Yaz ve kalp hastalıkları

Sıcak yaz günleri kapıda. Yaz ve kalp hastalıkları bu dönemde dikkat edilmesi gereken konular içinde. Özellikle kalp hastalarının nasıl davranacağı konusu önemli.

Sıcak yaz günleri kapıda. Yaz ve kalp hastalıkları bu dönemde dikkat edilmesi gereken konular içinde. Özellikle kalp hastalarının nasıl davranacağı konusu önemli.

Sıcak kalbi nasıl etkiler?

Havanın sıcak olması, vücudun kendi iç ısısını korumak için daha fazla uğraşması ve kalp, akciğerler ve böbrekler üzerine daha fazla yük bindirmesi anlamına gelir. Bu durum, sıcak havaların kalp hastaları için daha büyük risk teşkil etmesi sonucunu getirir.

Terlemek, derinin sıcaklığının vücuda eşit olarak dağıtılma çabasıdır. Bu çaba kalp hızını artırır ve tansiyonun düşmesine neden olarak kalbin üzerine ek yük bindirir. Bu durum bilinen kalp hastalığı olan kişilerde belirtilerin kötüleşmesine neden olabilir. Örnek olarak koroner kalp hastalığı olan bir insanda göğüs ağrısı başlayabilir ya da kalp yetersizliği olan birinde tablo ağırlaşabilir.

Serin kalmak için neler yapılabilir?

  • Öncelikle bol sıvı almak gerekir. Sıvı almanın en iyi şekli su içmektir, ancak zararlı içeceklerden kaçınmak gerekir. Kahve, çay ve enerji içecekleri gibi kafeinli içeceklerde de ölçülü olmak önerilir.
  • Sıvı alımının kısıtlandığı ağır kalp yetersizliği veya böbrek yetersizliği gibi bir durum varsa, alınacak sıvı miktarı açısından doktorun görüşünü almakta yarar vardır.
  • Kan basıncını artırabileceği ve kalp yetersizliği bulgularını kötüleştirebileceği bilinen soda ve maden suyu ölçülü tüketilmelidir.
  • Fazla alkolden kaçınmakta yarar vardır. Alkol sıvı kaybı nedenidir.
  • Salatalar ve zeytinyağlı sebzeler gibi soğuk yemekleri tercih edilmelidir. Hem sıvı içerikleri fazladır, hem de iyi birer vitaminn ve mineral kaynağıdırlar.
  • Evi serin tutmak için tedbir alınmalıdır. Doğrudan güneş alan camları perde veya panjurlarla kapatmak ve ancak dış ortam sıcaklığı evden daha serin olduğunda camları açmak önerilir. Evdeki lambalar ve ısı yaratabilecek diğer elektrikli cihazlar da ancak gerektiğinde kullanılmalıdır.
  • Oturmak ve özellikle de uyumak için evin en serin bölgesi seçilmelidir.
  • Hafif, bol ve terlemeye engel olmayan doğal kumaşlardan giysiler giyilmelidir.
  • Denize sabah 11:00den önce ve akşam 15:00’den sonra ve mümkünse aç olarak girilmelidir.
  • Gölgede kalındığı sürece dış ortam evden daha serin olabilir. Gölgede olunsa bile bir güneş koruyucu sürmek, şapka takmak, şemsiye kullanmak ve su içmeyi sürdürmek önerilir.
  • Saat 11:00 ile 15:00 arasında güneşe çıkılmamalıdır.
  • Aşırı fiziksel egzersizden kaçınılmalıdır.

Sıcakta rahatsız hissedince ne yapmalı?

Sıcağa bağlı rahatsızlıkların belirtileri aşağıdadır:

  • Başağrısı
  • Sersemlik
  • Dengesizlik
  • Baş dönmesi
  • İştah kaybı

Bu belirtilerle karşılaşıldığı zaman aşağıdaki uygulamaların yapılması genellikle yarım saat içinde rahatlama sağlar:

  • Serini bir yere geçmek
  • Uzanmak ve ayakları yüksekçe bir yere uzatmak
  • Bol su içmek
  • Deriyi soğutmak
    • Deri üzerine bir spreyle soğuk su sıkmak veya deriyi ıslak soğuk bir bezle silmek
    • Boyna ve koltuk altlarına buz torbaları koymak

Sıcak hava, yaz ve kalp hastalıkları

Koroner kalp hastalığı

Eğer koroner kalp hastalığı nedeniyle nitrat tipi bir ilaç veya nitrat spreyleri kullanılıyorsa, dikkatli olmak gerekir. Nitratlar damarları hızla genişlettikleri için tansiyonu düşürür. Bu durum sıcakta sıvı kaybıyla birlikte olursa bayılmaya (senkop) bile yol açabilir. Ayrıca yine sıcak ortam ve sıvı kaybı, kanın yoğunlaşması sonucunda kalp krizlerinin artmasına neden olabilir.

Kalp yetersizliği

Kalp yetersizliği olan kişilerin serin yerde olması çok önemlidir. Ağır kalp yetersizliğinde hastanın aldığı sıvıyı da kısıtlı tutmak gerekebilir. İdrar sökücü ilaç kullananlarda da halsizlik ve ayağa kalkarken baş dönmesi gibi vücutta sıvı azalması belirtileri olursa ilaçların yeniden düzenlenmesi için doktorla görüşmek gerekir.

Hipertansiyon

Hipertansiyonlu hastalarda sıcak ortamların ve sıvı kaybının iki yönlü etkisi vardır. Öncelikle, sıvı kaybının ortaya çıkması ve idrar sökücü tansiyon ilaçlarının da bu durumu arttırmasıyla vücut sıvı kaybını engellemek için damarları büzücü ve tansiyonu yükseltici mekanizmaları devreye sokar. Bunun sonucu olarak da tansiyon yükselir.

Sıvı kaybının artışı ve damar genişletici veya idrar sökücü tansiyon ilaçlarının kullanılmaya devam edilmesi sonucunda özellikle ayağa kalkarken ani tansiyon düşmeleri ve sersemlikler ortaya çıkar ve bu durum tansiyon dalgalanmalarını belirgin şekilde arttırır. Kan basıncının aşırı dalgalanması kalp krizi ve inme riskini ciddi oranda arttıran bir durumdur.

Ritm bozuklukları

Yaz ve kalp hastalıkları hakkında dikkat edilmesi gereken konulardan biri de ritm bozuluklarıdır. Terlemeyle birlikte vücuttan potasyum, magnezyum gibi minerallerin de atılması bu minerallerin vücutta azalmasına neden olur. Bu durum da, özellikle kalp hastalarında, çarpıntıyı ve hayatı tehdit eden ritim bozukluklarını tetikleyebilir. Sağlıklı bireylerde de yaz aylarında çarpıntı şikayetlerinde artış olur. Bu çarpıntılar günlük yaşamı etkiler, rahatsız edici olur, uzun sürer, sık tekrarlar ve birlikte tansiyon düşmesi ve bayılma gibi şikayetler olursa mutlaka doktora başvurulmalıdır.

Sıcak çarpması

Aşırı sıvı kaybı vücudun iç ısısını yükselterek hayati tehlike yaratabilir.

Sıcak çarpmasının belirtileri

  • Terleme
  • Soğuk ve terli cilt
  • Sersemlik
  • Ayağa kalkarken baş dönmesi
  • Bayılma
  • Kas krampları
  • Ciltte sıcağa bağlı kızarıklık
  • Ayakbileklerinde ödem
  • Hızlı ve/veya yüzeysel solunum
  • Bulantı ve kusma

Bu gibi durumlarda tıbbi yardım gereklidir.

Kalp hastaları sıcak havalarda dikkatli olmalıdır.
Kalp hastaları sıcak havalarda dikkatli olmalıdır.

Kimler risk altında

  • Yaşlıların ve küçük çocukların vücut ısılarının ayarlanması normal erişkinlerden daha güçtür, dolayısıyla aşırı sıcaklardan korunmaları gerekir.
  • Özellikle 75 yaşın üzerindeki yanlız yaşayan kişiler
  • Kalp ve dolaşım sorunları olanlar, akciğer hastaları, böbrek yetersizliği olanlar, diyabetliler ve Parkinson hastaları
  • Yatağa bağımlı olanlar, fiziksel veya zihinsel engelliler, demanslılar (Alzheimer ve diğer demans tipleri) veya açık havada çalışanlar

Çoğu kişi, sıcak çarpması riski altında oldukları halde bu durumdan habersizdir. Bu nedenle, çevredeki risk altındaki kişiler düzenli olarak kontrol edilmelidir.

Korunma

  • Açık renkli ve terlemeyi artırmayan doğal kumaştan giysiler tercih edilmelidir.
  • Meyve ve sebze tüketiminin ön planda olduğu Akdeniz diyetine uygun şekilde beslenilmelidir.
  • Günlük sıvı ihtiyacının arttığı göz önünde bulundurularak, günlük 2-2.5 lt civarında sıvı tüketilmelidir.
  • Kan basıncını artırabileceği ve kalp yetersizliği bulgularını kötüleştirebileceği bilinen soda ve maden suyunun kontrolsüz tüketiminden kaçınılmalıdır.
  • Güneş ışınlarının dik olarak geldiği saatlerde dışarı çıkılmamalı, denize 11:00’e kadar veya 15:00’den sonra girilmeli ve mümkünse tok olarak suya girilmemelidir.
  • Egzersiz sabah ve akşamın nisbeten serin saatlerinde yapılmalıdır.
  • Soğuk su damarlarda spazm yaparak kan akışını bozabildiğinden soğuk deniz, havuz veya duşa girmekten kaçınılmalıdır.
  • Klimalı ortamlarda klima ayarı 20oC’nin üzerinde olmalı, aşırı ısı değişimleri arasında geçişlerden kaçınılmalıdır.
  • Göğüs ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı, baygınlık hissi gibi şikayetler olduğunda en yakın sağlık kurumuna başvurulmalıdır.
  • Düzenli sağlık kontrolleri aksatılmamalıdır.

Koroner anjiografi

Koroner anjiografi, kalbi besleyen koroner arterler görüntülemek ve bu damarlarda daralma olup olmadığını saptamak için kullanılan bir görüntüleme yöntemidir.

Koroner anjiografi, kalbi besleyen koroner arterler görüntülemek ve bu damarlarda daralma olup olmadığını saptamak için kullanılan bir görüntüleme yöntemidir.

Anjiografi nedir ?

Anjiografi, X ışınları aracılığı ile vücuttaki damarları görüntülemek amacıyla yapılan bir görüntüleme yöntemidir. Bu yöntemle atardamarların (arter) ve toplardamarların (ven) darlıkları, tıkanıklıkları, genişlemeleri ve diğer sorunları görüntülenir.

Her damar bölgesinin damarlarının (kalp, akciğerler, beyin, boyun damarları, kol ve bacak damarları, iç organların damarları) görüntülenmesinin ayrı bir tekniği vardır. Kalbi besleyen koroner arterlerin görüntülenmesine de koroner anjiografi denir.

