Kalbe zarar verebilen sorunlar

Kalp hastalıkları hala dünyada en fazla ölüme neden olan sağlık sorunudur. Bilinen risk faktörlerinin dışında kimi ilgisiz görünen sorunlar da kalp hastalığına zemin hazırlayabilir.

Kalp hastalıkları hala dünyada en fazla ölüme neden olan sağlık sorunudur. Bilinen risk faktörlerinin dışında ilgisiz görünen ancak kalbe zarar verebilen sorunlar da mevcuttur.

Table Of Contents

Kalp hastalıklarına genel bakış

Türkiye’de de koroner kalp hastalığı, ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alır. Ülkemizde her yıl 400 bin civarında yeni koroner kalp hastası ortaya çıkar. Koroner kalp hastalığı sorunu yaşayan her 100 kişiden 20- 30’u herhangi bir belirti olmadan ani ölümle karşılaşır. Kalp krizi bu insanların %40-50’sinde önceden hiç bir belirti vermeden ortaya çıkar. Koroner kalp hastası olanların ancak %30’u başına bir iş gelmeden önce bunu öğrenebilir.

Koroner kalp hastalığının oluşumunda genetik altyapının yanısıra hareketsiz yaşam, kötü diyet, sigara kullanımı, kolesterol ve/veya tansiyon yüksekliği, şeker hastalığı (diyabet) gibi faktörlerin önemi çok büyüktür. Ancak, bunun yanında, kimi tümüyle ilgisiz görünen hastalıklar ve sağlık sorunları da kalp hastalığı riskini arttırabilmektedir.

Kalbe zarar verebilen sorunlar nelerdir?

Tiroid hastalıkları

Tiroid bezinin fazla çalışması (hipertiroidi) da, az çalışması (hipotiroidi) da kalp hastalığı açısından riski arttırır. Hipertiroidi durumunda ritm bozuklukları, atrial fibrilasyon, hipertansiyon, kalp yetersizliği ve mevcut koroner kalp hastalığı komplikasyonlarında artış görülür. Hipotiroidide ise kalp fonksiyonlarında azalma, kalp yetersizliği, kolesterol artışı, homosistein artışı, diyabet eğiliminde artma ve enflamasyon (CRP) artışı görülür.

Subklinik hipertiroidi (TSH düzeylerinin çok düşük olmasına karşılık T3 ve T4 seviyelerinin normal olması) veya subklinik hipotiridi (belirti olmaksızın TSH düzeylerinin yüksek bulunması) durumlarında da yükarıda sözü geçen riskler oluşur. O nedenle bu sorunlar saptandığında uygun şekilde takip ve tedavi edilmelidir.

Otoimmün romatizmal hastalıklar

Romatoid artrit ve sistemik lupus erythematosus gibi otoimmün romatizmal hastalıklar damar sertliği ve koroner kalp hastalığı riskini arttırırlar. Bu hastalıkların bir kısmı (sistemik lupus erythematosus gibi) doğrudan kalp kasını da etkileyerek kalp hastalığı yapabilir veya bir kısmında (SLE, otoimmün vaskulitler ve antifosfolipid sendromu gibi) ilaveten damar içi pıhtılaşma riski de arttığından buna bağlı olarak çeşitli damarlarda tıkanma riski de ortaya çıkabilir.

İltihabi barsak hastalıkları

Ülseratif kolit ve Crohn hastalığı gibi otoimmün iltihabi barsak hastalıkları neden oldukları çeşitli komplikasyonların yanısıra kalp damar hastalığı riskinde de artma nedeni olurlar. Yapılan çalışmalar, iltihabi barsak hastalıklarının iskemik kalp hastalığı riskini 4-5 kat, inme riskini ise 2- 2,5 kat arttırdığını göstermiştir.

Erektil disfonksiyon

Erektil disfonksiyon 40 yaş üzerindeki erkeklerde %30 üzerinde rastlanan ve yaşam kalitesini bozan bir bir sorundur. En önemli nedeni penise giden damarların daralması olan bu durum genellikle kalp hastalığının belirtilerinin görülmesinden birkaç yıl önce ortaya çıkar ve genellikle kalp damar hastalığının öncüsü kabul edilir.

Kalp damar hastalıklarının tedavisinde kullanılan beta blokerler ve kolesterol ilaçları gibi kimi ilaçlar sıklıkla erektil disfonksiyona neden olmakla suçlanırlar, ancak neden genellikle temelde olan damar yapısı bozukluğudur.

Erektil disfonksiyonun giderilmesi için kullanılan ilaçların kalp damar sistemi üzerine olan olumsuz etkileri ve diğer ilaçlarla etkileşimleri de gözardı edilmemelidir.

Kadınlara özgü sorunlar

Endometriyozis (Çikolata kisti)

Endometriyozis, rahmin içini döşeyen endometriyum tabakasının rahim dışında başka bir bölgede büyümesi sonucu gelişen ve sıklıkla ağrılı seyreden bir hastalıktır. Endometriyozise en sık olarak yumurtalıklar, fallop tüpleri ve pelvisi örten dokuda rastlanır. Yaklaşık her 15 kadından birini etkileyen bu sorun, en çok 30’lu ve 40’lı yaşlardaki kadınlarda görülür.

Endometriyozis
Endometriyozis

Endometriyozis bulunan kadınlarda kalp krizi, angina veya koroner girişim gerekliliği gibi durumlar %50- %90 arası bir risk yaratmaktadır. Endometriyozis genellikle kronik inflamasyon ve metabolik bozukluklarla da birlikte bulunur. Bu durumun nedenleri tam bilinememektedir, ancak endometriyozis bulunan kadınların diğer kalp damar hastalığı riskleri de araştırılarak gerekli tedbirlerin alınmasında yarar vardır.

Adet düzensizlikleri

Uzun süreli adet düzensizlikleri ile kalp hastalığı riski araştırıldığı zaman, bu düzensizliklerin koroner kalp hastalığı riskini %28 kadar arttırdığı saptanmıştır. Bu nedenle, uzun süreli adet düzensizliği bulunan kadınlarda bu duruma yol açan nedenlerin araştırılarak mükünse düzeltilmesi ve diğer kalp damar hastalığı risklerinin incelenmesi yararlı olur.

Erken veya geç menarş (ilk adet) yaşı

Sağlıklı bir kız için ilk adet (menarş) genellikle 12 yaş civarındadır. İlk adetini 10 yaş altında gören kızlarda gelecekteki kalp hastalığı riskinin dört kat arttığı saptanmıştır. İlk adetin 15 yaştan sonra olması durumunda ise gelecekteki kalp hastalığı riski 2,5 kat artmaktadır.

Preeklampsi

Gebelik sırasında preeklampsi (yüksek kan basıncı ve idrarda protein kaçağı) görülmesi, gebeliğin seyri ve bebeğin sağlığı açısından tehlikeli bir duruma işaret eder. Ancak, hepsi bu kadar değildir.

Gebeliği sırasında preeklampsi yaşayan kadınlarda sonradan hipertansiyon gelişmesi çok sıktır. Koroner kalp hastalığı riski de bu kadınlarda diğer kadınlara oranla iki kat artar.

Gebelik diyabeti

Gebeliği sırasında diyabet gelişmesi veya şeker yüklemesi pozitifliği tüm gebeliklerin % 20 kadarında görülür ve hem gebeliğin devamı, hem de anne ve bebeğin sağlığı açısından risk oluşturur.

Bu kadınlarda ileriki yıllarda diyabet gelişme riski % 50 civarındadır. Üstelik, bu kadınlarda, sonradan diyabet gelişimi olsun veya olmasın, koroner kalsifikasyon görülmesi sıklığının diğer kadınlara oranla iki kat fazla olduğu bildirilmiştir.

Erken menopoz

Erken menopoz kalp sağlığı açısından önemli bir tehlike durumundadır. Kalp hastalığı riskinin menopoza 40 yaşından önce giren kadınlarda (prematür menopoz) iki kat, 40- 45 yaşlar arasında menopoza girenlerde ise % 50 arttığı gösterilmiştir. Risk açısından doğal veya cerrahi menopoz arasında fark yoktur.

Kalbe zarar verebilen sorunlar için yapılabilecekler

Yukarıda sayılan kalbe zarar verebilecek durumlar optimal olarak tedavi edilmelidir. Ancak kalp damar hastalığının çok boyutlu olduğu unutulmamalıdır. Koroner kalp hastalığının oluşumunda genetik altyapının yanısıra hareketsiz yaşam, kötü diyet, sigara kullanımı, kolesterol ve/veya tansiyon yüksekliği, şeker hastalığı (diyabet) gibi faktörlerin önemi çok büyüktür. Bu kişilerde diğer kalp damar hastalığı risklerinin de araştırılmasında ve gerekli tedbirlerin alınmasında yarar vardır.

KALP HASTALARI VE COVID-19

Covid-19 ve kalp hastaları konusu giderek daha ön plana çıkıyor. Enfeksiyonun kalp damar sistemi üzerine doğrudan etkisi zaten yeterince önemli. Buna bir de salgın nedeniyle rutin kontrolleri aksayan ve tanı ve tedavileri geciken kalp damar hastalarının eklenmesi büyük sorun yaratıyor.

Covid-19 ve kalp hastaları konusu giderek daha ön plana çıkıyor. Enfeksiyonun kalp damar sistemi üzerine doğrudan etkisi zaten yeterince önemli. Buna bir de salgın nedeniyle rutin kontrolleri aksayan ve tanı ve tedavileri geciken kalp damar hastalarının eklenmesi büyük sorun yaratıyor.

Bu konuda bilgilendirme amacıyla Avrupa Kardiyoloji Derneği hastalara yönelik bir bilgilendirme çalışması ve kılavuzu hazırladı. Bu yazı dizisinde bu dokümandan da yararlanılarak kalp hastalarının sorunlarına yanıt verilmeye çalışılacaktır.

Covid-19 pandemisi sırasında kalp krizi ve inme

Aşağıdaki belirtileriniz varsa, acilen 118’i arayınız veya en yakın sağlık kuruluşuna başvurunuz.

Kalp krizi

  • Giderek artan şiddetli göğüs ağrısı
  • Şiddetli çarpıntı
  • Nefes darlığı
  • Bayılma

İnme

  • Yüzde çarpılma
  • Kol ve/veya bacakta güçsüzlük
  • Konuşma güçlüğü

Unutmayın. Salgın sürecinde yapılmış “Evde Kal” çağrısı ve sokağa çıkma kısıtlamaları kalp krizi ve inme geçiren hastaları kapsamamaktadır. Bu hastalarda geçen her dakika önemlidir.

Kalp hastaları- Sık sorulanlar ve yanıtları

Kalp hastaları ve Covid-19 riski

  • Bilinen bir kalp hastalığım var. Kalp rahatsızlığı olmayan bir bireye göre Covid-19’ a yakalanma riskim daha fazla mıdır?
    • Hayır – herhangi bir birey de enfeksiyona yakalanabilir. Fakat, altta yatan kalp hastalığı olan kişiler enfeksiyonun belirtilerini daha sık gösterir veya sağlıklı bireylere göre enfeksiyonu daha şiddetli bir şekilde geçirirler. Bugüne kadar, Covid-19’ a yakalanan çoğu insanda boğaz ağrısı, öksürük, ağrı ve ateşin eşlik ettiği hafif bir viral hastalık tablosu izlenmiştir, ancak bazı kişilerde (% 5’ e kadar) akciğer enfeksiyonu / pnömoni de görülebilir. Kalp rahatsızlığı olan kişilerin Covid-19’ a bağlı akciğer enfeksiyonu geçirme ihtimalinin daha yüksek olup olmadığı henüz net değildir, fakat bu hasta grubunun grip (influenza) gibi diğer virüslere bağlı akciğer enfeksiyonlarına yatkınlıkları göz önüne alındığında, bu ihtimalin daha yüksek olduğundan bahsedebiliriz.
  • Enfekte olduğumu düşünürsem hastaneye gitmemem gerektiğini biliyorum, ama bilinen bir kalp rahatsızlığım varsa ne zaman tıbbi yardım için başvurmalıyım?
    • COVID-19 tanısı aldıysanız, evde semptomları yönetip yönetemeyeceğinizi kendinize sormanız gerekir. Sadece ateşiniz var ise parasetamol tedavisi ile evde ateşinizi kontrol edebileceğinizi unutmayın. Ancak, orta derecede veya ağır belirtiler varsa ve özellikle nefes darlığı çekiyorsanız, lütfen gecikmeden tıbbi yardım için başvurun.
    • Evde izole olurken kullanılacak ilaçlar ile ilgili olarak doktorunuzun talimatları dışına çıkmayın.

Kalp hastaları ve Covid-19 açısından kimler riskli?

  • Şiddetli Covid-19 belirtileri gösterme riski, kalp rahatsızlığı olan tüm hastalar için benzer midir yoksa farklılıklar var mıdır?
    • Enfeksiyona yakalanmanın temel prensibi tüm bireyler için aynıdır. Virüs, enfekte bir kişiden
      öksürme, hapşırma veya konuşma sırasında havaya saçılan damlacıklar yoluyla bulaşır. Virüs vücuda girdiğinde, akciğerlere doğrudan zarar verir ve kardiyovasküler sisteme iki yolla stres uygulayan enflamatuvar bir yanıtı tetikler. İlk olarak, akciğerleri enfekte ederek kan oksijen seviyelerini düşürür ve ikincisi, virüsün direkt enflamatuvar etkileri kan basıncının düşmesine neden olur. Bu gibi durumlarda kalp, büyük organlara oksijen sağlamak için daha hızlı ve çok çalışmak durumunda kalır. Aşağıdaki hasta grupları yüksek risk altındadır:
      • Organ nakli hastaları
      • Kemoterapi veya radyoterapi alan kanser hastaları
      • Lenfoma ya da löseminin eşlik ettiği kalp hastaları gibi
        bağışıklık sistemi baskılanmış bireyler kuramsal olarak virüs bulaş riskinin ve virüse yenik düşme olasılığının en yüksek olduğu gruptur. Diğer yüksek risk grupları, yaşlı ve düşkün bireyler ile eşlik eden kalp damar hastalığı olan gebe kadınları içermektedir.
      • Kalp yetersizliği
      • Dilate kardiyomiyopati
      • Aritmojenik sağ ventrikül kardiyomiyopatisinin ileri şekilleri
      • Obstruktif hipertrofik kardiyomyopatisi olan kişiler
      • Doğumsal siyanotik kalp hastalığı olan bireyler
        kalp hastaları arasında en yüksek risk grubundadır.

