekler arasındadır. Akciğer atardamarının tıkanması sonucu akciğerlerin ilgili bölümünede doku ölümü (akciğer enfarktüsü) olabilir. Özellikle hastanede ve yoğun bakımda yatan hastalarda hareketsizlik bu riski daha da arttırır.

COVID-19 ve kan pıhtılaşması bozukluğu, hastalığın seyri sırasında pıhtılaşma eğilimini arttırarak küçük akciğer damarlarını tıkar ve akciğerlerde beslenme bozukluğuna yol açar. Sitokin fırtınasının yol açtığı iltihaplanma (enflamasyon) ile bu küçük damar içi pıhtılaşmaları bir araya gelerek COVID-19’un tipik akciğer lezyonlarına yol açarlar. Bu durum sadece akciğerlerde olmaz, diğer organlarda da görülür. COVID-19 hastalarında yapılan bir çalışma, yaklaşık olarak her 4 hastadan birinde kalp kası (myokard) hasarını gösteren troponin düzeylerinin yüksek olduğunu saptamıştır. Karaciğer, böbrekler ve beyin de benzer şekilde risk altında olan organlardır. Bu organların tümünde hem küçük damarların içinde pıhtılaşmalar sonucu doku zedelenme ve kayıpları, hem de büyük damar tıkanmalarının yol açtığı önemli sorunlar (kalp krizi, inme vs.) ortaya çıkabilir.

Covid-19 enfeksiyonunda pıhtılaşma mekanizması

Pıhtılaşma belirteçlerindeki artışın kesin nedeni belirsizdir, ancak aşağıdaki mekanizmalardan birine (veya bir kombinasyonuna) bağlı olabilir:

  • Endotel hücreleri, yeni koronavirüsün hücrelere girmek için kullandığı ACE2 proteinini eksprese eder. Bu nedenle, virüs endotel hücrelerini doğrudan istila edip onlara zarar vererek vücudun pıhtılaşma mekanizmasını tetikleyebilir.
  • Endotel hücreleri doğrudan enfekte değilse, viral enfeksiyon nedeniyle çevrelerindeki dokulara verilen hasar veya bağışıklık tepki artmış pıhtılaşmaya neden olabilir.
  • Bağışıklık sisteminin viral enfeksiyona yanıt olarak ürettiği enflamatuar moleküllerde artış, pıhtılaşmayı aktive edebilir.
Covid-19 ve kan pıhtılaşması ilişkisinde başlıca mekanizmalar
Covid-19 ve kan pıhtılaşması ilişkisinde başlıca mekanizmalar

COVID-19 ve kan pıhtılaşması birlikteliğinin sonuçları

İnme: Beyin damarlarındaki bir pıhtı tıkanmaya yol açarak kan akışını kesintiye uğratabilir ve felce neden olabilir. Kan akımının geçici olarak azalması durumunda geçici bir iskemik atak (TIA) ortaya çıkabilir.

Pulmoner emboli: Pıhtının akciğere giden atatrdamarlarda oluşması sonucunda pulmoner emboli oluşabilir. Bu durum akciğer dokusuna ciddi zarar verebilir ve solunum yetersizliğine yol açabilir.

Kalp krizi: Kalbi besleyen koroner damarlardaki tıkanma sonucunda ortaya çıkan kalp krizi, ani ölümden kalp yetersizliğine kadar pek çok soruna yol açabilir.

Bunlar dışında, pıhtılaşma ile atardamar tıkanması sonucunda ciddi böbrek hasarı ve böbrek yetersizliği, barsak damarlarının tıkanmasıyla barsak ölümü ve kol ve bacak damarlarının tıkanmasıyla gangrenler görülebilir.

COVID-19 ve kılcal damarlar

Yukarıda belirtilen mekanizmalarla oluşan kılcal damar tıkanmaları sonucunda dokularda güve yeniği gibi doku kayıpları oluşabilir. Sitokin fırtınası bu durumu daha da kötüleştirir. Bu durum kalpte kısa vadede ritm bozukluklarını tetikleyerek ani ölüme neden olabilirken, uzun vadede kalp yetersizliğine yol açma potansiyeli taşır. Zeminde bir kalp hastalığı varsa bu durum daha belirgin olur. Beyindeki hasar sonucunda kısa vadede geçici hafıza kayıpları, duyu bozuklukları, başdönmesi gibi sorunlar görülürken uzun vadede Parkinson veya demans (bunama) gibi sorunlara yol açabilir veya olan sorunları daha da arttırır. Böbreklerde kısa vadede idrara kanamaları, idrarla protein kaybı veya bazen akut böbrek yetersizliği olabilirken, uzun vadede kronik böbrek yetersizliğine yol açabilir.