Normal koroner arterler
Normal koroner arterler

Koroner anjiografi gerekçeleri

Koroner anjiografi koroner damarlardaki sorunları ortaya çıkartarak bunlara yönelik tedavileri planlamak için yapılır. Başlıca gerekçeleri aşağıdadır:

  • Angina (göğüs ağrısı) gibi koroner arter hastalığı belirtilerini aydınlatarak tanı koymak için
  • Başka şekillerde açıklanamayan göğüs, çene, boyun, omuz ve kol ağrılarında
  • Yeni başlayan veya giderek artan göğüs ağrısında
  • Anormal stres testi sonuçlarını açıklamak için
  • Kalp krizi sonrasında tıkanıklığın nerede olduğunu bulmak için
  • Koroner damar hastalığına bağlı göğüs ağrısında koroner damardaki darlığın nerede olduğunu saptamak için
  • Koroner stent ve bypass cerrahisi gibi girişimler öncesinde işlem planlaması için
  • Koroner arter hastalığı tanısını doğrulamak için
  • Gçğüs travmalarından sonra koroner arterlerin ve kalbin zarar görüp görmediğini saptamak için
  • Kapak hastalıklarında ameliyata hazırlık için
  • Doğumsal kalp hastalıklarında tanı ve ameliyata hazırlık için

Koroner anjiografi nasıl yapılır?

Koroner anjiografi öncesinde hastanın genellikle 8 saat kadar aç kalması ve eğer kasıktan girilecekse kasık tüylerini traş etmesi istenir.

Koroner anjiografi için hastanın bileğinden veya kasığından atardamar içine sokulan ve kateter adı verilen ince bir plastk boru kalbin çıkışına kadar ilerletilir. Daha sonra bu boru koroner arter ağzına oturtularak ucundan kontrast boya enjekte edilir. Enjekte edilen bu boya koroner arterin içini doldurarak damar için görünür hale getirir. Bu şekilde, damarın içinde bir darlık olup olmadığı görüntülenir. Verilen kontrast daha sonra böbreklerden atılır.

Koroner anjiografi uygulanması
Koroner anjiografi uygulanması (Mayo Clinic web sayfasından değiştirilerek alınmıştır)

Bütün işlem genellikle yarım saatten daha kısa sürede biter, ancak bazen teknik veya hastaya bağlı sorunlar nedeniyle uzayabilir. İşlem sırasında hastaya damar yolu açılır ve kalp hızı ve ritmi monitörden izlenir.

İşlem sırasında stent takılmasına karar verilirse, işlem süresi doğal olarak uzar. Bu uzama yapılan işlemin kapsamına göre değişen sürelerde olabilir.

İşlem sonrası hasta birkaç saat veya bazen bir gece hastanede tutulur. Bu sırada, verilen kontrast maddenin atılması için bol su içmesi önerilir.

Eve gitmeden önce hastaya işlem yeri kanaması kontrolünün nasıl yapılacağı ve kanama varsa ne yapacağı gösterilir. Özellikle kasıktan işlem yapılan hastaların bir hafta kadar ağır kaldırmamaları ve o bacağı germemeleri istenir.

Koroner anjiografi komplikasyonları

Koroner anjiografi diğer pek çok girişimsel tıbbı işlem gibi bir takım riskler içerir. Bu nedenle, doktor işlemden işlemin sağlayacağı yararları ve olası riskleri hesaplayıp ona göre karar verir.

Minör komplikasyonlar

  • Giriş yerinde ciltaltı kanaması: Bu durum genellikle birkaç günde kendiliğinden geçer, ancak uzarsa doktorla görüşmek gerekir.
  • İşlem yerinde morluk: İşlem sırasında cilt altına kan sızması nedeniyle olur. Düzelmesi genellikle 2- 4 hafta alabilir.
  • Kontrast maddeye karşı allerji

Daha ciddi komplikasyonlar

Komplikasyon riskinin artmasına neden olan durumlar

  • Yaş: Yaş ne kadar ileriyse, risk o kadar yüksektir.
  • Müdahalenin acil koşullarda yapılması: Hastanın koşullarının çok uygun olmayabilmesi ve planlama için fazla zaman bulunmaması nedeniyle acil müdahaleler her zaman daha risklidir.
  • Böbrek hastalığı
  • Çoklu koroner damar hastalığı
  • Ciddi kalp hastalığı veya kalp yetersizliği bulunması

KRONİK YORGUNLUKLA MÜCADELE

Kronik yorgunlukla mücadele uzun ve sabır gerektiren bir uğraştır. Özel bir tedavisi olmayan kronik yorgunlukla mücadele için bazı ipuçları var.

Kronik yorgunlukla mücadele uzun ve sabır gerektiren bir uğraştır. Özel bir tedavisi olmayan kronik yorgunlukla mücadele için bazı ipuçları var.

Kronik yorgunluk nedir?

Kişinin bir iş yaparken fiziksel veya psikolojik anlamda yeterli gücü bulamadığı durumlara yorgunluk denir. Yeterli uykuya karşılık sabahtan itibaren güçsüz hissetmek de bu tanımın içindedir. Yorgunluğun 6 aydan fazla zamandan beri devam ediyor olması kronik yorgunluk sendromu adını alır.

Kronik yorgunlukla mücadele nasıl yapılır?

Bu tablonun özel bir tedavisi yoktur. Ancak, belirtilerin azalması ve günlük hayata dönüşün kolaylaşması için yapabilecekleriniz vardır. Bunlar şu şekilde sayılabilir:

Kronik yorgunlukla mücadele için psikolojik destek

Kronik yorgunlukla mücadelede kişinin psikolojisi önemli bir yer tutar. Anksiyete bozukluğu ve depresyon kronik yorgunluğun hem nedenleri, hem de sonuçları arasında yer alır. Bunlarla mücadele için kendi yapabileceğiniz şeyler olduğu gibi, ilaç veya terapi desteği almanız gerekiyorsa da bundan kaçınmayın.

Günlük hayatta kronik yorgunluk

Enerjinizi koruyun

Gün içinde enerji gereksiniminiz dalgalanmalar gösterir. Egzersiz yapmak uygun şekilde ve abartmamak şartıyla iyidir.

  • Yaparken rahat olduğunuz egzersizleri yapın. Zorlandığınızı hissederseniz durun ve başka aktiviteye geçin.
  • Yemek sonrasında egzersize başlamak için en az bir saat bekleyin.
  • Kısa yürüyüşlerle veya basit işlerle (örn. basit yemekler yapmak) başlayın.
  • Egzersizi her gün bir miktar arttırın, ama sizi sorlayan seviyede durun.
  • Egzersizi bölümlere ayırın ve her bölüm arasında dinlenin.
  • Sık kullandığınız eşyalar yakınınızda olsun.

Kronik yorgunlukla mücadele için yavaşlayın

  • İşlerinizi gün içine yayın. Sabahtan her işi bitirip öğleden sonra boş kalmayın.
  • Kendinizi başkalarıyla veya olduğunu düşündüğünüz kapasitenizle karşılaştırmayın.
  • İşlerinizi yavaş ama düzenli bir tempoda yapın.

Yürüyüş kronik yorgunlukla mücadele için yararlıdır

Başlangıçta yürüyüş yapmak zor gelebilir veya kısa sürede nefes darlığı hissedebilirsiniz.

  • Kısa ve gerçekçi hedeflerle başlayın. Mesela başlangıçta yatak odasına veya banyoya gidip gelin. Daha sonra yapabildiğinizi gördükçe süre ve mesafeyi yavaş yavaş arttırın.
  • Dışarı çıkmaya başladığınız zaman, önce kapasitenizi kontrol edin. Bu amaçla 6 dakika yürüyüş testini kullanabilirsiniz. Yürüyüş sonrasında geri dönmek için de enerjiye ihtiyacınız olacağını unutmayın.
  • Yürüme güçlüğü olan bir rahatsızlığınız varsa, ne gibi alternatif egzersizler yapabileceğiniz konusunda doktorunuz aracılığıyla bir fizyoterapistle görüşün.

Yataktan kalkmak

Yatakta uzun süre kaldıysanız, yataktan kalkmak çok kolay olmayabilir. Aniden kalkarsanız, başdönmesi ve halsizlik hissedebilir, hatta düşebilirsiniz.

  • Yavaş olun.
  • Önce yatağın içinde 1 dakika kadar oturun.
  • Sonra yatağın kenarından ayaklarınızı sarkıtarak bir dakika kadar daha oturun.
  • Sonra yavaş ve tutunarak ayağa kalkın.
Yataktan kalkmak kronik yorgunlukla mücadele sırasında çok kolay olmayabilir
Yataktan kalkmak kronik yorgunlukla mücadele sırasında çok kolay olmayabilir

Banyo ve tuvalet

  • Banyo yapmak enerjinizi tüketeceğinden öncesinde biraz dinlenin.
  • Ayakta yıkanmayın. Küvet için küvet kenarlarına oturan, duş için ise tercihan duvara çakılmış bir banyo oturağı kullanın. Sabit olmayan oturaklar devrilme tehlikesi yaratır. İlaveten banyoda bir tutunma demiri olması çok yararlı olur. Banyo oturağı ve tutunma demiri çeşitlerini yapı marketlerde bulabilirsiniz.
  • Duş veya küvet tabanında kaydırmayan bir paspas bulunsun.
  • Mutlaka klozet kullanın. Alaturka tuvaletler oturup kalkmayı çok zorlaştırır.
  • Tuvalet kenarında bir tutunma demiri olması yararlı olur. Lavabonun kenarına veya başka bir eşyaya tutunmak güvenli olmayabilir.
  • Kabızlıktan kaçınmak için posalı gıdalar yiyin ve bol su için. Kabız olursanız, barsaklarınızı boşaltmak çok fazla enerji tüketmenize neden olabilir.
  • Tuvalette işiniz bitince hemen klozetten kalkmayın, öncesinde 1-2 dakika dinlenin.
Duvara sabitlenen katlanabilir banyo taburesi
Duvara sabitlenen katlanabilir banyo taburesi

Giyinmek

  • Giyinmeye başlamadan önce tüm giyeceklerinizin el altında bulunmasını sağlayın.
  • Giyilmesi kolay giyecekler giyin. Mesela ev ayakkabısı yerine terlik, kazak yeriine hırka terciih edin.
  • Giyinirken oturun. Her parça giyeceği giydikten sonra biraz dinlenin.
  • Eğilmekten kaçının. Örneğin çoraplarınızı otururken giyin.

Sonuç

Kronik yorgunluğun kolay bir tedavisi yoktur. Bu durum ancak sizin kendi çabalarınızla düzelebilir. Bunun için mücadeleyi bırakmayın.

KALP HASTALARI VE COVID-19

Covid-19 ve kalp hastaları konusu giderek daha ön plana çıkıyor. Enfeksiyonun kalp damar sistemi üzerine doğrudan etkisi zaten yeterince önemli. Buna bir de salgın nedeniyle rutin kontrolleri aksayan ve tanı ve tedavileri geciken kalp damar hastalarının eklenmesi büyük sorun yaratıyor.

Covid-19 ve kalp hastaları konusu giderek daha ön plana çıkıyor. Enfeksiyonun kalp damar sistemi üzerine doğrudan etkisi zaten yeterince önemli. Buna bir de salgın nedeniyle rutin kontrolleri aksayan ve tanı ve tedavileri geciken kalp damar hastalarının eklenmesi büyük sorun yaratıyor.

Bu konuda bilgilendirme amacıyla Avrupa Kardiyoloji Derneği hastalara yönelik bir bilgilendirme çalışması ve kılavuzu hazırladı. Bu yazı dizisinde bu dokümandan da yararlanılarak kalp hastalarının sorunlarına yanıt verilmeye çalışılacaktır.

Covid-19 pandemisi sırasında kalp krizi ve inme

Aşağıdaki belirtileriniz varsa, acilen 118’i arayınız veya en yakın sağlık kuruluşuna başvurunuz.