Özel durumlarda kalp hastaları ve Covid-19

  • Kalp pilim (veya implante edilmiş defibrilatörüm) var. Covid-19 enfeksiyonu benim için ilave risk yaratır mı?
    • Virüsün kalp pili ve kardiyak defibrilatör gibi implante edilmiş kardiyak cihazları etkilediğine veya kapak hastalarında enfektif endokardit yaptığına dair henüz bir kanıt bulunmamaktadır. Ancak, kalp pili veya defibrilatör takılmasına neden olan hastalık dolayısıyla taşıdığınız risk aynen devam eder.
  • Kalp kapak hastasıyım. Covid-19 enfeksiyonu benim için özel risk yaratır mı?
    • Covid-19 enfeksiyonunun kalp kapak hastalarında enfektif endokardit yaptığına dair henüz bir kanıt bulunmamaktadır. Ancak, kalp kapak hastalığına bağlı olarak gelişen kalpteki fonksiyon ve ritm bozukluklarının yarattığı sorunlar konusunda dikkatli olmak gerekir.
  • Brugada Sendromu hastasıyım, almam gereken özel önlemler var mı?
    • Brugada Sendromu tanısı almış hastalarda özellikle vücut ısısının 39oC ‘nin üzerine çıktığı
      durumlarda ölümcül aritmi riski artar. Bu tip hastaların ateşleri parasetamol ve soğuk/ılık spanç uygulamalarıyla agresif olarak tedavi edilmelidir.
  • Atriyal fibrilasyonum var – koronavirüs enfeksiyonuna yakalanma olasılığım daha mı yüksek?
    • Atriyal fibrilasyon tek başına enfeksiyon riskini arttırmaz.
      • Bununla birlikte, çoğu atriyal fibrilasyon hastası yaşlıdır ve kalp yetmezliği, hipertansiyon ve diyabet gibi ek hastalıkları mevcuttur, bu da enfekte olmaları durumunda hastalığı daha ciddi geçirmeleri olasılığını taşır.
      • Atriyal fibrilasyonu olan hastaların Covid-19 enfeksiyonu sırasında kalp hızları artabilir ve bu durum kalp hızını düşürücü ilaç kullanan hastaların ilaç dozlarını değiştirmesi gereğini ortaya çıkartabilir. Hastaların doktorlarıyla görüşmeden ilaç veya doz değişikliği yapması önerilmez.
      • Atriyal fibrilasyonu önlemek üzere ilaç kullanan hastalar (persistan atriyal fibrilasyon hastaları) Covid-19 enfeksiyonu sırasında kullanmakta oldukları ritm düzenleyici ilaçlarını aynen kullanmaya devam etmelidirler.

Covid-19 hangi sorunlara yol açar?

  • Koronavirüsün kalp krizi veya aritmilere (ritm bozukluğu) neden olabileceğini okudum, bu doğru mu?
    • Virüsün enflamatuvar etkilerine dayanarak, viral enfeksiyonun koroner arterlerde aterosklerotik plakların (yağ birikintileri) rüptürüne neden olabileceği ve kalp krizine yol açabileceği yönünde teorik riskler söz konusudur. Covid-19 seyri sırasında şiddetli göğüs ağrısı başlayan kişiler hiç vakit kaybetmeden 112 Acil Servisini aramalıdır.
    • Şiddetli sistemik enflamatuvar durumlar bazı kişilerde aritmileri ve hatta atriyal fibrilasyonu
      tetikleyebilir.
    • Viral enfeksiyonun yol açtığı akut enflamasyon hem kardiyak hem de böbrek fonksiyonlarını kötüleştirebilir.
  • Covid-19’ un myokardit veya perikardite neden olabileceği yönünde bilgiler duydum. Daha önceden miyokardit / perikardit geçirdim, bu durum beni bu sorunların tekrarlaması için daha riskli yapar mı?
    • Geçmişte miyokardit veya perikardit geçiren bir bireyin Covid-19 nedeniyle aynı komplikasyonu geliştirme riskinin daha yüksek olduğuna dair bir kanıt yoktur. Bazı miyokardit vakalarının nükseden ve tekrar iyileşen bir seyri olduğu kabul edilmektedir.
    • Bugüne kadar Covid-19 hastalığına yol açan virüsün kalbi doğrudan etkilediğine dair bir kanıt yoktur; bununla birlikte, enfeksiyonun neden olduğu akut enflamatuvar yanıt kardiyak fonksiyonları kötüleştirebilir ve kalp yetersizliği olan hastalarda semptomları şiddetlendirebilir.

Sonuç

Riski azaltmak için her bireyin uyması gereken kurallar vardır. Kalp rahatsızlığınız varsa, aşağıdaki önlemler daha da önemlidir:

  • Hasta olan insanlardan uzak durun.
  • Ev dışında mutlaka maske takın. Kalabalık ortamlara girmek zorunda kalırsanız çift maske ve siperlik kullanın
  • Mümkün olduğunca diğer kişiler ile aranızda en az iki metre mesafe bırakın.
  • Ellerinizi en az 20 saniye boyunca sabun ve ılık suyla iyice yıkayın.
  • Öksürdüğünüzde ağzınızı bir mendille örtün veya dirseğinizin iç kısmına öksürün.
  • Hapşırırken burnunuzu bir mendille örtün veya dirseğinizin iç kısmını kullanın.
  • Gözlerinize, burnunuza ve ağzınıza dokunmaktan kaçının.
  • Kapı tokmağı, tutamak, direksiyon simidi veya elektrik düğmeleri gibi sık dokunulan yüzeyleri virüsten arındırmak için dezenfektanla temizleyin.
  • Olabildiğince evde kalın ve mümkün ise evden çalışın.
  • Ateş (37.8°C veya üzeri), öksürük veya akciğer enfeksiyonu gibi belirtileriniz varsa, kendi kendinizi izole edin.

ASPİRİN VE KALP

Kalp hastalıkları ve aspirin konusunda çok şey söylenmekte. Pek çok kişi “kan sulandırıcı olduğu için” aspirin kullanıyor. Aspirinin faydaları ve zararları neler? Kimler kullanmalı, kimler kullanmamalı?

Kalp hastalıkları ve aspirin konusunda çok şey söylenmekte. Pek çok kişi “kan sulandırıcı olduğu için” aspirin kullanıyor. Aspirinin faydaları ve zararları neler? Kimler kullanmalı, kimler kullanmamalı?

Aspirin nedir?

100 yılı aşkın süredir ağrı kesici ve ateş düşürücü olarak hayatımızda olan aspirin veya asıl ismiyle asetil salisilik asit etki ve yan etkileri çok iyi bilinen bir ilaçtır. Aspirin kalp hastalıklarında 1970’lerden beri kanın pıhtılaşmasını azaltıcı ve kalp krizlerini önleyici olarak da kullanılmaktadır. Bu amaçla kullanılan aspirin dozu düşüktür (günde 75- 100 mg). Ancak nadir durumlarda daha yüksek doz da önerilebilir.

Aspirin ve kalp damar hastalıkları ilişkisi nasıldır?

Kalp krizi ve tıkayıcı inme nasıl meydana gelir?

Çoğu zaman kalp krizi ve tıkayıcı inme, kalp kasınızın veya beyninizin bir kısmına giden kan akışı engellendiğinde meydana gelir. Bu durum damar sertliği (ateroskleroz) sürecinin bir parçasıdır. Ateroskleroz damar duvarının iç yüzeyinin altında kolesterolden zengin yağlı bir birikimle başlar. Bu yağlı birikime aterosklerotik plak denir. Aterosklerotik plak içinde kolesterol, düz kas hücreleri ve iltihap hücrelerinin olduğu kompleksi bir birikimdir ve iltihabi (enflamatuar) bir süreci de barındırır. Bu iltihabi sürecin şiddeti çok çeşitli faktörlere bağlı olarak değişiklik gösterir.

Ateroskleroz plağı genellikle büyük ve orta büyüklükteki arterleri etkiler. Plaklar, bir arterdeki kan akışını önemli ölçüde azaltacak kadar büyüyebilir. Ancak, tam tıkanma için iltihaplı plağın tıpkı bir çıbanın patlaması gibi üzerindeki koruyucu endotel tabakasının hasar görmesi (plak yırtılması) gerekir.

Yırtılan plak alanının üzerine trombositler yapışıp kümeleşerek orada bir pıhtı oluşturur. Bu pıhtı damarı tıkadığı zaman o damarın beslediği hücrelere kan gitmeyeceği için o hücreler ölür. Bu durum kalp damarlarından birinde olduğunda kalp krizi, beynin bir bölgesine giden damarı tıkadığında inme nedeni olur.

Aterosklerozun zaman içinde gelişimi
Aterosklerozun zaman içinde gelişimi

Bazen de, oluşan pıhtılar kan yoluyla taşınarak başka yerdeki bir damarı tıkar. Bu duruma emboli adı verilir.

Aspirin kalp krizi ve tıkayıcı inmeyi önlemeye nasıl yardımcı olur?

Aspirin siklooksijenaz denen bir enzimi bloke ederek iltihap giderici özellik gösterir. Aynı zamanda kandaki trombositlerin (kandaki pıhtılaşma hücreleri) de yüzeye yapışmasını (adezyon) ve birbiriyle kümeleşmesini (agregasyon) engelleyici etkisi de vardır. Bu iki etkisi nedeniyle aspirin kalp damar hastalıklarında koruyucu ve olayları azaltıcı etki gösterir.

Aspirin başlıca trombositlerin yapışma ve kümeleşme etkilerini azaltarak kalp krizi ve tıkayıcı inmeyi azaltıcı etki gösterir. Bu etki olacak olayları engellemek şeklinde veya olayın ağırlığını azaltmak şeklinde olabilir.

Kimler kalp ve damar hastalıklarından korunmak için aspirin kullanmalı?

Düzenli düşük doz aspirin kullanmak için, aspirin kullanıldığı zaman elde edilecek yararın aspirinin yaratacağı risklerden fazla olması gerekir. Bu kişiler aşağıda sıralanmıştır.

  • Kalp krizi geçirmiş olanlar
  • Koroner bypass cerrahisi veya koroner stent uygulanmış kişiler
  • Müdahale edilmemiş bile olsa koroner damarlarda ateroskleroz (damar sertliği) gösterilmiş kişiler
  • Tıkayıcı inme veya geçici iskemik atak (geçici inme) geçirmiş kişiler
  • Anlamlı (>%50) karotis arter darlığı olanlar
  • Karotis arter girişimleri yapılmış kişiler
  • Bacak damarlarında darlık olanlar (müdahale edilmiş olsun veya olmasın)
  • Diyabetliler (şeker hastaları)

Bunlar dışında, kalp krizinin başlangıcında tercihan çiğneyerek aspirin alınması kriz şiddetini azaltabilir ve müdahale için zaman kazandırabilir. Ancak bunun için hasta veya çevresi karar vermemeli, tanıya göre doktor tarafından yönlendirme yapılmalıdır.

İnme geçirmekte olan hastalara inmenin tıkayıcı mı yoksa kanayıcı mı nitelikte olduğu bilinmeden olayın ilk saatlerinde aspirin verilmesi kanaması olan hastalarda kanamayı şiddetlendirebilir. Bu nedenle, inme geçirmekte olanlarda olayın niteliği anlaşılmadan aspirin kullanılmamalıdır.

Kimler aspirin kullanabilir, kimler kullanamaz?

Yaşı 16 üzerinde olan çoğu kişi doktoru önerdiği takdirde düşük doz aspirin kullanabilir.

Ancak düşük doz aspirin herkes için uygun değildir. Her ne kadar düşük doz aspirine “bebe aspirini” dense de, aspirin 16 yaş altındaki çocuklara uygun değildir. Aspirin çocuklarda (ve çok nadiren de erişkinlerde) Reye sendromu adı verilen ve ciddi karaciğer ve beyin hasarı yapabilen bir duruma yol açabilir. Dolayısıyla, 16 yaş altındaki çocuklara aspirin verilmemelidir.

Bunun dışında, aşağıda sayılan durumlarda aspirin güvenli olmayabilir.

  • aspirine veya ibuprofen gibi diğer ağrı kesicilere alerji varlığı
  • mide veya 12 parmak barsağı ülseri veya benzeri bir mide hastalığı bulunması
  • pıhtılaşmayı azaltıcı başka ilaçların kullanılıyor olması
  • tansiyon yüksekliği
  • fazla kanama ile seyreden adet bozuklukları
  • inme geçirenlerde olayın erken dönemleri
  • astım veya bronş daralması ile seyreden akciğer hastalıkları
  • kan pıhtılaşması sorunları
  • karaciğer ve böbrek sorunları
  • gut varlığı
  • fazla alkol alanlar

Yukarıdaki durumların varlığında aspirin kullanmadan önce doktorunuzla görüşmekte büyük yarar vardır.

Aspirin yan etkileri nelerdir?

Aspirinin en sık rastlanan yan etkileri aşağıdadır. Bu şikayetlerden biri veya birkaçı şiddetliyse veya uzun süreliyse doktorunuzla görüşün.

  • Bulantı
  • Mide ağrısı
  • Sinirlilik
  • Uykusuzluk

Aşağıdaki durumlar ise doktorunuzla acil görüşme nedenidir.