COVID-19 ve kan pıhtılaşması riskini azaltmak

Kan pıhtılaşması riskini azaltmak için yapılabilecekler aşağıda sıralanmıştır:

  • Aktif kalın. Hareketsiz bir yaşam tarzı kan pıhtılaşma riskinizi artırabilir, bu nedenle düzenli egzersiz yapın. Çalışırken veya yolculukta olduğu gibi uzun bir süre oturmanız gerekiyorsa, zaman zaman mola verin ve kalkıp dolaşın.
  • Fazla kiloluysanız kilo verin. Kilo vermek pıhtı oluşumu riskini azaltır.
  • Sigara içmeyin. Sigara içmek kan damarlarınızın iç yüzeyine zarar verebilir ve pıhtıların oluşmasına neden olabilir.
  • İlaçların yan etkilerini bilin. Doğum kontrol hapları, hormon replasman tedavisi ve bazı kanser ilaçları dahil olmak üzere bazı ilaç türleri kan pıhtılaşması riskinizi artırabilir. Bu ilaçları kullanıyorsanız, doktorunuzla görüşün.

Diğer taraftan, COVID-19 ve kan pıhtılaşması sorunlarından uzak kalmanın en iyi yolu, hastalanmamaktır. Bunun için yapılması gerekenler de bellidir:

  • Sosyal mesafenizi koruyun.
  • Maske takın.
  • El temizliğine ve hijyene dikkat edin.
  • Hasta olduğunu bildiğiniz kişilerden ve onların yakınlarından uzak durun.

Eğer aspirin veya başka bir kan sulandırıcı ilaç kullanıyorsanız aynı şekilde devam edin. Ancak, doktorunuz önermedikçe aspirin veya başka bir kan sulandırıcı ilaç başlamayın, yarardan çok zarar verebilir.

GRİP AŞISI

Grip mevsiminin başındayız. Korunmanın en önemli yollarından birisi grip aşısı olmak. Aşıyla ilgili bilinmesi gerekenler nedir?

Grip mevsiminin başındayız. Korunmanın en önemli yollarından birisi grip aşısı olmak. Aşıyla ilgili bilinmesi gerekenler nedir?

Grip nedir?

Grip (influenza), grip virüsü tarafından oluşturulan bir solunum yolları enfeksiyonudur. Bu hastalık öksürük ve aksırıkla içinde hastalığa neden olan canlı virüsleri taşıyan damlacıkların çevreye saçılması sonucu yayılır. Salgınları genellikle kışa girerken (Ekim – Kasım aylarında) ve yaza girerken (Mart – Nisan aylarında) daha çok görülür. Grip her birkaç yılda bir dünyada salgın yapar ve yılda yaklaşık 350 milyon kişi bu hastalığa yakalanır.

Grip komplikasyonları nelerdir?

Çok sık olmamakla birlikte, grip şu komplikasyonlara yol açabilir:

  • Zatürre (pnömoni- akciğer iltihaplanması): Grip kendisi zatürreye yol açabildiği gibi, bakterilerin yol açtığı zatürreyi de tetikleyebilir ve bunun sonucunda ağır solunum yetmezliği ortaya çıkabilir.
  • Kalp komplikasyonları: Grip kalp krizlerini tetikleyebilir veya miyokardit (kalp kası iltihaplanması) yapabilir.
  • Beyin komplikasyonları: Grip beyinde iltihaplanma nedeni olabilir ve bunun sonucunda ağır merkez sinir sistemi hasarı yapabilir.

Bu komplikasyonlar nadir değildir. Grip geçirenlerin yaklaşık %1 kadarının hastaneye yatması gerekir. Hastaneye yatması gereken her 8 kişiden birinde ani kalp problemi sözkonusudur. Bu kişilerin üçte birinde yoğun bakım ihtiyacı ortaya çıkar ve yaklaşık %7 kadarı kaybedilir.