Kalp krizi

  • Giderek artan şiddetli göğüs ağrısı
  • Şiddetli çarpıntı
  • Nefes darlığı
  • Bayılma

İnme

  • Yüzde çarpılma
  • Kol ve/veya bacakta güçsüzlük
  • Konuşma güçlüğü

Unutmayın. Salgın sürecinde yapılmış “Evde Kal” çağrısı ve sokağa çıkma kısıtlamaları kalp krizi ve inme geçiren hastaları kapsamamaktadır. Bu hastalarda geçen her dakika önemlidir.

Kalp hastaları- Sık sorulanlar ve yanıtları

Kalp hastaları ve Covid-19 riski

  • Bilinen bir kalp hastalığım var. Kalp rahatsızlığı olmayan bir bireye göre Covid-19’ a yakalanma riskim daha fazla mıdır?
    • Hayır – herhangi bir birey de enfeksiyona yakalanabilir. Fakat, altta yatan kalp hastalığı olan kişiler enfeksiyonun belirtilerini daha sık gösterir veya sağlıklı bireylere göre enfeksiyonu daha şiddetli bir şekilde geçirirler. Bugüne kadar, Covid-19’ a yakalanan çoğu insanda boğaz ağrısı, öksürük, ağrı ve ateşin eşlik ettiği hafif bir viral hastalık tablosu izlenmiştir, ancak bazı kişilerde (% 5’ e kadar) akciğer enfeksiyonu / pnömoni de görülebilir. Kalp rahatsızlığı olan kişilerin Covid-19’ a bağlı akciğer enfeksiyonu geçirme ihtimalinin daha yüksek olup olmadığı henüz net değildir, fakat bu hasta grubunun grip (influenza) gibi diğer virüslere bağlı akciğer enfeksiyonlarına yatkınlıkları göz önüne alındığında, bu ihtimalin daha yüksek olduğundan bahsedebiliriz.
  • Enfekte olduğumu düşünürsem hastaneye gitmemem gerektiğini biliyorum, ama bilinen bir kalp rahatsızlığım varsa ne zaman tıbbi yardım için başvurmalıyım?
    • COVID-19 tanısı aldıysanız, evde semptomları yönetip yönetemeyeceğinizi kendinize sormanız gerekir. Sadece ateşiniz var ise parasetamol tedavisi ile evde ateşinizi kontrol edebileceğinizi unutmayın. Ancak, orta derecede veya ağır belirtiler varsa ve özellikle nefes darlığı çekiyorsanız, lütfen gecikmeden tıbbi yardım için başvurun.
    • Evde izole olurken kullanılacak ilaçlar ile ilgili olarak doktorunuzun talimatları dışına çıkmayın.

Kalp hastaları ve Covid-19 açısından kimler riskli?

  • Şiddetli Covid-19 belirtileri gösterme riski, kalp rahatsızlığı olan tüm hastalar için benzer midir yoksa farklılıklar var mıdır?
    • Enfeksiyona yakalanmanın temel prensibi tüm bireyler için aynıdır. Virüs, enfekte bir kişiden
      öksürme, hapşırma veya konuşma sırasında havaya saçılan damlacıklar yoluyla bulaşır. Virüs vücuda girdiğinde, akciğerlere doğrudan zarar verir ve kardiyovasküler sisteme iki yolla stres uygulayan enflamatuvar bir yanıtı tetikler. İlk olarak, akciğerleri enfekte ederek kan oksijen seviyelerini düşürür ve ikincisi, virüsün direkt enflamatuvar etkileri kan basıncının düşmesine neden olur. Bu gibi durumlarda kalp, büyük organlara oksijen sağlamak için daha hızlı ve çok çalışmak durumunda kalır. Aşağıdaki hasta grupları yüksek risk altındadır:
      • Organ nakli hastaları
      • Kemoterapi veya radyoterapi alan kanser hastaları
      • Lenfoma ya da löseminin eşlik ettiği kalp hastaları gibi
        bağışıklık sistemi baskılanmış bireyler kuramsal olarak virüs bulaş riskinin ve virüse yenik düşme olasılığının en yüksek olduğu gruptur. Diğer yüksek risk grupları, yaşlı ve düşkün bireyler ile eşlik eden kalp damar hastalığı olan gebe kadınları içermektedir.
      • Kalp yetersizliği
      • Dilate kardiyomiyopati
      • Aritmojenik sağ ventrikül kardiyomiyopatisinin ileri şekilleri
      • Obstruktif hipertrofik kardiyomyopatisi olan kişiler
      • Doğumsal siyanotik kalp hastalığı olan bireyler
        kalp hastaları arasında en yüksek risk grubundadır.

Özel durumlarda kalp hastaları ve Covid-19

  • Kalp pilim (veya implante edilmiş defibrilatörüm) var. Covid-19 enfeksiyonu benim için ilave risk yaratır mı?
    • Virüsün kalp pili ve kardiyak defibrilatör gibi implante edilmiş kardiyak cihazları etkilediğine veya kapak hastalarında enfektif endokardit yaptığına dair henüz bir kanıt bulunmamaktadır. Ancak, kalp pili veya defibrilatör takılmasına neden olan hastalık dolayısıyla taşıdığınız risk aynen devam eder.
  • Kalp kapak hastasıyım. Covid-19 enfeksiyonu benim için özel risk yaratır mı?
    • Covid-19 enfeksiyonunun kalp kapak hastalarında enfektif endokardit yaptığına dair henüz bir kanıt bulunmamaktadır. Ancak, kalp kapak hastalığına bağlı olarak gelişen kalpteki fonksiyon ve ritm bozukluklarının yarattığı sorunlar konusunda dikkatli olmak gerekir.
  • Brugada Sendromu hastasıyım, almam gereken özel önlemler var mı?
    • Brugada Sendromu tanısı almış hastalarda özellikle vücut ısısının 39oC ‘nin üzerine çıktığı
      durumlarda ölümcül aritmi riski artar. Bu tip hastaların ateşleri parasetamol ve soğuk/ılık spanç uygulamalarıyla agresif olarak tedavi edilmelidir.
  • Atriyal fibrilasyonum var – koronavirüs enfeksiyonuna yakalanma olasılığım daha mı yüksek?
    • Atriyal fibrilasyon tek başına enfeksiyon riskini arttırmaz.
      • Bununla birlikte, çoğu atriyal fibrilasyon hastası yaşlıdır ve kalp yetmezliği, hipertansiyon ve diyabet gibi ek hastalıkları mevcuttur, bu da enfekte olmaları durumunda hastalığı daha ciddi geçirmeleri olasılığını taşır.
      • Atriyal fibrilasyonu olan hastaların Covid-19 enfeksiyonu sırasında kalp hızları artabilir ve bu durum kalp hızını düşürücü ilaç kullanan hastaların ilaç dozlarını değiştirmesi gereğini ortaya çıkartabilir. Hastaların doktorlarıyla görüşmeden ilaç veya doz değişikliği yapması önerilmez.
      • Atriyal fibrilasyonu önlemek üzere ilaç kullanan hastalar (persistan atriyal fibrilasyon hastaları) Covid-19 enfeksiyonu sırasında kullanmakta oldukları ritm düzenleyici ilaçlarını aynen kullanmaya devam etmelidirler.

Covid-19 hangi sorunlara yol açar?

  • Koronavirüsün kalp krizi veya aritmilere (ritm bozukluğu) neden olabileceğini okudum, bu doğru mu?
    • Virüsün enflamatuvar etkilerine dayanarak, viral enfeksiyonun koroner arterlerde aterosklerotik plakların (yağ birikintileri) rüptürüne neden olabileceği ve kalp krizine yol açabileceği yönünde teorik riskler söz konusudur. Covid-19 seyri sırasında şiddetli göğüs ağrısı başlayan kişiler hiç vakit kaybetmeden 112 Acil Servisini aramalıdır.
    • Şiddetli sistemik enflamatuvar durumlar bazı kişilerde aritmileri ve hatta atriyal fibrilasyonu
      tetikleyebilir.
    • Viral enfeksiyonun yol açtığı akut enflamasyon hem kardiyak hem de böbrek fonksiyonlarını kötüleştirebilir.
  • Covid-19’ un myokardit veya perikardite neden olabileceği yönünde bilgiler duydum. Daha önceden miyokardit / perikardit geçirdim, bu durum beni bu sorunların tekrarlaması için daha riskli yapar mı?
    • Geçmişte miyokardit veya perikardit geçiren bir bireyin Covid-19 nedeniyle aynı komplikasyonu geliştirme riskinin daha yüksek olduğuna dair bir kanıt yoktur. Bazı miyokardit vakalarının nükseden ve tekrar iyileşen bir seyri olduğu kabul edilmektedir.
    • Bugüne kadar Covid-19 hastalığına yol açan virüsün kalbi doğrudan etkilediğine dair bir kanıt yoktur; bununla birlikte, enfeksiyonun neden olduğu akut enflamatuvar yanıt kardiyak fonksiyonları kötüleştirebilir ve kalp yetersizliği olan hastalarda semptomları şiddetlendirebilir.

Sonuç

Riski azaltmak için her bireyin uyması gereken kurallar vardır. Kalp rahatsızlığınız varsa, aşağıdaki önlemler daha da önemlidir:

  • Hasta olan insanlardan uzak durun.
  • Ev dışında mutlaka maske takın. Kalabalık ortamlara girmek zorunda kalırsanız çift maske ve siperlik kullanın
  • Mümkün olduğunca diğer kişiler ile aranızda en az iki metre mesafe bırakın.
  • Ellerinizi en az 20 saniye boyunca sabun ve ılık suyla iyice yıkayın.
  • Öksürdüğünüzde ağzınızı bir mendille örtün veya dirseğinizin iç kısmına öksürün.
  • Hapşırırken burnunuzu bir mendille örtün veya dirseğinizin iç kısmını kullanın.
  • Gözlerinize, burnunuza ve ağzınıza dokunmaktan kaçının.
  • Kapı tokmağı, tutamak, direksiyon simidi veya elektrik düğmeleri gibi sık dokunulan yüzeyleri virüsten arındırmak için dezenfektanla temizleyin.
  • Olabildiğince evde kalın ve mümkün ise evden çalışın.
  • Ateş (37.8°C veya üzeri), öksürük veya akciğer enfeksiyonu gibi belirtileriniz varsa, kendi kendinizi izole edin.

COVID-19 VE KALP HASTALIKLARI

Covid-19 ve kalp hastalıkları birlikteliği sık rastlanan bir durumdur. Bu durum karmaşık olsa da, temel birkaç mekanizmanın önemi büyüktür.

Covid-19 ve kalp hastalıkları birlikteliği sık rastlanan bir durumdur. Bu durumun altyapısı oldukça karmaşık olsa da, temel birkaç mekanizmanın burada önemi büyüktür.

Covid-19 geçiren hastaların % 12- 15 kadarında kardiyak Troponin I seviyeleri yüksek çıkmakta, ağır hastalarda bu oran % 30’dan fazla bulunmaktadır. Yapılan kardiyak MR incelemelerinde kalp tutulumu %78, sessiz miyokardit % 60 olarak saptanmıştır. Kısacası, sorun sanıldığından daha büyüktür.

Covid-19 ve kalp hastalıkları ilişkisi

Covid-19 ve kalp hastalıkları ilişkisi iki yönlüdür. COVID-19 enfeksiyonu çeşitli mekanizmalarla kalpte sorunlara yol açabilirken, mevcut kalp damar sistemi sorunları da hem kendileri ağırlaşabilir, hem de hastalığın gidişini ağırlaştırabilirler. Bu ilişkinin genel yapısı aşağıdaki şekilde özetlenmiştir.