  • Midede veya yemek borusunda şiddetli yanma veya ağrı
  • Şiddetli bulantı ve kusma
  • Kahve telvesi şeklinde kusma veya siyah renkli dışkılama
  • İdrarda veya dışkıda kan
  • Tekrarlayan burun kanamaları
  • Vücutta sıradışı morarmalar
  • Kesik kanamalarının durmaması
  • Öksürükle kan gelmesi
  • Adet kanamalarının süre ve miktarında artış veya periyod dışı yada menopozda kanama
  • Yüzde şişme
  • Astım atakları
  • Kulak çınlaması
  • Şiddetli başağrısı
  • Bilinç bulanıklığı

Aspirin nasıl kullanılmalı?

Doktorunuz aspirin kullanmayı önerdiyse, aspirini şu şekilde kullanın:

  • Aspirini aç karnına almayın. Yemek sırasında veya yemek sonrasında bir tam bardak suyla için.
  • Düşük doz aspirin tabletlerinin yapısı özeldir. Tabletleri kırmayın, ezmeyin veya çiğnemeyin. Olduğu gibi yutun.
  • Aspirin kullanıyorsanız parasetamol harici ağrı kesicileri kullanmaktan kaçının.
  • Aspirini alkolle birlikte almayın. Bu durum mide kanaması riskinizi arttırır.
  • Aspirin kullanmanız diğer ilaçlarınızı gereksiz hale getirmez! Diğer ilaçlarınızı düzenli kullanmaya devam edin.

Sonuç

Damar sertliğiyle ilişkili kalp damar hastalıklarında düşük doz aspirin kullanmak size çok şey kazandırabilir. Ancak bu ilacı doktorunuzun önerileri çerçevesinde kullanın ve ilacın yan etkileri ve tehlikeleri konusunda bilinçli olun.

İlgili konular
Kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlar ile tedavi
Covid-19 ve kalp hastalıkları
Covid-19 ve kan pıhtılaşması
Kalp hastalıkları ve zatürre
Grip ve kalp hastalıkları
Sağlıklı bir kalp için egzersiz

COVID-19 VE KALP HASTALIKLARI

Covid-19 ve kalp hastalıkları birlikteliği sık rastlanan bir durumdur. Bu durum karmaşık olsa da, temel birkaç mekanizmanın önemi büyüktür.

Covid-19 ve kalp hastalıkları birlikteliği sık rastlanan bir durumdur. Bu durumun altyapısı oldukça karmaşık olsa da, temel birkaç mekanizmanın burada önemi büyüktür.

Covid-19 geçiren hastaların % 12- 15 kadarında kardiyak Troponin I seviyeleri yüksek çıkmakta, ağır hastalarda bu oran % 30’dan fazla bulunmaktadır. Yapılan kardiyak MR incelemelerinde kalp tutulumu %78, sessiz miyokardit % 60 olarak saptanmıştır. Kısacası, sorun sanıldığından daha büyüktür.

Covid-19 ve kalp hastalıkları ilişkisi

Covid-19 ve kalp hastalıkları ilişkisi iki yönlüdür. COVID-19 enfeksiyonu çeşitli mekanizmalarla kalpte sorunlara yol açabilirken, mevcut kalp damar sistemi sorunları da hem kendileri ağırlaşabilir, hem de hastalığın gidişini ağırlaştırabilirler. Bu ilişkinin genel yapısı aşağıdaki şekilde özetlenmiştir.

Covid-19 ve kalp hastalıkları ilişkisi
Covid-19 ve kalp hastalıkları ilişkisi

Covid 19 ve kalp hasarı

Covid-19 kan pıhtılaşmasını arttırarak hastalığın seyri sırasında kılcal damarları tıkanmasına ve sonuçta dokularda beslenme bozukluğuna yol açar. Bu durum sitokin fırtınasının yol açtığı iltihaplanma (enflamasyon) ile dokularda hasar nedeni olur. Bu durum sadece akciğerlerde olmaz, diğer organlarda da görülür. COVID-19 hastalarında yapılan bir çalışma, yaklaşık olarak her 4 hastadan birinde kalp kası (myokard) hasarını gösteren troponin düzeylerinin yüksek olduğunu saptamıştır. Karaciğer, böbrekler ve beyin de benzer şekilde risk altında olan organlardır. Bu organların tümünde hem küçük damarların içinde pıhtılaşmalar sonucu doku zedelenme ve kayıpları, hem de büyük damar tıkanmalarının yol açtığı önemli sorunlar (kalp krizi, inme vs.) ortaya çıkabilir.

Pıhtılaşma belirteçlerindeki artışın kesin nedeni belirsizdir, ancak aşağıdaki mekanizmalardan birine (veya bir kombinasyonuna) bağlı olabilir:

  • Endotel hücreleri, yeni koronavirüsün hücrelere girmek için kullandığı ACE2 proteinini eksprese eder. Bu nedenle, virüs endotel hücrelerini doğrudan istila edip onlara zarar vererek vücudun pıhtılaşma mekanizmasını tetikleyebilir.
  • Endotel hücreleri doğrudan enfekte değilse, viral enfeksiyon nedeniyle çevrelerindeki dokulara verilen hasar veya bağışıklık tepki artmış pıhtılaşmaya neden olabilir.
  • Bağışıklık sisteminin viral enfeksiyona yanıt olarak ürettiği enflamatuar moleküllerde artış, pıhtılaşmayı aktive edebilir.

COVID-19 ve kalp kası hasarı

Yukarıda belirtilen mekanizmalar sonucunda kalp dokularını besleyen kılcal damarların tıkanması ile kalp kasında güve yeniği tarzında doku ölümleri olması olasıdır. Artmış enflamasyon ve sitokin fırtınası da bu durumu arttırıcı etki gösterir. Bu olayda enfeksiyonun doğrudan etkisinin olduğu yönünde kanıt yoktur, mekanizmanın artmış pıhtılaşma eğilimi ve sistemik enflamasyon üzerinden işlediği düşünülmektedir.

Hastanın diyabet, hipertansiyon ve/veya koroner kalp hastalığı gibi kılcal damar dolaşımını bozan bir hastalığının olması durumunda bu hasarın daha ağır olması beklenir. Bu nedenle, kişisel COVID-19 riski yüksek olan kişilerde hastalık daha ağır seyreder.

COVID-19 ve kalp krizi birlikteliği

COVID-19 çeşitli dokularda iltihabi reaksiyon yapan bir hastalıktır. Bu dokular arasında damarlar da bulunur. Normal kişilerde hissedilmeyecek olan damar duvarı iltihabı, zaten damar sertliği zemini olan ve mevcut damar sertliği plağı zaten iltihaplı ve hassas (vulnerabl) olan kişilerde mevcut iltihabi reaksiyonun artmasına neden olabilir. Bu iltihabi reaksiyon zinciri sonucunda plak yırtılarak üzerine pıhtı oturabilir ve damarı tıkayarak kalp krizine (veya inmeye) neden olabilir.

Covid-19 ve kalp krizi
COVID-19 ve kalp krizi

Kalp hastası olmayanlara göre kalp hastası olan bir kişinin COVID-19 seyrinde, yukarıda belirtilen nedenlerden ötürü kalp krizi geçirme olasılığı da artar. Nitekim yapılan çalışmalarda pandemi seyrinde genel olarak kalp krizlerinde artış bildirilirken, salgın koşulları yüzünden bu nedenle hastaneye müracaatlar önemli ölçüde azalmıştır. Ambulans teminindeki zorluk, hastaneye ulaşma zamanının uzaması, hastanedeki yoğunluk ve Covid-19’un getirdiği prosedürler nedeniyle tanıda ve erken tedavide büyük gecikmeler yaşanabilmekte ve bunların sonucunda uygun tedavinin zamanında yapılamaması yüzünden istenmeyen kısa ve uzun vadeli sorunlar doğabilmektedir.

Covid-19 ve kalp ritmi bozuklukları

Gerek kılcal damar tıkanması ve hasarıyla sistemik enflamasyon birlikteliği, gerekse koroner damar hastalığı ve sonucundaki kalp krizi nedeniyle ortaya çıkan kalp kası (myokard) hasarı ritm bozukluklarını tetikleyebilir. Bu durumun ilk belirtisi EKG’de QTc uzaması şeklinde saptanabilir.

Bu hastalarda QTc uzaması olsun olmasın, artan myokard hassasiyeti sonucunda ventriküler taşikardi ve ventriküler fibrilasyon gibi çok tehlikeli ritm bozuklukları ve bunların sonucunda ani ölüm tetiklenebilir. Nitekim, COVID-19 salgını sırasında hastane dışında gerçekleşen ani ölümlerde % 52 artış bildirilmiştir.

Yeni gelişen ventriküler fibrilasyon
Yeni gelişen ventriküler fibrilasyon

Yine COVID-19 sonucunda olan olaylar zinciri, atriyal fibrilasyona eğilimli kişilerde atriyal fibrilasyona yol açabilirken, paroksismal veya persistan atriyal fibrilasyonlularda atağı tetikleyebilir veya permanent atriyal fibrilasyonu olanlarda hız kontrolü güçleşebilir.

Covid-19 ve kalp hastalıkları seyrinde ilaçlar

COVID-19 sırasında gerek hastalığın tedavisi için kullanılan ilaçlar, gerekse hastanın kalp damar hastalığı nedeniyle kullandığı ilaçlar büyük önem taşır.

Covid-19 tedavisinde kullanılan ilaçların kalp damar sistemine etkileri

Hidroksiklorokin: Çeşitli çalışmalarda hastalığın seyrine herhangi bir olumlu etkisi olduğu gözlenmemesine rağmen kullanımı süren hidroksiklorokin, QTc süresini uzatarak tehlikeli ritm bozukluklarına yol açabilme potansiyeli taşır. Bu tehlike çeşitli nedenlerle QTc süresi uzamış hastalarda, özellikle de Covid-19 nedeniyle myokard hasarı ortaya çıkan kişilerde daha da önemlidir. Özel bir sebep yoksa (hastanın iltihapli romatizmal hastalığı nedeniyle zaten hidroksikolrokin kullanıyor olmak gibi) Covid-19 seyrinde hidroksiklorokin kullanımından hem yararının olmaması, hem de potansiyel riskleri nedeniyle kaçınılmalıdır.

Azitromisin: Azitromisin de, tıpkı hidroksiklorokin gibi QTc artışı yaptığından özel bir sebep yoksa kullanılmamalıdır.

Faripiravir: Antiviral olarak kullanılan bu ilacın kalp damar sistemine etkileri konusunda elimizde yeterli veri yoktur.

Lopinavir- Ritonavir: Antiviral özellikli bu ilaçlar atriyoventriküler kalp blokları yapabilme potansiyeline sahiptir. Ayrıca, karaciğerde bu ilaçlarla aynı eliminasyon yolunu (sitokrom P450) kullanan başka ilaçlarla etkileşime girebilirler.

Remdesivir: Antiviral olarak kullanılan bu ilacın kalp damar sistemine etkileri konusunda elimizde yeterli veri yoktur.

Kalp damar hastalıklarının tedavisinde kullanılan ilaçlar ve COVID-19

ACE inhibitörleri/Anjiyotensin reseptör blokerleri: Bu ilaçlar hakkında pandeminin başlangıcında yapılan spekülasyonların yersizliği anlaşılmış ve yapılan çalışmalarla aksine hastayı koruyucu etkileri olabileceği gösterilmiştir. Yapılan izlemler, hastanede tedavi gören Covid-19 hastalarından bu grup ilaçları kullananlarda % 3.7 ölüm görülürken kullanmayanlarda % 9,8 ölüm görüldüğünü saptamıştır. Bu ilaç gruplarını kullanmakta olan hastaların ilaçlarını kesmelerine gerek yoktur, hatta düzenli kullanımın sürdürülmesine özen gösterilmesi önerilmektedir.

Kolesterol düşürücü ilaçlar (Statinler): Covid 19 salgını sırasındaki izlemler, statin kullanan hastaların kullanmayanlara oranla hastalığı daha hafif atlattıklarını, bu kişilerde ölüm ve yoğun bakımda takip gereksiniminin kullanmayanlara oranla yarıya yakın oranda daha az olduğunu göstermiştir. Hastanede yatan Covid-19’lu statin kullanan hastalarda % 5.2 olüm oranı bildirilirken, statin kullanmayanlardaki ölüm oranı % 9.4 olarak saptanmıştır. Bu ilaçların kolesterol düşürücü etkileri yanısıra dokudaki enflamasyonu da azalttıkları bilinmekte ve bu sonucun statinlerin bu özelliği ile ilişkili olduğu düşünülmektedir.

Diğer kalp damar sistemi ilaçlarının Covid-19 seyri sırasındaki kullanımları ile ilgili olumlu yada olumsuz veri yoktur. Bu ilaçları zaten kullanan hastaların ilaçlarını kesmemeleri ve kullanmaya devam etmeleri önerilmektedir.

Covid-19 ve kalp hastalıkları birlikteliğinin tehlikesi nedir?

Kalp hastalarında, COVID-19 kalbi tutmasa bile hastanın kalp sorununun ağırlaşmasına yol açar. Hastalık ateş ve kalp hızında artışa yol açar. Bu durum da kalbin iş yükünü arttırarak kalp yetersizliği ve/veya ritm bozukluklarının ağırlaşmasına neden olur.

Kalp yetersizliği olan bir kişide kalple ilgisi olmayan zatürre ve solunum yetmezliği gibi bir sorun ortaya çıkarsa, bu kişilerde çeşitli ilaçlar, damardan sıvı verilmesi ve ventilatör desteği gibi tedaviler gerekebilir. Bu tedavilerle kalp sorununun birlikte idaresi genellikle oldukça zor olur ve istenmeyen sonuçlarla karşılaşma olasılığı oldukça yüksektir.