Grip komplikasyonu riski kimlerde yüksektir?

  • Kalp hastaları
  • Kronik akciğer hastalığı olanlar
  • Diyabetliler ve eski hipertansiyonlular
  • Vücut direncinin sorunlu olduğu kişiler
    • Kanser hastaları
    • Kronik iltihaplı hastalığı olanlar
    • Fiziksel engelliler
    • Merkez sinir sistemi sorunları olanlar
    • Bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaç veya kortizon kullananlar
    • Yaşlılar
    • Hamile kadınlar

grip komplikasyonları için yüksek riske sahiptir. Yukarıda sayılan kişiler aynı zamanda COVID-19 açısından da yüksek riskli gruptadırlar ve her iki hastalık da benzer şekilde bulaştığı için özellikle korunma konusunda dikkatli olmalıdırlar.

Grip komplikasyonları nadiren ölüme yol açar nitelikte olsa da, riski yüksek olan kişilerin ciddi sorunlarla karşılaşmamak için alması gereken önlemler vardır. Özellikle yüksek riskli kişiler için bu önlemlerin başında grip aşısı gelir.

Grip aşısı kimlere yapılmalıdır?

Yukarıda belirtilen risk gruplarında olanlar ve bu risk grubundakilerle aynı evde yaşayanlar grip aşısı olmalıdır. Ayrıca uzun süreli aspirin tedavisi alan çocuk ve ergenlere ve sağlık çalışanlarına da grip aşısı uygulanmalıdır.

Risk grubundaki kişiler grip aşısı olmalıdır
Risk grubundaki kişiler grip aşısı olmalıdır

Bu risk gruplarına ek olarak 6 ay – 5 yaş arası çocuklar (Özellikle 6 ay – 2 yaş arası çocuklar), hamile kadınlar (hamileliğin ilk 3 ayından sonra grip aşısı yapılabilir), emziren anneler (bebeğini emziren bir annenin grip aşısı olmasında bir sakınca yoktur), 6 aydan küçük çocukların bulunduğu evlerde yaşayanlar ve özellikle bu çocukların bakımları ile ilgilenenlern de grip aşısı olmalıdır.

Kimler grip aşısı olmamalıdır?

  • 6 aydan küçük bebekler
  • Şiddetli yumurta alerjisi olan kişiler
  • Daha önce grip aşısı ile şiddetli alerjik reaksiyon öyküsü olan kişiler
  • Grip aşısı yapılmasına takiben 6 hafta içinde Gullian-Barre Sendromu geçirme öyküsü olan kişiler
  • Ateşli orta-ağır hastalığı olan kişiler

Grip aşısı ne zaman yapılır?

Aşının virüs toplumda yayılmaya başlamadan önce yapılması gerekir, çünkü aşı sonrasında bağışıklığım gelişmesi yaklaşık iki hafta sürer. Bu nedenle aşı sonbahar başında, Eylül- Ekim aylarında yapılmalı ve Aralıktan önce bitirilmelidir. Korunması için iki doz  aşıya ihtiyaç duyan çocuklar için ise iki aşı arasında dört hafta süre olması gerektiği için aşılama sürecine daha erken başlanmalıdır.

Neden grip aşısının her yıl tekrarlanması gerekir?

Bunun iki nedeni vardır. İlk neden, aşılamaya karşı bağışıklık yanıtının zamanla azalmasıdır. İkinci neden ise, grip virüslerinin sürekli mutasyona uğramasıdır. Bu nedenle grip aşısının içindeki virüs tipleri her yıl Dünya Sağlık Örgütü tarafından önceki salgınlardaki virüs tipleri gözönüne alınarak belirlenir ve aşılar buna göre hazırlanır. Bu nedenle grip aşısının her yıl tekrarlanması gereklidir.

Grip aşısına rağmen gribe yakalanma ihtimali var mıdır?