Covid-19 ve kalp hastalıkları ilişkisi
Covid-19 ve kalp hastalıkları ilişkisi

Covid 19 ve kalp hasarı

Covid-19 kan pıhtılaşmasını arttırarak hastalığın seyri sırasında kılcal damarları tıkanmasına ve sonuçta dokularda beslenme bozukluğuna yol açar. Bu durum sitokin fırtınasının yol açtığı iltihaplanma (enflamasyon) ile dokularda hasar nedeni olur. Bu durum sadece akciğerlerde olmaz, diğer organlarda da görülür. COVID-19 hastalarında yapılan bir çalışma, yaklaşık olarak her 4 hastadan birinde kalp kası (myokard) hasarını gösteren troponin düzeylerinin yüksek olduğunu saptamıştır. Karaciğer, böbrekler ve beyin de benzer şekilde risk altında olan organlardır. Bu organların tümünde hem küçük damarların içinde pıhtılaşmalar sonucu doku zedelenme ve kayıpları, hem de büyük damar tıkanmalarının yol açtığı önemli sorunlar (kalp krizi, inme vs.) ortaya çıkabilir.

Pıhtılaşma belirteçlerindeki artışın kesin nedeni belirsizdir, ancak aşağıdaki mekanizmalardan birine (veya bir kombinasyonuna) bağlı olabilir:

  • Endotel hücreleri, yeni koronavirüsün hücrelere girmek için kullandığı ACE2 proteinini eksprese eder. Bu nedenle, virüs endotel hücrelerini doğrudan istila edip onlara zarar vererek vücudun pıhtılaşma mekanizmasını tetikleyebilir.
  • Endotel hücreleri doğrudan enfekte değilse, viral enfeksiyon nedeniyle çevrelerindeki dokulara verilen hasar veya bağışıklık tepki artmış pıhtılaşmaya neden olabilir.
  • Bağışıklık sisteminin viral enfeksiyona yanıt olarak ürettiği enflamatuar moleküllerde artış, pıhtılaşmayı aktive edebilir.

COVID-19 ve kalp kası hasarı

Yukarıda belirtilen mekanizmalar sonucunda kalp dokularını besleyen kılcal damarların tıkanması ile kalp kasında güve yeniği tarzında doku ölümleri olması olasıdır. Artmış enflamasyon ve sitokin fırtınası da bu durumu arttırıcı etki gösterir. Bu olayda enfeksiyonun doğrudan etkisinin olduğu yönünde kanıt yoktur, mekanizmanın artmış pıhtılaşma eğilimi ve sistemik enflamasyon üzerinden işlediği düşünülmektedir.

Hastanın diyabet, hipertansiyon ve/veya koroner kalp hastalığı gibi kılcal damar dolaşımını bozan bir hastalığının olması durumunda bu hasarın daha ağır olması beklenir. Bu nedenle, kişisel COVID-19 riski yüksek olan kişilerde hastalık daha ağır seyreder.

COVID-19 ve kalp krizi birlikteliği

COVID-19 çeşitli dokularda iltihabi reaksiyon yapan bir hastalıktır. Bu dokular arasında damarlar da bulunur. Normal kişilerde hissedilmeyecek olan damar duvarı iltihabı, zaten damar sertliği zemini olan ve mevcut damar sertliği plağı zaten iltihaplı ve hassas (vulnerabl) olan kişilerde mevcut iltihabi reaksiyonun artmasına neden olabilir. Bu iltihabi reaksiyon zinciri sonucunda plak yırtılarak üzerine pıhtı oturabilir ve damarı tıkayarak kalp krizine (veya inmeye) neden olabilir.

Covid-19 ve kalp krizi
COVID-19 ve kalp krizi

Kalp hastası olmayanlara göre kalp hastası olan bir kişinin COVID-19 seyrinde, yukarıda belirtilen nedenlerden ötürü kalp krizi geçirme olasılığı da artar. Nitekim yapılan çalışmalarda pandemi seyrinde genel olarak kalp krizlerinde artış bildirilirken, salgın koşulları yüzünden bu nedenle hastaneye müracaatlar önemli ölçüde azalmıştır. Ambulans teminindeki zorluk, hastaneye ulaşma zamanının uzaması, hastanedeki yoğunluk ve Covid-19’un getirdiği prosedürler nedeniyle tanıda ve erken tedavide büyük gecikmeler yaşanabilmekte ve bunların sonucunda uygun tedavinin zamanında yapılamaması yüzünden istenmeyen kısa ve uzun vadeli sorunlar doğabilmektedir.

Covid-19 ve kalp ritmi bozuklukları

Gerek kılcal damar tıkanması ve hasarıyla sistemik enflamasyon birlikteliği, gerekse koroner damar hastalığı ve sonucundaki kalp krizi nedeniyle ortaya çıkan kalp kası (myokard) hasarı ritm bozukluklarını tetikleyebilir. Bu durumun ilk belirtisi EKG’de QTc uzaması şeklinde saptanabilir.

Bu hastalarda QTc uzaması olsun olmasın, artan myokard hassasiyeti sonucunda ventriküler taşikardi ve ventriküler fibrilasyon gibi çok tehlikeli ritm bozuklukları ve bunların sonucunda ani ölüm tetiklenebilir. Nitekim, COVID-19 salgını sırasında hastane dışında gerçekleşen ani ölümlerde % 52 artış bildirilmiştir.

Yeni gelişen ventriküler fibrilasyon
Yeni gelişen ventriküler fibrilasyon

Yine COVID-19 sonucunda olan olaylar zinciri, atriyal fibrilasyona eğilimli kişilerde atriyal fibrilasyona yol açabilirken, paroksismal veya persistan atriyal fibrilasyonlularda atağı tetikleyebilir veya permanent atriyal fibrilasyonu olanlarda hız kontrolü güçleşebilir.

Covid-19 ve kalp hastalıkları seyrinde ilaçlar

COVID-19 sırasında gerek hastalığın tedavisi için kullanılan ilaçlar, gerekse hastanın kalp damar hastalığı nedeniyle kullandığı ilaçlar büyük önem taşır.

Covid-19 tedavisinde kullanılan ilaçların kalp damar sistemine etkileri

Hidroksiklorokin: Çeşitli çalışmalarda hastalığın seyrine herhangi bir olumlu etkisi olduğu gözlenmemesine rağmen kullanımı süren hidroksiklorokin, QTc süresini uzatarak tehlikeli ritm bozukluklarına yol açabilme potansiyeli taşır. Bu tehlike çeşitli nedenlerle QTc süresi uzamış hastalarda, özellikle de Covid-19 nedeniyle myokard hasarı ortaya çıkan kişilerde daha da önemlidir. Özel bir sebep yoksa (hastanın iltihapli romatizmal hastalığı nedeniyle zaten hidroksikolrokin kullanıyor olmak gibi) Covid-19 seyrinde hidroksiklorokin kullanımından hem yararının olmaması, hem de potansiyel riskleri nedeniyle kaçınılmalıdır.

Azitromisin: Azitromisin de, tıpkı hidroksiklorokin gibi QTc artışı yaptığından özel bir sebep yoksa kullanılmamalıdır.

Faripiravir: Antiviral olarak kullanılan bu ilacın kalp damar sistemine etkileri konusunda elimizde yeterli veri yoktur.

Lopinavir- Ritonavir: Antiviral özellikli bu ilaçlar atriyoventriküler kalp blokları yapabilme potansiyeline sahiptir. Ayrıca, karaciğerde bu ilaçlarla aynı eliminasyon yolunu (sitokrom P450) kullanan başka ilaçlarla etkileşime girebilirler.

Remdesivir: Antiviral olarak kullanılan bu ilacın kalp damar sistemine etkileri konusunda elimizde yeterli veri yoktur.

Kalp damar hastalıklarının tedavisinde kullanılan ilaçlar ve COVID-19

ACE inhibitörleri/Anjiyotensin reseptör blokerleri: Bu ilaçlar hakkında pandeminin başlangıcında yapılan spekülasyonların yersizliği anlaşılmış ve yapılan çalışmalarla aksine hastayı koruyucu etkileri olabileceği gösterilmiştir. Yapılan izlemler, hastanede tedavi gören Covid-19 hastalarından bu grup ilaçları kullananlarda % 3.7 ölüm görülürken kullanmayanlarda % 9,8 ölüm görüldüğünü saptamıştır. Bu ilaç gruplarını kullanmakta olan hastaların ilaçlarını kesmelerine gerek yoktur, hatta düzenli kullanımın sürdürülmesine özen gösterilmesi önerilmektedir.

Kolesterol düşürücü ilaçlar (Statinler): Covid 19 salgını sırasındaki izlemler, statin kullanan hastaların kullanmayanlara oranla hastalığı daha hafif atlattıklarını, bu kişilerde ölüm ve yoğun bakımda takip gereksiniminin kullanmayanlara oranla yarıya yakın oranda daha az olduğunu göstermiştir. Hastanede yatan Covid-19’lu statin kullanan hastalarda % 5.2 olüm oranı bildirilirken, statin kullanmayanlardaki ölüm oranı % 9.4 olarak saptanmıştır. Bu ilaçların kolesterol düşürücü etkileri yanısıra dokudaki enflamasyonu da azalttıkları bilinmekte ve bu sonucun statinlerin bu özelliği ile ilişkili olduğu düşünülmektedir.

Diğer kalp damar sistemi ilaçlarının Covid-19 seyri sırasındaki kullanımları ile ilgili olumlu yada olumsuz veri yoktur. Bu ilaçları zaten kullanan hastaların ilaçlarını kesmemeleri ve kullanmaya devam etmeleri önerilmektedir.

Covid-19 ve kalp hastalıkları birlikteliğinin tehlikesi nedir?

Kalp hastalarında, COVID-19 kalbi tutmasa bile hastanın kalp sorununun ağırlaşmasına yol açar. Hastalık ateş ve kalp hızında artışa yol açar. Bu durum da kalbin iş yükünü arttırarak kalp yetersizliği ve/veya ritm bozukluklarının ağırlaşmasına neden olur.

Kalp yetersizliği olan bir kişide kalple ilgisi olmayan zatürre ve solunum yetmezliği gibi bir sorun ortaya çıkarsa, bu kişilerde çeşitli ilaçlar, damardan sıvı verilmesi ve ventilatör desteği gibi tedaviler gerekebilir. Bu tedavilerle kalp sorununun birlikte idaresi genellikle oldukça zor olur ve istenmeyen sonuçlarla karşılaşma olasılığı oldukça yüksektir.

Sonuç

Covid-19 ve kalp hastalıkları arasında çok yönlü ilişki olduğu akılda tutulmalıdır. Covid-19 saptanan hastanın zaten mevcut olan veya yeni ortaya çıkan kalp damar sorunları dikkatle izlenmeli ve bu konuda kullanılan ilaçlar hususuna da önem verilmelidir.

COVID-19 VE KAN PIHTILAŞMASI

COVID-19 ve kan pıhtılaşması arasındaki ilişkiyi gözden geçirmekte yarar vardır, çünkü bu hastalık pıhtılaşma bozukluğu yapabilmektedir.

COVID-19 ve kan pıhtılaşması arasındaki ilişkiyi gözden geçirmekte yarar vardır. COVID-19’un yarattığı önemli sorunlardan birisi, bazı insanlarda kan pıhtılaşmasına yol açabilmesidir.