Sonuç

Covid-19 ve kalp hastalıkları arasında çok yönlü ilişki olduğu akılda tutulmalıdır. Covid-19 saptanan hastanın zaten mevcut olan veya yeni ortaya çıkan kalp damar sorunları dikkatle izlenmeli ve bu konuda kullanılan ilaçlar hususuna da önem verilmelidir.

COVID-19 VE KAN PIHTILAŞMASI

COVID-19 ve kan pıhtılaşması arasındaki ilişkiyi gözden geçirmekte yarar vardır, çünkü bu hastalık pıhtılaşma bozukluğu yapabilmektedir.

COVID-19 ve kan pıhtılaşması arasındaki ilişkiyi gözden geçirmekte yarar vardır. COVID-19’un yarattığı önemli sorunlardan birisi, bazı insanlarda kan pıhtılaşmasına yol açabilmesidir.

Covid-19 ve kan pıhtılaşması hakkında bilinenler

Normalde kan pıhtıları, yaralandığınızda kanamayı durdurmaya yardımcı olur. Herhangi bir nedenle bir damar yaralanması ortaya çıktığında, o bölgede trombositleri ve diğer pıhtılaşma faktörlerini çeken proteinler üretilir ve damardaki yaralanma oluşan pıhtı tarafından tıkanarak kanama durdurulur ve bölgenin iyileşme süreci başlatılır. Bu normal süreçtir.

Ancak bazen damar duvarında herhangi bir yaralanma olmadığı halde damar içinde kan pıhtıları oluşur. Bu durum potansiyel olarak tehlikelidir, çünkü pıhtı kan damarlarınızdaki kan akışını kısıtlayarak felç veya kalp krizi gibi komplikasyonlara yol açabilir. Virüs enfeksiyonu sonucunda olan pıhtılaşma atardamarlarda, toplardamarlarda veya prekapiller arteriol adı verilen mikroskobik damarların içinde olabilir. Bu durum hem damar duvarındaki iltihaplanma sonucu olan değişimler, hem de pıhtılaşma eğilimindeki artışlardan kaynaklanabilir.

COVID-19, genellikle hastanede yatan hastaların klinik seyrini karmaşıklaştıran ve enflamatuar durum, endotel (damar duvarının iç kısmını döşeyen hücreler) bozukluğu, trombosit aktivasyonu ve kanın belli bölgelerde göllenmesine bağlı olarak damar içi pıhtılaşmalara neden olur. Bu risk, yoğun bakım ünitesinde izlenen kritik hastalar arasında en yüksek orandadır.

American College of Cardiology derlemesinden Türkçeleştirilerek alınan aşağıdaki şekilde COVID-19 hastalarında pıhtılaşma artışı riski ve pıhtılaşma azaltıcı tedavinin anahatları görülmektedir

SARS CoV2 enfeksiyonunda pıhtılaşma riski
SARS CoV2 enfeksiyonunda pıhtılaşma riski

Covid 19 enfeksiyonunda pıhtılaşma artışının sonuçları

COVID-19 hastalarında toplardamar içinde pıhtılaşmalar klinik olarak % 10- 35 sıklıkta görülürken, otopsi serilerinde bu oran % 60’ı bulabilmektedir. Bu duruma bağlı akciğerlere pıhtı atılması (pulmoner emboli) veya direkt akciğer atardamarı içipıhtılaşma da olabilecekler arasındadır. Akciğer atardamarının tıkanması sonucu akciğerlerin ilgili bölümünede doku ölümü (akciğer enfarktüsü) olabilir. Özellikle hastanede ve yoğun bakımda yatan hastalarda hareketsizlik bu riski daha da arttırır.

COVID-19 ve kan pıhtılaşması bozukluğu, hastalığın seyri sırasında pıhtılaşma eğilimini arttırarak küçük akciğer damarlarını tıkar ve akciğerlerde beslenme bozukluğuna yol açar. Sitokin fırtınasının yol açtığı iltihaplanma (enflamasyon) ile bu küçük damar içi pıhtılaşmaları bir araya gelerek COVID-19’un tipik akciğer lezyonlarına yol açarlar. Bu durum sadece akciğerlerde olmaz, diğer organlarda da görülür. COVID-19 hastalarında yapılan bir çalışma, yaklaşık olarak her 4 hastadan birinde kalp kası (myokard) hasarını gösteren troponin düzeylerinin yüksek olduğunu saptamıştır. Karaciğer, böbrekler ve beyin de benzer şekilde risk altında olan organlardır. Bu organların tümünde hem küçük damarların içinde pıhtılaşmalar sonucu doku zedelenme ve kayıpları, hem de büyük damar tıkanmalarının yol açtığı önemli sorunlar (kalp krizi, inme vs.) ortaya çıkabilir.

Covid-19 enfeksiyonunda pıhtılaşma mekanizması

Pıhtılaşma belirteçlerindeki artışın kesin nedeni belirsizdir, ancak aşağıdaki mekanizmalardan birine (veya bir kombinasyonuna) bağlı olabilir:

  • Endotel hücreleri, yeni koronavirüsün hücrelere girmek için kullandığı ACE2 proteinini eksprese eder. Bu nedenle, virüs endotel hücrelerini doğrudan istila edip onlara zarar vererek vücudun pıhtılaşma mekanizmasını tetikleyebilir.
  • Endotel hücreleri doğrudan enfekte değilse, viral enfeksiyon nedeniyle çevrelerindeki dokulara verilen hasar veya bağışıklık tepki artmış pıhtılaşmaya neden olabilir.
  • Bağışıklık sisteminin viral enfeksiyona yanıt olarak ürettiği enflamatuar moleküllerde artış, pıhtılaşmayı aktive edebilir.
Covid-19 ve kan pıhtılaşması ilişkisinde başlıca mekanizmalar
Covid-19 ve kan pıhtılaşması ilişkisinde başlıca mekanizmalar

COVID-19 ve kan pıhtılaşması birlikteliğinin sonuçları

İnme: Beyin damarlarındaki bir pıhtı tıkanmaya yol açarak kan akışını kesintiye uğratabilir ve felce neden olabilir. Kan akımının geçici olarak azalması durumunda geçici bir iskemik atak (TIA) ortaya çıkabilir.

Pulmoner emboli: Pıhtının akciğere giden atatrdamarlarda oluşması sonucunda pulmoner emboli oluşabilir. Bu durum akciğer dokusuna ciddi zarar verebilir ve solunum yetersizliğine yol açabilir.

Kalp krizi: Kalbi besleyen koroner damarlardaki tıkanma sonucunda ortaya çıkan kalp krizi, ani ölümden kalp yetersizliğine kadar pek çok soruna yol açabilir.

Bunlar dışında, pıhtılaşma ile atardamar tıkanması sonucunda ciddi böbrek hasarı ve böbrek yetersizliği, barsak damarlarının tıkanmasıyla barsak ölümü ve kol ve bacak damarlarının tıkanmasıyla gangrenler görülebilir.

COVID-19 ve kılcal damarlar

Yukarıda belirtilen mekanizmalarla oluşan kılcal damar tıkanmaları sonucunda dokularda güve yeniği gibi doku kayıpları oluşabilir. Sitokin fırtınası bu durumu daha da kötüleştirir. Bu durum kalpte kısa vadede ritm bozukluklarını tetikleyerek ani ölüme neden olabilirken, uzun vadede kalp yetersizliğine yol açma potansiyeli taşır. Zeminde bir kalp hastalığı varsa bu durum daha belirgin olur. Beyindeki hasar sonucunda kısa vadede geçici hafıza kayıpları, duyu bozuklukları, başdönmesi gibi sorunlar görülürken uzun vadede Parkinson veya demans (bunama) gibi sorunlara yol açabilir veya olan sorunları daha da arttırır. Böbreklerde kısa vadede idrara kanamaları, idrarla protein kaybı veya bazen akut böbrek yetersizliği olabilirken, uzun vadede kronik böbrek yetersizliğine yol açabilir.

COVID-19 ve kan pıhtılaşması riskini azaltmak

Kan pıhtılaşması riskini azaltmak için yapılabilecekler aşağıda sıralanmıştır:

  • Aktif kalın. Hareketsiz bir yaşam tarzı kan pıhtılaşma riskinizi artırabilir, bu nedenle düzenli egzersiz yapın. Çalışırken veya yolculukta olduğu gibi uzun bir süre oturmanız gerekiyorsa, zaman zaman mola verin ve kalkıp dolaşın.
  • Fazla kiloluysanız kilo verin. Kilo vermek pıhtı oluşumu riskini azaltır.
  • Sigara içmeyin. Sigara içmek kan damarlarınızın iç yüzeyine zarar verebilir ve pıhtıların oluşmasına neden olabilir.
  • İlaçların yan etkilerini bilin. Doğum kontrol hapları, hormon replasman tedavisi ve bazı kanser ilaçları dahil olmak üzere bazı ilaç türleri kan pıhtılaşması riskinizi artırabilir. Bu ilaçları kullanıyorsanız, doktorunuzla görüşün.

Diğer taraftan, COVID-19 ve kan pıhtılaşması sorunlarından uzak kalmanın en iyi yolu, hastalanmamaktır. Bunun için yapılması gerekenler de bellidir:

  • Sosyal mesafenizi koruyun.
  • Maske takın.
  • El temizliğine ve hijyene dikkat edin.
  • Hasta olduğunu bildiğiniz kişilerden ve onların yakınlarından uzak durun.

Eğer aspirin veya başka bir kan sulandırıcı ilaç kullanıyorsanız aynı şekilde devam edin. Ancak, doktorunuz önermedikçe aspirin veya başka bir kan sulandırıcı ilaç başlamayın, yarardan çok zarar verebilir.

GRİP AŞISI

Grip mevsiminin başındayız. Korunmanın en önemli yollarından birisi grip aşısı olmak. Aşıyla ilgili bilinmesi gerekenler nedir?

Grip mevsiminin başındayız. Korunmanın en önemli yollarından birisi grip aşısı olmak. Aşıyla ilgili bilinmesi gerekenler nedir?

Grip nedir?

Grip (influenza), grip virüsü tarafından oluşturulan bir solunum yolları enfeksiyonudur. Bu hastalık öksürük ve aksırıkla içinde hastalığa neden olan canlı virüsleri taşıyan damlacıkların çevreye saçılması sonucu yayılır. Salgınları genellikle kışa girerken (Ekim – Kasım aylarında) ve yaza girerken (Mart – Nisan aylarında) daha çok görülür. Grip her birkaç yılda bir dünyada salgın yapar ve yılda yaklaşık 350 milyon kişi bu hastalığa yakalanır.

Grip komplikasyonları nelerdir?

Çok sık olmamakla birlikte, grip şu komplikasyonlara yol açabilir:

  • Zatürre (pnömoni- akciğer iltihaplanması): Grip kendisi zatürreye yol açabildiği gibi, bakterilerin yol açtığı zatürreyi de tetikleyebilir ve bunun sonucunda ağır solunum yetmezliği ortaya çıkabilir.
  • Kalp komplikasyonları: Grip kalp krizlerini tetikleyebilir veya miyokardit (kalp kası iltihaplanması) yapabilir.
  • Beyin komplikasyonları: Grip beyinde iltihaplanma nedeni olabilir ve bunun sonucunda ağır merkez sinir sistemi hasarı yapabilir.

Bu komplikasyonlar nadir değildir. Grip geçirenlerin yaklaşık %1 kadarının hastaneye yatması gerekir. Hastaneye yatması gereken her 8 kişiden birinde ani kalp problemi sözkonusudur. Bu kişilerin üçte birinde yoğun bakım ihtiyacı ortaya çıkar ve yaklaşık %7 kadarı kaybedilir.

Grip komplikasyonu riski kimlerde yüksektir?

  • Kalp hastaları
  • Kronik akciğer hastalığı olanlar
  • Diyabetliler ve eski hipertansiyonlular
  • Vücut direncinin sorunlu olduğu kişiler
    • Kanser hastaları
    • Kronik iltihaplı hastalığı olanlar
    • Fiziksel engelliler
    • Merkez sinir sistemi sorunları olanlar
    • Bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaç veya kortizon kullananlar
    • Yaşlılar
    • Hamile kadınlar

grip komplikasyonları için yüksek riske sahiptir. Yukarıda sayılan kişiler aynı zamanda COVID-19 açısından da yüksek riskli gruptadırlar ve her iki hastalık da benzer şekilde bulaştığı için özellikle korunma konusunda dikkatli olmalıdırlar.

Grip komplikasyonları nadiren ölüme yol açar nitelikte olsa da, riski yüksek olan kişilerin ciddi sorunlarla karşılaşmamak için alması gereken önlemler vardır. Özellikle yüksek riskli kişiler için bu önlemlerin başında grip aşısı gelir.

Grip aşısı kimlere yapılmalıdır?

Yukarıda belirtilen risk gruplarında olanlar ve bu risk grubundakilerle aynı evde yaşayanlar grip aşısı olmalıdır. Ayrıca uzun süreli aspirin tedavisi alan çocuk ve ergenlere ve sağlık çalışanlarına da grip aşısı uygulanmalıdır.

Risk grubundaki kişiler grip aşısı olmalıdır
Risk grubundaki kişiler grip aşısı olmalıdır

Bu risk gruplarına ek olarak 6 ay – 5 yaş arası çocuklar (Özellikle 6 ay – 2 yaş arası çocuklar), hamile kadınlar (hamileliğin ilk 3 ayından sonra grip aşısı yapılabilir), emziren anneler (bebeğini emziren bir annenin grip aşısı olmasında bir sakınca yoktur), 6 aydan küçük çocukların bulunduğu evlerde yaşayanlar ve özellikle bu çocukların bakımları ile ilgilenenlern de grip aşısı olmalıdır.

Kimler grip aşısı olmamalıdır?