Grip aşısına rağmen gribe yakalanmak mümkündür. Aşının etkili olması için 2- 3 hafta kadar zaman gerekir. Aşı etkisini göstermeden önce virüsü almış olmanız mümkündür, bu nedenle aşıdan kısa süre sonra grip olabilirsiniz. Ayrıca, aşı içeriğinde olmayan bir grip virüsü ile karşılaşma olasılığı da vardır. Bunun dışında, gribe benzer hastalık yapıp grip olmayan pek çok başka virüs de vardır ve bunlarla oluşan hastalık grip sanılabilir. Öte yandan grip aşısının koruyuculuğu kısmen de aşılanan kişinin genel sağlığı ve riskine bağlı olarak değişebilir. Özellikle bağışıklık sistemi sorunu olan kişiler ve ileri yaşlılar grip aşısına karşı yeterli bağışıklık yanıtına sahip olmayabilir.

Grip aşısının yararları nelerdir?

Grip aşısı etkisiyle

  • Gribe yakalanma olasılığı % 30 civarında,
  • Grip nedenli doktor başvuruları % 40-60 arasında,
  • Grip nedeniyle 65 yaş üzerindeki hastaneye yatışlar % 40 civarında,
  • Grip nedenli 65 yaş üzeri yoğun bakım ihtiyacı % 80 üzerinde azalır.

Ayrıca, grip aşısı enfeksiyon seyri sırasında veya sonrasında ortaya çıkabilecek koroner olayları da önemli ölçüde azaltır. Hatta, bu konudaki etkisi en önde gelen koroner kalp hastalığından korunma yöntemleri ile başabaş sayılır.

Koruma girişimiKoruma tipiKalp krizinden koruma etkinliği (%)
Sigarayı bırakmaİkincil32-43
Statinlerİkincil19-30
Hipertansiyon ilaçlarıİkincil17-25
Grip aşısıİkincil15-45

Bu nedenle, yukarıda belirtilen risk gruplarında olan kişilerin ve 65 yaş üzerindekilerin grip aşısı olmasında büyük yarar vardır.

Grip aşısının yan etkileri nelerdir?

Ülkemizde uygulanan grip aşıları inaktif yani canlı olmayan virüslerden oluşur ve hastalık yapma riski taşımaz. Aşının yan etkileri seyrektir (% 1 altında) ve genellikle hafif ve kısa sürelidir. Bu yan etkiler şu şekilde sayılabilir:

  • Enjeksiyon yerinde ağrı, kızarıklık ve/veya şişme
  • Hafif baş ağrısı
  • Ateş
  • Kas ağrıları
  • Mide bulantısı
  • Yorgunluk

Bu yan etkiler aşılamadan hemen sonra başlar ve genellikle kısa sürede geçer. Nadiren grip aşısı bayılmaya da neden olabilir. Yukarıda belirtilen yan etkilerle karşılaşma durumunda doktorunuzlam görüşmenizde yarar vardır.

Grip aşısı dışında gripten nasıl korunulabilir?

Her ne kadar COVID-19 için alınan önlemler nedeniyle grip sayısında azalma beklense de, yine de önlem almayı ihmal etmemek gerekir. Grip belirtilerinin COVID-19 ile karışması bir yana, iki enfeksiyonun aynı anda olması olasılığı da mevcuttur ve tablo bu nedenle belirgin olarak ağırlaşabilir. Bu nedenle herkes için, ama özellikle grip ve kalp hastalıkları birlikteliği için aşağıdaki önlemlere dikkat edilmesi yararlı olacaktır.

Gripten korunmak
Gripten korunmak

İlgili yazılar

Grip ve kalp hastalıkları
Griple başa çıkma yolları
Vücut direncini güçlendirmek- Doğrular ve yanlışlar
Vücut direncinin değerlendirilmesi
Salgın günlerinde beslenme
D vitamini ve bağışıklık sistemi

GRİP VE KALP HASTALIKLARI

Grip mevsimi kapıda. Kalp hastaları için grip geçirmenin tehlikeli olduğu hep söylenir. Peki grip ve kalp hastalıkları arasındaki ilişki nedir?

Grip mevsimi kapıda. Kalp hastaları için grip geçirmenin tehlikeli olduğu hep söylenir. Peki grip ve kalp hastalıkları arasındaki ilişki nedir?

Grip nedir?