Covid-19 ve kan pıhtılaşması hakkında bilinenler

Normalde kan pıhtıları, yaralandığınızda kanamayı durdurmaya yardımcı olur. Herhangi bir nedenle bir damar yaralanması ortaya çıktığında, o bölgede trombositleri ve diğer pıhtılaşma faktörlerini çeken proteinler üretilir ve damardaki yaralanma oluşan pıhtı tarafından tıkanarak kanama durdurulur ve bölgenin iyileşme süreci başlatılır. Bu normal süreçtir.

Ancak bazen damar duvarında herhangi bir yaralanma olmadığı halde damar içinde kan pıhtıları oluşur. Bu durum potansiyel olarak tehlikelidir, çünkü pıhtı kan damarlarınızdaki kan akışını kısıtlayarak felç veya kalp krizi gibi komplikasyonlara yol açabilir. Virüs enfeksiyonu sonucunda olan pıhtılaşma atardamarlarda, toplardamarlarda veya prekapiller arteriol adı verilen mikroskobik damarların içinde olabilir. Bu durum hem damar duvarındaki iltihaplanma sonucu olan değişimler, hem de pıhtılaşma eğilimindeki artışlardan kaynaklanabilir.

COVID-19, genellikle hastanede yatan hastaların klinik seyrini karmaşıklaştıran ve enflamatuar durum, endotel (damar duvarının iç kısmını döşeyen hücreler) bozukluğu, trombosit aktivasyonu ve kanın belli bölgelerde göllenmesine bağlı olarak damar içi pıhtılaşmalara neden olur. Bu risk, yoğun bakım ünitesinde izlenen kritik hastalar arasında en yüksek orandadır.

American College of Cardiology derlemesinden Türkçeleştirilerek alınan aşağıdaki şekilde COVID-19 hastalarında pıhtılaşma artışı riski ve pıhtılaşma azaltıcı tedavinin anahatları görülmektedir

SARS CoV2 enfeksiyonunda pıhtılaşma riski
SARS CoV2 enfeksiyonunda pıhtılaşma riski

Covid 19 enfeksiyonunda pıhtılaşma artışının sonuçları

COVID-19 hastalarında toplardamar içinde pıhtılaşmalar klinik olarak % 10- 35 sıklıkta görülürken, otopsi serilerinde bu oran % 60’ı bulabilmektedir. Bu duruma bağlı akciğerlere pıhtı atılması (pulmoner emboli) veya direkt akciğer atardamarı içipıhtılaşma da olabilecekler arasındadır. Akciğer atardamarının tıkanması sonucu akciğerlerin ilgili bölümünede doku ölümü (akciğer enfarktüsü) olabilir. Özellikle hastanede ve yoğun bakımda yatan hastalarda hareketsizlik bu riski daha da arttırır.

COVID-19 ve kan pıhtılaşması bozukluğu, hastalığın seyri sırasında pıhtılaşma eğilimini arttırarak küçük akciğer damarlarını tıkar ve akciğerlerde beslenme bozukluğuna yol açar. Sitokin fırtınasının yol açtığı iltihaplanma (enflamasyon) ile bu küçük damar içi pıhtılaşmaları bir araya gelerek COVID-19’un tipik akciğer lezyonlarına yol açarlar. Bu durum sadece akciğerlerde olmaz, diğer organlarda da görülür. COVID-19 hastalarında yapılan bir çalışma, yaklaşık olarak her 4 hastadan birinde kalp kası (myokard) hasarını gösteren troponin düzeylerinin yüksek olduğunu saptamıştır. Karaciğer, böbrekler ve beyin de benzer şekilde risk altında olan organlardır. Bu organların tümünde hem küçük damarların içinde pıhtılaşmalar sonucu doku zedelenme ve kayıpları, hem de büyük damar tıkanmalarının yol açtığı önemli sorunlar (kalp krizi, inme vs.) ortaya çıkabilir.

Covid-19 enfeksiyonunda pıhtılaşma mekanizması

Pıhtılaşma belirteçlerindeki artışın kesin nedeni belirsizdir, ancak aşağıdaki mekanizmalardan birine (veya bir kombinasyonuna) bağlı olabilir:

  • Endotel hücreleri, yeni koronavirüsün hücrelere girmek için kullandığı ACE2 proteinini eksprese eder. Bu nedenle, virüs endotel hücrelerini doğrudan istila edip onlara zarar vererek vücudun pıhtılaşma mekanizmasını tetikleyebilir.
  • Endotel hücreleri doğrudan enfekte değilse, viral enfeksiyon nedeniyle çevrelerindeki dokulara verilen hasar veya bağışıklık tepki artmış pıhtılaşmaya neden olabilir.
  • Bağışıklık sisteminin viral enfeksiyona yanıt olarak ürettiği enflamatuar moleküllerde artış, pıhtılaşmayı aktive edebilir.
Covid-19 ve kan pıhtılaşması ilişkisinde başlıca mekanizmalar
Covid-19 ve kan pıhtılaşması ilişkisinde başlıca mekanizmalar

COVID-19 ve kan pıhtılaşması birlikteliğinin sonuçları

İnme: Beyin damarlarındaki bir pıhtı tıkanmaya yol açarak kan akışını kesintiye uğratabilir ve felce neden olabilir. Kan akımının geçici olarak azalması durumunda geçici bir iskemik atak (TIA) ortaya çıkabilir.

Pulmoner emboli: Pıhtının akciğere giden atatrdamarlarda oluşması sonucunda pulmoner emboli oluşabilir. Bu durum akciğer dokusuna ciddi zarar verebilir ve solunum yetersizliğine yol açabilir.

Kalp krizi: Kalbi besleyen koroner damarlardaki tıkanma sonucunda ortaya çıkan kalp krizi, ani ölümden kalp yetersizliğine kadar pek çok soruna yol açabilir.

Bunlar dışında, pıhtılaşma ile atardamar tıkanması sonucunda ciddi böbrek hasarı ve böbrek yetersizliği, barsak damarlarının tıkanmasıyla barsak ölümü ve kol ve bacak damarlarının tıkanmasıyla gangrenler görülebilir.

COVID-19 ve kılcal damarlar

Yukarıda belirtilen mekanizmalarla oluşan kılcal damar tıkanmaları sonucunda dokularda güve yeniği gibi doku kayıpları oluşabilir. Sitokin fırtınası bu durumu daha da kötüleştirir. Bu durum kalpte kısa vadede ritm bozukluklarını tetikleyerek ani ölüme neden olabilirken, uzun vadede kalp yetersizliğine yol açma potansiyeli taşır. Zeminde bir kalp hastalığı varsa bu durum daha belirgin olur. Beyindeki hasar sonucunda kısa vadede geçici hafıza kayıpları, duyu bozuklukları, başdönmesi gibi sorunlar görülürken uzun vadede Parkinson veya demans (bunama) gibi sorunlara yol açabilir veya olan sorunları daha da arttırır. Böbreklerde kısa vadede idrara kanamaları, idrarla protein kaybı veya bazen akut böbrek yetersizliği olabilirken, uzun vadede kronik böbrek yetersizliğine yol açabilir.

COVID-19 ve kan pıhtılaşması riskini azaltmak

Kan pıhtılaşması riskini azaltmak için yapılabilecekler aşağıda sıralanmıştır:

  • Aktif kalın. Hareketsiz bir yaşam tarzı kan pıhtılaşma riskinizi artırabilir, bu nedenle düzenli egzersiz yapın. Çalışırken veya yolculukta olduğu gibi uzun bir süre oturmanız gerekiyorsa, zaman zaman mola verin ve kalkıp dolaşın.
  • Fazla kiloluysanız kilo verin. Kilo vermek pıhtı oluşumu riskini azaltır.
  • Sigara içmeyin. Sigara içmek kan damarlarınızın iç yüzeyine zarar verebilir ve pıhtıların oluşmasına neden olabilir.
  • İlaçların yan etkilerini bilin. Doğum kontrol hapları, hormon replasman tedavisi ve bazı kanser ilaçları dahil olmak üzere bazı ilaç türleri kan pıhtılaşması riskinizi artırabilir. Bu ilaçları kullanıyorsanız, doktorunuzla görüşün.

Diğer taraftan, COVID-19 ve kan pıhtılaşması sorunlarından uzak kalmanın en iyi yolu, hastalanmamaktır. Bunun için yapılması gerekenler de bellidir:

  • Sosyal mesafenizi koruyun.
  • Maske takın.
  • El temizliğine ve hijyene dikkat edin.
  • Hasta olduğunu bildiğiniz kişilerden ve onların yakınlarından uzak durun.

Eğer aspirin veya başka bir kan sulandırıcı ilaç kullanıyorsanız aynı şekilde devam edin. Ancak, doktorunuz önermedikçe aspirin veya başka bir kan sulandırıcı ilaç başlamayın, yarardan çok zarar verebilir.

GRİP AŞISI

Grip mevsiminin başındayız. Korunmanın en önemli yollarından birisi grip aşısı olmak. Aşıyla ilgili bilinmesi gerekenler nedir?

Grip mevsiminin başındayız. Korunmanın en önemli yollarından birisi grip aşısı olmak. Aşıyla ilgili bilinmesi gerekenler nedir?

Grip nedir?

Grip (influenza), grip virüsü tarafından oluşturulan bir solunum yolları enfeksiyonudur. Bu hastalık öksürük ve aksırıkla içinde hastalığa neden olan canlı virüsleri taşıyan damlacıkların çevreye saçılması sonucu yayılır. Salgınları genellikle kışa girerken (Ekim – Kasım aylarında) ve yaza girerken (Mart – Nisan aylarında) daha çok görülür. Grip her birkaç yılda bir dünyada salgın yapar ve yılda yaklaşık 350 milyon kişi bu hastalığa yakalanır.

Grip komplikasyonları nelerdir?

Çok sık olmamakla birlikte, grip şu komplikasyonlara yol açabilir:

  • Zatürre (pnömoni- akciğer iltihaplanması): Grip kendisi zatürreye yol açabildiği gibi, bakterilerin yol açtığı zatürreyi de tetikleyebilir ve bunun sonucunda ağır solunum yetmezliği ortaya çıkabilir.
  • Kalp komplikasyonları: Grip kalp krizlerini tetikleyebilir veya miyokardit (kalp kası iltihaplanması) yapabilir.
  • Beyin komplikasyonları: Grip beyinde iltihaplanma nedeni olabilir ve bunun sonucunda ağır merkez sinir sistemi hasarı yapabilir.

Bu komplikasyonlar nadir değildir. Grip geçirenlerin yaklaşık %1 kadarının hastaneye yatması gerekir. Hastaneye yatması gereken her 8 kişiden birinde ani kalp problemi sözkonusudur. Bu kişilerin üçte birinde yoğun bakım ihtiyacı ortaya çıkar ve yaklaşık %7 kadarı kaybedilir.

Grip komplikasyonu riski kimlerde yüksektir?

  • Kalp hastaları
  • Kronik akciğer hastalığı olanlar
  • Diyabetliler ve eski hipertansiyonlular
  • Vücut direncinin sorunlu olduğu kişiler
    • Kanser hastaları
    • Kronik iltihaplı hastalığı olanlar
    • Fiziksel engelliler
    • Merkez sinir sistemi sorunları olanlar
    • Bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaç veya kortizon kullananlar
    • Yaşlılar
    • Hamile kadınlar

grip komplikasyonları için yüksek riske sahiptir. Yukarıda sayılan kişiler aynı zamanda COVID-19 açısından da yüksek riskli gruptadırlar ve her iki hastalık da benzer şekilde bulaştığı için özellikle korunma konusunda dikkatli olmalıdırlar.