  • 6 aydan küçük bebekler
  • Şiddetli yumurta alerjisi olan kişiler
  • Daha önce grip aşısı ile şiddetli alerjik reaksiyon öyküsü olan kişiler
  • Grip aşısı yapılmasına takiben 6 hafta içinde Gullian-Barre Sendromu geçirme öyküsü olan kişiler
  • Ateşli orta-ağır hastalığı olan kişiler

Grip aşısı ne zaman yapılır?

Aşının virüs toplumda yayılmaya başlamadan önce yapılması gerekir, çünkü aşı sonrasında bağışıklığım gelişmesi yaklaşık iki hafta sürer. Bu nedenle aşı sonbahar başında, Eylül- Ekim aylarında yapılmalı ve Aralıktan önce bitirilmelidir. Korunması için iki doz  aşıya ihtiyaç duyan çocuklar için ise iki aşı arasında dört hafta süre olması gerektiği için aşılama sürecine daha erken başlanmalıdır.

Neden grip aşısının her yıl tekrarlanması gerekir?

Bunun iki nedeni vardır. İlk neden, aşılamaya karşı bağışıklık yanıtının zamanla azalmasıdır. İkinci neden ise, grip virüslerinin sürekli mutasyona uğramasıdır. Bu nedenle grip aşısının içindeki virüs tipleri her yıl Dünya Sağlık Örgütü tarafından önceki salgınlardaki virüs tipleri gözönüne alınarak belirlenir ve aşılar buna göre hazırlanır. Bu nedenle grip aşısının her yıl tekrarlanması gereklidir.

Grip aşısına rağmen gribe yakalanma ihtimali var mıdır?

Grip aşısına rağmen gribe yakalanmak mümkündür. Aşının etkili olması için 2- 3 hafta kadar zaman gerekir. Aşı etkisini göstermeden önce virüsü almış olmanız mümkündür, bu nedenle aşıdan kısa süre sonra grip olabilirsiniz. Ayrıca, aşı içeriğinde olmayan bir grip virüsü ile karşılaşma olasılığı da vardır. Bunun dışında, gribe benzer hastalık yapıp grip olmayan pek çok başka virüs de vardır ve bunlarla oluşan hastalık grip sanılabilir. Öte yandan grip aşısının koruyuculuğu kısmen de aşılanan kişinin genel sağlığı ve riskine bağlı olarak değişebilir. Özellikle bağışıklık sistemi sorunu olan kişiler ve ileri yaşlılar grip aşısına karşı yeterli bağışıklık yanıtına sahip olmayabilir.

Grip aşısının yararları nelerdir?

Grip aşısı etkisiyle

  • Gribe yakalanma olasılığı % 30 civarında,
  • Grip nedenli doktor başvuruları % 40-60 arasında,
  • Grip nedeniyle 65 yaş üzerindeki hastaneye yatışlar % 40 civarında,
  • Grip nedenli 65 yaş üzeri yoğun bakım ihtiyacı % 80 üzerinde azalır.

Ayrıca, grip aşısı enfeksiyon seyri sırasında veya sonrasında ortaya çıkabilecek koroner olayları da önemli ölçüde azaltır. Hatta, bu konudaki etkisi en önde gelen koroner kalp hastalığından korunma yöntemleri ile başabaş sayılır.

Koruma girişimiKoruma tipiKalp krizinden koruma etkinliği (%)
Sigarayı bırakmaİkincil32-43
Statinlerİkincil19-30
Hipertansiyon ilaçlarıİkincil17-25
Grip aşısıİkincil15-45

Bu nedenle, yukarıda belirtilen risk gruplarında olan kişilerin ve 65 yaş üzerindekilerin grip aşısı olmasında büyük yarar vardır.

Grip aşısının yan etkileri nelerdir?

Ülkemizde uygulanan grip aşıları inaktif yani canlı olmayan virüslerden oluşur ve hastalık yapma riski taşımaz. Aşının yan etkileri seyrektir (% 1 altında) ve genellikle hafif ve kısa sürelidir. Bu yan etkiler şu şekilde sayılabilir:

  • Enjeksiyon yerinde ağrı, kızarıklık ve/veya şişme
  • Hafif baş ağrısı
  • Ateş
  • Kas ağrıları
  • Mide bulantısı
  • Yorgunluk

Bu yan etkiler aşılamadan hemen sonra başlar ve genellikle kısa sürede geçer. Nadiren grip aşısı bayılmaya da neden olabilir. Yukarıda belirtilen yan etkilerle karşılaşma durumunda doktorunuzlam görüşmenizde yarar vardır.

Grip aşısı dışında gripten nasıl korunulabilir?

Her ne kadar COVID-19 için alınan önlemler nedeniyle grip sayısında azalma beklense de, yine de önlem almayı ihmal etmemek gerekir. Grip belirtilerinin COVID-19 ile karışması bir yana, iki enfeksiyonun aynı anda olması olasılığı da mevcuttur ve tablo bu nedenle belirgin olarak ağırlaşabilir. Bu nedenle herkes için, ama özellikle grip ve kalp hastalıkları birlikteliği için aşağıdaki önlemlere dikkat edilmesi yararlı olacaktır.

Gripten korunmak
Gripten korunmak

İlgili yazılar

Grip ve kalp hastalıkları
Griple başa çıkma yolları
Vücut direncini güçlendirmek- Doğrular ve yanlışlar
Vücut direncinin değerlendirilmesi
Salgın günlerinde beslenme
D vitamini ve bağışıklık sistemi

GRİP VE KALP HASTALIKLARI

Grip mevsimi kapıda. Kalp hastaları için grip geçirmenin tehlikeli olduğu hep söylenir. Peki grip ve kalp hastalıkları arasındaki ilişki nedir?

Grip mevsimi kapıda. Kalp hastaları için grip geçirmenin tehlikeli olduğu hep söylenir. Peki grip ve kalp hastalıkları arasındaki ilişki nedir?

Grip nedir?

Grip (influenza), grip virüsü tarafından oluşturulan bir solunum yolları enfeksiyonudur. Bu hastalık öksürük ve aksırıkla içinde hastalığa neden olan canlı virüsleri taşıyan damlacıkların çevreye saçılması sonucu yayılır. Salgınları genellikle kışa girerken (Ekim – Kasım aylarında) ve yaza girerken (Mart – Nisan aylarında) daha çok görülür. Grip her birkaç yılda bir dünyada salgın yapar ve yılda yaklaşık 350 milyon kişi bu hastalığa yakalanır.

Genellikle kış aylarında ve salgınlar şeklinde seyreden bu enfeksiyon hakkında ayrıntılı bilgi almak için Khan Academy tarafından hazırlanan aşağıdaki videoları izleyebilirsiniz.

Grip belirtileri nelerdir?


Gribin kuluçka süresi 2- 4 gündür. Sonrasında hastalık aniden ortaya çıkar. Sık görülen belirtiler arasında ateş (38 – 41°C), baş ağrısı, yorgunluk hissi, kuru öksürük, boğaz ağrısı, burun akıntısı ve adale ağrıları gibi yakınmalar vardır. Hastaların çoğu 1- 2 haftada kendiliğinden iyileşirken, % 15- 20 arası hastada komplikasyonlar görülebilir.

Grip komplikasyonları nelerdir?

Çok sık olmamakla birlikte, grip şu komplikasyonlara yol açabilir:

  • Zatürre (pnömoni- akciğer iltihaplanması): Grip kendisi zatürreye yol açabildiği gibi, bakterilerin yol açtığı zatürreyi de tetikleyebilir ve bunun sonucunda ağır solunum yetmezliği ortaya çıkabilir.
  • Kalp komplikasyonları: Grip kalp krizlerini tetikleyebilir veya miyokardit (kalp kası iltihaplanması) yapabilir.
  • Beyin komplikasyonları: Grip beyinde iltihaplanma nedeni olabilir ve bunun sonucunda ağır merkez sinir sistemi hasarı yapabilir.

Bu komplikasyonlar nadir değildir. Grip geçirenlerin yaklaşık %1 kadarının hastaneye yatması gerekir. Hastaneye yatması gereken her 8 kişiden birinde ani kalp problemi sözkonusudur. Bu kişilerin üçte birinde yoğun bakım ihtiyacı ortaya çıkar ve yaklaşık %7 kadarı kaybedilir.

Grip komplikasyonu riski kimlerde yüksektir?

  • Kalp hastaları
  • Kronik akciğer hastalığı olanlar
  • Diyabetliler ve eski hipertansiyonlular
  • Vücut direncinin sorunlu olduğu kişiler
    • Kanser hastaları
    • Kronik iltihaplı hastalığı olanlar
    • Fiziksel engelliler
    • Merkez sinir sistemi sorunları olanlar
    • Bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaç veya kortizon kullananlar
    • Yaşlılar
    • Hamile kadınlar

grip komplikasyonları için yüksek riske sahiptir. Yukarıda sayılan kişiler aynı zamanda COVID-19 açısından da yüksek riskli gruptadırlar ve her iki hastalık da benzer şekilde bulaştığı için özellikle korunma konusunda dikkatli olmalıdırlar.

Grip kalp krizini tetikleyebilir mi?

Kalp hastası olmayanlara göre kalp hastası olan bir kişinin grip sonrasında kalp krizi geçirme olasılığı altı kat daha yüksektir. Grip kalp de dahil olmak üzere vücudun çeşitli organ ve dokularında iltihaplanma yapan bir hastalıkltır. Kimi insanlarda, bu iltihaplanma kalp krizine yol açacak ölçüde ciddi boyutta olabilir.

Grip komplikasyonları nadiren ölüme yol açar nitelikte olsa da, riski yüksek olan kişilerin ciddi sorunlarla karşılaşmamak için alması gereken önlemler vardır. Aşağıda bu komplikasyonlar ve bunlardan kendinizi ve sevdiklerinizi korumak için yapılması gerekenler sıralanmıştır.

Grip nasıl kalp krizine yol açar?

Grip çeşitli dokularda iltihabi reaksiyon yapan bir hastalıktır. Bu dokular arasında damarlar da bulunur. Normal kişilerde hissedilmeyecek olan damar duvarı iltihabı, zaten damar sertliği zemini olan ve mevcut damar sertliği plağı zaten iltihaplı ve hassas (vulnerabl) olan kişilerde mevcut iltihabi reaksiyonun artmasına neden olabilir. Bu iltihabi reaksiyon zinciri sonucunda plak yırtılarak üzerine pıhtı oturabilir ve damarı tıkayarak kalp krizine (veya inmeye) neden olabilir.

Grip ve kalp krizi oluşumu arasındaki ilişki
Grip ve kalp krizi oluşumu arasındaki ilişki

Grip ve kalp hastalıkları birlikteliğinin tehlikesi nedir?

Kalp hastalarında, grip kalbi tutmasa bile hastanın kalp sorununun ağırlaşmasına yol açar. Şiddetli grip ateş ve kalp hızında artışa yol açar. Bu durum da kalbin iş yükünü arttırarak kalp yetersizliği ve/veya ritm bozukluklarının ağırlaşmasına neden olur.

Kalp yetersizliği olan bir kişide kalple ilgisi olmayan zatürre ve solunum yetmezliği gibi bir sorun ortaya çıkarsa, bu kişilerde çeşitli ilaçlar, damardan sıvı verilmesi ve ventilatör desteği gibi tedaviler gerekebilir. Bu tedavilerle kalp sorununun birlikte idaresi genellikle oldukça zor olur ve istenmeyen sonuçlarla karşılaşma olasılığı oldukça yüksektir.

Grip ve kalp hastalıkları birlikteliğinden korunmak

Grip ve kalp hastalıkları birlikteliğinden korunmak için yapılacaklar aşağıda sıralanmıştır.

1- Grip aşısı olun: Yukarıda sayılan yüksek riskli gruptaysanız mutlaka grip aşısı olun. Grip aşısının gripten koruma oranı % 40- 60 arasındadır, ancak grip olmayı tümüyle engellemese de, hastalık nedeniyle yapılan doktor vizitlerini, hastaneye yatışları, komplikasyonları ve ölümleri belirgin olarak azaltır.

2- Hasta kişilerle temastan kaçının: COVID-19 nedeniyle herkesin öğrendiği maske- mesafe- hijyen üçlüsü grip için de aynen geçerlidir. Öksüren, hapşıran, burnu akan kişilerden uzak durun. Kapalı veya kalabalık ortamlara mecbur olmadan girmeyin. Sık sık el yıkayın. Ev dışında mutlaka maskeli dolaşın. Yakınlarınız dışında kalan insanlarla sosyal mesafenizi koruyun.

3- Kalp kontrollerinizi ihmal etmeyin: Kalp hastasıysanız, hastalığınız için doktorunuzun önerdiği ilaç, diyet ve egzersiz önerilerine uyun. Tansiyon ve şekerinizin kontrol altında olduğuna emin olun.

4- Grip benzeri belirtilere dikkat edin: Özellikle yüksek riskli gruptaysanız, böyle bir durumda doktorunuzla hemen görüşün. Aşılı bile olsanız, grip başlangıcında antiviral tedavi başlanması hastalığın süresini ve şiddetini belirgin şekilde azaltabilir.

5- İstirahat edin ve bol sıvı alın: Grip benzeri belirtileriniz varsa mutlaka istirahat edin ve bol sıvı tüketin. Ne kadar çok dinlenirseniz, o kadar çabuk iyileşirsiniz.

Grip ve kalp hastalıkları : özet

Her ne kadar COVID-19 için alınan önlemler nedeniyle grip sayısında azalma beklense de, yine de önlem almayı ihmal etmemek gerekir. Grip belirtilerinin COVID-19 ile karışması bir yana, iki enfeksiyonun aynı anda olması olasılığı da mevcuttur ve tablo bu nedenle belirgin olarak ağırlaşabilir. Bu nedenle herkes için, ama özellikle grip ve kalp hastalıkları birlikteliği için aşağıdaki önlemlere dikkat edilmesi yararlı olacaktır.