Grip (influenza), grip virüsü tarafından oluşturulan bir solunum yolları enfeksiyonudur. Bu hastalık öksürük ve aksırıkla içinde hastalığa neden olan canlı virüsleri taşıyan damlacıkların çevreye saçılması sonucu yayılır. Salgınları genellikle kışa girerken (Ekim – Kasım aylarında) ve yaza girerken (Mart – Nisan aylarında) daha çok görülür. Grip her birkaç yılda bir dünyada salgın yapar ve yılda yaklaşık 350 milyon kişi bu hastalığa yakalanır.

Genellikle kış aylarında ve salgınlar şeklinde seyreden bu enfeksiyon hakkında ayrıntılı bilgi almak için Khan Academy tarafından hazırlanan aşağıdaki videoları izleyebilirsiniz.

Grip belirtileri nelerdir?


Gribin kuluçka süresi 2- 4 gündür. Sonrasında hastalık aniden ortaya çıkar. Sık görülen belirtiler arasında ateş (38 – 41°C), baş ağrısı, yorgunluk hissi, kuru öksürük, boğaz ağrısı, burun akıntısı ve adale ağrıları gibi yakınmalar vardır. Hastaların çoğu 1- 2 haftada kendiliğinden iyileşirken, % 15- 20 arası hastada komplikasyonlar görülebilir.

Grip komplikasyonları nelerdir?

Çok sık olmamakla birlikte, grip şu komplikasyonlara yol açabilir:

  • Zatürre (pnömoni- akciğer iltihaplanması): Grip kendisi zatürreye yol açabildiği gibi, bakterilerin yol açtığı zatürreyi de tetikleyebilir ve bunun sonucunda ağır solunum yetmezliği ortaya çıkabilir.
  • Kalp komplikasyonları: Grip kalp krizlerini tetikleyebilir veya miyokardit (kalp kası iltihaplanması) yapabilir.
  • Beyin komplikasyonları: Grip beyinde iltihaplanma nedeni olabilir ve bunun sonucunda ağır merkez sinir sistemi hasarı yapabilir.

Bu komplikasyonlar nadir değildir. Grip geçirenlerin yaklaşık %1 kadarının hastaneye yatması gerekir. Hastaneye yatması gereken her 8 kişiden birinde ani kalp problemi sözkonusudur. Bu kişilerin üçte birinde yoğun bakım ihtiyacı ortaya çıkar ve yaklaşık %7 kadarı kaybedilir.

Grip komplikasyonu riski kimlerde yüksektir?

  • Kalp hastaları
  • Kronik akciğer hastalığı olanlar
  • Diyabetliler ve eski hipertansiyonlular
  • Vücut direncinin sorunlu olduğu kişiler
    • Kanser hastaları
    • Kronik iltihaplı hastalığı olanlar
    • Fiziksel engelliler
    • Merkez sinir sistemi sorunları olanlar
    • Bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaç veya kortizon kullananlar
    • Yaşlılar
    • Hamile kadınlar

grip komplikasyonları için yüksek riske sahiptir. Yukarıda sayılan kişiler aynı zamanda COVID-19 açısından da yüksek riskli gruptadırlar ve her iki hastalık da benzer şekilde bulaştığı için özellikle korunma konusunda dikkatli olmalıdırlar.

Grip kalp krizini tetikleyebilir mi?

Kalp hastası olmayanlara göre kalp hastası olan bir kişinin grip sonrasında kalp krizi geçirme olasılığı altı kat daha yüksektir. Grip kalp de dahil olmak üzere vücudun çeşitli organ ve dokularında iltihaplanma yapan bir hastalıkltır. Kimi insanlarda, bu iltihaplanma kalp krizine yol açacak ölçüde ciddi boyutta olabilir.

Grip komplikasyonları nadiren ölüme yol açar nitelikte olsa da, riski yüksek olan kişilerin ciddi sorunlarla karşılaşmamak için alması gereken önlemler vardır. Aşağıda bu komplikasyonlar ve bunlardan kendinizi ve sevdiklerinizi korumak için yapılması gerekenler sıralanmıştır.

Grip nasıl kalp krizine yol açar?