Grip komplikasyonları nadiren ölüme yol açar nitelikte olsa da, riski yüksek olan kişilerin ciddi sorunlarla karşılaşmamak için alması gereken önlemler vardır. Özellikle yüksek riskli kişiler için bu önlemlerin başında grip aşısı gelir.

Grip aşısı kimlere yapılmalıdır?

Yukarıda belirtilen risk gruplarında olanlar ve bu risk grubundakilerle aynı evde yaşayanlar grip aşısı olmalıdır. Ayrıca uzun süreli aspirin tedavisi alan çocuk ve ergenlere ve sağlık çalışanlarına da grip aşısı uygulanmalıdır.

Risk grubundaki kişiler grip aşısı olmalıdır
Risk grubundaki kişiler grip aşısı olmalıdır

Bu risk gruplarına ek olarak 6 ay – 5 yaş arası çocuklar (Özellikle 6 ay – 2 yaş arası çocuklar), hamile kadınlar (hamileliğin ilk 3 ayından sonra grip aşısı yapılabilir), emziren anneler (bebeğini emziren bir annenin grip aşısı olmasında bir sakınca yoktur), 6 aydan küçük çocukların bulunduğu evlerde yaşayanlar ve özellikle bu çocukların bakımları ile ilgilenenlern de grip aşısı olmalıdır.

Kimler grip aşısı olmamalıdır?

  • 6 aydan küçük bebekler
  • Şiddetli yumurta alerjisi olan kişiler
  • Daha önce grip aşısı ile şiddetli alerjik reaksiyon öyküsü olan kişiler
  • Grip aşısı yapılmasına takiben 6 hafta içinde Gullian-Barre Sendromu geçirme öyküsü olan kişiler
  • Ateşli orta-ağır hastalığı olan kişiler

Grip aşısı ne zaman yapılır?

Aşının virüs toplumda yayılmaya başlamadan önce yapılması gerekir, çünkü aşı sonrasında bağışıklığım gelişmesi yaklaşık iki hafta sürer. Bu nedenle aşı sonbahar başında, Eylül- Ekim aylarında yapılmalı ve Aralıktan önce bitirilmelidir. Korunması için iki doz  aşıya ihtiyaç duyan çocuklar için ise iki aşı arasında dört hafta süre olması gerektiği için aşılama sürecine daha erken başlanmalıdır.

Neden grip aşısının her yıl tekrarlanması gerekir?

Bunun iki nedeni vardır. İlk neden, aşılamaya karşı bağışıklık yanıtının zamanla azalmasıdır. İkinci neden ise, grip virüslerinin sürekli mutasyona uğramasıdır. Bu nedenle grip aşısının içindeki virüs tipleri her yıl Dünya Sağlık Örgütü tarafından önceki salgınlardaki virüs tipleri gözönüne alınarak belirlenir ve aşılar buna göre hazırlanır. Bu nedenle grip aşısının her yıl tekrarlanması gereklidir.

Grip aşısına rağmen gribe yakalanma ihtimali var mıdır?

Grip aşısına rağmen gribe yakalanmak mümkündür. Aşının etkili olması için 2- 3 hafta kadar zaman gerekir. Aşı etkisini göstermeden önce virüsü almış olmanız mümkündür, bu nedenle aşıdan kısa süre sonra grip olabilirsiniz. Ayrıca, aşı içeriğinde olmayan bir grip virüsü ile karşılaşma olasılığı da vardır. Bunun dışında, gribe benzer hastalık yapıp grip olmayan pek çok başka virüs de vardır ve bunlarla oluşan hastalık grip sanılabilir. Öte yandan grip aşısının koruyuculuğu kısmen de aşılanan kişinin genel sağlığı ve riskine bağlı olarak değişebilir. Özellikle bağışıklık sistemi sorunu olan kişiler ve ileri yaşlılar grip aşısına karşı yeterli bağışıklık yanıtına sahip olmayabilir.

Grip aşısının yararları nelerdir?

Grip aşısı etkisiyle

  • Gribe yakalanma olasılığı % 30 civarında,
  • Grip nedenli doktor başvuruları % 40-60 arasında,
  • Grip nedeniyle 65 yaş üzerindeki hastaneye yatışlar % 40 civarında,
  • Grip nedenli 65 yaş üzeri yoğun bakım ihtiyacı % 80 üzerinde azalır.

Ayrıca, grip aşısı enfeksiyon seyri sırasında veya sonrasında ortaya çıkabilecek koroner olayları da önemli ölçüde azaltır. Hatta, bu konudaki etkisi en önde gelen koroner kalp hastalığından korunma yöntemleri ile başabaş sayılır.

Koruma girişimiKoruma tipiKalp krizinden koruma etkinliği (%)
Sigarayı bırakmaİkincil32-43
Statinlerİkincil19-30
Hipertansiyon ilaçlarıİkincil17-25
Grip aşısıİkincil15-45

Bu nedenle, yukarıda belirtilen risk gruplarında olan kişilerin ve 65 yaş üzerindekilerin grip aşısı olmasında büyük yarar vardır.

Grip aşısının yan etkileri nelerdir?

Ülkemizde uygulanan grip aşıları inaktif yani canlı olmayan virüslerden oluşur ve hastalık yapma riski taşımaz. Aşının yan etkileri seyrektir (% 1 altında) ve genellikle hafif ve kısa sürelidir. Bu yan etkiler şu şekilde sayılabilir:

  • Enjeksiyon yerinde ağrı, kızarıklık ve/veya şişme
  • Hafif baş ağrısı
  • Ateş
  • Kas ağrıları
  • Mide bulantısı
  • Yorgunluk

Bu yan etkiler aşılamadan hemen sonra başlar ve genellikle kısa sürede geçer. Nadiren grip aşısı bayılmaya da neden olabilir. Yukarıda belirtilen yan etkilerle karşılaşma durumunda doktorunuzlam görüşmenizde yarar vardır.

Grip aşısı dışında gripten nasıl korunulabilir?

Her ne kadar COVID-19 için alınan önlemler nedeniyle grip sayısında azalma beklense de, yine de önlem almayı ihmal etmemek gerekir. Grip belirtilerinin COVID-19 ile karışması bir yana, iki enfeksiyonun aynı anda olması olasılığı da mevcuttur ve tablo bu nedenle belirgin olarak ağırlaşabilir. Bu nedenle herkes için, ama özellikle grip ve kalp hastalıkları birlikteliği için aşağıdaki önlemlere dikkat edilmesi yararlı olacaktır.

Gripten korunmak
Gripten korunmak

İlgili yazılar

Grip ve kalp hastalıkları
Griple başa çıkma yolları
Vücut direncini güçlendirmek- Doğrular ve yanlışlar
Vücut direncinin değerlendirilmesi
Salgın günlerinde beslenme
D vitamini ve bağışıklık sistemi

KURBAN BAYRAMI VE KALBİNİZ

Kurban bayramı ve kalbiniz ilişkisini etkileyen iki ana faktör var. Bunlardan birincisi, bu bayramın geleneksel sosyal misyonu, ikincisi de yoğun et tüketimi. Bu faktörlerin gıda rejiminde ve yaşam tarzında yapacağı değişikliklerin kalbinizle ilgili sorun yaratması olasılığı yüksek. Bu nedenle kurban bayramı ve kalbiniz ilişkisine dikkat etmekte yarar var.

Kurban bayramı ve kalbiniz ilişkisini etkileyen iki ana faktör var. Bunlardan birincisi, bu bayramın geleneksel sosyal misyonu, ikincisi de yoğun et tüketimi. Bu faktörlerin gıda rejiminde ve yaşam tarzında yapacağı değişikliklerin kalbinizle ilgili sorun yaratması olasılığı yüksek. Bu nedenle kurban bayramı ve kalbiniz ilişkisine dikkat etmekte yarar var. 

Bayram dolayısıyla olağan gıda rejimine normalden daha fazla et, hamur işi ve tatlı eklenmesi ve bayram süresince sebze tüketiminin azalması kalp ve mide- bağırsak sorunlarını gündeme getirir. Bu durum, özellikle şeker hastalığı, hipertansiyon ve kalp yetersizliği olanlarda uymaları gereken diyetin de bozulması tehlikesini yaratır.

Bu nedenle bazı hususlar göz önünde tutulursa özellikle kalp hastaları, hipertansiyonlular ve şeker hastaları bayramı daha sorunsuz geçirebilirler.

Kurban bayramı ve kalbiniz neden sorun olur?

Yeterli ve dengeli beslenme sağlık için son derece önemlidir. Bayramda ise, bayram kahvaltısı, bayram yemeği gibi vesilelerle zengin sofraların kurulması metabolizmanın değişmesi gereğini ortaya çıkartır. Bu sırada kan şekerinde ve tansiyonda yükselme, zaman zaman şeker düşmeleri veya tuz alımının artması sonucunda kalp yetersizliğinin veya hipertansiyonun sorun yaratması söz konusu olabilir.

Bayram sofrası kurban bayramı ve kalbiniz ilişkisinin önemli bir parçasıdır.
Bayram sofrası bayram ve kalbiniz ilişkisinin önemli bir parçasıdır.

Kalp damar hastalığı, kalp yetersizliği ya da hipertansiyonu olan hastalar, Kurban Bayramlarında diyetlerine dikkat etmedikleri takdirde ciddi sağlık sorunları yaşayabilirler. Normalde beslenme açısından çok önemli besin öğeleri içeren kırmızı et tüketimi kurban bayramı sırasında artar. Bu durum yağ, protein, B12, demir, Koenzim Q-10 ve karnitin gibi önemli besin öğelerinin alınmasını sağladığı için yararlıdır, ancak kırmızı ette hayvansal doymuş yağlar bulunur. En yağsız ette bile % 20 civarında yağ bulunur, bu nedenle tüketilen miktarlar ve pişirme tarzı önem kazanır.

Kavurma kurban bayramı ve kalbiniz açısından sorun yaratmasın.
Kavurma kurban bayramı ve kalbiniz açısından sorun yaratmasın.

Kurban bayramı ve kalbiniz açısından ne gibi önlemler alınmalı?