Gripten korunmak
Gripten korunmak

İlgili yazılar
Griple başa çıkma yolları
Vücut direncini güçlendirmek- Doğrular ve yanlışlar
Vücut direncinin değerlendirilmesi
Salgın günlerinde beslenme
D vitamini ve bağışıklık sistemi

KURBAN BAYRAMI VE KALBİNİZ

Kurban bayramı ve kalbiniz ilişkisini etkileyen iki ana faktör var. Bunlardan birincisi, bu bayramın geleneksel sosyal misyonu, ikincisi de yoğun et tüketimi. Bu faktörlerin gıda rejiminde ve yaşam tarzında yapacağı değişikliklerin kalbinizle ilgili sorun yaratması olasılığı yüksek. Bu nedenle kurban bayramı ve kalbiniz ilişkisine dikkat etmekte yarar var.

Kurban bayramı ve kalbiniz ilişkisini etkileyen iki ana faktör var. Bunlardan birincisi, bu bayramın geleneksel sosyal misyonu, ikincisi de yoğun et tüketimi. Bu faktörlerin gıda rejiminde ve yaşam tarzında yapacağı değişikliklerin kalbinizle ilgili sorun yaratması olasılığı yüksek. Bu nedenle kurban bayramı ve kalbiniz ilişkisine dikkat etmekte yarar var. 

Bayram dolayısıyla olağan gıda rejimine normalden daha fazla et, hamur işi ve tatlı eklenmesi ve bayram süresince sebze tüketiminin azalması kalp ve mide- bağırsak sorunlarını gündeme getirir. Bu durum, özellikle şeker hastalığı, hipertansiyon ve kalp yetersizliği olanlarda uymaları gereken diyetin de bozulması tehlikesini yaratır.

Bu nedenle bazı hususlar göz önünde tutulursa özellikle kalp hastaları, hipertansiyonlular ve şeker hastaları bayramı daha sorunsuz geçirebilirler.

Kurban bayramı ve kalbiniz neden sorun olur?

Yeterli ve dengeli beslenme sağlık için son derece önemlidir. Bayramda ise, bayram kahvaltısı, bayram yemeği gibi vesilelerle zengin sofraların kurulması metabolizmanın değişmesi gereğini ortaya çıkartır. Bu sırada kan şekerinde ve tansiyonda yükselme, zaman zaman şeker düşmeleri veya tuz alımının artması sonucunda kalp yetersizliğinin veya hipertansiyonun sorun yaratması söz konusu olabilir.

Bayram sofrası kurban bayramı ve kalbiniz ilişkisinin önemli bir parçasıdır.
Bayram sofrası bayram ve kalbiniz ilişkisinin önemli bir parçasıdır.

Kalp damar hastalığı, kalp yetersizliği ya da hipertansiyonu olan hastalar, Kurban Bayramlarında diyetlerine dikkat etmedikleri takdirde ciddi sağlık sorunları yaşayabilirler. Normalde beslenme açısından çok önemli besin öğeleri içeren kırmızı et tüketimi kurban bayramı sırasında artar. Bu durum yağ, protein, B12, demir, Koenzim Q-10 ve karnitin gibi önemli besin öğelerinin alınmasını sağladığı için yararlıdır, ancak kırmızı ette hayvansal doymuş yağlar bulunur. En yağsız ette bile % 20 civarında yağ bulunur, bu nedenle tüketilen miktarlar ve pişirme tarzı önem kazanır.

Kavurma kurban bayramı ve kalbiniz açısından sorun yaratmasın.
Kavurma kurban bayramı ve kalbiniz açısından sorun yaratmasın.

Kurban bayramı ve kalbiniz açısından ne gibi önlemler alınmalı?

Yemek düzeni

  • Bayramda normal yemek düzeninizi bozmayın.
  • Sofrada normal yiyecekleriniz dışında özel çeşitler ya olmasın, ya da tadımlık miktarlarda bulunsun.
  • Kahvaltıda ağır gelecek şarküteri çeşitleri, menemen, sucuklu yumurta, kızartma, börek, tatlı ve benzeri çeşitlerden sadece birini ve tadımlık düzeylerde bulundurmayı tercih edin. 
  • Kurban bayramına özgü olarak kahvaltı sofrasında bulunan kavurma, ciğer, böbrek gibi hayvansal ürünlerden tadımlık tüketin.
  • Diğer öğünlerde olabildiğince pilav, makarna, mantı, börek ve benzeri karbonhidrat çeşitlerinden az miktarda garnitür haricinde kaçının. Tüketeceğiniz et ve et ürünlerinde yağda kızartma veya kavurma gibi pişirme yöntemleri yerine haşlama veya ızgara yöntemlerini tercih edin.
  • Sofrada porsiyonların küçük tutulmasına dikkat edin. 
  • Yemekleri az tuzlu veya tuzsuz pişirin. 
  • Sofrada beyaz ekmek veya pide yerine ince dilimlenmiş tam tahıllı ekmek bulünması daha iyidir. 
  • Unla yağın kavrulduğu ağır çorbalar yerine daha hafif çorbalarla yemeğe başlayın. 
  • Çorba ile ana yemek arasında hafif bir zeytinyağlı sebze yemeği olması, ana yemek porsiyonunun ufak olmasına yardım eder. 
  • Ağır et yemekleri yerine etli sebze yemeklerini tercih edin. 
  • Sofradaki çeşitleri bol salata, söğüş domates ve salatalık, taze meyve ve zeytinyağlı sebze yemekleri gibi sağlıklı yiyeceklerle çoğaltın.
  • Zeytinyağlı dolmaları zeytinyağlı yemek değil, pilav kategorisinde değerlendirin.
  • Yemekte servisi uzun aralıklarla yapın ve sohbetle sofrada geçen zamanı uzatın. Yemek süresinin uzaması doyma hissini arttırır ve daha az yemek yenmesini sağlar.
  • Sofrada tercihan sadece su veya ev yapımı tuzsuz ayran için, hazır gazlı/gazsız içeceklerden kaçının.
  • Yemek arkasından tatlı servisi yapılmasın, tatlı servisi mutlaka yapılacaksa sofradan kalktıktan yarım saat kadar sonra ve ufak porsiyonlarla yapılsın. 
  • Küçük porsiyonlu süt tatlılarını şerbetli hamur tatlılarına tercih edin. 
  • Şeker hastası olanlar diyet düzenlerini bozmamalıdır. İnsülin kullanan şeker hastaları için bu durum özellikle önemlidir. 
  • Tatlı ikramında şeker hastaları atlanmalı ve onlar da bunu alınganlık sebebi yapmamalıdır.
Kurban bayramı ve kalbiniz ilişkisinde et tüketimi önemlidir.
Kurban bayramı ve kalbiniz ilişkisinde et tüketimi önemlidir.

Misafir ikramları

Bayram ziyaretleri önemli gelenekler arasındadır. Bu ziyaretler sırasında bazı noktalara dikkat etmekte yarar vardır.

  • Eve gelen misafirlere çikolata ikram edecekseniz tercihan % 70 veya daha fazla kakao içeren bitter çikolataları ikram edin. Şekerleme ikramından kaçının, yerine kuru kayısı, ceviz, badem gibi kuru meyve ve kuruyemişler veya taze meyve ikram etmeyi tercih edin.
  • İkram sırasında çay yanına istenmeden şeker koymayın.
  • Ağır şerbetli hamur tatlıları yerine ufak porsiyonlu hafif tatlıları ikram edin. Küçük porsiyonlu süt tatlıları, meyveli jöleler veya sütsüz meyveli dondurmalar ikram edilebilir.
  • Sofra düzeninizi yemeğe kalan misafir için değiştirmeyin. Misafir sizin hatırınızı saymak için geliyor, sizin yemek yeteneklerinizi denetlemek için değil.
  • Misafirliğe gittiğiniz zaman ölçünüzü bilin. Yapılan ikramları gerektiği zaman “hayır, teşekkür ederim” diyerek nezaketle reddedin. 
  • Özellikle çocukları ve torunları ziyarete gelecek olan annenanneler ve babaanneler onlar için özel yemek yapma konusunu abartmasın. Çocuklar ve torunlar gidince o yemeklerin kalanını kendilerinin yiyeceklerini unutmasınlar.
Çikolata veya şekerleme yerine kuruyemiş ikram edebilirsiniz.
Çikolata veya şekerleme yerine kuruyemiş ikram edebilirsiniz.

Bol su için

Ne kadar kaçınmaya uğraşsanız da, bayramda gereğinden tuzlu veya tatlı yemek zorunda kalabilirsiniz. İçtiğiniz su miktarının artması, özellikle fazla tuzlu yemek zorunda kaldığınızda tuzun vücudunuzdan kolaylıkla atılmasına yardımcı olacaktır. Başka içecekler değil, su için. Fazla yediğiniz için soda içtiğinizde bile yine tuz almış olursunuz.

Kurban bayramı ve kalbiniz ilişkisi kalp krizine neden olmasın

Bayram ve kalbiniz ilişkisinde ağır, tuzlu ve tatlı yiyeceklerin fazla tüketilmesi kan şekerinin ve kan yağlarının anormal yükselmelerine yol açabilir. Bu durum da kalp krizlerini ve ani ölümleri tetikleyebilir. Bu nedenle bayramda yemek konusunda ölçülü olmakta büyük fayda vardır.

İstediğim gibi yiyip içeyim, ilacımı veya insülini arttırırım demeyin

Bayram ve kalbiniz ile ilgili olarak bu şekilde sorunu çözmüş değil, ortalığı daha fazla karıştırmış olursunuz. Diyabet, kalp ve damar hastalıkları, yüksek tansiyon gibi kronik hastalığı olanlar uyguladıkları diyete bayram süresince de uymaya özen göstermelidir. Bayram diyet ve ilaç düzenini değiştirmenin gerekçesi olmamalıdır.

Son söz

Bayram üç gün sonra bitecek. Bayram sırasında altüst olan şekerinizi tansiyonunuzu ve onların yaratacağı sorunları düzeltmek için uzun süre uğraşmak istemiyorsanız, lütfen bayram süresince dikkatli olun.

Siz kendinize dikkat edin ki, mutlu ve huzurlu bir bayram geçiresiniz. Gelen bayramın hepimize sağlık, mutluluk ve huzur getirmesi dileğiyle…

İlgili konular
Beslenme kategorisi

SAĞLIKLI BİR KALP İÇİN EGZERSİZ

Sağlıklı bir kalp için egzersiz yaşantınızın bir parçası olmalıdır. Bu şekilde hem kalp ve damar sağlığınızı korumak, hem de kendinizi her zaman zinde hissetmek mümkün olur.

Sağlıklı bir kalp için egzersiz yaşantınızın bir parçası olmalıdır. Bu şekilde hem kalp ve damar sağlığınızı korumak, hem de kendinizi her zaman zinde hissetmek mümkün olur.

Sağlıklı bir kalp için egzersiz hangi sporları içermeli?

Aerobik olarak nitelendirilen sporlar; yani yürüyüş, hafif koşular, temposu ayarlanmış aerobik jimnastik, yüzme, bisiklete binme gibi egzersizler en uygun olanlardır. Aerobik egzersizler ön planda olmak üzere vücut kas kitlesini korumak ve bazal metabolizma hızını yüksek tutmak amacıyla az miktarda izometrik egzersiz de aerobik sporlara eklendiğinde yararlı olur.

Hangi sporları yapılmamalı?

Yoğun izometik egzersiz sağlayan halter, kürek body building gibi sporlarla, güreş, boks gibi bedensel mücadele sporları kalp sağlığınız açısından uygun değildir. Futbol, basketbol, tenis gibi müsabakalı sporlar için ise doktorunuzun görüşünü alınız. Yaptığınız sporların çoğu aerobik, küçük bir kısmı ise izometrik olmalıdır.

Sağlıklı bir kalp için egzersiz ne sıklıkla yapılmalı?

Yapılan çalışmalar haftada üç kezden daha az yapılan egzersizlerin koruyucu etkisi olmadığını göstermiştir. İdeal olanı her gün, bu olmazsa günaşırı egzersiz yapmak gereklidir.

Sağlıklı bir kalp için egzersiz amacıyla her gün en az yarım saat yürümeyi ihmal etmeyin
Her gün en az yarım saat yürümeyi ihmal etmeyin

Sağlıklı bir kalp için egzersiz ne kadar yapılmalı?

Yaptığınız egzersizlerin size yararlı olması için azami kalp hızınızın % 65- 70’ini sağlayacak miktarda ve en az günde yarım saat uygulanması gereklidir.

Azami kalp hızınızı (220- yaş) formülü ile hesaplayabilirsiniz. Mesela 50 yaşındaysanız, 220-50=170 azami kalp hızınızı verir. Bunun % 70’i (170*70/100) 119 anlamına gelir. Kısaca, egzersiz sırasında 110- 120 arası bir kalp hızının aşılmaması gerekir.

Yürüyüş hızınızı ve yürüdüğünüz mesafeyi gösteren telefon uygulamalarından veya kalp hızını gösteren akıllı saatlerden yararlanabilirsiniz.

Yürüyüş sırasında aşağıdaki noktalara dikkat ediniz

  • Yürüyüşe aç karnına ve rahat ayakkabı ile çıkınız.
  • Aşırı soğuk, aşırı sıcak, fırtınalı, yağışlı, çok sisli havalarda ya da şiddetli rüzgara karşı yürümeyiniz.
  • Isınma ve soğuma aşamalarını mutlaka yapınız.
  • Yürüyüş sırasında önceki yürüyüşlerinizde olmayan göğüs ağrısı, çarpıntı veya nefes darlığı gibi yakınmalarınız olursa doktorunuza bildiriniz.