Grip çeşitli dokularda iltihabi reaksiyon yapan bir hastalıktır. Bu dokular arasında damarlar da bulunur. Normal kişilerde hissedilmeyecek olan damar duvarı iltihabı, zaten damar sertliği zemini olan ve mevcut damar sertliği plağı zaten iltihaplı ve hassas (vulnerabl) olan kişilerde mevcut iltihabi reaksiyonun artmasına neden olabilir. Bu iltihabi reaksiyon zinciri sonucunda plak yırtılarak üzerine pıhtı oturabilir ve damarı tıkayarak kalp krizine (veya inmeye) neden olabilir.

Grip ve kalp krizi oluşumu arasındaki ilişki
Grip ve kalp krizi oluşumu arasındaki ilişki

Grip ve kalp hastalıkları birlikteliğinin tehlikesi nedir?

Kalp hastalarında, grip kalbi tutmasa bile hastanın kalp sorununun ağırlaşmasına yol açar. Şiddetli grip ateş ve kalp hızında artışa yol açar. Bu durum da kalbin iş yükünü arttırarak kalp yetersizliği ve/veya ritm bozukluklarının ağırlaşmasına neden olur.

Kalp yetersizliği olan bir kişide kalple ilgisi olmayan zatürre ve solunum yetmezliği gibi bir sorun ortaya çıkarsa, bu kişilerde çeşitli ilaçlar, damardan sıvı verilmesi ve ventilatör desteği gibi tedaviler gerekebilir. Bu tedavilerle kalp sorununun birlikte idaresi genellikle oldukça zor olur ve istenmeyen sonuçlarla karşılaşma olasılığı oldukça yüksektir.

Grip ve kalp hastalıkları birlikteliğinden korunmak

Grip ve kalp hastalıkları birlikteliğinden korunmak için yapılacaklar aşağıda sıralanmıştır.

1- Grip aşısı olun: Yukarıda sayılan yüksek riskli gruptaysanız mutlaka grip aşısı olun. Grip aşısının gripten koruma oranı % 40- 60 arasındadır, ancak grip olmayı tümüyle engellemese de, hastalık nedeniyle yapılan doktor vizitlerini, hastaneye yatışları, komplikasyonları ve ölümleri belirgin olarak azaltır.

2- Hasta kişilerle temastan kaçının: COVID-19 nedeniyle herkesin öğrendiği maske- mesafe- hijyen üçlüsü grip için de aynen geçerlidir. Öksüren, hapşıran, burnu akan kişilerden uzak durun. Kapalı veya kalabalık ortamlara mecbur olmadan girmeyin. Sık sık el yıkayın. Ev dışında mutlaka maskeli dolaşın. Yakınlarınız dışında kalan insanlarla sosyal mesafenizi koruyun.

3- Kalp kontrollerinizi ihmal etmeyin: Kalp hastasıysanız, hastalığınız için doktorunuzun önerdiği ilaç, diyet ve egzersiz önerilerine uyun. Tansiyon ve şekerinizin kontrol altında olduğuna emin olun.

4- Grip benzeri belirtilere dikkat edin: Özellikle yüksek riskli gruptaysanız, böyle bir durumda doktorunuzla hemen görüşün. Aşılı bile olsanız, grip başlangıcında antiviral tedavi başlanması hastalığın süresini ve şiddetini belirgin şekilde azaltabilir.

5- İstirahat edin ve bol sıvı alın: Grip benzeri belirtileriniz varsa mutlaka istirahat edin ve bol sıvı tüketin. Ne kadar çok dinlenirseniz, o kadar çabuk iyileşirsiniz.

Grip ve kalp hastalıkları : özet

Her ne kadar COVID-19 için alınan önlemler nedeniyle grip sayısında azalma beklense de, yine de önlem almayı ihmal etmemek gerekir. Grip belirtilerinin COVID-19 ile karışması bir yana, iki enfeksiyonun aynı anda olması olasılığı da mevcuttur ve tablo bu nedenle belirgin olarak ağırlaşabilir. Bu nedenle herkes için, ama özellikle grip ve kalp hastalıkları birlikteliği için aşağıdaki önlemlere dikkat edilmesi yararlı olacaktır.

Gripten korunmak
Gripten korunmak

İlgili yazılar
Griple başa çıkma yolları
Vücut direncini güçlendirmek- Doğrular ve yanlışlar
Vücut direncinin değerlendirilmesi
Salgın günlerinde beslenme
D vitamini ve bağışıklık sistemi