Yemek düzeni

  • Bayramda normal yemek düzeninizi bozmayın.
  • Sofrada normal yiyecekleriniz dışında özel çeşitler ya olmasın, ya da tadımlık miktarlarda bulunsun.
  • Kahvaltıda ağır gelecek şarküteri çeşitleri, menemen, sucuklu yumurta, kızartma, börek, tatlı ve benzeri çeşitlerden sadece birini ve tadımlık düzeylerde bulundurmayı tercih edin. 
  • Kurban bayramına özgü olarak kahvaltı sofrasında bulunan kavurma, ciğer, böbrek gibi hayvansal ürünlerden tadımlık tüketin.
  • Diğer öğünlerde olabildiğince pilav, makarna, mantı, börek ve benzeri karbonhidrat çeşitlerinden az miktarda garnitür haricinde kaçının. Tüketeceğiniz et ve et ürünlerinde yağda kızartma veya kavurma gibi pişirme yöntemleri yerine haşlama veya ızgara yöntemlerini tercih edin.
  • Sofrada porsiyonların küçük tutulmasına dikkat edin. 
  • Yemekleri az tuzlu veya tuzsuz pişirin. 
  • Sofrada beyaz ekmek veya pide yerine ince dilimlenmiş tam tahıllı ekmek bulünması daha iyidir. 
  • Unla yağın kavrulduğu ağır çorbalar yerine daha hafif çorbalarla yemeğe başlayın. 
  • Çorba ile ana yemek arasında hafif bir zeytinyağlı sebze yemeği olması, ana yemek porsiyonunun ufak olmasına yardım eder. 
  • Ağır et yemekleri yerine etli sebze yemeklerini tercih edin. 
  • Sofradaki çeşitleri bol salata, söğüş domates ve salatalık, taze meyve ve zeytinyağlı sebze yemekleri gibi sağlıklı yiyeceklerle çoğaltın.
  • Zeytinyağlı dolmaları zeytinyağlı yemek değil, pilav kategorisinde değerlendirin.
  • Yemekte servisi uzun aralıklarla yapın ve sohbetle sofrada geçen zamanı uzatın. Yemek süresinin uzaması doyma hissini arttırır ve daha az yemek yenmesini sağlar.
  • Sofrada tercihan sadece su veya ev yapımı tuzsuz ayran için, hazır gazlı/gazsız içeceklerden kaçının.
  • Yemek arkasından tatlı servisi yapılmasın, tatlı servisi mutlaka yapılacaksa sofradan kalktıktan yarım saat kadar sonra ve ufak porsiyonlarla yapılsın. 
  • Küçük porsiyonlu süt tatlılarını şerbetli hamur tatlılarına tercih edin. 
  • Şeker hastası olanlar diyet düzenlerini bozmamalıdır. İnsülin kullanan şeker hastaları için bu durum özellikle önemlidir. 
  • Tatlı ikramında şeker hastaları atlanmalı ve onlar da bunu alınganlık sebebi yapmamalıdır.
Kurban bayramı ve kalbiniz ilişkisinde et tüketimi önemlidir.
Kurban bayramı ve kalbiniz ilişkisinde et tüketimi önemlidir.

Misafir ikramları

Bayram ziyaretleri önemli gelenekler arasındadır. Bu ziyaretler sırasında bazı noktalara dikkat etmekte yarar vardır.

  • Eve gelen misafirlere çikolata ikram edecekseniz tercihan % 70 veya daha fazla kakao içeren bitter çikolataları ikram edin. Şekerleme ikramından kaçının, yerine kuru kayısı, ceviz, badem gibi kuru meyve ve kuruyemişler veya taze meyve ikram etmeyi tercih edin.
  • İkram sırasında çay yanına istenmeden şeker koymayın.
  • Ağır şerbetli hamur tatlıları yerine ufak porsiyonlu hafif tatlıları ikram edin. Küçük porsiyonlu süt tatlıları, meyveli jöleler veya sütsüz meyveli dondurmalar ikram edilebilir.
  • Sofra düzeninizi yemeğe kalan misafir için değiştirmeyin. Misafir sizin hatırınızı saymak için geliyor, sizin yemek yeteneklerinizi denetlemek için değil.
  • Misafirliğe gittiğiniz zaman ölçünüzü bilin. Yapılan ikramları gerektiği zaman “hayır, teşekkür ederim” diyerek nezaketle reddedin. 
  • Özellikle çocukları ve torunları ziyarete gelecek olan annenanneler ve babaanneler onlar için özel yemek yapma konusunu abartmasın. Çocuklar ve torunlar gidince o yemeklerin kalanını kendilerinin yiyeceklerini unutmasınlar.
Çikolata veya şekerleme yerine kuruyemiş ikram edebilirsiniz.
Çikolata veya şekerleme yerine kuruyemiş ikram edebilirsiniz.

Bol su için

Ne kadar kaçınmaya uğraşsanız da, bayramda gereğinden tuzlu veya tatlı yemek zorunda kalabilirsiniz. İçtiğiniz su miktarının artması, özellikle fazla tuzlu yemek zorunda kaldığınızda tuzun vücudunuzdan kolaylıkla atılmasına yardımcı olacaktır. Başka içecekler değil, su için. Fazla yediğiniz için soda içtiğinizde bile yine tuz almış olursunuz.

Kurban bayramı ve kalbiniz ilişkisi kalp krizine neden olmasın

Bayram ve kalbiniz ilişkisinde ağır, tuzlu ve tatlı yiyeceklerin fazla tüketilmesi kan şekerinin ve kan yağlarının anormal yükselmelerine yol açabilir. Bu durum da kalp krizlerini ve ani ölümleri tetikleyebilir. Bu nedenle bayramda yemek konusunda ölçülü olmakta büyük fayda vardır.

İstediğim gibi yiyip içeyim, ilacımı veya insülini arttırırım demeyin

Bayram ve kalbiniz ile ilgili olarak bu şekilde sorunu çözmüş değil, ortalığı daha fazla karıştırmış olursunuz. Diyabet, kalp ve damar hastalıkları, yüksek tansiyon gibi kronik hastalığı olanlar uyguladıkları diyete bayram süresince de uymaya özen göstermelidir. Bayram diyet ve ilaç düzenini değiştirmenin gerekçesi olmamalıdır.

Son söz

Bayram üç gün sonra bitecek. Bayram sırasında altüst olan şekerinizi tansiyonunuzu ve onların yaratacağı sorunları düzeltmek için uzun süre uğraşmak istemiyorsanız, lütfen bayram süresince dikkatli olun.

Siz kendinize dikkat edin ki, mutlu ve huzurlu bir bayram geçiresiniz. Gelen bayramın hepimize sağlık, mutluluk ve huzur getirmesi dileğiyle…

İlgili konular
Beslenme kategorisi

KALP YETERSİZLİĞİNDE BELİRTİLER

Kalp yetersizliğinde belirtiler, kalp yetersizliğinin tipine, dönemine ve kişiye göre değişiklik gösterebilir. Bu belirtilerin bilinmesi, kişinin kendini izlemesi açısından önemlidir.

Kalp yetersizliğinde belirtiler, kalp yetersizliğinin tipine, dönemine ve kişiye göre değişiklik gösterebilir. Bu belirtilerin bilinmesi, kişinin kendini izlemesi açısından önemlidir.

Erken evrede kalpte yetersizliğe ilişkin değişiklikler olmasına karşın herhangi yakınma olmayabilir.  Ancak kalp yetersizliği ilerledikçe yakınma ve belirtiler ortaya çıkmaya başlar ve giderek daha belirgin duruma gelir.

Kalp yetersizliği belirtilerinin başlıca iki nedeni vardır.

  • Doku ve organlarda sıvı birikmesine bağlı belirtiler
    • Nefes darlığı
    • Öksürük veya hırıltılı nefes alma
    • Dudaklarda ve parmak uçlarında morarma
    • Kilo artışı
    • Nefes darlığı ile uyanma, düz yatamama
    • Bacaklarda şişme
    • Karında şişkinlik
    • Karın ağrısı
    • İştahsızlık
    • Bulantı
  • Kalbin atım gücünün azalmasına bağlı olarak dokulara yeterince kan gitmemesine bağlı belirtiler
    • Çarpıntı
    • Halsizlik
    • Yorgunluk
    • Efor kapasitesinde azalma
    • Ellerde- ayaklarda soğukluk
    • İdrar miktarında azalma
    • Solukluk

Kalp yetersizliğinde belirtiler

Nefes darlığı kalp yetersizliğinde en sık rastlanan belirtiler arasındadır

Kalp yetersizliğinde belirtiler arasında en sık rastlananı nefes darlığıdır. Kalp yetersizliğinin seyri sırasında vücutta meydana gelen kimi değişiklikler sonucunda vücutta su ve tuz tutulur ve bunun sonucunda akciğerlerdesıvı birikmesi nefes darlığı ile sonuçlanır.

Nefes darlığı kalp yetersizliğinde belirtiler arasında en sık rastlanan şikayettir.
Nefes darlığı kalp yetersizliğinde belirtiler arasında en sık rastlanan şikayettir.

Kalp yetersizliğinin başlarında ağır eforlarla (yokuş veya merdiven çıkma) ile başlayıp, vücuttaki sıvı birikiminin artışıyla paralel olarak şiddetlenir ve en sonunda saç tarama veya yemek yeme gibi çok basit eforlarda bile görülmeye başlar. Nefes darlığının derecesi, sıvı birikimini ve hastalığın şiddetini gösteren önemli bir parametredir. Mesela normalde gündüzleri hissedilmeyen nefes darlığı, gece yatınca gündüz bacaklarda biriken sıvının vücuda dönmesiyle akciğerlerde toplanmasına ve gece nefes darlığıyla uyanma veya sırtüstü yatamama gibi belirtilerle ortaya çıkabilir. Bu ve benzeri nefes darlığı şikayetleri doktora müracaat nedeni olur.

Kilo artışı ve ödem

Kalp yetersizliğinde belirtiler arasında en sık rastlananlardan biri de ödemdir. Kalp yetersizliğinin seyri sırasında vücutta meydana gelen kimi değişiklikler sonucunda vücutta su ve tuz tutulur. Su ve tuz tutulması sonucunda ödemin akciğerlerde birikmesi nefes darlığı ile sonuçlanırken, vücudun diğer kısımlarında sıvı birikmesi ödem şeklinde kendini gösterir. Ayakbileği ve bacaklarda parmakla basınca çukurluk (godet) bırakan ödem bu sıvı birikmesinin en sık görülen şeklidir. hasta tarafından genellikle ayakkabıların dar gelmeye başlaması, çorapların iz yapması gibi belirtilerle farkedilir. Bacak şişmeleri kimi vakalarda kasıklara kadar çıkabilir, hatta testis torbalarını büyütüp kese gibi sarkmasına neden olabilir. Kimi zaman bacaklarda fazla miktarda biriken ödem bacak derisinde hasara yol açarak yaralar ve çatlaklar oluşturabilir. Bu yara ve çatlaklardan ödem sıvısının dışarı sızması bile söz konusu olabilir.

Kalp yetersizliğinde belirtiler arasında basmakla çukur bırakan ödem
Basmakla çukur bırakan ödem

Ödem sıvısının bir başka biriktiği yer karın boşluğudur. Karaciğer üzerinde artan basınç baskısıyla karaciğer büyür ve karın boşluğuna sıvı sızar. Assit adı verilen karın boşluğundaki sıvı birikimi karnın büyüyüp şişmesine neden olur. Bu durum vücudu ağırlaştırıp hareketi güçleştirir ve sindirim fonksiyonunun aksamasına neden olur. Aynı basınç artışı karın ağrısı ve şişkinlik nedeni de olur. Karaciğer üzerindeki sıvı yükünün uzun süre kalması karaciğer yetersizliğine kadar giden sonuçlara yol açabilir.

Benzer şekilde, vücutta sıvı artışı sonucunda akciğer zarında da sıvı birikebilir. Biriken sıvı akciğeri sıkıştıracağı için nefes darlığına ve vücuda alınan oksijen miktarının azalmasına yol açar.

Vücutta ödem oluşması için vücut ağırlığının %10’undan daha fazla sıvı birikimi gerekir. Bu nedenle vücuttaki sıvı birikimini anlamanın en önemli yolu düzenli kilo takibidir. Kısa sürede kilo almak genellikle vücutta ödem sıvısı biriktiğinin işaretidir.

Öksürük

Kalp yetersizliğinde öksürük başlıca üç nedenden ötürü ortaya çıkabilir. Bu nedenlerden birincisi akciğerlerde sıvı birikiminin yarattığı tahriştir. Özellikle hasta sırtüstü yattığı zaman öksürük daha belirgin olur ve nefes darlığı eşdeğeri kabul edilir. Kalp yetersizliğinde öksürük sırasında bazen balgamda çizgi halinde kan da bulunabilir. Bu durum özellikle kalp yetersizliğinin zemininde mitral kapak hastalığı gibi bir durum olduğunda daha sıktır.