Yürüyüş Programı

AşamaDış ortam mesafeDış ortam süreTreadmill hızTreadmill süre

İlk 3 hafta

AşamaDış ortam mesafeDış ortam süreTreadmill hızıTreadmill süre
Isınma400 mt7,5 dak.3,2 km/saat5 dak.
Yürüyüş1500 mt20 dak4,5 km/saat20 dak
Soğuma400 mt7,5 dak.3,2 km/saat5 dak.

İkinci 3 hafta

Isınma400 mt7,5 dak.3,2 km/saat5 dak.
Yürüyüş3000 mt40 dak.4,5 km/saat40 dak.
Soğuma400 mt7,5 dak.3,2 km/saat5 dak.

Üçüncü 3 hafta

Isınma400 mt7,5 dak.3,2 km/saat5 dak.
Yürüyüş3000 mt.35 dak.5,2 km/saat35 dak.
Soğuma400 mt7,5 dak.3,2 km/saat5 dak.

Dördüncü 3 hafta

Isınma400 mt7,5 dak.3,2 km/saat5 dak.
Yürüyüş4500 mt.50 dak.5,2 km/saat50 dak.
Soğuma400 mt7,5 dak.3,2 km/saat5 dak.

İdame

Isınma400 mt7,5 dak.3,2 km/saat5 dak.
Yürüyüş4500 mt45 dak.6,0 km/saat45 dak.
Soğuma400 mt7,5 dak.3,2 km/saat5 dak.

Dış ortamdaki yürüyüşlerde son kademede bir ay yürüdükten sonra yürüyüşünüze her 500 mt.de bir 50 adım jogging ekleyiniz.

Treadmill üzerinde yürüyorsanız son kademede bir ay yürüdükten sonra eğimi önce % 5 arttırınız. Bu şekilde bir ay yürüdükten sonra eğimi % 10’a çıkartınız. Burada da bir ay yürüdükten sonra ayda % 2 arttırmaya devam ediniz, ancak % 16’dan daha fazla arttırmayınız.

Sağlıklı bir kalp için egzersiz amacıyla yüzme programı

HaftaTur MesafesiTur sayısıTurlar arası nefes sayısı
İlk Hafta (100 metre)25 metre420
2. Hafta (100 metre)25 metre415
3. Hafta (150 metre)25 metre620
4. Hafta (150 metre)25 metre615
5. Hafta (200 metre)25 metre815
6. Hafta (200 metre)50 metre120
25 metre615
7. Hafta (250 metre)50 metre120
25 metre815
İdame (250 metre)50 metre115
25 metre815

İzometrik kas egzersizleri

http://www.darebee.com

  • Kas egzersizlerine yürüyüş programının idamesine geldikten sonra başlanmalıdır.
  • Yürüyüş sonrasında 15 dakika dinlenme ardından yürüyüş programının ısınma aşaması gerçekleştirildikten sonra kas egzersizlerine geçilmelidir.
  • İlk 8 hafta her grup egzersizden yapabileceğiniz bir tanesi yapılmalı, sonraki egzersizler 8 haftalık dönemden sonra her grup egzersizden yapabileceğiniz bir başkasıyla 8 hafta için değiştirilmelidir.
  • Her egzersiz grubu arasında 20 nefeslik ara verilmelidir. 

Kas egzersizleri programı

Egzersiz İlk hafta2. hafta3. hafta4. hafta5, hafta6. hafta7. haftaİdame
Karın5105105101010
Baldır551051051010
Kalça5105105101010
Triceps5105105101010
Biceps551051051010
Sırt5105105101010
Göğüs 5105105101010

Sağlıklı bir kalp için egzersiz hakkında sonsöz

Egzersiz bir süreçtir ve yaşamınızın bir parçası olmak durumundadır. Yukarıda verilen programlar sadece yol göstericidir. Kendinizi yıpratmadan en uygun programı siz zamanla oluşturacaksınız. O nedenle sağlıklı kalmak için egzersizi yaşamınıza entegre edin.

Egzersiz kendinizle veya bir başkasıyla yarışma noktasına geldiği andan itibaren zararlı olmaya başlar. Yarışmayın, kendinizi zorlamayın.

İlgili konular
Kalp yetersizliği ve egzersiz
Genç sporcularda ani ölüm

KAN PIHTILAŞMASINI ÖNLEYİCİ İLAÇLAR İLE TEDAVİ

Kendiniz veya bir yakınınız için kan sulandırıcı ilaç gerektiği söylenmiş olabilir. Doktorunuz tedavinin seçimi, yararları ve riskleri konusunda muhtemelen bilgilendirme yapmıştır veya yapacaktır. Ancak, kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlar genellikle iki tarafı keskin bıçak gibidirler. Bu ilaçlar dikkatsiz kullanıldıkları zaman ciddi sorunlar yaratabilirler. Bu nedenle, kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlar ile tedavi hakkında bilgi sahibi olmanız çıkabilecek sorunların çoğunu önleme kapasitesine sahiptir.

Kendiniz veya bir yakınınız için kan sulandırıcı ilaç gerektiği söylenmiş olabilir. Doktorunuz tedavinin seçimi, yararları ve riskleri konusunda muhtemelen bilgilendirme yapmıştır veya yapacaktır. Ancak, kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlar genellikle iki tarafı keskin bıçak gibidirler. Bu ilaçlar dikkatsiz kullanıldıkları zaman ciddi sorunlar yaratabilirler. Bu nedenle, kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlar ile tedavi hakkında bilgi sahibi olmanız çıkabilecek sorunların çoğunu önleme kapasitesine sahiptir.

Kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlar ile tedavi neden gerekir?

Kan bileşenlerinin (alyuvarlar, akyuvarlar ve trombositler ve plazma proteinleri) birbirine yapışmalarına ve yığılmalarına pıhtılaşma denir. Bu suretle vücut, sağlam olmayan damarların kapanmasını sağlar. Ancak, aynı şekilde istenmeyen kan pıhtıları da (tromboz) oluşabilir ve damarları daraltabilir veya tıkayabilir.

Sağlıklı bir insanın kanı sağlam damarlarda daima akışkan kalır ve pıhtılaşmaz. Kan pıhtısı oluşumu örneğin damar sertliği, kalp krizi, kalp kapak hastalıkları, kalp ameliyatları, damar dilatasyonu ve/veya damar desteği (stent) implantasyonu neticesinde artarak görülebileceği gibi, kan bileşiminde hastalıklı değişmeler (pıhtılaşma eğiliminde artış) ve örneğin ameliyat veya kaza sonrası hareket kabiliyetinin kısıtlanması neticesinde de artabilir.

Kan pıhtıları damar duvarları, kalp kası veya kalp kapakçıklarından ayrılarak kanla birlikte oluştuğu yerden vücudun başka bölgelerine taşınabilir. Orada damar tıkanmalarına ve dolayısıyla vücudun ilgili bölgesinin kanla beslenmesinde ağır bozukluklara yol açabilirler. Bu durum, emboli olarak adlandırılır. Trombozlar vücudun her yerine, örneğin bacaklara (bacak arteri embolisi), akciğere (akciğer embolisi) veya beyine (embolik beyin inmesi) ulaşabilirler.

Kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlarla tedavi bu ihtimalin yüksek olduğu kişilerde söz konusu olur.

Kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlar damar tıkanmasını ve pıhtı atmasını önlemek için kullanılır
Kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlar damar tıkanmasını ve pıhtı atmasını önlemek için kullanılır

Kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlar ile tedavi kimlerde gereklidir?

Kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlarla tedavi aşağıdaki durumlardan bir veya birkaçına sahip olan kişilerde gerekli olur.

  • Daha önceleri tromboz veya emboli görüldüğü için.
  • Kan bileşiminde bozukluk olduğu ve bu durumun kan pıhtılaşması eğilimini arttırdığı için.
  • Ameliyat veya kaza sonrası bir tedavi ve ardıl tedavi gerektiği için.
  • Aşağıda işaretlenen hastalıklardan biri mevcut olduğu için.
    • Arter tıkanması
    • Beyin inmesi Koroner kalp damarlarında daralma
    • Başka damarlarda daralma
    • Akciğer embolisi
    • Kalp enfarktüsü
    • Belirli kalp ritim bozuklukları
    • Bacak toplardamar trombozu
    • Diğerleri
  • Aşağıda işaretlenen girişimlerden biri yapılacağı/yapıldığı için:
    • Kalp kapakçığı ameliyatı
    • Kalpte başka girişimler
    • Koroner kalp damarlarına stent takılması
    • Diğer stent girişimleri
    • Şemsiye oklüzyonu
    • Kalp ritim bozukluklarının ablasyonla giderilmesi
    •  Diğerleri

Kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlar hangileridir?

Kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlar çok çeşitlidir. Hangi ilacın en uygun olduğu hastalığa, ilacın etki türüne, vücut tarafından toleransına ve tedavinin ivediliğine bağlı olarak doktorunuz tarafından seçilir. Bu ilaçlar aşağıda sıralanmıştır.

  • Standart heparinler, Düşük moleküler heparinler, hirüdinler: Son derece etkili ilaçlar olup, infüzyon veya iğne olarak uygulanır. Bu ilaçlar genelde kliniklerde veya taburcu edildikten sonraki ilk haftalarda (bu durumda çoğu kez düşük moleküler heparin olarak) akut pıhtılaşmayı önlemek için veya Cumarinlere alternatif olarak verilir. Hirüdinler de heparinlere birer alternatif olabilir.
  • Oral yoldan verilen direkt trombin inhibitörleri (Örneğin dabigatran, rivaroxaban, apixaban): Bu ilaçlar tablet şeklinde alınır. Bu ilaçlar çeşitli klinik durumlarda bacak toplardamarı trombozunu önlemek için düşük moleküler heparine veya coumarin derivatlarına alternatif olarak kullanılırlar.
  • Cumarin derivatları (Örrneğin Marcumar, Coumadin): Bu ilaçlar son derece etkilidir ve tablet şeklinde alınır. Bu tür ilaçlarla tedavi aylarca, hatta yıllarca sürdürülebilir. Kimi gıdalar, ilaçlar ve doğal maddeler coumarin derivatlarının etkilerini önemli ölçüde değiştirebilir. Bu gıda, ilaç ve maddelerin listesi ileride verilmiş olup, başka ilaçların alınması ve beslenme konularında doktorunuzla görüşmenizde fayda vardır. Aşırı alkol tüketiminden kaçınmanız gerekir.
  • Trombosit inhibitörleri (trombosit agregasyon inhibitörleri): Bu ilaçlar trombositler üzerinde etki edip, kan pıhtılaşmasını önlemektedirler. Tedavi örneğin kalp ve damar hastalıklarında, beyin inmesi ve damar ameliyatlarından sonra, ender olarak kalp ritim bozukluklarında uygulanır.

Kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlar için gerçek anlamda bir alternatif yoktur. Örneğin uzun süre oturmak gibi hareketsizlikten kaçınmak ve kompresyon çorapları giyinmek, ancak derin bacak toplardamarlarında tromboza karşı önleyici tedbir niteliğinde olup, çoğu durumda yeterli değildir. Bu konuda hiçbir bitkisel ya da folklorik tedavi yöntemi bu ilaçların yerini tutamadığı gibi, aksine zararlı olma ihtimalleri daha büyüktür.

Hangi yan etkiler görülür?

Tedavinin olası yan etkileri ve riskleri en başta ilacın türü, dozu, tedavi süresi ve hastanın diğer sorunlarına bağlıdır. Gösterilen büyük itinaya rağmen, bazı vakalarda duruma göre derhal tedavi gerektiren veya hayati tehlike oluşturabilen komplikasyonlar görülebilir.

Genel riskler

Kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlar ile tedavi kanama riskini arttırır. Kanama riskinin boyutu dozaja göre değişmekle birlikte, özellikle kanama eğilimli başka hastalıkları (örneğin mide ülseri) olan kişilerde daha yüksektir. Kanamalar gizli de meydana gelebilir ve ilk etapta örneğin koyu renkte dışkıyla belirebilir. Kanamalar bazen kan ya da kan bileşenlerinin verilmesini gerektirecek veya hayatı tehdit edecek ya da kalıcı hasar bırakacak kadar şiddetli olabilir.

Kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçların birlikte kullanılması pıhtılaşmayı önleyici etkiyi arttırır. Ağrı kesiciler ve romatizma ilaçları gibi kimi ilaçlar da etkiyi ve yan etkileri arttırabilir. Bu nedenle, kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçların yanı sıra başka ilaçlar da alıyorsanız mutlaka doktorunuza danışın!

İlaca bağlı olarak örneğin cilt egzamaları, bulantı, kusma, ishal, eklem sancıları, tansiyon düşmesi gibi istenmeyen etkiler değişen sıklıkla görülür. Ağır alerjik reaksiyonlar pek ender görülmekte birlikte, solunumun durmasına kadar varan solunum fonksiyonunda bozukluklara, pek ender vakalarda dolaşım şokuna kadar varabilen dolaşım bozukluklarına yol açabilir ve yoğun tıbbi bakımı gerektirebilir. Böyle durumlarda yeterince tıbbi yardım sağlanamazsa örneğin böbrek yetmezliği, beyin hasarları, kramp nöbetleri gibi organlarda kalıcı hasarlar söz konusu olabilir.

Pek ender vakalarda enjeksiyonlar neticesinde cilt, yumuşak doku ve çevre dokularda hasarlar (örneğin enjeksiyon sonrası apse oluşumu, doku ölümü, şişkinlikler, sancılar, sinir veya toplardamarlar tahrişleri) görülebilir. Bunlar çoğu kez kendiliğinden geçer veya kolayca tedavi edilebilir. Ancak, bu sorunlar nadiren uzun vadeli ve hatta kalıcı şikayetler (örneğin lokal ihtihaplar, nedbeler, sancılı duyarlılık, uyuşma hissi) yol açabilirler.