Kalp yetersizliğinde öksürüğün ikinci nedeni, kalp yetersizlikli hastada birlikte bulunan kronik bronşit, KOAH, astım gibi başka akciğer sorunlarının kalp yetersizliği zemininde şiddetlenmesidir. Son olarak da, kalp hastalığı veya hipertansiyon tedavisinde kullanılan kimi ilaçlarda istenmeyen etki olarak öksürük görülebilir.

Her durumda, kalp yetersizlikli bir hastada yeni ortaya çıkan öksürük, hastanın doktoru ile görüşmesini gerektiren bir durumdur.

Çarpıntı kalp yetersizliğinde belirtiler arasında önemlidir

Kalp yetersizliğinde belirtiler arasında yer alan çarpıntı, kalp atışının hızlanması veya düzensiz vurular şeklinde hissedilebilir. İstirahatte kalp atım sayısı dakikada 90-100 üzerine çıkmışsa bu kalp yetersizliğinin kötüye gittiğinin işaretidir. Ayrıca kalp atışlarının düzensizleşmesi de (ekstrasistoller veya atrial fibrilasyon) kalp yetersizliğiyle bağlantılı olarak ortaya çıkabilir. Her durumda, şekli ne olursa olsun, çarpıntı doktora müracaat için bir nedendir.

Kalp yetersizliğinde belirtiler arasında çarpıntı önemli ritm bozukluklarının habercisi olabilir
Kalp yetersizliğinde belirtiler arasında çarpıntı önemli ritm bozukluklarının habercisi olabilir

Çabuk yorulma ve halsizlik

Kalp yetersizliği olanlarda başlangıçta ağır aktiviteler sırasında (koşma, merdiven çıkma vb.) hastalık ilerledikçe daha hafif aktiviteler (düz yolda yürüme vb.) ve daha ileri evrede ev içinde bulaşık yıkama, banyo yapma, ev temizliği, giyinme-soyunma gibi günlük işlerde bile ortaya çıkan çabuk yorulma ve bitkinlik yakınmaları görülür.

Yorgunluk ve bitkinlik, kalbin azalmış pompalama yeteneğine bağlı olarak kas ve dokulara ihtiyaçtan az kan gitmesi sonucu oluşur. Yine aynı nedenle böbreklerden geçen kan da azalacağı için vücutta biriken atık maddeler de yorgunluğa katkıda bulunur. Kalp yetersizliği ile birlikte sık birarada olan kansızlık (anemi), tiroid sorunları, araya giren enfeksiyonlar da yorgunluk ve bitkinlik için önemli etkenlerdir.

Baş dönmesi ve bayılma

Özellikle ayağa kalkınca olan baş dönmesi, sersemlik ve bayılma beyne az kan gitmesi sonucu ortaya çıkar. Kalp yetersizliği olanlarda bu durum ya kalpteki ritm ve ileti bozukluklarının sonucu olarak veya kullanılan ilaçlara bağlı olarak ortaya çıkabilir. Her durumda, kalp yetersizliği olan bir hastada baş dönmesi, sersemlik ve bayılma yada bayılacak gibi olma ciddi bir durumdur ve hastanın kısa sürede doktoruyla görüşmesini gerektirir.

Göğüs Ağrısı

Kalp yetersizliği olan kişilerin üçte ikisinde koroner damar hastalığı da bulunur. Bu nedenle, kalp yetersizliği seyri sırasında göğüs ağrısının görülmesi kalp yetersizliğini akla getirmelidir. Özellikle eforla ortaya çıkan veya artan göğüs ağrısı koroner damar darlıklarını ifade edebilir. İstirahatte ani ortaya çıkan baskı şeklindeki göğüs ağrısının da yeni başlayan bir kalp krizinin belirtisi olması ihtimali yüksektir. Her durumda, kalp yetersizlikli bir hastada göğüs ağrısının ortaya çıkması, vakit kaybetmeden doktora başvurulmasını gerektiren bir durumdur.

Son söz

Kalp yetersizliği sadece hekim tarafından konulabilecek bir tanıdır. Yukarıda belirtilen yakınmalar kişide kalp yetersizliği olabileceğinin işareti olarak doktora gidilmesi gerektiğini işaret eder. Doktorun yapacağı muayene ve tetkikler kalp yetersizliği olup olmadığını ortaya koyabilir ve ona göre gerekli planlama yapılır. Her durumda, kalp yetersizliği, yakından izlenmesi gereken bir tablodur ve hasta ve yakınlarının bilinçli olması, hastalığın takibi sırasında yaşanabilecek sorunların çoğunu önleyebilir.

İlgili konular
Kalp yetersizliği kategorisi

KALP YETERSİZLİĞİ NEDİR?

Kalp yetersizliği, kalp perfomansının azalması sonucu, kalbin doku ve organlara gerekli ve yeterli kanı gönderememesi sonucu ortaya çıkan klinik bir tablodur. Kalp yetersizliği nedir sorusunun en doğru cevabı, tüm kalp hastalıklarının en son dönemi olduğudur.

Kalp yetersizliği, kalp perfomansının azalması sonucu, kalbin doku ve organlara gerekli ve yeterli kanı gönderememesi sonucu ortaya çıkan klinik bir tablodur. Kalp yetersizliği nedir sorusunun en doğru cevabı, tüm kalp hastalıklarının en son dönemi olduğudur.

Kalp yetersizliği her yaşta görülebilir, ancak sıklığı yaşla birlikte artar. 65 yaş altında rastlanma sıklığı %1 altında iken, 75-84 yaş arası sıklığı %7’ye, 85 yaş üzerinde ise %15’e çıkar. Kalp yetersizliği 65 yaş üstü kişilerde en sık hastaneye yatış nedenidir.

Normal kalp nasıl çalışır?

Kalp eşzamanlı kasılan iki odacıktan oluşur. Ayrıca kalbe dönen kanı bu odacıklara yönlendiren 2 küçük odacık daha vardır. Böylece kalp 2 boşluk sağ tarafta, 2 boşluk sol tarafta olmak üzere 4 boşluktan oluşmaktadır. Kalbin üst kısmındaki küçük odacıklara “kulakçık (atriyum)”, alt kısmındaki büyük odacıklara “karıncık (ventrikül)” adı verilir.

Temelde kalbin pompa gücünü sağlayan boşluklar ventriküller olup, ventriküller arasında da pompa gücünün büyük bölümü sol ventrikül tarafından gerçekleştirilir. Her ventrikülde kanın geri kaçışını önlemek üzere giriş ve çıkış kısmında birer kapakçık bulunur.

Kalpteki odacıkların duvarları özel kalp kasından oluşmaktadır. Atriyum ve ventriküller eşzamanlı ve ardısıra kasılarak uyumlu çalışırlar. Her kalp atımının başında, kalbin kasılması için özelleşmiş bir odaktan çıkarılan elektriksel sinyal tüm kalbe yayılarak kalp kasının kasılmasını sağlar. Önce atriyumlar kasılarak açık olan kapakçıklarından ventriküle doğru kanı iter. Daha sonra elektriksel uyarı ventrikül kasına doğru ilerlediğinde, ventriküllerin kasılmasını sağlayarak kanı kalpten akciğer ve tüm vücuda doğru atar. Ventriküller kasılırken atriyumlar gevşeyerek kanla dolar ve sonraki atımın başlamasına olanak sağlar.

Kalp yetersizliği nedenleri nelerdir?

Kalp yetersizliği pek çok nedene bağlı olarak ortaya çıkabilir. Ancak tüm kalp yetersizliklerinin 2/3’ünden koroner damar hastalığı ve geçirilmiş kalp krizi sorumludur. Diğer kalp yetersizliği nedenleri aşağıdadır.

  • Hipertansiyon
  • Kalp kapak hastalıkları
  • Kalp ritmi bozuklukları
  • Kalp kası enfeksiyonları
  • Doğumsal kalp hastalıkları
  • Kalıtımla geçen kalp hastalıkları

Kalp yetersizliği nasıl gelişir?

Kalp yetersizliği, kalbin kendine gelen kanı akciğerler ve tüm vücuda pompalamada yetersiz kalmasından kaynaklanır. Kan pompalamadaki yetersizliğin nedeni, kalp kasının kasılmasındaki performans azalması veya kalp kasının gevşeme bozukluğu olabilir. Kalp kasılma gücünde azalma varsa genellikle kalp kası gevşeme bozukluğu da vardır. Ancak tek başına kalp kası gevşeme bozukluğu yaşlılarda, yüksek tansiyonlularda, diyabetlilerde ve kadınlarda daha sık görülür.

Sistolik ve diastolik kalp yetersizliği nedir?
Sistolik ve diyastolik kalp yetersizliği

Sonuçları açısından kalp yetersizliği nedir?

Kalp, kasılma gücünün bir bölümünü kaybettiyse ve yeterince kasılamıyorsa, organ ve dokuların ihtiyaç duyduğu miktarda kanı pompalamada yetersiz kalır. Doku ve organlara yeterli kan gönderilememesine bağlı olarak halsizlik, yorgunluk, efor kapasitesinde azalma ve kalbin kendine gelen kanı çevirememesine bağlı olarak da akciğerler ve vücutta sıvı birikimi sonucu nefes darlığı, bacaklarda/karında/vücutta şişme (ödem) gibi yakınmalar ortaya çıkar.

Kalp yetersizliğinde, bir taraftan kalp doku ve organlara gerektiği kadar kanı sağlamaya çabalarken, doku ve organlar da kalp yetersizliği durumuna uyum sağlamaya çalışır. Bu durum kalp ile doku ve organların kalp yetersizliğine adaptasyonu olarak bilinir.

Kalp ihtiyacı karşılamak üzere daha fazla kanı pompalamak için hızını arttırır (taşikardi). Kalbin boşluklarının genişlemesi ile kalbin içinde daha fazla kan birikir (dilatasyon). Dilatasyon kimi zaman kalp yetersizliğinin sebebi, kimi zaman da sonucudur. Kalbin kasılma gücünün arttırılma ihtiyacı kalp duvarlarının kalınlaşmasına yol açar (hipertrofi). Ayrıca vücuttaki birçok hormonal mekanizmalar devreye girerek dolaşan kan miktarı arttırılmaya ve kanın vücuttaki yönelimleri değiştirilerek hayati organlar korunmaya çalışılır. Ancak zamanla adaptasyon mekanizmaları yetersiz kalır ve hatta yarardan çok zarar vermeye başlar.

Akut ve kronik kalp yetersizliği nedir?

Kalp yetersizliğinde yakınmaların ortaya çıkışı, süresi, ciddiyeti her hastada farklıdır. Kalp yetersizliğinin, kronik kalp yetersizliği ve akut kalp yetersizliği olmak üzere iki farklı klinik tipi vardır. Kronik kalp yetersizliği, yakınmaların yavaş geliştiği ve zamanla kötüleştiği klinik tablodur. Akut kalp yetersizliği ise yakınmaların aniden geliştiği ve ciddi nefes darlığı ile seyreden ağır bir klinik tablodur. Kronik kalp yetersizliği bulunan olgularda zaman zaman akut kalp yetersizliği tablosu gelişebilmektedir.

İlgili konular
Kalp yetersizliğinde nelere dikkat edilmeli?
Kalp yetersizliği ve diyet
Kalp yetersizliği ve egzersiz