İlaca özgü riskler

  • Heparinler örneğin cilt egzamaları gibi alerjik reaksiyonlara, saç dökülmesine ve kemik erimesine (osteoporoz) yol açabilirler. Osteoporoz sadece heparinlerin uzun süreli kullanımında ortaya çıkar. Nadiren kan değerlerinde değişmeler ve kan dolaşım bozuklukları (heparine bağlı trombosit azalması gibi) görülebilir ve sonucunda akut damar tıkanmaları ve buna bağlı ciddi organ hasarları, inme, kalp krizi veya kol/bacak kaybı söz konusu olabilir. Bu nedenle kan tablosunun düzenli aralıklarla kontrol edilmesi gerekir.
  • Ağızdan verilen direkt trombin inhibitörleri nisbeten yeni ilaçlardır ve kanama riskinin artması ve bazen mideyi rahatsız etme başlıca dikkat edilmesi gereken noktalarıdır.
  • Cumarinler saç dökülmesine ve alerjik reaksiyonlara yol açabilir. İlaç kesildiğinde saçlar genelde yeniden uzamaya başlar. Yara iyileşmesinde aksaklıklar ile cilt ve doku ölümü (örneğin kadın memesinde) şeklinde beliren doku hasarları ender vakalar olup, çoğu kez cerrahi yoldan tedaviyi gerektirir. Hamilelik planlıyorsanız veya hamilelik şüpheniz varsa, mutlaka doktorunuza bilgi vermeniz gerekir! Çocuğa zarar verebileceği için Cumarin derivatları gebelik ve emzirme süresince alınmamalıdır.
  • Trombosit inhibitörleri hassas kişilerde mide-bağırsak şikayetlerine, ender olarak mide- bağırsak ülserlerine ve kanamalarına yol açabilir. Bu tür şikayetler çoğu kez kolay tedavi edilebilir, ancak mide barsak endoskopisi gerekebilir. Doktorunuz birlikte mide koruyucu tedavi önerebilir.
    • Aspirin alındığında ender vakalarda astım nöbetleri ve alerjiler alerjik reaksiyonlar görülebilir. Bu durumda uygun muayenelerin yapılması ve ilacın kesilmesi gerekibilir.
    • Artan enfeksiyon eğilimine yol açan kan oluşum bozuklukları diğer trombosit inhibitörlerinde ender olarak ortaya çıkabilir ve ciddi sonuçlara yol açabilir. Trombosit inhibitörleri de gebe ve emziren kadınlar tarafından ancak mutlaka gerekli olduğu hallerde ve doktor denetimi altında alınmalıdır.

Yukarıda anılan yan etkilerin yanı sıra, her preparatın prospektüsünde olası spesifik yan etkiler belirtilmektedir.

Nelere dikkat etmek gerekir?

  1. Kanın bileşimini ve pıhtılaşma durumunu denetlemek için tedavi boyunca ve duruma göre tedavi sonrası da düzenli kontrol muayeneleri gereklidir. Verilen randevulara mutlaka uymanız gerekir.
  2. İlaçların  dozu mutlaka belirlenen şekilde kullanılmalıdır. Doz atlama, dozda azaltma ya da arttırma yapmak tehlikeli sonuçlara yol açabilir.
  3. Aldığınız diğer ilaçlar konusunda doktorunuza bilgi verin. Pek çok başka ilaç kullandığınız pıhtı önleyici ilacın etkisini azaltabilir veya daha sıklıkla arttırır ve bu durum tehlikeli sonuçlara yol açabilir. Doktorunuza haber vermeden başka bir doktor tarafından önerilmiş olsa bile farklı ilaç kullanmayınız.
  4. Eğer gerekiyorsa INR kontrolünü mutlaka istenen zamanda yaptırınız.
  5. Kanama eğilimini arttırdığından kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlar ile tedavi uygulanan hastaların daha dikkatli olması gerekir.
    1. Eğer bir kesik ya da yaralanma oluşursa, kanamanın diğer insanlara göre daha fazla olacağı bilinmelidir. Böyle bir durumda kanama yerinin üzerine temiz ve kuru bir bez ile bu bölgeye en az 5 dakika yumuşak bir basınç uygulanmalıdır. Bu sürede kanama durmazsa veya INR değeri 5 üzerinde ise doktora başvurulmalıdır.
    2. Araç içi-dışı trafik kazaları, kesici-delici alet yaralanmaları, darp, yüksekten düşme, şiddetli baş çarpması gibi iç ve dış kanamaya neden olabilecek durumlarda derhal bir hastaneye başvurmalıdır.
  6. Aşağıdaki durumlarda mutlaka doktorunuzla görüşülmelidir:
    1. Normal adet düzeninin dışında kanama (miktar ve/veya süre olarak artış yada periyod dışı kanama, menopoz sonrası kanama)
    2. İdrarda veya dışkıda kan
    3. Fazla miktarda burun veya dişeti kanaması
    4. Kusma veya öksürükle kan gelmesi
    5. Halsizlik, ayağa kalkamama, ayakta baş dönmesi
    6. Ciddi başağrısı veya mide ağrısı
    7. Ufak çarpmalar sonucu veya çarpma olmadan büyük morluklar oluşması
    8. Ufak kesik ve sıyrıklarda kompresyona rağmen kanamanın durmaması
  7. Doktor veya diş hekimlerine kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlar kullandığınızı ve sebebini söyleyin. Daha iyisi kullandığınız ilacı ve dozunu belirten bir kart taşıyınız.
  8. Pıhtılaşmayı önleyici ilaçlar uygulandığı sürece kas içine enjeksiyon yapılmamalı ve kan pıhtılaşmasını etkileyici başka ilaçlar alınmamalıdır.
  9. Kanama ve toplardamar tıkanması belirtilerine (bacaklarda şişkinlik ve sancı) ve akciğer embolisi belirtilerine (göğüste sancı, solunum şikayetleri) lütfen dikkat edin.
  10. Yüzeysel hafif kanamaları geleneksel yöntemlerle (tampon veya sıkı sargı) tedavi edebilirsiniz. Şiddetli kanamalarda lütfen derhal doktorunuza veya en yakın hastaneye başvurun!
  11. Kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlar ile tedavi sırasında bedensel darbe riski olan sporlardan ve rekabetli sporlardan kaçınmak gerekir. Kanama riski olmayan sporlardan kaçınmaya gerek yoktur.
  12. Coumarinler ve diş bakımı
    1. Coumarinler kullanılırken dişlerin yumuşak bir fırça ile nazikçe fırçalanması gerekir. Sert darbeler kolaylıkla dişeti kanamasına neden olabilir. Diş ipi kullanımında da nazik davranmak gerekir. 
    2. Eğer kendiliğinden dişeti kanamaları oluyorsa, bu durum coumarin dozunun fazla olduğunun bir habercisi olabilir. Bu durumda mutlaka doktora haber vermek gerekir. 
    3. Diş tedavisi yaptırmadan önce diş hekimine mutlaka coumarin kullanıldığının söylenmesi gerekir. İlaç kullanılırken diş çekimi ya da kanamaya neden olabilecek bir işlem yapılacaksa doktorunuzla görüşülerek kan pıhtılaşmasını önleyici tedavi planının yeniden ayarlanması gerekebilir.

Coumarin Derivatları (Coumadin, Marcumar vb.) ile ilgili özel uyarılar

Coumarin derivatları ile tedavi süresince kanın pıhtılaşmasını önleyici etkinin şiddetini düzenli aralıklarla takip etmek gerekir. Bunun için doktorunuzun belirleyeceği düzen içinde kanda protrombin zamanı (INR) ölçümü yaptırmak ve sonucuna göre uygulayacağınız dozu doktorunuzla görüşmek gerekebilir. Bu grup ilaçların etkisi, kullanımı sırasında alınan çeşitli gıdalarla ve kullanılan diğer ilaçlarla azalır veya artar, bu nedenle bu ilaçlara dikkat etmek gerekecektir.

Coumarin derivatları ile tedavide dikkat edilmesi gerekenler

  • Coumarinler ağızdan günde tek doz olarak alınır.
  • İlacı her gün aynı saatte almaya dikkat edilmelidir.
  • Tercihan akşam saatlerinde alınmalıdır.
  • İlaç aç ya da tok olarak alınabilir.
  • Bir bardak su ile alınmalıdır.
  • İlaca nasıl başlanacağına ve hangi dozda devam edileceğine doktor karar verecektir.
  • İlaca başlamadan önce normal INR değerleri belirlenir.
  • Bazı durumlarda istenen INR değerine ulaşıncaya kadar başka bir kan pıhtılaşmasını önleyici ilaç verilmesi gerekebilir.
  • Bir dozun alınması unutulursa veya yanlışlıkla hatalı bir dozda ilaç kullanılırsa bu durum not alınmalıdır. Ertesi gün ilacı normal dozunda kullanmaya devam etmek uygundur.
  • Bir doz atlandı diye asla iki doz birden alınmamalıdır.
  • Eğer yanlış alınan doz normal dozun iki katı veya daha fazla ise doktorla görüşülmelidir.
  • Coumarinler kullanılırken kan pıhtılaşmasının derecesi protrombin zamanı (INR) testi ile ölçülür. Bu test ilaca başlarken yapılır. Ayrıca ilaç kullanırken de doktorun belirleyeceği aralıklarla kontrol amacıyla yaptırmak gerekir. Doz ayarlamaları INR sonuçlarına göre yapılır.
  • Doktor tarafından söylenmediği sürece asla ilaçlar kesilmemelidir.

Coumarin grubu ilaçlar (Coumadine, Marcumar) ve gıdalar

Aşağıda Coumarin grubu (Coumadine, Marcumar) etkisini değiştiren gıdalar ve doğal ürünlere ilişkin bir liste verilmiştir. Normalde kullanmadığınız bir ilacı başlamadan önce mutlaka kullanıp kullanamayacağınızı doktorunuza danışın. Gıda takviyeleri ve bitkisel tedaviler de gelişigüzel kullanılmamalı, mutlaka doktor onayı alınmalıdır.

Coumarin grubu ilaçların (Coumadine, Marcumar) etkisini arttıran gıdalar (INR yükselir)
  • Greyfurt
  • Alkol
  • Avokado
  • Kızılcık
  • Ketentohumu
  • Çemen
  • Zencefil
  • Sarımsak
  • Soğan
  • Meyankökü ve şerbeti
  • Deniz yosunu (sushi)
  • Mango
  • Papaya
  • Rezene
  • Soya proteini (Tofu, soya sütü, soya eti veya kıyması- hazır köfte ve hazır mantıların bir kısmı- mutlaka içindekileri okuyunuz)
Coumarin grubu ilaçların (Coumadine, Marcumar) etkisini azaltan gıdalar (INR düşer)
  • Lahana
  • Kırmızı lahana
  • Karalahana
  • Brüksel lahanası
  • Pazı
  • Ispanak
  • Semizotu
  • Isırgan, hindiba, ebegümeci ve benzeri bahçe otları
  • Şalgam
  • Maydanoz
  • Hardal
  • Brokoli
  • Karnabahar
  • Kuşkonmaz
  • Soya yağı
  • Karaciğer

Coumarin grubu ilaçların (Coumadine, Marcumar) etkisini arttıran bitkisel tedaviler ve gıda takviyeleri (INR yükselir)

  • Angelica
  • Anason
  • Arnica
  • Asafoetida
  • Atkestanesi
  • Balıkyağı
  • Bogbean
  • Borage tohumu
  • Bromelain
  • Cannabis (esrar)
  • Capsicum
  • Corydalis yanhusuo
  • Cranberry
  • Feverfew
  • Geum japonicum
  • Ginkgo biloba
  • Ginseng
  • Kasımpati (krizantem)
  • Kavak
  • Keçisakalı
  • Kekik
  • Kereviz tohumu
  • Lovage (selamotu) kökü
  • Maydanoz
  • Meyankökü
  • Papatya
  • Quassia
  • Rezene
  • Rue
  • Sarımsak
  • Saw palmetto
  • Soğan
  • Söğüt kabuğu
  • Şeytanpençesi
  • Tutku çiçeği (passionflower)
  • Yonca türleri
  • Zencefil
  • Zerdeçal
Coumarin grubu ilaçların (Coumadine, Marcumar) etkisini azaltan bitkisel tedaviler ve gıda takviyeleri (INR düşer)
  • Civanperçemi
  • Coenzyme Q10
  • Danshen
  • Dong quai
  • E vitamini
  • Ökseotu (mistletoe)
  • Karahindiba (dandelion)
  • K vitamini
  • Kasıkotu (agrimony)
  • Papain
  • Sarı kantaron (St. John’s wort)
  • Yeşil çay

İlaçlardan hemen hemen tüm antibiotikler, aspirin, tüm ağrı kesiciler ve romatizma ilaçları, antidepresanlar (sinir ilaçları), lityum, epilepsi (sara) ilaçları, mide ilaçları, kolesterol düşürücü ilaçlar ve mantar ilaçları Coumarin grubu ilaçlar (Coumadine, Marcumar) ile etkileşirler. Burada sayılanlar dışında pek çok ilaç da Coumarin grubu ilaçların (Coumadine, Marcumar) etkisini değiştirir. Bu nedenle doktorunuza danışmadan hiç bir ilaç ya da doğal ürün kullanmayınız.

İlacın nasıl alınacağı ve dozajı düzenli olarak yapılan kontrol muayeneleri neticesinde elde edilen pıhtılaşma değerlerine (INR değeri) bağlıdır. Bu konuda doktorunuzun talimatlarına lütfen titizlikle uyun. İlacı alıp almadığınız veya doğru dozaj konusunda şüpheye düştüğünüz hallerde her ihtimale karşı INR değerinizi kontrol ettirin. İlacı uzun bir süre almanız gerekiyorsa, pıhtılaşma değerlerinizi düzenli aralıklarla kendi kendinize ölçmeyi öğrenebilirsiniz. Bu konuda kullanılacak cihazlar ve yöntem konusunda lütfen doktorunuza danışın.